Cezayir hükümetinde erken seçimlere hazırlık olarak kabine değişikliği sinyalleri veriliyor

Bazı bakanlar, görevlerini yerine getirememeleri nedeniyle topun ağzındalar

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun
TT

Cezayir hükümetinde erken seçimlere hazırlık olarak kabine değişikliği sinyalleri veriliyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun

Cezayir hükümeti yetkilileri, ekonomik ve sosyal sorunların artması nedeniyle eleştiri oklarının hedefi haline geldiler. Eleştiriler, henüz bir yıldır görevde olan hükümette yakın zamanda değişiklikler olabileceğinin sinyallerini veriyor. Gözlemciler, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un söz verdiği erken genel seçimlere hazırlık olarak ‘fazla ön plana çıkmayan’ bazı bakanlıklarda değişiklik yapılabileceğini düşünüyorlar.
Gözlemciler, Cumhurbaşkanı Tebbun’un, Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre yeni tip koronavirüs (Kovid-19) enfeksiyonunun sonuçlarından biri olarak geçtiğimiz çarşamba günü ayağından ameliyat olduğu Almanya'dan dönüşünde hükümette bir takım değişikliklerin olmasını bekliyorlar.
Tebbun’un görevlerinde başarısız olan bazı bakanları görevden alacağı yönündeki beklentiler ifade edilirken görevden alınması beklenen isimler arasında bir yıldır temel ürün ticareti yapan tüccarlara ve ürünlerin fiyatlarıyla oynayan spekülatörlere karşı mücadelede başarısız olan Ticaret Bakanı Kemal Rızzik de yer alıyor. Yaygın olarak tüketilen ürünlerin çoğunun fiyatlarında son iki hafta içinde önemli bir artış yaşandı. Rızzik, bu artışı, hükümetin geçtiğimiz aylarda para birimini devalüe etmek için alınan tedbirlerle açıkladı. Bakan Rızzik, göreve geldiği ilk gün başlattığı ‘süt mafyasını ortadan kaldırma’ çalışmalarından dolayı sosyal medyada alay konusu olmuş, sert eleştirilere maruz kalmıştı. Bu durum Bakan Rızzik’i etkilemiş gibi görünüyor.
Aynı şekilde topun ağzında olan bir diğer isimin ise halkın kendisinden memnun olmadığı Sanayi Bakanı Ferhat Ait Ali (Hirak’tan (halk hareketi) eski bir aktivist) olduğu düşünülüyor. Bakan Ali, özellikle geçtiğimiz hafta Sanayi Bakanlığının otomobil ithalatı için ruhsat verdiği dört sanayi yatırımcısının isimlerini açıklamayı reddettiği için halkın memnuniyetsizliği ile karşı karşıya kaldı. Bakan Ali, kendisini kamuoyu önünde ‘şeffaf olmamakla’ suçlayan Cezayir Başbakanı Abdulaziz Cerrad’ın kışkırtıcı eleştirilerine rağmen kararını savunmuştu. Bunun üzerine Başbakan Cerrad, bu tutumundan ötürü Bakan Ali’nin ‘yakın bir zamanda yapılması beklenen kabine değişikliğinde’ görevden alınması için elinden geleni yapma sözü vermişti.
Görevden alınma ihtimali yüksek olan bakanlar listesinde, Bakanlığı petrol piyasasındaki dalgalanmalarla başa çıkmakta zorlanan Enerji Bakanı Abdulmecid Attar da yer alıyor. Bakan Attar, petrol ve gaz kaynaklarının artık devlet hazinesine fon sağlamak konusunda güvenilir olmadığını belirtmişti.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Tebbun, bir takım çabalar ve kararlarla, iktidara geldiği koşulları ortadan kaldırmak için meşru yollar arıyor. Bununla birlikte Tebbun’un ilk projesi olan ve 1 Kasım’da yapılan anayasa referandumu başarısızlıkla sonuçlandı. Referanduma karşı geniş kapsamlı bir boykot yapılırken katılım oranı yüzde 37’de kaldı. Cezayirlilerin büyük bölümünü memnun etmeye çalışan Cumhurbaşkanı, bunun için halkın protesto ettiği bakanları ve yöneticileri görevden almayı tercih ediyor.
Cumhurbaşkanı daha önce Tunus'tan havayolu için gıda tedariki ithalatıyla ilgili maliyetli bir anlaşma yapıldığı gerekçesiyle Ulaştırma Bakanı ve Cezayir Havayolları Genel Müdürü'nü görevden almıştı.
Tebbun, Almanya'ya gittiği gün (10 Ocak) Başbakan Abdulaziz Cerrad hükümetinin performansından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi. Bu da ‘yakında kabinede değişiklik olabileceği’ yönündeki söylentileri ve spekülasyonları artırdı.
Cezayirli Siyaset Bilimi Profesörü Şerif İdris'e göre ortada ‘siyasi bir kriz ve bir güven bunalımı’ var. Anayasa ile ilgili son referandumun, Cezayir’in siyasi bir krizle karşı karşıya olduğunu ortaya koyduğunu belirten Prof. İdris, hükümetin değişim istediğini iddia etmesine rağmen eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika rejimi uygulamalarının sürmesinin bunun bir kanıtı olduğunu söyledi.
Prof. İdris sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhurbaşkanı yeni seçim yasa tasarısını çıkarırken hükümette kısmi bir değişiklik yapılması mevcut koşullarda en mantıklı olandır. Cumhurbaşkanı erken genel seçimlere giderse radikal bir değişim olacağını ve bu yıl bitmeden yeni bir hükümetin kurulacağını düşünüyorum.”
Şarku’l Avsat’a konuşan avukat ve siyasi aktivist Abdurrahman Salih ise, “Cezayir siyasi sisteminin doğasını ve bir bakanın, büro başkanından icra direktörlerine kadar çalışanlarını atama hakkına sahip olmadığını hesaba katarsak, bakanın yetkileri ve yerine getirmesi gereken görevleri arasında kaybolduğunu görebiliriz. Bakanlığı düzeyinde kendisinin gerçek bir etkisinin olmadığı da anlaşılabilir. Bu açıdan bakıldığında bir bakanın görevden alınması, sistemin kusurlarını örtmek için en kolay yol haline geliyor” şeklinde konuştu.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.