Avrupa aşı üreticilerine davalarla baskı yapıyor

Aşı üreticileri Avrupa’nın talebini karşılayamıyor (EPA)
Aşı üreticileri Avrupa’nın talebini karşılayamıyor (EPA)
TT

Avrupa aşı üreticilerine davalarla baskı yapıyor

Aşı üreticileri Avrupa’nın talebini karşılayamıyor (EPA)
Aşı üreticileri Avrupa’nın talebini karşılayamıyor (EPA)

Avrupa ülkelerindeki çoğu sağlık sistemi, Avrupa Birliği’ndeki (AB) aşı tedarik zincirinin günbegün karşılaştığı engellerin yanı sıra İngiltere’de ortaya çıkan, daha hızlı yayılabilen türü veya mutasyonu nedeniyle giderek karmaşıklaşan ve tehlikeli hale gelen ezici bir salgın dalgasının ağırlığı altında inliyor. İngiltere’de ortaya çıkan yeni tür ile ilgili güncel verilere göre, bu tür sadece öncekinden daha hızlı yayılmakla kalmıyor ve 60 yaşın üzerindeki enfekte kişiler arasında daha ölümcül olabiliyor.
Avrupa Komisyonu günlerdir üye devletlere, Pfizer şirketinin aşılarının önümüzdeki haftalardaki tesliminde olacağını duyurduğu gecikmenin, bu yılın ilk çeyreğinin bitiminden önce telafi edileceğine dair güvence vermeye çalışıyor. Diğer yandan, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AstraZeneca şirketinin üst düzey yetkililerini, cumartesi günü yaptığı açıklamada belirttiği üzere söz verilen dozların yüzde 60’ından fazlasını önümüzdeki Mart ayı sonuna kadar teslim edememesine yol açan nedenlerin ayrıntılarını öğrenmek için salı günü Brüksel’de acil bir toplantıya davet etti.
Avrupa Komisyonu günlerdir, aşıların teslim edilmesindeki gecikmeden etkilenen bazı üye devletlerin, ilaç şirketlerine karşı, kendileriyle yapılan sözleşmelerin şartlarını yerine getirmeme, aşılama kampanyalarındaki gecikmeler nedeniyle halk sağlığına ve ülke ekonomisine zarar verme suçlamaları ile dava açılmasına yönelik baskıya maruz kalıyor.
İtalya Başbakanı Giuseppe Conte aşıların gelişindeki gecikmeyle ilgili haberlerin doğrulanmasının ardından, dün (Pazar) Sağlık Krizi Yönetim Komitesi ile acil bir toplantı yaptı. Başbakan toplantının sonunda, hükümetin bu yılın ilk çeyreğine yönelik, yarıya indirmesi beklenen aşılama planını yeniden gözden geçirmek zorunda olduğunu duyurdu. Hükümeti parlamentoda çoğunluk kriziyle karşı karşıya olan ve birkaç gün içinde görevinden alınabilecek olan Conte aşıların tesliminin gelişmesi ile ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Aşıların teslimindeki gecikme hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu, Komisyon tarafından imzalanan sözleşme şartlarının tehlikeli bir ihlalidir ayrıca üye ülkeler adına şirketler ile Avrupa Komisyonu arasında yapılan sözleşmelerde verilen taahhütlere dayanarak aşılama planını geliştiren İtalya’ya sağlık ve ekonomi açısından büyük zarar veriyor.”

Conte sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:
“Hükümet, bu yılın ilk çeyreğinde vaat edilen aşı dozlarının miktarının düşürüldüğünü açıklayan iki şirkete, Pfizer ve AstraZeneca’ya karşı İtalyan mahkemelerinde dava açmaya karar verdi. Aşılarının henüz Avrupa İlaç Ajansı’ndan onay almadığının bilinmesi gerekiyor.”
Şarku’l Avsat’ın son iki günde konuştuğu Avrupa Komisyonu yetkilileri, vaat edilen aşı miktarlarının teslimatındaki gecikmenin, iki şirketin iddia ettiği gibi, üretim araçlarının değiştirilmesi ve geliştirilmesi gerekliliğinden değil, belirtilen zamana yetişecek şekilde üretim imkanları olmayan miktarlarda teslim edeceklerini belirten imza atmış oldukları veya belki de, aşı dozlarını daha yüksek fiyatlarla satmak için diğer yetkililerle veya ülkelerle sözleşme imzalamış olmalarına yönelik şüphelerin gerçekliğini de uzak bir ihtimal olarak görmüyor.
Avrupa’nın şimdiye kadar ki daha sert tutumu, Avrupa Komisyonu’nu, dozların üye ülkelere dağıtılmasında nüfuslarının yanı sıra aşı dağıtım imkanlarının göz önüne alınmasına yönelik ek bir standardı kabul etmeye ikna etmede başarısız olan ve aşılama kampanyalarında AB ülkeleri arasında ön saflarda yer alan İtalya'nın benimsediği tutumdur.
AB, ilaç şirketlerini aşı miktarlarını zamanında teslim etmeleri için anlaşmalara saygı göstermeleri konusunda zorunda olduklarını belirtti
AB Konseyi Başkanı Charles Michel ise salı günü yaptığı açıklamada, AB’nin ilaç şirketlerini aşı miktarlarını zamanında teslim etmeleri için imzalanan anlaşmalara saygı göstermesini zorunda tutmak amacıyla mevcut tüm yasal yollara başvuracağını söyledi.
Brüksel’deki Avrupalı ​​diplomatik kaynaklara göre, Fransa, Almanya ve İspanya’nın sadece diğer şirketler üzerinde önleyici bir baskı oluşması ve önümüzdeki aylarda benzer sürprizlerin yaşanmaması için bile, söz konusu iki şirket hakkında mahkemeye başvurarak İtalya örneğini takip etmeleri muhtemel görünüyor. Komisyon ise üye devletlere, üretici firmalar ile imzalanan sözleşmelerin aşı dozlarının üçer aylık miktarlarda teslim edilmesini içerdiği bu nedenle ertelenen miktarların belirlenmesi için yılın ilk çeyreğinin sonuna kadar beklenmesi gerektiğini belirterek mahkemeye başvurmadan önce dikkat olma ve bekleme çağrısında bulundu.
Avrupa Komisyonu uzmanları, vaat edilen aşı miktarlarının teslimatındaki gecikme sebebiyle, çoğu üye ülkenin, yılın ilk yarısının sonuna kadar doktorların, sağlık çalışanlarının, 80 yaş üzeri kişiler ve belki de 75 yaş üzeri ve kronik hastalıklardan muzdarip olan kişilerle sınırlı olan aşılama kampanyalarında belirlediği hedefleri düşürmek zorunda kalacaklarını ve yılın ilk yarıyılında aşılanması planlanan 60 yaş üstü öğretmenler, güvenlik güçleri mensupları ve tutuklular ise ikinci aşamayı beklemek zorunda kalacaklarını öngörüyorlar.
Avrupa İlaç Ajansı (EMA) vaat verilen dozların teslim edilmesindeki gecikmeyi telafi etmek için ulusal fabrikalara başvurulabileceğini belirtti ancak fabrikaların bu yeni aşıları üretmek için gerekli ekipman, cihaz ve malzemelerle donatılması için en az beş aylık bir süre gerektiriyor.
AB ülkelerinde aşı kampanyalarında aksamaya neden olan, aşıların gelişini geciktirmelerden, korunmalarının sağlanmasındaki zorluklara ve dağıtımları için yeterli teknik imkanların olmamasına kadar tüm engel ve zorlukların yanı sıra, bazı ülkeler onaylanmış sağlık önceliklerine uygun olarak aşı dağıtımı için belirlenen süreleri ve standartları aşılması konusunda artan ihlallerle karşılaşıyorlar.
İtalya’da aşılama kampanyalarını denetiminden sorumlu polis teşkilatı, Sicilya’nın başkenti Palermo şehri gibi ülkenin güney bölgelerinde dağıtılan aşıların yüzde 25’inin yüksek risk altındaki birinci grupta yer almayan kişilere verildiğini tahmin ediyor.
İspanyol Ordusu Genelkurmay Başkanı General Miguel Angel Villaroya kendisinin ve komutasındaki bazı kıdemli subayların öncelikli olmadıkları halde aşı yaptırmaları ortaya çıkması üzerine cumartesi günü istifasını sunduğunu bildirildi.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.