Londra: Husilerin Sana üzerindeki kontrolü İran nüfuzunu artırıyor

İngiliz büyükelçisi, çatışmayı çözmenin en iyi yolunun barış istişareleri olduğunu söyledi

Michael Aron
Michael Aron
TT

Londra: Husilerin Sana üzerindeki kontrolü İran nüfuzunu artırıyor

Michael Aron
Michael Aron

https://aawsat.com/home/article/2762981/%D8%A2%D8%B1%D9%88%D9%86-%D9%84%D9%80-%C2%AB%D8%A7%D9%84%D8%B4%D8%B1%D9%82Sosyal medyada aktivistler, politikacılar, hatta Yemenli vatandaş tarafından çokça eleştirilen Birleşik Krallık’ın Aden Büyükelçisi Michael Aron, bazıları tarafından darbeci Husi grubundan yana olmakla ve onları desteklemekle suçlanıyor. Diğer yandan Husiler ise Aron’u Yemen ve halkına karşı Arap Koalisyonu ve meşruiyetin yanında yer almakla itham ediyor.
Her iki tarafın da görüşlerini anladığını söyleyen Aron, çabaları ve diğer büyükelçilerin, defalarca yapılan tüm suçlamaları göz ardı ederek öncelikle savaşı durdurmaya ve Yemen halkının çektiği acıları hafifletmeye odaklandığına inanıyor.
Husilerin, Yemen başkenti Sana'daki kontrolünün İran’ın Yemen'deki nüfuzunu artıracağına inanan Aron, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şöyle diyor:
“Yemen toplumunu ve okulların müfredatını değiştiren Husiler, üniversiteler üzerinde kontrol sağlıyor ve onları değiştiriyorlar. Çocukları cepheye, öğrencileri ise İran’ın Kum şehrine gönderiyorlar. Bu, Yemen toplumu için felaket sayılıyor. Nitekim Husiler, sahada ve toplumdaki koşulları değiştiriyor. süre uzadıkça soruna bir çözüm bulunamaması, savaşın durması ve Yemen toplumunun Husiler tarafından ideolojik değişime uğratılması sebebiyle kuzey Yemen’deki İran nüfuzu gittikçe artacaktır.”
“Yemen toplumu, İran nüfuzu, Husi ideolojisi ve gelenekleriyle beş yıl sonra tamamen farklı bir hal alacak” ifadelerine başvuran Aron, Husi hareketinin 21 Eylül 2014'ten bu yana devlete karşı darbe yürüttüğüne, Yemen başkenti Sana'yı kontrol altına aldığına atıfta bulunuyor.
Husilerin lideri Abdulmelik Husi ve diğer iki lideriyle birlikte ABD terör listesinde yer alan Husi grubu, siyasi çözüm çabalarını engelleme yönündeki hiçbir fırsatı kaçırmıyor. Nitekim grup, geçtiğimiz yıl sonunda Aden Uluslararası Havalimanı'na füze saldırısında bulunmuştu. Hükümet üyeleri ve başbakan saldırıdan mucizevi bir şekilde kurtulmuş; ancak onlarca ölü ve yaralı kaydedilmişti.
Bir suç olarak nitelendirdiği havalimanı saldırısının Riyad Anlaşması’nın uygulanmasını engellemeye ve daha fazla soruna yol açmaya yönelik başarısız bir Husi girişimi olduğu düşüncesinde olan Aron, “Bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz” diyor.
Husilerin havalimanı saldırısı sorumluluğundan kaçma girişimine rağmen ABD ve İngiltere’nin bu saldırıyı Husilerin gerçekleştirdiğinden emin olduğunu söyleyen Aron, “Bu konuda uluslararası toplumu tek bir konuma getirmeye çalışıyoruz. Bazı ülkeler Husilerin sorumlu olduğuna ikna olmasa da İngiltere ve ABD buna ikna olmuş durumda” diyor.
Husilerin müzakere etme ve barış arzusuna dair ciddi bir sinyal vermesi gerektiğini söyleyen Aron, “Böyle bir şeyle karşılaşmadık. Şahsen buna ihtiyacımız olmadığını düşünsem de terör listesinde yer almalarının bunda bir rolü olabilir. Aksine uluslararası toplumun Husilere baskı uygulamasına ihtiyacımız var. Bugün savaşı sürdürme -ki bu oldukça zor- ya da bir yıl önce savaşan Geçiş Konseyi ile Yemen hükümetinin yaptığı gibi müzakerelere oturma seçenekleri mevcut. Husilerin birçoğu dahi, barışı ve savaşın sona ermesini istiyor” ifadelerine başvuruyor.
Çatışma taraflarından kendisine yöneltilen suçlamalara değinen Aron, “Pek çok kişi, Husilerle görüşmek istediğim için beni suçluyor. Ben ise Husiler ortak olacak şekilde hükümetin Sana’da tekrar güç elde etmesini istiyorum. Başkan’ın Sana’da olmasını istiyoruz; geçici bir başkent vesaire istemiyoruz” açıklamalarında bulunuyor.
Husiler ile herhangi bir anlaşmaya varmanın bugün Yemen toplumunda meydana gelen değişimi, dolayısıyla İran nüfuzunu durduracağına inanan Aron, “Suudi nüfuzunun İran nüfuzundan çok daha büyük ve daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ancak Suudiler Yemen haricinde olduğu taktirde bu nüfuzu kullanmaları imkansız. Bu nedenle, Sana'ya dönüp devleti yeniden inşa etmeye başlamak için siyasi güçlere ihtiyacımız var; bu da uluslararası toplumun istediği bir şey” diyor.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe