Kovid-19 neden erkeklerde daha fazla ölüme yol açıyor?

Cevap, bağışıklık sistemi işlevine bağlı genleri içeren “X kromozomu” ile ilgili olabilir

İtalya’nın Milano şehrinde Kovid-19’a yakalandıklarından şüphelenilen hastalardan alınan örnekleri inceleyen bir sağlık çalışanı. (Reuters)
İtalya’nın Milano şehrinde Kovid-19’a yakalandıklarından şüphelenilen hastalardan alınan örnekleri inceleyen bir sağlık çalışanı. (Reuters)
TT

Kovid-19 neden erkeklerde daha fazla ölüme yol açıyor?

İtalya’nın Milano şehrinde Kovid-19’a yakalandıklarından şüphelenilen hastalardan alınan örnekleri inceleyen bir sağlık çalışanı. (Reuters)
İtalya’nın Milano şehrinde Kovid-19’a yakalandıklarından şüphelenilen hastalardan alınan örnekleri inceleyen bir sağlık çalışanı. (Reuters)

Kovid-19dan yaşamını yitiren erkeklerin sayısı neden kadınlardan daha fazla? Bilim insanları, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalanan yaşlı erkekler arasındaki ölüm sayısının aynı yaş grubundaki kadınlara kıyasla iki kat olması sebebiyle bu sorunun cevabını aramaya devam ediyor.
Erkeklerdeki ölüm oranının kadınlardaki ölüm oranlarından fazla olduğu birçok kronik hastalık vakalarında bilimsel olarak ispatlanmıştı. Ancak Kovid-19’a bağlı ölümlerdeki büyük farkın diğer hastalıklardan başka sebeplere dayandığı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından da kabul ediliyor.
Kadınların bağışıklık sistemlerinin genel olarak erkeklerinkinden  daha etkili olduğu biliniyor. Çalışmalar, örneğin, mevsimsel grip aşısının kadınlarda erkeklerden daha güçlü bağışıklık oluşturduğunu ve erkeklerin AIDS ile enfekte olduklarında kadınlara göre daha fazla viral yük taşıdıklarını gösteriyor. ABD'deki Yale Üniversitesi'nden araştırmacılar Takehiro Takahashi ve Akiko Iwasaki konuya dair bilimsel dergilerde yayınlanan bir araştırmanın sonuçlarını doğruladılar. Söz konusu Araştırma şu an WHO uzmanları ve bağımsız araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından inceleniyor.
İki araştırmacı, kadınların bağışıklık gücünün doğduktan sonraki ilk aylardan itibaren ortaya çıktığını belirtiyorlar. Birçok hastalığa karşı erkeklerden daha fazla direnç göstermelerinin sebebi olarak da bu durumun önemi vurgulanıyor. Zira Kovid-19 kaynaklı ölümler koronavirüsten değil, enfeksiyon nedeniyle bağışıklık sistemininin etkilenmesinden kaynaklanıyor.
Vücudun koronavirüs ile enfekte olunmasından günler sonra, davetsiz misafir ile savaşmak ve onu ortadan kaldırmak için bağışıklık sistemindeki “özel kuvvetleri” uyardığı varsayılan büyük miktarlarda enflamatuar protein maddeleri salgılamaya başladığı biliniyor. Ancak bu enflamatuar proteinler ağır vakalarda savunma sistemini yanlış yönlendirerek akciğerlerin işlevini bozuyor ve ölüme neden oluyor.
Bilimsel araştırmalara göre erkekler, özellikle de yaşlılar, bu protein maddelerinden ve enfekte hücreleri tanımlayıp yok edebilen lenfosit hücrelerinden daha büyük miktarlarda salgılıyorlar.
Colorado Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından geçen ekim ayının başında yayınlanan bir çalışmada, bazı Kovid-19 hastalarının durumlarını kötüleştiren ve çoğunlukla ölüme yol açan antikorlar ürettikleri ve bu kişilerin yüzde 95’inin erkek olduğu belirtildi. Erkeklerin bağışıklık sisteminin savaşması gerektiğinde adeta kendi önüne engeller koyduğu kaydedildi.
Biyolojik olarak bir erkek, anneden miras kalan X tipi ve babadan miras kalan Y tipi kromozomları taşırken bir kadının, biri babadan, diğeri anneden miras kalan iki X kromozomu taşıdığı biliniyor. Güncel araştırmalarda X kromozomunun bağışıklık sistemi işlevi için gerekli genleri içerdiği belirtiliyor.
Dört ay önce Hollandalı doktorlardan oluşan bir ekip 3lu yaşlarındaki erkek kardeşler üzerinde genetik çalışmalar gerçekleştirdi. Bu kişiler ciddi Kovid-19 enfeksiyonlarına maruz kalmışlardı ve aralarından biri virüs sebebiyle yaşamını yitirdi. Analizler, hastaların vücuda giren virüslerin izlenmesi için protein üreten TLR7 genlerinde kusur olduğunu ortaya çıkardı. TLR7 genlerinin erkeklerin iki kadınların ise bir tanesini taşıdığı X kromozomunda bulunduğu biliniyor.
Söz konusu araştırmayı yürüten Hollanda sağlık ekibinin başkanı Prof. Van der Bruck konuya dair şunları söyledi:
“Genellikle kadında X kromozomunun yalnızca bir kopyası aktif olur. Bu, hücrelerinin yaklaşık olarak yarısının babadan, diğer yarısının ise anneden miras alınan kopyaları kullandığı anlamına gelir. Böylelikle kadınlar bağışıklık sisteminin genlerinde bir bozukluk yaşadığında hasarlı kopyaları kullanmayan hücrelerle bunu düzeltilebilir.”
X kromozomu ayrıca, özellikle ilerleyen yaşlarda kadınlarda erkeklerden daha fazla bağışıklık sistemi tepkisi ritmini kontrol edebilen diğer genleri de taşıyor. Vücudun geri kalanı gibi bağışıklık sistemi de zaman geçtikçe yavaşlıyor. Ancak son araştırmalar bu yavaşlamanın ortalama olarak erkeklerde 63, kadınlarda ise 68 yaşında başladığını gösteriyor.
Kovid-19 hastası erkeklerin kadınlara göre neden daha fazla ölüm oranına sahip olduğunu gösteren araştırmaların sonuçları arasında kadınlık hormonu östrojenin bağışıklık sistemindeki birçok hücrenin işlevini kontrol ettiği ve aşırı aktifliği ile koronavirüs tehlikeli enfeksiyonlarını şiddetlendiren enflamatuar protein seviyelerinin düşürülmesine katkıda bulunduğu da yer alıyor.
Milano Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen güncel bir araştırma, östrojen hormonunun koronavirüsün hücrelere girmek için kullandığı proteinin üretimini artırdığını ancak bu proteinlerin enfeksiyon riskini yükselttiği yönündeki yaygın inanışın aksine enflamasyonu azaltmaya ve bağışıklık sisteminin ritmini kontrol etmeye katkıda bulunduğunu gösterdi. Ayrıca erkeklik hormonlarının üretimini azaltan tedavilerin Covid-19 ile enfeksiyon risklerini azaltmaya katkıda bulunduğuna dair de göstergeler bulunuyor.



Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy


Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
TT

Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)

Gossip Girl hayranları, Chuck Bass'in ikonik "Ben Chuck Bass" repliğini bir kez daha duyabilir mi? Bu ihtimal imkansız değil çünkü Ed Westwick, bir yan dizi gündeme gelirse karaktere yeniden hayat vermeye sıcak baktığını söyledi.

Kötü çocuk Chuck Bass'i canlandırmasıyla tanınan Ed Westwick'e, Hits Radio UK'e verdiği röportajda olası bir yan dizide rolüne dönüp dönmeyeceği soruldu. Westwick, karakterin zamanla Blair Waldorf'un sadık partnerine dönüşmesiyle dizinin en sevilen yüzlerinden biri olmuştu.

Oyuncu, "Chuck Bass'in şimdi nerede olduğunu görmek çok ilginç olurdu. Fakat herkesi yeniden bir araya getirmek gerçekten çok zor olur" dedi. Ardından da "Bu dünyada her şey mümkün. Evet, Chuck'ın bu aralar neler yaptığını bilmek harika olurdu, kesinlikle!" ifadelerini kullandı.

2007–2012'de 6 sezon süren Gossip Girl, Manhattan sosyetesinin içinde yaşayan zengin gençlerin skandallarla dolu hayatını izliyor, karakterlerin çıkarları için birbirlerini nasıl harcadığını anlatıyordu. 

Tüm bu kaos ise kimliği bilinmeyen acımasız bir blogger'ın anlatımıyla ekrana taşınıyordu. Dizinin oyuncu kadrosunda Westwick ve Meester'ın yanı sıra Blake Lively, Penn Badgley ve Chace Crawford gibi isimler de yer alıyordu.

Westwick, Hits Radio UK röportajında diziden en sevdiği sahneyi de anlattı. 

"En sevdiğim sahne, Empire State Binası'nın tepesinde olduğum sahneydi" diyen oyuncu, üçüncü sezon finalinde Chuck'ın Blair'ı binanın tepesinde beklediği anı hatırlattı: 

Empire State Binası'nın kimsenin giremediği ancak belki bir tamircinin falan girebildiği anten bölümünün içine tırmanmama izin vermişlerdi. Oraya çıkabilmek gerçekten çok havalıydı. Üzerimde bir smokin vardı.

Oyuncu sözlerini, "Bir sürü şey vardı, gerçekten çok eğlendik. Limuzinlerin arkasında geçen bazı sahneler de harikaydı. O dizinin parçası olduğum için çok şanslıyım" diyerek tamamladı.

Şu an için ilk Gossip Girl kadrosuyla bir yan dizi duyurulmuş değil. Öte yandan dizinin yeni oyuncu kadrosuyla çekilen yeniden çevrimi 2021–2023'te iki sezon sürmüştü. 

Ayrıca Deadline'ın dünkü haberine göre, dizinin ilham aldığı kitap serisinin yazarı Cecily von Ziegesar da Blair'ı merkeze alan ve ilk romanların 20 yıl sonrasında geçen bağımsız bir eser üzerinde çalışıyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Hits Radio UK, Deadline