Trablus hükümeti Terhune’de ihlaller yaşandığınıi kabul etti

Terhune ’deki toplu mezarlardan çıkarılan cesetlerin fotoğraflarını taşıyan Libyalılar. (AFP)
Terhune ’deki toplu mezarlardan çıkarılan cesetlerin fotoğraflarını taşıyan Libyalılar. (AFP)
TT

Trablus hükümeti Terhune’de ihlaller yaşandığınıi kabul etti

Terhune ’deki toplu mezarlardan çıkarılan cesetlerin fotoğraflarını taşıyan Libyalılar. (AFP)
Terhune ’deki toplu mezarlardan çıkarılan cesetlerin fotoğraflarını taşıyan Libyalılar. (AFP)

Terhune’de yaşayanlara yönelik ihlalleri resmen kabul eden Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) başkanı Fayiz es-Serrac, Petrol Tesisleri Muhafızları’nın bazı petrol yataklarını kapatmasıyla oluşan kriz hattına da dahil oldu. Libyalı kaynaklar, Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Libya Ulusal Ordusu (LUO) komutanı Mareşal Halife Hafter arasında uzlaşı olacağını öne sürdüler.
Yerel medya kaynakları ayrıntı vermeden, Salih’in Hafter ile bir araya geleceğini bildirdi. Salih’e yakın bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Salih’in yeni bir uzlaşıya hazırlık kapsamında Hafter’in oğullarından Belkasım ile görüşeceğini belirtti.
Diğer yandan Hafter konuya ilişkin sessizliğini korurken Fayiz es-Serrac ise 25 Ocak’ta basına sızan Savunma Bakanı Salah en-Nimruş’a hitaben bir mektubunda, Libya’nın kuzeydoğusundaki Tobruk’taki el-Harika Limanı’ndaki görevlilerin gecikmiş maaşlarının derhal ödenmesi talimatı verdi. Ardından Waha Petrol Şirketi 25 Ocak’ta yaptığı açıklamada, Libya’daki Petrol Tesisleri Muhafızları’nın Ras Lanuf ve Sidre limanlarında kısa süre devam eden kuşatmayı sona erdirerek ihracatın yeniden başlamasına izin verdiğini duyurdu. Ras Lanuf’taki bir petrol mühendisi, 25 Ocak’ta Ras Lanuf Limanı’ndaki faaliyetlerin yeniden başladığını aktardı.
El-Harika Petrol Limanı’ndaki görevliler de maaş ödemelerinin gecikmesini protesto etmek için limanı kapatırken petrol ihracatını da engellediler. Yerel arabuluculuk çabalarının, maaşların tam olarak ödenmesi ve sürekliliğinin sağlanması da dahil olmak üzere somut sonuçlara ulaşamadığı bildirildi. Görevliler geçen eylül ayından bu yana maaşların ve ikramiyelerin ödenmemesi nedeniyle petrol ihracatını engellemeye karar verdiklerini belirttikleri bir video yayınladılar.
Günlük 120 bin varil petrol ihraç eden el-Harika Limanı’nda faaliyetler Petrol Tesisleri Muhafızları’nın benzer protestoları nedeniyle bu ayın başlarında dururken diğer limanların da kapatılacağı yönünde tehditlerde bulunuldu.
UMH İçişleri Bakanlığı, güvenliği sağlama ve yasaları uygulama birimlerini desteklemek için Terhune’de şehrine güvenlik takviyeleri gönderildiğini duyurdu. Bakanlık, Trablus’taki Kolluk İdaresi şubesinden bir kuvvetin, İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın talimatıyla Terhune’deki Emniyet Müdürlüğü’ne destek sağladığını bildirdi.
UMH’ye bağlı Savunma Bakanı Salah en-Nimruş ise ‘Terhune’de tedavi ve intikam’ olayları olarak nitelendirdiği ‘ihlalleri’ kınadı. Nimruş askeri savcının, kentteki toplu mezar suçlarına karışan 3 binden fazla tugayı da kapsayacak şekilde tutuklama emri çıkardığına dikkat çekti. Bakan, Savunma Bakanlığı güçlerine ‘durumu kontrol altına almaları, şehirde huzursuzluğa neden olacak her türlü girişimi takip etmeleri ve ihlalde bulunanları ilgili makamlara sevk etmeleri’ talimatı verdi.
Terhunelilerin son iki gün içerisinde UMH’ye bağlı silahlı milislerin bir turistik alanı ve alışveriş merkezini harap ettiğini, ayrıca şehir halkına yönelik de suçlar işlediğini aktardılar.
5+5 olarak bilinen Ortak Askeri Komite, ülkenin doğusu ile batısı arasındaki sahil yolunun açılmasıyla ilgili operasyonel adımları görüşmek üzere 4 Şubat’ta bir toplantı gerçekleştirecek.
Askeri savcı ve LUO heyeti üyesi Tümgeneral Farac es-Savsaa, Hurgada görüşmelerinin ardından oluşturulan ortak güvenlik gücünün sahil yolunda konuşlandırılması için komite içerisinde tam bir uzlaşı olduğunu aktardı. Savsaa, LUO’nun Libya topraklarında silah mevcudiyetini hak eden tek taraf olduğu hususundaki ısrarına dikkat çekti. Ayrıca ordunun savaş alanlarından ve çatışma atmosferinden uzak bir şekilde, devlet kurumları tarafından kontrol edilme gerekliliği vizyonuna göre komitenin, ‘silahların geri çekilmesi, silahlı milisleri entegrasyonu ve terhis edilmesi’ faaliyetleriyle ilgili olarak çalışmaların devam ettiğini kaydetti.
Ancak Sirte ve Cufra'nın Güvenliğini Sağlama ve Koruma Operasyon Odası olarak bilinen UMH’ye bağlı güçler, 25 Ocak’ta Mısrata’daki kara geçiş yollarını geçitlerini kapatarak Sirte’ye uzanan yolu kesmeyi sürdürdü.
Bir LUO yetkilisi de 25 Ocak’ta televizyondan yaptığı açıklamada Müslüman Kardeşler’in ‘teknik nedenlerden dolayı çıkışlarının günlerce gecikebileceğini açıkça belirtmesi sonrasında’, paralı askerlerin Libya’dan çıkarılmasını engellemeye çalıştığını vurguladı.
İtalya’nın Trablus Büyükelçiliği, 25 Ocak’ta Tunus’ta İtalya belediye başkanları ve yetkilileri ile Libyalı mevkidaşları arasında gerçekleştirilen ilk sempozyum kapsamında bir görüşme yapıldığını duyurdu. Büyükelçilik, iş birliği programı çerçevesinde ‘Libya’daki merkezi ve yerel yönetimlerin hizmetlerini iyileştirme kapasitelerini geliştirme’ meselesinin görüşüldüğünü bildirdi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.