Porto Riko'dan kadına yönelik şiddete karşı OHAL kararı

Yerel sivil toplum kuruluşları kadına yönelik şiddet olaylarının önlenmesi için yıllardır mücadele veriyor (AFP)
Yerel sivil toplum kuruluşları kadına yönelik şiddet olaylarının önlenmesi için yıllardır mücadele veriyor (AFP)
TT

Porto Riko'dan kadına yönelik şiddete karşı OHAL kararı

Yerel sivil toplum kuruluşları kadına yönelik şiddet olaylarının önlenmesi için yıllardır mücadele veriyor (AFP)
Yerel sivil toplum kuruluşları kadına yönelik şiddet olaylarının önlenmesi için yıllardır mücadele veriyor (AFP)

Porto Riko yönetimi, kadınlara yönelik köklü şiddet sorunuyla mücadele için olağanüstü hal ilan ederek, aktivistlerin yıllardır talep ettiği yeni tedbirleri hayata geçirme yönünde önemli bir adım attı.
Karayipler ve Latin Amerika'daki diğer yerler gibi, ABD'ye bağlı bu bölge de 2019 raporlarına göre haftada ortalama bir kadının ölümüyle sonuçlanan yüksek düzeyde şiddet olaylarına sahne oluyor.
Eşcinsel ve trans bireylere de koruma imkanı sunan karar, şiddetin hedefindeki kişilerin yardım talebinde bulunmaları ve karşı karşıya oldukları saldırıları bildirmeleri için bir mobil uygulama oluşturmak gibi tedbirleri içeriyor.
AFP'nin haberine göre ilgili düzenleme uyarınca yetkililer, istismarcılara karşı yasaklama emri çıkaran kadınları izlemek için yeni bir program oluşturacak, hazırlanacak yeni bir komite de politikaları uygulamaktan ve başka tedbirleri önermekten sorumlu olacak.
Porto Riko Valisi Pedro Pierluisi, söz konusu emrin "çok uzun süredir büyük hasara neden olan bir kötülükle" mücadele etmeyi amaçladığını ifade etti.
Pierluisi, "Mağdurlar, sistematik maçoluk, eşitsizlik, ayrımcılık, eğitimsizlik, rehberlik eksikliği ve her şeyden önce eylemsizliğin sonuçlarından mustarip oldular" diye ekledi.
Basında çıkan haberlere göre söz konusu karar, Porto Rikolu hemşire Angie Noemi Gonzalez'in kocası tarafından öldürülmesi ve bu olayın yerel şiddet konusunda endişeleri daha da artırmasından yalnızca birkaç gün sonra geldi.
Bölgedeki insan hakları grupları, "mükemmel olmasa da" yeni bildiriyi kadınların hayatlarını kurtarma adına atılmış ilk adım olarak nitelendirip kararı memnuniyetle karşıladı.
Porto Riko Aile İçi Şiddet Barınma Ağı Başkanı Vilmarie Rivera, "Hükümet, öncelikli olarak ele almamız gereken bir sorun olduğunu kabul etti" dedi.
Rivera bununla birlikte, kadın cinayetlerinin ve trans cinayetlerinin bildirilme şekliyle, okul müfredatına toplumsal cinsiyet konularının dahil edilmesi gibi ayrıntıların da dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Şiddete uğramış kadınlar için barınma imkanı sunan Hogar Ruth kuruluşunun direktörü Lisdel Flores ise "Bugün, üç yıldır talep ettiğimiz, cinsiyet temelli şiddete karşı olağanüstü hal ilan edilmesine inanan kadınlar, genç kızlar ve tüm insanlar için harika bir gün" ifadesini kullandı.
Proyecto Matria ve Kilometro Cero adlı sivil toplum kuruluşlarının 2019 verileri, Porto Riko'da her 7 günde bir kadının öldürüldüğünü gösteriyor.
Kabul edilen yeni bildiride, toplumsal ya da biyolojik cinsiyete dayalı şiddet, basmakalıp düşüncelerle başka bir kişiye fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar veren davranış olarak tanımlanıyor.

Independent Türkçe, AFP



Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.


Hamas rehineleri teslim etti ve Trump'tan övgü aldı

Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
TT

Hamas rehineleri teslim etti ve Trump'tan övgü aldı

Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Gazze Şeridi ile ilgili son açıklamalarında hem hayatta olan hem de ölen İsrailli esirlerin serbest bırakılmasında Hamas'ın oynadığı rolü defalarca övdü.

Trump'ın tekrarlanan açıklamaları, en iyimser Amerikalıların ve İsraillilerin bile, özellikle Gazze Şeridi'ni harap eden iki yıllık İsrail savaşı göz önüne alındığında, tüm esirlerin, hayatta olan ve ölenlerin, bu kadar kısa sürede geri döneceğini tahmin etmediklerini ortaya koyuyor.

Bu arada, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde Hamas'a karşı faaliyet gösteren beş Filistinli milis grubu kurmakla övünürken, iktidardaki sağ kanattaki çevreler, bu tür örgütlenmelerin en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiği ve daha fazla para ödeyecek birilerini bulmaları halinde muhtemelen kendilerine karşı döneceği ve İsrail'e düşman kesilebileceği gerekçesiyle, bu grupların rolüne ve onlara harcanan devasa miktardaki paraya karşı uyarıda bulunuyor.