Sudan ve İsrail’den stratejik iş birliğini artırma anlaşması

Cohen; Burhan, Hamduk ve İbrahim ile görüştü. Hartum yönetimi yakın zamanda Tel Aviv'e bir heyet gönderecek.

Sudan Savunma Bakanı Yasin İbrahim dün Hartum’da İsrail İstihbarat Bakanı Eli Cohen ile bir araya geldi. (AFP)
Sudan Savunma Bakanı Yasin İbrahim dün Hartum’da İsrail İstihbarat Bakanı Eli Cohen ile bir araya geldi. (AFP)
TT

Sudan ve İsrail’den stratejik iş birliğini artırma anlaşması

Sudan Savunma Bakanı Yasin İbrahim dün Hartum’da İsrail İstihbarat Bakanı Eli Cohen ile bir araya geldi. (AFP)
Sudan Savunma Bakanı Yasin İbrahim dün Hartum’da İsrail İstihbarat Bakanı Eli Cohen ile bir araya geldi. (AFP)

Sudan ve İsrail, İsrail İstihbarat Bakanı Eli Cohen’in pazartesi günü gerçekleştirdiği Hartum ziyaretinde stratejik iş birliğini artırma anlaşması imzaladı. Güvenlik ve istihbarat alanlarını kapsayan ve istikrarın sürdürülmesini öngören anlaşmanın tam diplomatik ilişkilerin önünü açtığı kaydedildi.
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Sudan İstihbarat Direktörü Korgeneral Cemal Abdulmecidin yanı sıra güvenlik, askeri ve terörle mücadele yetkilileriyle bir araya gelen Cohen anlaşmayı Savunma Bakanı Yasin İbrahim ile imzaladı. Tel Aviv'den kaynaklar; Milli Güvenlik Konseyi, İstihbarat Bakanlığı ve diğer bakanlıklardan üst düzey yetkililerden oluşan bir heyetin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun elçisi sıfatıyla Hartum'u ziyaret eden Cohen'e eşlik ettiğini aktardı.
Sudan Başbakanı Dr. Abdullah Hamduk ile ekonomik iş birliği, diplomatik konular ve tarım ve havacılık alanlarının geliştirilmesi konularını görüşen Cohen'in “Sudanlı bir heyet, ilişkileri kurma yolunda müzakereleri ilerletmek için yakında Tel Aviv'i ziyaret edecek” dedi. Cohen aynı zamanda ziyaretinin tam diplomatik ilişkilere doğru ilerleme ve karşılıklı büyükelçiliklerin açılması yönünde itici güç olacağını vurguladı.
Söz konusu kaynaklar, genel olarak bölgede, özel olarak ise Kızıldeniz’de istikrarın korunmasına ilişkin görüştüklerini bildirdi. Tarafların güvenlik ve istihbarat alanındaki stratejik iş birliğine dair çeşitli fikirleri tartıştığını kaydetti. Aynı zamanda Sudan'ın İsrail'in Kızıldeniz ve Aden Körfezi Kıyısındaki Arap ve Afrika Ülkeleri Konseyi’ne katılmasına yardım edeceği belirtildi.
Sudan Başbakanı’nın Cohen’e İsrail boykot yasalarının ve İsrail ve diğer ülkelerden anavatanlarına dönen Sudanlı mültecileri cezalandıran yasanın kaldırılmasına yönelik prosedürlerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Nitekim şu an Yahudi devletinde yaşayan ve Netanyahu hükümetinin uluslararası hukuktan ödün vermeden iade etmek istediği 6 bin 500 Sudanlının geri dönüşü kolaylaşacak.
Sudan Savunma Bakanı ile İsrail İstihbarat Bakanı’nın görüşmesinde siyasi, güvenlik ve ekonomik iş birliği anlaşması imzalayan taraflar “güvenlik istikrarını sağlamanın; krizleri ve ekonomik sorunları çözmenin, aynı zamanda bölge halklarını refaha kavuşturmanın yolu olduğunu” vurguladılar. İki taraf da İsrail'in Afrika ülkeleriyle ilişkilerini genişletmesine izin verecek ve dost ülkeleri Hartum ile ilişkilerini geliştirmeye teşvik edecek önerilerde bulundular. Heyet üyelerinden birinin aktardığına göre iki bakan, ülkelerinin çeşitli alanlarda daha fazla iş birliği yaparak aralarındaki kısa mesafeden yararlanmaları gerektiğini vurguladılar.
Diğer yandan heyetin diğer üyeleri de Sudanlı meslektaşları ile bir araya gelerek su, tarım, yenilenebilir enerji, sağlık ve havacılık alanlarında ekonomik ve ticari ilişkilerde ilerleme konusunda anlaşmaya vardılar. Bu kapsamda Sudan'da deniz suyunu tuzdan arındırma reaktörünün kurulması ve tarım rehberliği biriminin oluşturulması da dahil olmak üzere birçok ortak proje tartışıldı.
Misafirperverliği dolayısıyla Burhan’a teşekkürlerini sunan Bakan Cohen dün Tel Aviv’de yaptığı açıklamada “Bu ziyaret hem İsrail hem de Sudan'ın bölgedeki güvenliğin istikrarının sağlamlaştırmasına yardımcı olacak birçok önemli iş birliğinin temellerini atıyor” ifadelerini kullandı.
İsrail ve Sudan arasındaki ilişkiler, Washington ile imzalanan ve Sudan'ın terörizmi destekleyen ülkeler listesinden çıkarılmasını öngören anlaşma kapsamında normalleşme sağlanması amacıyla iki ülke arasındaki anlaşmazlığın sona erdiği duyurusuyla başlamıştı. Sudan'da iktidar koalisyonundakiler de dahil olmak üzere bazı siyasi çevrelerin muhalefetine ve normalleşmeye karşı olmalarına rağmen ilişkiler gelişmeye devam etmişti. Nitekim Sudan 6 Ocak'ta, ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin başkanlığındaki bir heyetin Hartum ziyareti sırasında, Washington ile İbrahim Anlaşmaları’nın imzaladığını duyurmuştu.
Sudan Dışişleri Bakanlığı'ndan bir kaynak Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte “İsrailli Bakan’ın söz konusu ziyareti, geçiş otoritesindeki birçok partinin bilgisi dahilinde gerçekleşti” dedi.
Diğer yandan, ABD Afrika Kuvvetleri (AFRICOM) Komutan Yardımcısı Andrew Young’ın Sudan ile ABD arasındaki iş birliğini artırmayı ve ortaklığı genişletmeyi görüşmek üzere üç günlük bir ziyaret için, AFRICOM İstihbarat Şefi Tuğamiral Heidi Berg eşliğinde dün Hartum'a geldiği bildirildi.
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile bir araya gelen Young, Sudan-ABD ilişkilerinin geleceğini, özellikle askeri ve güvenlik iş birliği alanında stratejik ilişkiler kurma ve geliştirme yollarını tartıştı. Egemenlik Konseyi tarafından yapılan açıklamaya göre Burhan, ABD yönetiminin Hartum ile Washington arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesi yönündeki desteğine ve katkısına, Sudan'daki ABD diplomatik misyonunun oynadığı role ve Sudan'ı teröre destek veren devletler listesinden çıkarma çabalarına övgüde bulundu.
Açıklamaya göre Young’a ülkenin Etiyopya ile doğu sınırındaki durumu anlatan Burhan, hükümetinin bölge barışı ve güvenliğini sürdürme konusundaki kararlılığını iletti. Sudan’ın dış ilişkilerine yaklaşımının sorunları çözme yönündeki diyalog ve müzakereye dayandığını söyledi. Aynı zamanda sınırlarda yeniden silahlı kuvvetlerin konuşlandırıldığı bilgisini verdi.
Sudan halkının değişim ve demokratik dönüşüm yönünde gösterdiği çabalar sayesinde Sudan-ABD ilişkilerinin önemli bir tarihi değişime tanıklık ettiğini belirten Young da şu açıklamada bulundu:
“AFRICOM liderliğinde yeni ortaklığı pekiştirmek için Sudan'ı ziyaret eden ilk heyetin başında olmaktan onur duyuyorum. Daha iyi bir gelecek inşa etmek ve ilişkimizi güçlendirmek için birlikte çalışma yönünde mevcut fırsatlardan yararlanmaya kararlıyız.”
Young ile Başbakan Hamduk’un bir araya gelmesi ardından yapılan basın açıklamasına göre söz konusu görüşmede Sudan'ın çıkarlarına hizmet eden askeri iş birliği de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda Sudan-ABD iş birliğinin artırılmasının yanı sıra sivil ve askeri geçiş hükümeti kurumunda reform yapılması konuları da gündeme geldi.
Söz konusu ziyaretin ABD'nin Sudan'daki tarihi geçişe verdiği destek çerçevesinde gerçekleştiğini bildiren Bakanlar Kurulu, Young’ın Washington'ın, geçiş hükümetinin barışı sağlama, çatışmaları sona erdirme ve zorluklara rağmen tüm halkın yararına çalışan şeffaf bir hükümet kurma çabalarını desteklediğini ilettiğini açıkladı. Young sözlerini şöyle sürdürdü:
“Zorlukların üstesinden gelmek, liderliğin kararlılığını, yeteneklerini ve ortaklıkları güçlendirmeyi gerektirir. Önümüzdeki yolda zorluklar olabilir. Ancak üstesinden gelip ilerleyebileceğimize eminim.”
Sudan ordu medyası tarafından yapılan açıklamada, Young ve Sudan askeri liderleri arasında gerçekleşen görüşmede iki ülke arasındaki askeri ve güvenlik ilişkilerinin her alanda güçlendirilmesi üzerine tartışıldığı kaydedildi.



"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.


Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.