Libya siyasetinde yarış kızışıyor

Yönetici pozisyonları için adaylık kapısının açılma tarihi, önümüzdeki ay yapılacak Cenevre toplantısı sonrasına ertelendi.

Bağlı olduğu bölgeden oyların yüzde 70’ini alan kişi doğrudan kazanmış olacak. (AFP)
Bağlı olduğu bölgeden oyların yüzde 70’ini alan kişi doğrudan kazanmış olacak. (AFP)
TT

Libya siyasetinde yarış kızışıyor

Bağlı olduğu bölgeden oyların yüzde 70’ini alan kişi doğrudan kazanmış olacak. (AFP)
Bağlı olduğu bölgeden oyların yüzde 70’ini alan kişi doğrudan kazanmış olacak. (AFP)

Zayed Hediyye
Libya Diyalog Forumu tarafları arasında yakın zamanda imzalanan anlaşmaların ayrıntıları hakkında yürütme ve egemenlik otoritelerinin, Sirenayka, Trablus ve Fizan olmak üzere üç coğrafi bölgeye pay edilme yöntemine karşı çıkanlar ve destekleyenler arasında tartışmalar sürüyor. Yerel kaynaklar, geçtiğimiz salı günü açılması planlanan “yönetici pozisyonları için adaylık tarihinin” ertelendiğini aktardılar.
Geçici Hükümete bağlı bir mahkeme, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve Türkiye arasında deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik imzalanan anlaşmanın geçersiz olduğuna hükmetti. Bu da kararın meşruluğu ve mahkemenin bu kararı çıkarma yetkisine ilişkin tartışmaların fitilini ateşledi. Aynı zamanda Libya yargısının tarafsızlığına ve son 10 yılda ülkeyi ve kurumlarını bölen siyasi çatışmanın içine sürüklenme tehlikesine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.

Yürütme pozisyonları adaylıklarının ertelenmesi
Tobruk Temsilciler Meclisi ile Trablus merkezli Libya Devlet Yüksek Konseyi’ndeki kaynaklar yönetici pozisyonları için yapılan adaylıkların yürütme otoritesi seçildikten sonra kabul edileceğini belirttiler. Seçim, önümüzdeki ayın başlarında Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL) himayesinde Cenevre’de yapılması planlanan yeni bir oturumda gerçekleşecek
Libya Devlet Yüksek Konseyi üyesi Musa Ferec konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Yönetici pozisyonları için adaylık başvurularının kabul edilme tarihi önümüzdeki ay yapılacak Cenevre Forumu sonrasına ertelendi. Yeni yürütme otoritesi kurulur kurulmaz adaylık kapısı açılacak.”
 Libya Devlet Yüksek Konseyi üyesi Abdulkadir Huveyli de şu açıklamada bulundu:
“Buznika Diyalog Forumu sonuçları Temsilciler Meclisi ve Libya Yüksek Devlet Konseyi tarafından onaylanmadan adaylık başvurularının kabul edilme sürecine başlanmayacak. Bu mesele, birkaç gün sonra Cenevre’de yapılması beklenen toplantıda yürütme pozisyonları kararlaştırılıncaya dek ertelenecek.”
Yürütme otoritesi için hummalı yarış
Başkanlık Konseyi ve yeni birleşik hükümetin kurulmasına ve Cenevre’de şubat ayının başında iki otoritenin başkanlarının seçilmesine günler kala bu pozisyonlara gelmek için ülkedeki çeşitli siyasi isimler arasında hummalı bir yarış başladı. Kimileri de çeşitli nedenlerle yarıştan geri çekilmeyi tercih etti.
Geçen hafta Cenevre’deki Siyasi Diyalog komitelerinin anlaşmasından sızdırılan bilgilere göre Başkanlık Konseyi başkanlığı için Doğu Libya’dan gelenler rekabet halinde. Pozisyona aday gösterilenlerden bazılarının çekilmesinin ardından aday listesi küçülmeye başladı ve birkaç isimle sınırlı kaldı.
Geri çekilen kişilerden öne çıkan isim, yeni Başkanlık Konseyi başkanlığı için güçlü bir aday sayılan Abdulcevad el-Ubeydi oldu. Ubeydi resmi sosyal medya hesabından geri çekilmesinin gerekçesine ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Yeni yürütme otoritesine tanınan süre, herhangi bir ulusal projeyi başarıya ulaştırmak için yeterli değil. Önerilen şey de belirli kişilere hizmet ettiği kadar ülkeye hizmet etmeyen bölgeler arası bir kotadan ibaret. Hiç kimse vatanı inşa etme projesini istemiyor. İstenen tek şey şahsi çıkarların paylaşımı. Bu, parçası olmak istemediğim bir durum. Libya'nın kaderi kendi insanlarının değil, yabancı ülkelerin elinde.”
Ubeydi’nin çekilmesiyle birlikte şu ana kadar başkanlık yarışı Doğu Libya’dan beş kişi ile sınırlı bir şekilde devam ediyor. Bunlar Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Eski Genel Ulusal Kongre (GUK) üyesi Şerif el-Vafi, Libya’nın şu anki Ürdün Büyükelçisi Muhammed el-Bergusi, Eski İsviçre Büyükelçisi Ali Hayrallah ve Eski Yunanistan Büyükelçisi Muhammed Yunus. Güneyden ise Libya'nın Fas Büyükelçisi Abdulmecid Seyf en-Nasr, siyasi sembollerden biri olan Ömer Ebu Şeride ve eski Başbakan Ali Zeydan yarışa katılıyorlar.
Ancak medyada çıkan haberlere rağmen Eski Milletvekili Şerif el-Vafi dışında hiçbiri adaylıklarını resmi bir şekilde duyurmadı. Vafi çarşamba günü sosyal medya üzerinden yayınladığı bir video ile yeni Başkanlık Konseyi başkanlığına adaylığını koyduğunu resmen duyurdu.
Vafi, 7 Temmuz 2012’de GUK -eski parlamento- üyesi olmak üzere el-Merc şehrinden seçilmişti. Ekonomi ve Ticaret Komitesi’ne başkanlık etmiş ve 25 Haziran 2013 tarihinde GUK başkanlığına adaylığını koymuştu. Ancak seçimlerin son turunda 80 oy olarak 96 oy elde eden  Nuri Ebusehmen’e karşı kaybetmişti.
Vafi, 2015 yılında BM gözetimindeki Ulusal Diyalog Komitesi’ne üye olarak seçilmişti ve Suheyrat Anlaşması’nın yapılması için ülke içinde ve dışında birçok oturuma katılmıştı.

Tartışma sürüyor
Aynı haberlerde yeni Birleşik Hükümet Başkanı adaylarının isimleri de yer aldı. Bunlar; UMH İçişleri Bakanı Fethi Başağa, Libya’nın şu anki Başbakan Yardımcısı Ahmed Muaytik, işadamı Abdulhamid ed-Dubeybe, işadamı Muhammed el-Muntasır, politikacı Muin el-Kihiya ve UMH Savunma Bakanı Selahaddin Nemruş.
Yürütme otoritesi için adaylık kapısı iki gün önce (perşembe günü) kapandı. 1-5 Şubat tarihleri arasında Cenevre’de Siyasi Diyalog Forumu toplantısı düzenlenecek. Söz konusu toplantıda önerilen isimler oylanacak ve bu yılın sonunda yapılması kararlaştırılan genel seçim tarihine kadar yürütme makamlarına kimlerin başkanlık edeceği belirlenecek.
Yürütme otoritesini seçme mekanizmasına göre bağlı olduğu bölgeden oyların yüzde 70'ini alan kişi doğrudan pozisyonu kazanmış olacak. Ancak hiçbir adayın istenen barajı geçememesi durumunda liste sistemine başvurulacak. Başkanlık Konseyi Başkanı ve iki yardımcısını içeren dörtlü listenin tamamı oylanacak ve yüzde 60’ı geçen yani Genel Kurul’dan 44 oy alan liste kazanmış olacak.

Tartışmalara yol açan yargı kararı
Diğer yandan ülkenin doğusundaki Libya Geçici Hükümeti’ne bağlı el-Beyda Temyiz Mahkemesi (İdari Daire), Başkanlık Konseyi'nin Türkiye ile güvenlik ve askeri iş birliği anlaşmasının yanı sıra Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası hakkında aldığı kararların geçersiz olduğuna hükmetti.
Söz konusu hüküm “Libya egemenliğini ihlal etmeyi amaçlayan anlaşmaları” geçersiz kılmak için dava açan Temsilciler Meclisi iddiaları doğrultunda alındı. Temsilciler Meclisi Divanı’ndaki hukuk bürosu davayı, Divan Başkanı’nın talimatları doğrultusunda acil kısımdaki söz konusu kararların geçersiz kılınıp mesele karara bağlanana kadar uygulamanın durdurulması için açmıştı.
Karar, mahkemenin bu konuda karar verme yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle Trablus’ta itiraz seslerinin yükselmesine sebep oldu. Doğu Libya’da bulunan mahkemenin kararına itiraz edenlere göre Temsilciler Meclisi’ne suçlamalar, Libya yargısını doğasına aykırı, şeffaflığını ve tarafsızlığını etkileyen siyasi bir çatışmaya ittiği için yöneltildi.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.