Malley, Obama’nın Tahran’a dair politikalarını geri getirecek mi?

Yeni ABD elçisi, İran'ın nükleer programı hakkında Avrupalılarla görüşmelere başladı

Robert Malley (AFP)
Robert Malley (AFP)
TT

Malley, Obama’nın Tahran’a dair politikalarını geri getirecek mi?

Robert Malley (AFP)
Robert Malley (AFP)

2015 yılında İran ile imzalanan nükleer anlaşmanın mimarlarından biri olan ABD’nin yeni İran Özel Temsilcisi Robert Malley, görevi henüz yeni başlamış olsa da, kendisini düşman bir ülkeye hoşgörü göstermekle suçlayan muhafazakar sağın eleştiri selinden kaçamadı.
Washington, Cuma günü, Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'in çocukluk arkadaşı, aynı zamanda eski Başkan Barack Obama'nın Harvard Üniversitesi'nden sınıf arkadaşı ve Uluslararası Kriz Grubu başkanı Robert Malley’in İran Özel Temsilcisi olarak atandığını resmen ilan etmişti.
Aaron David Miller, Dennis Ross ve Ben Rhodes gibi birçok arkadaşı, Malley’in uzmanlığı, dürüstlüğü ve iyi niyet siyasetine övgüde bulundu. Ancak Malley, Cumhuriyetçilerin keskin eleştirileri ile karşı karşıya kaldı.
ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili, “Malley, İran nükleer programına getirilen kısıtlamalara ilişkin müzakerelerdeki geçmiş başarılarını bu pozisyona dahil edecek. Dışişleri Bakanı, Malley’in ekibiyle birlikte bu sonuca tekrar ulaşacağı konusunda emin” ifadelerine başvurdu.
Senatör Bernie Sanders ise konuyla ilgili bir tweetinde “ABD güvenliğini savaş yerine diplomasi yoluyla ilerletme konusunda ciddi deneyimlere sahip, son derece bilgili bir uzman olan Rob Malley İran özel temsilciliği rolü için biçilmiş kaftandır” ifadelerini kullanmıştı.
Diğer yandna, ABD’deki derin anlaşmazlığın bir yansıması olarak, Malley’in seçilmesi muhafazakar sağ çevreyi kızdırdı. Nitekim Cumhuriyetçi Senatör Tom Cotton, 21 Ocak’ta Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Başkan Biden'ın İran politikasını yönlendirmesi için Rob Malley'i atamayı düşünmesi son derece rahatsız edici. Malley’in İran rejimi ve İran’ın İsrail düşmanlığına yönelik uzun bir sempati geçmişi bulunuyor” demişti. Aynı zamanda İranlı yetkililerin “Malley göreve atandığı taktirde ne derece şanslı olacaklarına inanmayacaklarını” vurgulamıştı.
2016 yılında İran'da hapsedilen ve Trump yönetimi tarafından müzakere edilen mahkum değişimi kapsamında 2019 yılı sonlarında serbest bırakılan Çinli-Amerikalı akademisyen Xiyue Wang, tutukluluğu sırasında Malley’in Beyaz Saray’da kıdemli bir memur olduğunu ancak serbest bırakılması konusunda ‘olumlu bir rol oynamadığını’ söyledi. Malley söz konusu göreve atandığı taktirde önceliğin ABD’li mahkumların İran'dan geri alınması olmayacağı yorumunda bulundu.
Bu gibi eleştirilerle karşı karşıya kalan Biden yönetimi, bu çetrefilli dosyada acele adımlar atmayacağını göstermeye çalışıyor. Cuma günü yaptığı açıklamada nükleer anlaşma konusundaki müzakerelere geri dönülmesi konusunda “bir zaman çizelgesi vermeyeceğini” bildiren Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Biden'ın İranlı mevkidaşı Hasan Ruhani ile bir araya gelme veya telefon üzerinden görüşmeye hazır olup olmadığını söylemeyi reddetti.
Bu dosyaya dair niyeti konusundaki belirsizliği koruyan ABD, acil olduğu düşünülen nükleer dosyaya dair olası bir anlaşmanın “biraz zaman gerektireceğini” söylemekle yetiniyor.
Reuters’a konuşan iki kaynak, Malley’in dosyayı anlamak ve durumu değerlendirmek amacıyla Perşembe günü İngiltere, Fransa ve Almanya'dan yabancı yetkililerle görüşmelere başladığını bildirdi. Malley’in bugüne kadar başkanlığını yaptığı Uluslararası Kriz Grubu, ABD'nin 2015’te imzalanan anlaşmaya katılımını sona erdiren 2018 kararnamesinin ve Trump dönemi yaptırımlarının tamamen kaldırılması, İran nükleer programının doğru yola yönlendirilmesi gerektiğini bildirmişti.
Robert Malley kimdir?
Şubat 2014'ten Ocak 2017'ye kadar Ulusal Güvenlik Konseyi’nde (NSC) görev yapan Malley, öncesinde ise Ulusal Güvenlik Danışmanı Sandy Berger’in asistanlığı görevindeydi. İsrail-Filistin çatışması uzmanı Malley, Hamas ve Müslüman Kardeşler ile yakınlaşılması gerektiği iddiasında bulunduğu birçok makale yazdı.
2001 yılında Camp David zirvesi hakkında birçok makale yayınlayan Malley’in Filistinli lideri Yaser Arafat'ı savunduğu, o zamanki İsrail Başbakanı Ehud Barak'ı Camp David zirvesindeki başarısızlıktan sorumlu tuttuğu görüşleri, tüm ABD yönetimi üyeleriyle çelişmişti.
Ekonomik baskıların İran rejimini müzakere masasına oturtmayacağı görüşüne sahip olan Malley, Trump ve Mike Pompeo'nun İran'a yönelik politikalarını eleştiriyor. 2019 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler toplantıları oturum aralarında İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile bir araya gelen Malley, geçtiğimiz Kasım ayında düzenlenen İranlı bilim adamı Muhsin Fahrizade suikastını eleştirmiş; suikastın Trump'tan sonraki ABD başkanının İran'la diplomatik müzakerelere dönüşünü zorlaştıracağını söylemişti.
Malley’in her zaman övündüğü Mısır kökenli Yahudi bir gazeteci olan dedesi, 1960'larda Mısır'dan Fransa'ya göç etmeden önce Al Gomhuria gazetesinde çalışmış, Afrika ve Asya meseleleriyle ilgilenen sol görüşlü Afrikasya dergisini kurmuştu. Malley ailesi, babası Simon Malley’in İsrail ve Batı ülkelerine yönelik düşmanca yazıları sebebiyle dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaing tarafından sınır dışı edilmesiyle 1980 yılında New York’a taşınmıştı. Böylece 1984’te Yale Üniversitesi’ne kaydolan Robert ise Harvard Hukuk Fakültesi'nde doktora yaptı. Eşi Caroline ile burada tanışan Malley, o sırada (1991-1992) üniversitede Barack Obama ile yakın arkadaşlık kurdu.
Eski Başkan Bill Clinton yönetiminde NSC’de birçok pozisyonda bulunan Robert Malley’in ismi, Clinton'un Arap-İsrail İşlerinden Sorumlu Özel Asistanlığını yaptığı sırada (1998-2001) öne çıktı. Clinton iktidarı ardından ise Arap-İsrail çatışması ve bölgedeki İslamcı hareketler konusunda uzman çok sayıda analistin yer aldığı Uluslararası Kriz Grubu'na geçti.
British Times’ın 2008'de Robert Malley’in Hamas yetkilileriyle (ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan) ilişkileri ve temasları üzerine bir haber yayınlamasıyla hakkında skandalın patlak verdiği Malley, Uluslararası Kriz Grubu kapsamındaki çalışmalarının bir parçası olduğunu söylediği bu ilişkileri savundu.
İsrail ve Hamas'ı müzakere masasına oturmaya çağıran birçok makale yayınlayan Robert’ın yıldızı, bu tür haberlerin ardından söndü. Ancak 2014'te Obama yönetiminde İran ve Körfez bölgesinden sorumlu NSA üyesi olduğu sırada yeniden parladı. 2015’te ise Barack Obama'nın Özel Asistanı ve Beyaz Saray Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Körfez Bölgesi Koordinatörü olarak Philip Gordon’un yerini alan Malley, ardından DEAŞ ile mücadele dosyası sorumlusu olarak ABD’nin İran ile nükleer anlaşmasındaki müzakereciler heyetine katıldı.



Trump: İran Katar'a saldırırsa Güney Pars petrol sahasını tamamen yok edeceğiz

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump: İran Katar'a saldırırsa Güney Pars petrol sahasını tamamen yok edeceğiz

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Güney Pars doğalgaz sahasına yapılan saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiğini, ABD ile Katar'ın bu saldırıyla hiçbir ilgisinin olmadığını söyledi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, "Amerika Birleşik Devletleri'nin bu saldırıdan haberi yoktu, Katar'ın bu saldırıyla hiçbir şekilde ilgisi yoktu ve böyle bir şeyin olacağından önceden haberi yoktu" ifadelerini kullandı.

Şöyle devam etti: "İran Katar'a saldırmaya karar verirse, Amerika Güney Pars doğalgaz sahasını tamamen yok edecektir."


Tahran’ın açık bir yıpratma savaşındaki kolu Iraklı gruplar

17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı
17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı
TT

Tahran’ın açık bir yıpratma savaşındaki kolu Iraklı gruplar

17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı
17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı

Ortadoğu’da askeri çatışmaların başlamasından bu yana, Tahran’a bağlı Iraklı silahlı gruplar Amerikan çıkarlarını hedef tahtasına yerleştirdi. Bu gruplar, uluslararası güçlerin bulunduğu askeri üsleri, diplomatik misyonları ve hayati petrol tesislerini sık sık hedef alıyor.

Washington tarafından terör listesine alınan bu örgütler, daha çatışmanın başında yaptıkları açıklamalarda, bölgesel gerilimin uzun süreli bir “yıpratma savaşına” dönüşeceği uyarısında bulunmuştu.

“Eksenlerin” iç içe geçmesi

Yerel üretime dayandıklarını vurgulayan bir açıklamada, Nuceba Hareketi adlı grup, “Direniş ekseni içinde insansız hava araçları ve füzelerin üretimi, Iraklı evlerde tatlı yapmak kadar sıradan hale geldi” ifadelerini kullandı.

Bu gruplar, “Irak’ta İslami Direniş” olarak bilinen gevşek bir ittifak çatısı altında faaliyet gösteriyor. Söz konusu ittifak, Irak içinde ve bölge genelinde “düşman” olarak nitelendirdiği hedeflere yönelik İHA ve füze saldırılarını düzenli olarak üstleniyor.

Bu yapılar, İran’ın liderlik ettiği ve Lübnan’daki Hizbullah, Gazze’deki Hamas ile Yemen’deki Husileri de kapsayan “Direniş Ekseni”nin temel unsurlarından biri olarak görülüyor.

Iraklı gruplar, 28 Şubat’ta İran’a yönelik İsrail-ABD saldırısının ardından “İslam Cumhuriyeti’ni savunma” taahhüdünü açıkça ilan etmişti.

Askeri ve siyasi tablo

Mevcut sahnede farklı roller üstlenen çeşitli güçler bulunuyor. Bunların başında, ABD çıkarlarına yönelik saldırılarda öncü rol oynayan Ketaib Hizbullah geliyor. Grup, geçmişte düzenlenen saldırılarda çok sayıda saha komutanını kaybetmiş olsa da, 6 sandalyelik bir parlamento bloğu üzerinden siyasette de etkili olmaya çalışıyor.

bfrbfr
Irak ordusuna ait zırhlı bir araç, Bağdat’taki Yeşil Bölge’de ABD Büyükelçiliği yerleşkesini korumak amacıyla Dicle Nehri kıyısında konuşlandırıldı (AFP)

Ebu Ala el-Velayi liderliğindeki Ketaib Seyyid eş-Şüheda da iktidardaki Şii koalisyon Koordinasyon Çerçevesi içinde temsil ediliyor. Buna karşılık Nuceba Hareketi, siyasi sürece katılmayı reddederek tamamen askeri bir çizgi izlemeyi tercih ediyor.

Öte yandan Asaib Ehl el-Hak ise şu ana kadar doğrudan askeri operasyonlara katılmış değil. Grup, 27 sandalyelik güçlü parlamento bloğu üzerinden siyasi nüfuzunu artırmaya odaklanırken, birçok gözlemciye göre silahlı kimliğini giderek geri plana itiyor.

Yıpratma stratejisi

Saldırılar yalnızca Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ve havaalanındaki lojistik tesislerle sınırlı kalmadı; yabancı şirketlere ait petrol sahaları ile büyük bir ABD konsolosluğu ve askeri varlığı barındıran Irak Kürt Bölgesel Yönetimi de hedef alındı.

Saldırıların etkisi bölge geneline de yayıldı. Kuveyt, daha önce kendi topraklarına isabet eden saldırılar nedeniyle Irak’ın büyükelçisini çağırmıştı.

Uluslararası Kriz Grubu araştırmacısı Lihib Hegel, AFP’ye yaptığı değerlendirmede, bu grupların çatışmaya dahil olmasını İran rejimi için “varoluşsal bir mücadele” olarak nitelendirdi. Hegel’e göre bu yapılar, özellikle İran lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından, “direniş ekseninin son savunma hattı” haline geldi.

vgrf
Havaalanlarının kapatılmasının ardından Araplar, yabancılar ve Iraklılar Ürdün’e kara sınır kapısından geçerek ülkeden ayrılırken araçlardan oluşan uzun bir kuyruk oluştu (Reuters)

Grupların insansız hava araçları ve kısa menzilli balistik füzeler bulundurduğunu belirten Hegel, Tahran’ın Hizbullah veya Husilere kıyasla daha ağır silahları bu gruplardan esirgediğini de vurguladı. Nihai hedefin ise “ABD güçlerini Irak’tan çıkarmak” olduğu ifade ediliyor.

Suikastlar zinciri

Diğer taraftan ABD ve İsrail, tırmanan gerilime hassas saldırılarla karşılık vermeyi sürdürüyor. Çatışmaların ilk saatlerinden itibaren Bağdat’ın güneyindeki Curf es-Sahr’da Ketaib Hizbullah mevzileri ile Haşdi Şabi’ye ait tesisler hedef alındı.

AFP’nin yayımladığı verilere göre, operasyonların başlamasından bu yana en az 43 militan ve Haşdi Şabi unsuru hayatını kaybetti.

Gerilimin zirvesi ise geçen cumartesi yaşandı. Bağdat’ın merkezine düzenlenen füze saldırısında, Ketaib Hizbullah mensubu 3 kişi, aralarında üst düzey bir komutanın da bulunduğu şekilde öldürüldü; grubun lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi de yaralandı.

Ajansa konuşan Iraklı bir güvenlik yetkilisi, 2023’te Gazze savaşıyla başlayan “hedefli suikastlar” sürecinin artık açık biçimde Irak sahasına taşındığını belirterek, bunun yeni bir açık çatışma dönemine işaret ettiğini söyledi.


İran, Tel Aviv’i küme başlıklı füzelerle bombaladı... İsrail, Beyrut’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı

İran, Tel Aviv’i küme başlıklı füzelerle bombaladı... İsrail, Beyrut’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı
TT

İran, Tel Aviv’i küme başlıklı füzelerle bombaladı... İsrail, Beyrut’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı

İran, Tel Aviv’i küme başlıklı füzelerle bombaladı... İsrail, Beyrut’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı

İran devlet televizyonu bugün yaptığı açıklamada, Tel Aviv’in, Ali Laricani’nin öldürülmesine yanıt olarak küme başlıklı füzelerle hedef alındığını bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ın nükleer silah üretmeyi reddeden tutumunun önemli ölçüde değişmeyeceğini belirtti. Arakçi, yeni Dini Lider Mücteba Hamaney’in bu konuda henüz kamuoyuna açık bir görüş bildirmediğini de ifade etti.

Diğer yandan Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, akşam saatlerinde bölgesel bir bakanlar toplantısına ev sahipliği yapacak. Toplantıya Arap ve İslam ülkelerinin dışişleri bakanları ile bölgesel temsilciler katılacak ve İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırıları ile bunun güvenlik ve istikrar üzerindeki etkileri ele alınacak.

Bu gelişmeler, Beyrut’ta İsrail’in başlattığı yoğun hava saldırılarının da eş zamanlı olarak arttığı bir döneme denk geliyor. Söz konusu saldırılarda çok sayıda kişi hayatını kaybetti veya yaralandı.