Mısır, Nil’deki haklarını etkileyen her türlü eylemi reddediyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Fakih ile Kahire'de bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Fakih ile Kahire'de bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Nil’deki haklarını etkileyen her türlü eylemi reddediyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Fakih ile Kahire'de bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Fakih ile Kahire'de bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Etiyopya ile "Nahda Barajı" hususunda bağlayıcı bir yasal anlaşmanın temellerinin belirlenmesinin kaçınılmazlığına vurgu yaptı. Sisi, Mısır'ın Nil sularındaki haklarını etkileyen her türlü eylem veya önlemi reddettiğini dile getirdi.
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Kahire’ye ziyarette bulunan Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Fakih ile Pazar günü bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşme Mısır, Etiyopya ve Sudan arasındaki müzakerelerin sponsorluğunu yapan Afrika Birliği zirvesinin toplanmasından birkaç gün önce gerçekleşti. Diğer yandan zirve, Nil Nehri'nin ana kolu üzerindeki barajın doldurulmasını ve işletilmesini düzenleyen bir anlaşmaya varılmasını hedefliyor.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi, “Şukri ve Fakih bölgesel ve kıtasal arenalarda gündeme getirilen bir dizi sorun ve dosya hakkında görüş alışverişinde bulundular. İkilinin görüşmesinde ayrıca bazı Afrika ülkelerindeki çatışmalar, Afrika sorunlarına Afrika çözümlerinin uygulanması için siyasi ve mali destek sağlama ihtiyacı dile getirildi. Görüşmede Afrika Boynuzu ve Libya dosyası gibi son derece önemli iki konunun siyasi olarak çözüme kavuşturulması çabaları da masaya yatırdı.”
Görüşmede Nahda Barajı meselesi de Afrika Birliği himayesindeki üçlü görüşmeler çerçevesinde gündeme getirildi. Cumhurbaşkanı Sisi, “Nahda Barajı hususunda bağlayıcı bir yasal anlaşmanın temellerinin belirlenmesi kaçınılmaz. Mısır'ın Nil sularındaki haklarını etkileyen her türlü eylem veya önlemi reddediyoruz.” açıklamasında bulundu.
Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Fakih, “Mısır'ın, sorunun çözümüne yönelik müzakere yolu çerçevesindeki çabalarını takdir ediyorum. Mevcut durumu çözmek ve bu hayati konu üzerinde adil ve dengeli bir anlaşmaya varmak için yoğun koordinasyonu sürdürmek önemli.”
Mısır ve Sudan, Nil sularındaki paylarının, diğer olumsuz etkilere ek olarak baraj rezervuarının tekrar tekrar doldurulmasından etkilenmesinden endişe ediyor. Etiyopya, üzerinden ittifak edilen ve kendisini kuraklığı hafifletmek için belirli önlemler almaya zorlayan bir anlaşmayı yasallaştırmayı reddediyor.
Üç ülke Nahda Barajı meselesinde yaklaşık 10 yıldır müzakereler yürütüyor, ancak ABD, Dünya Bankası ve Afrika Birliği gibi uluslararası aktörlerin devreye girmesine rağmen ilerleme kaydedilemedi.
34. Afrika Birliği zirvesinin 6-7 Şubat tarihlerinde liderler ve başkanlar düzeyinde yapılması planlanıyor. Afrika Birliği Yürütme Kurulu toplantıları ise 3 ve 4 Şubat tarihlerinde yapılacak.
Yıllık Afrika zirvesi için devam eden hazırlıklar ışığında, Sisi ve Fakih bir görüşme gerçekleştirdi. İkili arasında gerçekleşen görüşmede karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Bir dizi Afrika meselesi ile ilgili görüşlerini dile getiren Sisi, “Mısır Afrikalı kardeşlerini desteklemek için hiçbir çabadan kaçınmadı kaçınmayacak. Afrika halklarının özgür iradesi, güvenlikleri ve istikrarının güçlendirilmesi için tüm Afrika ülkelerine işbirliği, inşa ve kalkınma noktasında her zaman yardım eli uzatılacaktır.”
Cumhurbaşkanı Sisi yaptıkları görüşmede Fakih’e şunları söyledi: “Afrika'nın kalkınma süreci, her şeyden önce istikrarın sağlamlaştırılması ve Afrika kıtasının coğrafi bölgelerini birbirine bağlayan ve Afrika ülkelerinin kalkınması için bir temel oluşturan entegre bir altyapının kurulması ile başlar. Bu durum, kıtada istenen ekonomik entegrasyon ve bölgesel entegrasyon hedefini güçlendirir.”
Diğer yandan Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Fakih konuya ilişkin şunları söyledi: “Afrika Birliği’nin çabaları, esas olarak, Başkan Sisi liderliğindeki Mısır’ın rolüne ve Afrika kıtasındaki ağırlığına bağlıdır. Mısır, Ortak Afrika eyleminin güçlü ayağını temsil ediyor. Mısır, Afrika kıtasında güvenliği ve siyasi istikrarı korumanın yanı sıra, kalkınma çabalarını teşvik etme rolünü de oynamaya devam edecektir."
Öte yandan Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, dün, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ile Arap Birliği’nin Kahire’deki merkezinde araya geldi. İkili yaptıkları görüşmede başta Afrika Birliği olmak üzere, birliğin ortakları arasındaki işbirliği ilişkilerini güçlendirmenin yollarını ve ortak Arap eylemiyle ilgili bir dizi konuyu ele aldılar.
Genel Sekreterlikten resmi bir kaynak, Ebu Gayt ve Şukri'nin Arap dünyasını ve Afrika kıtasını bir araya getiren ortak hedefleri teşvik etmek için Arap-Afrika ortaklığı sürecini geliştirme yolları hakkında görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi. Öte yandan Ebu Gayt, Arap Birliği ve Afrika Birliği arasındaki genel işbirliği mekanizmasını görüşmek üzere bugün Fakih ile bir toplantı gerçekleştirecek.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.