Sisi, Körfez İşbirliği ile ilişkilerini geliştirme gayretinde

Hacraf, Kahire’de Ebu Gayt ve Şukri ile bir araya geldi

Sisi, dün Kahire’de Hacraf ile bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, dün Kahire’de Hacraf ile bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi, Körfez İşbirliği ile ilişkilerini geliştirme gayretinde

Sisi, dün Kahire’de Hacraf ile bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, dün Kahire’de Hacraf ile bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, dün, Mısır ile Körfez ülkeleri arasındaki ilişkilerin özel oluşunun ve Körfez güvenliği ile Kahire ulusal güvenliği arasındaki bağlantının ülke politikasının sabitlerinden biri olduğunu vurguladı. Aynı zamanda çeşitli alanlarda Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ile ilişkilerini geliştirme arzusunu dile getirdi.
Sisi’nin bu açıklamaları, Kahire'yi ziyaret eden KİK Genel Sekreteri Dr. Nayef el-Hacraf ile dün yaptığı görüşmede geldi. Hacraf, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ve Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ile de bir araya geldi.
Sisi ile Hacraf arasındaki görüşmede Mısır ile KİK ülkeleri arasındaki ilişkilerin sağlamlaştırılmasının ele alındığını belirten Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi Bessam Radi, şu açıklamalarda bulundu:
“Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır politikası ilkelerinin Arap dayanışmasını inşa etmeyi bu yönde iş birliği ve desteklemekte bulunmayı amaçladığını vurguladı. Aynı zamanda bunun ortak çıkarları elde etme yönünde karşılıklı saygı ve samimi niyetlere bağlılık, Arap ulusuna yönelik tehlikeleri önleme ve ulusal güvenliği himaye etme yönünde dayanışma çerçevesinde bulunduğunun altını çizdi. Mısır ile KİK ülkeleri arasındaki yakın kardeşlik ilişkilerinin değerli olduğunu belirten Hacraf ise, bu ilişkileri güçlendirme yönündeki karşılıklı isteğe vurgu yaptı. Aynı zamanda Sisi liderliğindeki Mısır’ın Arap ulusal güvenliğini koruma ve tüm Arap ulusunun meselelerini savunmada oynadığı oldukça önemli stratejik role, aynı zamanda Mısır'ın bölgesel düzeyde güvenlik, istikrar ve kalkınma sağlama yönündeki bitmek bilmeyen çabalarına övgüde bulundu. Aynı zamanda Mısır'ın safları sıklaştırma, bölgenin tanık olduğu muazzam zorluklarla yüzleşmede ortak Arap eylemini teşvik etme, kardeş Arap ülkeleri arasındaki iyi niyetli ilişkileri destekleme ve Arap ülkeleri içişlerine karışılmaması konusundaki sürekli isteğini taktir etti.”

Hacraf: Mısır, Arap ulusal güvenliğinin temel direğidir
Mısır Dışişleri Bakanı ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında Hacraf:  “Mısır, Arap ulusal güvenliğinin temel direğidir. KİK devletleri güvenliği, tamamen Mısır'ın güvenliğiyle; Mısır’ın güvenliği ise KİK devletleri güvenliği ile bağlantılıdır” açıklamalarında bulundu. KİK’in Mısır’ın terörizmle mücadele çabalarına ve Nahda Barajı ile ilgili adil müzakerelerdeki tutumuna destek verdiğini de vurguladı.
Suudi Arabistan Krallığı'nın ev sahipliğini yaptığı ve Katar ile uzlaşmanın kaydedildiği El Ula Zirvesi bildirisine değinen Hacraf, “Körfez evindeki dayanışmayı güçlendiren yeni bir atılımı temsil eden El Ula Zirvesi, aynı zamanda ortak ilgi alanına giren bölgesel sorunlara yönelik kolektif Arap tutumunu da sağlamlaştırdı” dedi. Bununla birlikte, Mısır'ın Arap dünyasında ve genel olarak dünyadaki önde gelen yeri göz önüne alındığında, Kahire'de gerçekleştirdiği görüşmeleri oldukça önemli olarak niteledi.
Diğer yandan, çeşitli konulardaki ortak Arap tutumunu güçlendirme yolundaki koordinasyonun devamlılığını vurgulayan Hacraf, “Filistin meselesinin Arap Barış Girişimi  mucibince hepimiz için bir öncelik olduğunu, başkentin Doğu Kudüs olduğu 1967 sınırlarına dayalı iki devletli çözümü ve mültecilerin dönüşünü desteklediğimizi vurgulamaktayız” dedi.
Mısır ile KİK ülkelerinin ulusal güvenliği arasındaki yakın bağın altını çizen Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ise şöyle söyledi:
“Hepimiz, birbirimizin karşılaştığı ortak zorlukların üstesinden gelme yeteneğine sahibiz. Arap topraklarının birliği ve istikrarını korumak, bölgesel güçlerin Arap işlerine müdahalede bulunmaması, çıkarlarımızı korumak, ekonomik yeteneklerimizin güçlendirilmesi yönünde çalışmak ve terörizmin ortadan kaldırılması, ortak hedefler arasında yer alıyor. Diğer yandan, KİK Genel Sekreteri ile, siyasi ve ekonomik konuları ele alma yönünde Dışişleri Bakanlığı ile KİK Genel Sekreterliği arasında kurumsal bir mekanizma oluşturulması kararlaştırıldı. Bu mekanizma, Mısır ve KİK ülkeleri arasındaki yakın ikili ilişkilere ek teşkil edecektir.”
Dün Hacraf’ı Arap Birliği Genel Sekreterliği merkezinde ağırlayan Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ise  “Arap oluşumunun temel yapı taşı ve ortak eylemin önemli bir ayağı olması dolayısıyla KİK’in oynadığı kapsamlı role olan inancını” vurgulayarak KİK’in başarısının Arap Birliği başarısına katkı sağladığını söyledi.
Arap Birliği tarafından yapılan açıklamaya göre, “çeşitli dosyalar üzerinde deneyim alışverişinde bulunan ve ortak tartışmaları yoğunlaştıran iki taraf; Arap Birliği ve KİK arasındaki koordinasyonu geliştirme yönünde pratik açıdan nasıl hareket edilmesi gerektiğini” tartıştı.
Geçtiğimiz ay El Ula Zirvesi’nde olup bitenlerin üzerine çalışmanın önemini vurgulayan Ebu Gayt, “Arap hava sahası sorununun giderilmesinin ortak Arap eylemine hizmet ettiğini ve canlılığını arttırdığını” belirtti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.