Seçim kaosu, ABD’deki Evanjelik toplumu ikiye böldü

Evanjeliklerden bir kısmı, Kongre binasında isyana dönüşen ‘Amerika’yı Kurtar’ yürüyüşüne katıldılar. (Reuters)
Evanjeliklerden bir kısmı, Kongre binasında isyana dönüşen ‘Amerika’yı Kurtar’ yürüyüşüne katıldılar. (Reuters)
TT

Seçim kaosu, ABD’deki Evanjelik toplumu ikiye böldü

Evanjeliklerden bir kısmı, Kongre binasında isyana dönüşen ‘Amerika’yı Kurtar’ yürüyüşüne katıldılar. (Reuters)
Evanjeliklerden bir kısmı, Kongre binasında isyana dönüşen ‘Amerika’yı Kurtar’ yürüyüşüne katıldılar. (Reuters)

Bluefield’de yaşayan bir Hristiyansanız, (Batı Virjinya eyaletinde yer alan Blue Ridge Dağları’ndaki bu küçük kasabada yaşayanların çoğu için geçerli olan bir durum) birkaç seçeneğiniz var. Örneğin Donald Trump’ı güçlü bir şekilde destekleyen ve geçen kasım ayında uğradığı hezimete şüpheyle yaklaşan ‘Father’s House International’ Kilisesi’nden Papaz Doyle Bradford’u takip edebilirsiniz. Bu kilisenin takipçilerinin bazıları 6 Ocak’ta düzenlenen ve zamanla Kongre binasında ayaklanmaya dönüşen ‘Save America’ (Amerika’yı Kurtar) temalı yürüyüşe katılmış olabilir. Ayrıca demiryolu sahasından, özellikle de Papaz Frederick Brown’un Bradford’u kardeşi olarak gördüğü ama ona çok yanıldığını söylediği, ‘Faith Center’ Kilisesi’ne gidebilirsiniz. Ya da Crossroads Kilisesi’nin bulunduğu East River Mountain bölgesine…Papaz Travis Lowe, burada Bradford’un sert politik söylemini tekrar ediyor ve Hristiyan birliğini sağlamanın yollarını arıyor.
Bluefield’deki Associated Press (AP) araştırmacısına göre üç kilisenin, Kongre binasına yapılan saygısızlığı kınamak ve ortak bir zemine ulaşmak için dua etmek de dahil birçok ortak unsura sahip olması dikkate değer. Ancak bu kiliseler farklılık gösteriyor. Zira aralarında bir mesele var: Bölünmüş ABD siyasi sahnesinde Evanjelik Hristiyanlığın rolü nedir?
Diğer yandan Bradford ve takipçileri, eylemlerini ifade özgürlüğü ve dini inanç açısından savunuyorlar. Demokrasiye ve Hristiyanlık değerlerine yönelik saldırılara karşı seslerini yükseltmelerine izin verilmesi gerektiğini iddia ediyorlar. Bununla birlikte Bradford’un dostları, onun sert konuşmalarının ve internet üzerinden yaptığı asılsız iddiaların daha fazla gerginlik ve bölünmeye yol açacağından endişeliler.
AP tarafından yapılan bir kamuoyu anketi her ne kadar 10 Evanjelik Hristiyandan yaklaşık 8’inin Donald Trump’ı desteklediğini ortaya koysa da görüşleri,
nüfusu 10 binin biraz üzerinde olan Apalaş Dağları bölgesindeki bu şehirde de göründüğü üzere aynı değil.
Doyle Bradford kilisede görev yapmadan önce Bluefield’de geleneksel bir kariyer alanı olan kömür endüstrisinde çalıştı. İnsanlar, çevredeki tepelerden kömürün nasıl çıkarıldığını ve iki dünya savaşı sırasında da gemileri çalıştırmak ve ABD gökdelenlerinin yapımına yardımcı olmak için nasıl kullanıldığını halen gururla hatırlıyorlar.
Bluefield’in bazı bölgelerinde Joe Biden’ın zafer kazanmasına rağmen Mercer County, oylarının dörtte üçünden fazlasını Trump’a verdi. Bradford’un görüş ve açıklamaları da bu yönelimle güçlü şekilde uyumlu. Bradford, söz konusu mesele hakkında Facebook’ta şunları söyledi:
 “İnançlarımla ve değerlerimle en uyumlu olan tarafın yanındayım. Bu değerler, fetüslerin annelerinin rahminde öldürülmesini, hangi tuvaletin kullanılması gerektiğini bilmemeyi ve erkek ve dişi arasında ayrım yapan zamirlerin kullanılmasının yasaklanmasını içermez.”
AP’ye göre Bradford, 6 Ocak’ta meydana gelen şiddet eylemlerine katılmadı ve hatta tanık da olmadı. Facebook üzerinden Papaz, bu eylemlerin ‘Trump destekçileri dışındakilerin planlı bir yanıtı’ olduğuna inandığını belirtti. Bradford, buna dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen başkanlık seçimlerinde ‘çok sayıda sahtekarlık kanıtı’ olduğunu iddia etti. Bradford bir röportaj sırasında Hristiyan milliyetçiliğinden daha büyük bir hareketin parçası olduğunu reddederek eylemlerini şiddetle savundu. Konuya dair şunları söyledi:
“Kendimi, ABD’yi seven bir Hıristiyan olarak görüyorum. Ama bugün ABD’yi seven bir Hristiyan’ın otomatik şekilde milliyetçi olarak etiketlendiği bir gerçeklikte yaşıyoruz. Tanrı’nın ABD’yi diğer ülkelerden daha büyük gördüğünü sanmıyorum. Ama İncil’den sorumlu bir din adamı olarak, kamusal alan dışında kalmak istemiyorum. (…) Kişisel inancım, ABD’nin kendisine ciddi şekilde zarar verecek bir yönde ilerlediğidir.”
Diğer yandan Faith Center Kilisesi’nden Frederick Brown, Tanrı’yı seven ‘büyük bir öğretmen’ olarak, papaz arkadaşlarına saygı duyduğunu dile getirdi. AP’ye göre Papaz Brown şu ifadeleri kullandı:
“Ancak Bradford’un söylediği şeylerden bazıları, bildiklerimizle ve Hristiyanlıkta vaaz ettiklerimizle çelişiyor. Trump’a oy vermeyenlere Tanrı’nın gazabının ineceğini ve Tanrı’nın gazabının seçimlerde hile yapanları helak edeceğini söylediğine tanık oldum.”
Geçen Kasım ayından bu yana pandemi koşulları nedeniyle cemaatin huzurunda gerçekleşen ilk ayinde konuşan Frederick Brown, çoğunluğu esmer tenli insanlardan oluşan kilise adamlarından siyasi sorunları bir kenara bırakmalarını ve Tanrı’ya güvenmelerini istedi. Nihayetinde bu mesaj, şehir içerisinde de kabul gördü.
Diğer taraftan Jonathan Jessup, “Umarım bu siyasi manevralar sona erer. Bundan bıktım. Çünkü buradaki tek bölücü şey bu” dedi.
Crossroads Kilisesi’nde Travis Lowe, ne pahasına olursa olsun Hristiyan sınıfının birliğini koruma konusundaki arzusunu dile getirdi. Travis, Black Lives Matter protestolarının bir destekçisiydi. Ancak bölünmelerden kaçınmak için siyasi söylemini dizginlemeyi tercih etti. ‘Medium’ aracılığıyla yayınlanan açıklamasında, siyasi muhalifleri şeytanlaştırmak için kutsal metinler kullanılırken ve ‘barış adamlarının’ ağzından şiddet konuşmaları akarken sessiz kaldığını belirtti.
Travis Lowe, Bradford’un ilk siyasi münazaranın ardından Facebook üzerinden bir gönderi yayınladığını söyledi. Kilise liderlerinin Trump’ı yıllarca desteklediğini çünkü onun siyasi olmadığı söyleyen Lowe ancak bugün diğer politikacılar gibi davranmaması nedeniyle bu liderlerin geri çekilmeye başladığını vurguladı. “Eğer onun, Tanrı’nın seçtiği bir lider olduğunu söylediyseniz sözlerinize uymalısınız” ifadesini kullandı.
6 Ocak’tan sonra Lowe nihayet sessizliğini bozdu ve şunları söyledi:
“Artık birlik uğruna ellerimde kan olması riskini göze alamam. Bir insanın bir yandan Hristiyanlık bayrağını taşıyıp diğer yandan da şiddet dilini nasıl kullanabildiğini anlamak benim için çok zor.”
Diğer yandan Bradford, beyazlar, diğer renktekiler ve Latin asıllılar da dahil olmak üzere kiliseye gidenlerin çeşitliliğinden dolayı gurur duyuyor. Kilise sakinlerine gelince; kendileriyle birlikte dua eden papazı savunuyorlar. Kilisesinin kabul ve sevgi değerlerini aşılayarak hayatlarında bir dönüşüm gerçekleştirdiğini söylüyorlar. Ancak bu durum, Kongre binasında meydana gelen şiddetten memnun veya inançlarının kendilerini siyaset dünyasında en iyi şekilde yönetmeye yönlendirdiğinden emin oldukları anlamına gelmiyor. Örneğin, Bluefield Eyalet Koleji öğrencisi olan ve düzenli olarak kiliseye giden 21 yaşındaki Kara Sandy, “En büyük duam, sadece Tanrı’nın gerçeği görmemiz için bize rehberlik etmesi ve bu ülkenin insanlarının birleşmesidir” dedi.
Brenda Gross’a gelince; Senato’daki cemaatin saflarına liderlik eden çıplak göğüslü adam hakkında sorulan bir soru karşısında kendisini tutamadı ve gözleri yaşardı. Gross, “Tekrar ettiği dua hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Ama inandığımız şey, İsa’mızın uysal ve yumuşak başlı olduğudur. Tanıdığım ve sevdiğim İsa’yı temsil etmiyordu” dedi. Gross’un kocası, daha önce Washington’da Bradford ile bir yürüyüşe katılmıştı. Gross, kilisesinin papazına desteklediğini dile getirirken aynı zamanda kömür endüstrisindeki koşullar ve Başkan’ın kürtaj hakkında verdiği destek hususunda endişeli olsa da Joe Biden için dua ediyor.
Bradford’un çalıştığı kilisede çocuklardan sorumlu Gina Brooks, Kongre binasında meydana gelen olayların talihsiz bir manzara olduğu konusunda hemfikir. Brooks, Hristiyan unvanına sahip insanların gerçekte öyle olmadıklarını görmenin üzücü olduğunu belirtti. Aynı şekilde ülkenin ilerlediği yön hakkında duyduğu endişelerde de başkalarıyla aynı düşünceleri paylaştığını belirtti. Brooks ayrıca Bradford’un gösterilere katılma kararına da destek verdi.
Bradford’un son dönemde Facebook’taki paylaşımlarında sertliğin azalması ve daha çok birlik ve alçakgönüllülüğe odaklanması dikkat çekici. Papaz açıklamasında “Sonuç olarak Tanrı’nın istediği şey olacaktır. Ancak bu onun için dua etmeyi bırakmamız gerektiği anlamına gelmez” ifadesini kullandı.



FBI, İran savaşı nedeniyle istifa eden Joe Kent’in peşinde

Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)
Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)
TT

FBI, İran savaşı nedeniyle istifa eden Joe Kent’in peşinde

Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)
Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)

FBI, İran savaşını eleştirerek istifa eden ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent hakkında gizli bilgileri sızdırdığı gerekçesiyle inceleme yürütüyor.

Adlarının gizli tutulması şartıyla Semafor'a konuşan ABD'li yetkililer, FBI'ın aylardır Kent hakkında soruşturma yürüttüğünü söylüyor.  

Kaynaklar, gizli bilgilerin sızdırılmasıyla ilgili incelemenin ne zaman başlatıldığına dair ayrıntı vermiyor.

Axios'a konuşan yetkililer de FBI soruşturması hakkındaki detayların gizli tutulduğunu söylüyor.

Ancak kaynaklardan birine göre, Kent'in Tucker Carlson ve başka bir muhafazakar podcast sunucusuna bilgi sızdırdığından şüpheleniliyor. İsrail ve İran'la ilgili sızdırılan istihbarat bilgilerinin de FBI tarafından incelendiği aktarılıyor.

Yetkililerden biri, Kent'in "aylardır takip edildiğini" belirterek pozisyonundan da bu yüzden istifa ettiğini savunuyor:

Kent, bu incelemenin istifasına misilleme olarak yapıldığını iddia etmeye çalışacak. Fakat durum tam tersi; soruşturma altında olduğunun farkında ve bu yüzden istifa etti.

Semafor ve Axios, FBI'ın yorum taleplerini reddettiğini, Kent'in de henüz açıklama yapmadığını aktarıyor.

Diğer yandan New York Times'ın 28 Ekim 2025'teki haberinde, Kent'in muhafazakar aktivist Charlie Kirk'ün cinayetiyle ilgili soruşturma dosyalarına erişmeye çalışırken FBI'la karşı karşıya geldiği yazılmıştı.

Haberde, Kent'in Kirk cinayetinde "yabancı ajanların" rol oynamış olabileceği ihtimaline karşı FBI dosyalarını incelediği ifade edilmişti. FBI Direktörü Kash Patel'in ise yetki sınırlarını aştığı gerekçesiyle Kent'e tepki gösterdiği aktarılmıştı.

Kent, salı günü yayımladığı istifa açıklamasında "İran'daki devam eden savaşı vicdanen destekleyemem" diyerek görevinden ayrıldığını duyurmuştu. İran'ın ABD için yakın bir tehdit oluşturmadığı halde ülkesinin "İsrail'in ve güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle" savaşa girdiği yorumunu yapmıştı.

İstifasının ardından çarşamba günü Tucker Carlson'a verdiği söyleşide de Kent, İran'ın ABD'ye saldıracağına yönelik hiçbir istihbarat olmadığını vurguladı. Ayrıca karar verici konumundaki birçok yetkilinin Trump'la görüşlerini paylaşmasına izin verilmediğini de savundu.

45 yaşındaki siyasetçi, ABD Özel Harekat Birlikleri bünyesinde 11 kez savaşa katılmış, daha sonra ordudan ayrılarak CIA'de çalışmaya başlamıştı. İki çocuk sahibi Kent'in donanmada kriptolog olarak görev yapan eşi de 2019'da Suriye'deki bir saldırıda hayatını kaybetmişti.

Independent Türkçe, Semafor, Axios, Guardian


Trump’ın tehlikeli Hürmüz Boğazı planı: Adalar da ele geçirilebilir

Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)
Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)
TT

Trump’ın tehlikeli Hürmüz Boğazı planı: Adalar da ele geçirilebilir

Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)
Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki Hark Adası'nı ele geçirmek ve Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine açmak için bölgeye daha fazla asker gönderebilir.

Kimliklerinin paylaşılmaması kaydıyla Reuters'a konuşan, aralarında Amerikalı yetkililerin de yer aldığı kaynaklar, Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin geçişinin sağlanması için ABD'nin bölgedeki donanma ve hava gücünü artırmayı planladığını söylüyor.

Trump yönetimi, İran'ın petrol ihracatının yüzde 90'ının gerçekleştirildiği Hark Adası'na asker konuşlandırmayı da düşünüyor. Ancak yetkililer, İran'ın adayı drone ve füzelerle vurabileceği için böyle bir hamlenin çok riskli olacağını vurguluyor.

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait jetler, 13 Mart'ta Basra Körfezi'ndeki adada yer alan askeri hedefleri vurmuş ancak petrol altyapısını hedef almamıştı.

Öte yandan Wall Street Journal, yaklaşık 2 bin 200 kişilik 31. Deniz Piyade Sefer Birimi'nin Ortadoğu'ya sevk edildiğini 13 Mart'ta yazmıştı.  

Gazetenin dün yayımlanan analizinde, özel operasyonlara katılan askerlerin İran'ın güney kıyılarındaki bazı adaları ele geçirmek için kullanılabileceği savunuluyor.

Amfibi saldırı gemisi USS Tripoli'deki donanma askerlerinin, yaklaşık bir haftada Japonya açıklarından Ortadoğu'ya varması planlanıyor.

Gemileri üs olarak kullanarak operasyon yürüten ekip, zırhlı araçlar ve topçu silahlarıyla donatılmış kara muharebe birimi; helikopterler ve F-35B gibi jet avcı uçaklarına sahip hava birimi; koordinasyonu sağlayan komuta ekibi ve ikmalle ekipman bakımını üstlenen lojistik taburundan oluşuyor.

Analistler, donanma harekatçılarının Hark Adası'ndaki petrol altyapısını ele geçirmesi halinde Trump yönetiminin bunu Tahran'a karşı koz olarak kullanabileceğini söylüyor. Ayrıca askerlerin, İran'ın en büyük adası Keşm'e veya onun yakınındaki Kiş Adası ya da Hürmüz Adası'na konuşlandırılabileceğini belirtiyorlar.

New York Times'ın 17 Mart'ta yayımlanan analizinde de İran'ın elindeki nükleer yakıt stokunu ele geçirmek veya imha etmek için kara harekatı düzenlenebileceği yazılmıştı. Bunun "her açıdan modern Amerikan tarihinin en cüretkar ve en riskli askeri operasyonlarından biri olacağı" uyarısında bulunulmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın çarşamba günü yayımladığı açıklamada, 28 Şubat'tan bu yana ABD'nin İran'a 7 bin 800'den fazla hava saldırısı düzenlediği, İran'a ait 120'den fazla geminin hasar gördüğü veya imha edildiği bildirildi.

Savaşta şimdiye dek 13 ABD askeri öldürülürken, 200 kişi de yaralandı.

Adının gizli tutulmasını isteyen Beyaz Saray'dan bir yetkili, "Kara birliklerini gönderme yönünde henüz bir karar alınmadı ancak Başkan Trump tüm seçenekleri masada tutuyor" dedi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters


ABD Başkan Yardımcısı Vance'ten zorlu günler uyarısı

J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)
J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)
TT

ABD Başkan Yardımcısı Vance'ten zorlu günler uyarısı

J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)
J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)

J.D. Vance, İran savaşı nedeniyle benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece "geçici" olduğunu söyledi.

ABD Başkan Yardımcısı, çarşamba günü Michigan'daki bir etkinlikte yaptığı konuşmada, "Bu geçici bir aksaklık" dedi.

Biden yönetimi döneminde benzin fiyatları 4 yıl boyunca yüksekti. Benzin fiyatları artık daha yüksek ve açıkçası, Biden dönemindeki bazı zirve seviyelere bile ulaşmış değil.

Ancak Donald Trump'ın İran'a saldırma kararına şüpheyle yaklaştığı bildirilen Vance, "Önümüzdeki birkaç hafta boyunca yolumuz zorlu" diye itiraf etti.

"Bakın, benzin fiyatları yükseldi, bunun farkındayız, bunun halkın canını yaktığını biliyoruz ve fiyatların düşük kalmasını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz" dedi ve Donald Trump'ın durumu hafifletmek için "birçok şey" üzerinde çalıştığını ekledi.

Vance'in açıklamaları, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının yol açtığı olumsuz sonuçlar nedeniyle ABD'de benzin fiyatlarının yükselmeye devam ettiği dönemde geldi. Çatışma üçüncü haftasına girerken bu durum, küresel petrol arz zincirlerini ciddi şekilde etkiliyor. Küresel petrolün yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan geçiyor.

GasBuddy'ye göre pazartesi günü bir galon dizelin ortalama fiyatı 5 dolara ulaşarak Aralık 2022'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Bu endişe verici eşik yalnızca o tarihte aşılmıştı. Amerikan Otomobil Birliği'ne göre salı günü bir galon dizelin ortalama maliyeti, bir önceki ayki 3,65 dolardan 5,04 dolara yükseldi.

Uzmanlar, ham petrolden elde edilen dizelin yüksek fiyatının Amerikalı tüketiciler için zincirleme etkiler yaratacağı uyarısını yapıyor.

Vance'in yorumlarına rağmen Trump, İran'la savaşın süresiz olarak devam edebileceği konusunda uyardı ve çarşamba günü Hürmüz Boğazı'nın açılmasının sorumluluğunu bu güzergahı kullanan ülkelere bırakmakla tehdit etti.

bgt
Vance'in açıklamaları, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının yol açtığı olumsuz sonuçlar nedeniyle ABD'de benzin fiyatlarının yükselmeye devam ettiği dönemde geldi. Çatışma üçüncü haftasına girerken bu durum, küresel petrol arz zincirlerini ciddi şekilde etkiliyor. Küresel petrolün yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan geçiyor (AP)

BaşkanTruth Social'da yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı:

İran terör devletinin kalanını "bitirsek" ve bizim kullanmadığımız sözde 'boğaz'ın sorumluluğunu onu kullanan ülkelere bıraksak acaba ne olurdu? Bu, kayıtsız kalan "müttefiklerimizden" bazılarını hızla harekete geçirirdi!!! Başkan DJT.

Independent Türkçe