ABD’nin, Filistin-İsrail çatışmasında ‘oldu-bitti’ politikası sürüyor

Biden yönetimi, ‘iki devletli çözümü’ güçlü bir şekilde destekliyor

Kudüs’teki Filistinli gençler ile arkalarında Mescid-i Aksa havzası içindeki Kubbetu’s-Sahra’yı gösteren bir kare (Reuters)
Kudüs’teki Filistinli gençler ile arkalarında Mescid-i Aksa havzası içindeki Kubbetu’s-Sahra’yı gösteren bir kare (Reuters)
TT

ABD’nin, Filistin-İsrail çatışmasında ‘oldu-bitti’ politikası sürüyor

Kudüs’teki Filistinli gençler ile arkalarında Mescid-i Aksa havzası içindeki Kubbetu’s-Sahra’yı gösteren bir kare (Reuters)
Kudüs’teki Filistinli gençler ile arkalarında Mescid-i Aksa havzası içindeki Kubbetu’s-Sahra’yı gösteren bir kare (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın pazartesi akşamı yaptığı açıklamalar, yeni ABD yönetiminin, Filistin-İsrail çatışmasında, ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs'e taşınması, Kudüs’ün İsrail'in başkenti olarak tanınması ve İsrail'in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğinin tanınması konularına gelindiğinde önceki yönetimin izlediği ‘oldu-bitti’ politikasını sürdürdüğünü ortaya koydu. Öte yandan yeni ABD yönetimi, Antony Blinken'ın da onayladığı üzere iki devletli çözüm ve Kudüs'ün her iki devletin de başkenti olması fikrine karşı çıkmıyor.
Blinken açıklamasında bu konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Filistinliler, kendi devletlerini kurma hakkına sahipler. Öte yandan iki taraf, İsrail ve Filistinliler kapsamlı bir çözüme ulaşmaktan hâlâ uzaklar.”
ABD Başkanı Joe Biden’ın, İsrail'in Yahudi ve demokratik bir devlet olarak geleceğini garanti altına almanın ve Filistinlilere hakları olan bir devlet vermenin tek yolunun bu olduğunu söyleyerek iki devletli çözümü güçlü bir şekilde desteklediği biliniyor.
Blinken, CNN’deki röportajında “​​Acımasız gerçek şu ki, halen barıştan ve İsrail ile Filistinliler arasındaki sorunlara nihai bir çözüm getirilmesi ve bir Filistin devleti kurulması vizyonundan çok uzağız. Bunu şimdi en başında söylemenin herhangi bir zararı yok” dedi. Başkan Biden yönetiminin, her iki tarafın da tek taraflı eylemlerde bulunmayacaklarından emin olmak istediğini vurgulayan Blinken, böyle bir durumun barış ve anlaşmazlığa bir çözüm bulma olasılıklarını daha da zor hale getireceğini söyledi. Blinken, Biden yönetiminin, taraflar arasında müzakerelerin yapılabileceği daha iyi bir ortam yaratan adımları desteklemeye çalışacağını da sözlerine ekledi.
Önceki ABD yönetiminin öncülük ettiği ‘İbrahim anlaşmalarını’ önemli ve mükemmel olarak nitelendiren ABD’li Bakan, “İsrail ve komşuları arasındaki ilişkileri normalleştirdiğini ve geliştirdiğini gördüğümüzde onları kutladık. Bu, hem İsrail hem de diğer ülkeler için iyi bir gelişme.  Genel çerçevede barış ve güvenlik için de iyi. Bence, seyahat, ticaret ve diğer faaliyetler aracılığıyla gerçekten bölgede iyileştirmeler yapabilecekleri yeni ufuklar açıyor. Ancak bu, İsrail ile Filistinliler arasındaki ilişkinin zorluklarının ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Mevcut anlaşmazlıklar mucizevi bir şekilde ortadan kalkmayacaktır” şeklinde konuştu.
Başkan Joe Biden'ın İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüşmesi hakkındaki bir soruyu yanıtlayan Blinken, Başkan Trump'ın yönetimi ile Başkan Biden yönetimi arasındaki geçiş döneminde iki taraf arasında temaslarda bulunulduğunu, kendisinin de İsrailli meslektaşlarıyla birçok kez görüştüğünü söyledi. Asıl hedefin iki tarafın doğrudan bir araya gelmesi ve mevcut durumla ilgili konuları ele alması olduğunu söyleyen Blinken, “Ancak ne yazık ki, daha önce dediğim gibi, şuan bundan çok uzağız” ifadelerini kullandı. ABD Büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasıyla ilgili olarak ise Blinken, şuan herhangi bir değişikliğin olmayacağını söyledi.
ABD Senatosu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile ilgili yardım tasarısının bir parçası olarak Başkan Joe Biden yönetiminin ABD büyükelçiliğini Kudüs'ten Tel Aviv'e taşımasını engellemek için oy kullandı. Oklahoma Senatörü Cumhuriyetçi Jim Inhofe tarafından Senatoya sunulan değişiklikle ilgili oylamada Vermont'tan bağımsız sosyalist Senatör Bernie Sanders, Massachusetts Senatörü Demokrat Elizabeth Warren ve Delaware Senatörü Demokrat Tom Carber ret oyu kullandı.
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2017 yılında ABD büyükelçiliğinin Tel Aviv’den Kudüs'e taşınmasıyla ilgili kararı hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar arasından gelen itirazlara rağmen onaylandı. Demokratlar 2020 başkanlık seçimleri yarışı sırasında meseleden uzaklaştılar. Ayrıca Bakan Blinken, geçtiğimiz ay düzenlenen bir oturumda Biden yönetiminin söz konusu kararı tersine çevirmek için herhangi bir adım atmayacağını söyledi.
ABD’nin eski başkanlarından Bill Clinton ve George W. Bush, başkanlıkları sırasında büyükelçiliğin Kudüs'e taşınmasını desteklediklerini dile getirseler de, bunu gerçekleştirmediler. Trump'ın ABD Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma emri, önceki ABD yönetiminin (Başkan Obama yönetimi) İsrail’in başkenti ve Filistin devletinin gelecekteki merkezi olarak şehrin statüsüne saygı duyulması ile ilgili kararıyla çelişti.



FBI, İran savaşı nedeniyle istifa eden Joe Kent’in peşinde

Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)
Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)
TT

FBI, İran savaşı nedeniyle istifa eden Joe Kent’in peşinde

Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)
Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)

FBI, İran savaşını eleştirerek istifa eden ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent hakkında gizli bilgileri sızdırdığı gerekçesiyle inceleme yürütüyor.

Adlarının gizli tutulması şartıyla Semafor'a konuşan ABD'li yetkililer, FBI'ın aylardır Kent hakkında soruşturma yürüttüğünü söylüyor.  

Kaynaklar, gizli bilgilerin sızdırılmasıyla ilgili incelemenin ne zaman başlatıldığına dair ayrıntı vermiyor.

Axios'a konuşan yetkililer de FBI soruşturması hakkındaki detayların gizli tutulduğunu söylüyor.

Ancak kaynaklardan birine göre, Kent'in Tucker Carlson ve başka bir muhafazakar podcast sunucusuna bilgi sızdırdığından şüpheleniliyor. İsrail ve İran'la ilgili sızdırılan istihbarat bilgilerinin de FBI tarafından incelendiği aktarılıyor.

Yetkililerden biri, Kent'in "aylardır takip edildiğini" belirterek pozisyonundan da bu yüzden istifa ettiğini savunuyor:

Kent, bu incelemenin istifasına misilleme olarak yapıldığını iddia etmeye çalışacak. Fakat durum tam tersi; soruşturma altında olduğunun farkında ve bu yüzden istifa etti.

Semafor ve Axios, FBI'ın yorum taleplerini reddettiğini, Kent'in de henüz açıklama yapmadığını aktarıyor.

Diğer yandan New York Times'ın 28 Ekim 2025'teki haberinde, Kent'in muhafazakar aktivist Charlie Kirk'ün cinayetiyle ilgili soruşturma dosyalarına erişmeye çalışırken FBI'la karşı karşıya geldiği yazılmıştı.

Haberde, Kent'in Kirk cinayetinde "yabancı ajanların" rol oynamış olabileceği ihtimaline karşı FBI dosyalarını incelediği ifade edilmişti. FBI Direktörü Kash Patel'in ise yetki sınırlarını aştığı gerekçesiyle Kent'e tepki gösterdiği aktarılmıştı.

Kent, salı günü yayımladığı istifa açıklamasında "İran'daki devam eden savaşı vicdanen destekleyemem" diyerek görevinden ayrıldığını duyurmuştu. İran'ın ABD için yakın bir tehdit oluşturmadığı halde ülkesinin "İsrail'in ve güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle" savaşa girdiği yorumunu yapmıştı.

İstifasının ardından çarşamba günü Tucker Carlson'a verdiği söyleşide de Kent, İran'ın ABD'ye saldıracağına yönelik hiçbir istihbarat olmadığını vurguladı. Ayrıca karar verici konumundaki birçok yetkilinin Trump'la görüşlerini paylaşmasına izin verilmediğini de savundu.

45 yaşındaki siyasetçi, ABD Özel Harekat Birlikleri bünyesinde 11 kez savaşa katılmış, daha sonra ordudan ayrılarak CIA'de çalışmaya başlamıştı. İki çocuk sahibi Kent'in donanmada kriptolog olarak görev yapan eşi de 2019'da Suriye'deki bir saldırıda hayatını kaybetmişti.

Independent Türkçe, Semafor, Axios, Guardian


Trump’ın tehlikeli Hürmüz Boğazı planı: Adalar da ele geçirilebilir

Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)
Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)
TT

Trump’ın tehlikeli Hürmüz Boğazı planı: Adalar da ele geçirilebilir

Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)
Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki Hark Adası'nı ele geçirmek ve Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine açmak için bölgeye daha fazla asker gönderebilir.

Kimliklerinin paylaşılmaması kaydıyla Reuters'a konuşan, aralarında Amerikalı yetkililerin de yer aldığı kaynaklar, Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin geçişinin sağlanması için ABD'nin bölgedeki donanma ve hava gücünü artırmayı planladığını söylüyor.

Trump yönetimi, İran'ın petrol ihracatının yüzde 90'ının gerçekleştirildiği Hark Adası'na asker konuşlandırmayı da düşünüyor. Ancak yetkililer, İran'ın adayı drone ve füzelerle vurabileceği için böyle bir hamlenin çok riskli olacağını vurguluyor.

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait jetler, 13 Mart'ta Basra Körfezi'ndeki adada yer alan askeri hedefleri vurmuş ancak petrol altyapısını hedef almamıştı.

Öte yandan Wall Street Journal, yaklaşık 2 bin 200 kişilik 31. Deniz Piyade Sefer Birimi'nin Ortadoğu'ya sevk edildiğini 13 Mart'ta yazmıştı.  

Gazetenin dün yayımlanan analizinde, özel operasyonlara katılan askerlerin İran'ın güney kıyılarındaki bazı adaları ele geçirmek için kullanılabileceği savunuluyor.

Amfibi saldırı gemisi USS Tripoli'deki donanma askerlerinin, yaklaşık bir haftada Japonya açıklarından Ortadoğu'ya varması planlanıyor.

Gemileri üs olarak kullanarak operasyon yürüten ekip, zırhlı araçlar ve topçu silahlarıyla donatılmış kara muharebe birimi; helikopterler ve F-35B gibi jet avcı uçaklarına sahip hava birimi; koordinasyonu sağlayan komuta ekibi ve ikmalle ekipman bakımını üstlenen lojistik taburundan oluşuyor.

Analistler, donanma harekatçılarının Hark Adası'ndaki petrol altyapısını ele geçirmesi halinde Trump yönetiminin bunu Tahran'a karşı koz olarak kullanabileceğini söylüyor. Ayrıca askerlerin, İran'ın en büyük adası Keşm'e veya onun yakınındaki Kiş Adası ya da Hürmüz Adası'na konuşlandırılabileceğini belirtiyorlar.

New York Times'ın 17 Mart'ta yayımlanan analizinde de İran'ın elindeki nükleer yakıt stokunu ele geçirmek veya imha etmek için kara harekatı düzenlenebileceği yazılmıştı. Bunun "her açıdan modern Amerikan tarihinin en cüretkar ve en riskli askeri operasyonlarından biri olacağı" uyarısında bulunulmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın çarşamba günü yayımladığı açıklamada, 28 Şubat'tan bu yana ABD'nin İran'a 7 bin 800'den fazla hava saldırısı düzenlediği, İran'a ait 120'den fazla geminin hasar gördüğü veya imha edildiği bildirildi.

Savaşta şimdiye dek 13 ABD askeri öldürülürken, 200 kişi de yaralandı.

Adının gizli tutulmasını isteyen Beyaz Saray'dan bir yetkili, "Kara birliklerini gönderme yönünde henüz bir karar alınmadı ancak Başkan Trump tüm seçenekleri masada tutuyor" dedi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters


ABD Başkan Yardımcısı Vance'ten zorlu günler uyarısı

J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)
J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)
TT

ABD Başkan Yardımcısı Vance'ten zorlu günler uyarısı

J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)
J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)

J.D. Vance, İran savaşı nedeniyle benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece "geçici" olduğunu söyledi.

ABD Başkan Yardımcısı, çarşamba günü Michigan'daki bir etkinlikte yaptığı konuşmada, "Bu geçici bir aksaklık" dedi.

Biden yönetimi döneminde benzin fiyatları 4 yıl boyunca yüksekti. Benzin fiyatları artık daha yüksek ve açıkçası, Biden dönemindeki bazı zirve seviyelere bile ulaşmış değil.

Ancak Donald Trump'ın İran'a saldırma kararına şüpheyle yaklaştığı bildirilen Vance, "Önümüzdeki birkaç hafta boyunca yolumuz zorlu" diye itiraf etti.

"Bakın, benzin fiyatları yükseldi, bunun farkındayız, bunun halkın canını yaktığını biliyoruz ve fiyatların düşük kalmasını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz" dedi ve Donald Trump'ın durumu hafifletmek için "birçok şey" üzerinde çalıştığını ekledi.

Vance'in açıklamaları, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının yol açtığı olumsuz sonuçlar nedeniyle ABD'de benzin fiyatlarının yükselmeye devam ettiği dönemde geldi. Çatışma üçüncü haftasına girerken bu durum, küresel petrol arz zincirlerini ciddi şekilde etkiliyor. Küresel petrolün yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan geçiyor.

GasBuddy'ye göre pazartesi günü bir galon dizelin ortalama fiyatı 5 dolara ulaşarak Aralık 2022'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Bu endişe verici eşik yalnızca o tarihte aşılmıştı. Amerikan Otomobil Birliği'ne göre salı günü bir galon dizelin ortalama maliyeti, bir önceki ayki 3,65 dolardan 5,04 dolara yükseldi.

Uzmanlar, ham petrolden elde edilen dizelin yüksek fiyatının Amerikalı tüketiciler için zincirleme etkiler yaratacağı uyarısını yapıyor.

Vance'in yorumlarına rağmen Trump, İran'la savaşın süresiz olarak devam edebileceği konusunda uyardı ve çarşamba günü Hürmüz Boğazı'nın açılmasının sorumluluğunu bu güzergahı kullanan ülkelere bırakmakla tehdit etti.

bgt
Vance'in açıklamaları, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının yol açtığı olumsuz sonuçlar nedeniyle ABD'de benzin fiyatlarının yükselmeye devam ettiği dönemde geldi. Çatışma üçüncü haftasına girerken bu durum, küresel petrol arz zincirlerini ciddi şekilde etkiliyor. Küresel petrolün yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan geçiyor (AP)

BaşkanTruth Social'da yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı:

İran terör devletinin kalanını "bitirsek" ve bizim kullanmadığımız sözde 'boğaz'ın sorumluluğunu onu kullanan ülkelere bıraksak acaba ne olurdu? Bu, kayıtsız kalan "müttefiklerimizden" bazılarını hızla harekete geçirirdi!!! Başkan DJT.

Independent Türkçe