Yemen’deki Koalisyon Güçleri: ‘Uluslararası Abha Havalimanı’na yapılan saldırı savaş suçudur’

Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)
Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen’deki Koalisyon Güçleri: ‘Uluslararası Abha Havalimanı’na yapılan saldırı savaş suçudur’

Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)
Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)

Yemen'de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’ndan dün yapılan açıklamada, İran destekli Husi milisleri tarafından Uluslararası Abha Havalimanı'nı (Suudi Arabistan’ın güneyinde) hedef alan bir terör saldırısı gerçekleştiği duyuruldu.
Koalisyon, saldırı sırasında alanda bulunan sivil bir uçakta yangın çıktığını bildirdi. Söz konusu yangının kontrol altına alındığı bilgisini paylaştı. Ayrıca, Abha Havalimanı'nı hedef alma girişiminin bir savaş suçu olduğu ve seyahat eden sivillerin hayatlarını tehlikeye attığı vurgulandı. Sivillerin ve sivillere ait hedeflerin korunması için gerekli tüm önlemlerin alındığı vurgulanan açıklamada, terörist milislerin uluslararası insani hukuka göre yargılanacağı belirtildi.
Al Arabiya televizyonunun haberine göre ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili yaptığı  açıklamada, "Krallıktaki müttefiklerimizin yanında olacağız. Yaptırımlar da dahil olmak üzere Husilerle mücadele başa için seçeneklerimiz bulunuyor" ifadesini kullandı.
Koalisyon güçleri, Abha Havalimanı’nı hedef alan Husi terör saldırısında kullanılan patlayıcı yüklü insansız hava aracının enkazının kalıntılarına ait fotoğrafları paylaştı. Saldırının farklı milletlerden yüzlerce sivilin hayatını tehlikeye attığı belirtilen açıklamada “Bu terör saldırısı Husi milislerinin ve arkasında duranların tavrını doğruluyor. Bu bir savaş suçudur ve uluslararası insan hakları hukukunun da açık bir ihlalidir” denildi.
Enkaz kalıntılarının görüntülerinden, patlayıcı yüklü İHA’nın İran yapımı Ebabil T tipi İHA’nın bir kopyası olan “Kasif" olduğu anlaşılıyor.
Koalisyon güçleri dün, İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine gönderdiği patlayıcı yüklü iki insansız hava aracının imha edildiğini duyurmuştu.
Koalisyon Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki yaptığı açıklamada,  Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetleri’nin dün akşam terörist Husi milisleri tarafından güney bölgesindeki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef almak amacıyla sistematik ve kasıtlı bir şekilde fırlatılan patlayıcı yüklü iki İHA’yı imha etmeyi başardığını bildirdi.
Terörist Husi milislerinin kasıtlı olarak sivilleri ve sivil yerleşim bölgelerini hedef aldığını belirten Maliki, Koalisyonun Husilerin saldırılarını uluslararası hukuka uygun olarak etkisiz hale getirmek için gerekli önlemleri alacağını vurguladı.
Koalisyon tarafından yapılan açıklamanın ardından Yemen'deki Husi milisleri, Suudi Arabistan'daki Uluslararası Abha Havalimanı'nı 4 İHA ile hedef aldıklarını duyurdu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) Yemen hakkındaki kararının uygulanmasını takip etmekle ilgilenen Yaptırımlar Komitesi’ndeki uzmanlar grubunun geçen ayın başlarında BMGK’ya sunduğu son raporda, Husilerin Krallık'taki sivil hedeflere yönelik saldırılarının devam etmesinin barışa, güvenliğe ve istikrara karşı bir meydan okuma olduğu kaydedildi.
Uzmanlar, 2020 yılı boyunca Suudi Arabistan’ın hedeflendiği saldırıları inceledikleri raporda şunları kaydetti:
“Husiler, Suudi Arabistan'daki sivil hedeflere bir dizi füze ve insansız hava aracı kullanarak saldırmaya devam ediyor. Ayrıca Kızıldeniz’de düzenli olarak el yapımı patlayıcı yüklü cihazlar patlatılıyor. Suudi ordusu saldırıların çoğunu engellese de Husilerin Yemen dışından destekle güç gösterme yeteneği, bölgesel istikrar için bir tehdit oluşturmaya ve yaklaşan barış müzakerelerine de meydan okumaya devam ediyor.”
Raporda Husilerin Suudi Arabistan’ı Krallığı hedefleyerek füze kullanımı da dahil olmak üzere hava saldırılarının sıklığını artırdığı ve el yapımı patlayıcı cihazlarla saldırılar düzenlemeye devam ettiği belirtildi. Husilerin eylemlerinin barış, istikrar ve güvenlik için bir meydan okuma olduğu kaydedilen açıklamada, bu saldırıların uygulanmasının ancak silah ve bileşenlerinin tedariki ile mümkün olabileceği ve bunun da silah yasağının ihlali anlamına geldiği ifade edildi.
Beyaz Saray, Husilerin Abha Havalimanı'na düzenlediği saldırıyı kınayarak, Washington'ın Yemen krizine barışçıl bir çözüm bulma çabalarını sürdüreceğini vurguladı. Al-Arabiya TV’nin Beyaz Saray Sözcüsü’nden aktardığı habere açıklamada "Husiler Suudi Arabistan'ı hedef almaya çalışarak Yemen'deki savaşı uzatmak istiyor" denildi. Ayrıca Yemen'de barışçıl bir çözüme ulaşmak için çalışmaların devam edeceğinin vurgulandığı kaydedildi.
Al-Arabiya’nın haberine göre ABD Dışişleri Bakanlığı"Husiler ve onlara destek sağlayan Tahran üzerinde baskılar sürecek. Onlarla başa çıkmak için yeni mekanizmaları tartışacağız" açıklamasında bulundu.
Birleşik Arap Emirlikleri de (BAE) söz konusu saldırıyı "terörist ve korkakça" olarak nitelendirerek şiddetle kınadığını ifade etti. BAE Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Abha Havalimanı’nı hedef alan saldırının tehlikeli bir saldırı olduğu vurgulandı. Bu korkakça eylemin sivillerin ve yolcuların güvenliğini ve hayatını tehdit ettiğinin altı çizildi. Ayrıca saldırının Husi tehditlerine karşı sivil halkı korumak amacıyla gerekli tüm önlemleri almayı gerektiren bir savaş suçu olduğu kaydedildi.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Dr. Nayef el-Hacref de eylemi "korkakça bir terörist saldırı ve hayatları tehlikeye atan bir savaş suçu" olarak değerlendirerek kınadı. Hacref açıklamasında teröristlerin, uluslararası insan hakları hukuku kuralları uyarınca sorumlu tutulması gerektiğini vurguladı.
Yemen hükümeti de saldırıyı kınadı. Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, Twitter hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Abha Havalimanı'nın hedef alınması tam teşekküllü bir savaş suçudur. Ayrıca bu, Husi milislerinin İran silahları ve uzmanları ile gerçekleştirdiği terör saldırılarının da bir uzantısıdır. Bölgede güvenlik ve istikrarı bozmaya yönelik İran gündemi uygulanarak, yerleşim birimleri, havaalanları, limanlar ve enerji üretim altyapısı hedef alındı."
Mısır hükümeti dün yaptığı açıklamada Abha Havalimanı’nı hedef alan saldırının yanı sıra Krallık’ın topraklarına yöneltilen düşmanca eylemleri nedeniyle Husi milislerini sert ifadelerle kınadı. 
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da Husilerin düşmanca terör eylemlerinin devam etmesinin bölgedeki güvenlik ve istikrar için oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti. Bunun, sivilleri ve sivil bölgeleri hedef alarak uluslararası ve insan hakları hukukuna açıkça meydan okunduğunu açıkça gösterdiğini vurguladı.
Bahreyn hükümeti de sivil yerleşimleri ve sivilleri hedef alan ve güvenliği baltalayan korkakça eylemlere karşı aldığı tedbir ve önlemlerde Krallık ile dayanışma içinde olunduğunu, sağlam ve kararlı tutumunun devam ettiğini bildirdi.
Ürdün de saldırıyı kınayan ülkeler arasındaydı. Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dayfullah el-Fayiz, "tekrarlanan korkakça terörist saldırıların” devam etmesine karşı ülkesinin tutumunun sabit olduğunu belirterek Suudi Arabistan'ın ve halkının güvenliğini tehdit eden her eyleme karşı Ürdün’ün Krallık ile dayanışma içinde olacağını vurguladı.
Lübnan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da Krallık’ın egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını tehdit eden saldırılar karşısında Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olunacağı belirtildi. Bakanlık açıklamada, masum sivillerin hedef alınmasını şiddetle kınayarak tüm uluslararası yasalara bağlılık ve saygı duyulması çağrısında bulunuldu.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Dr.Yusuf el- Useymin, sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alan Husilerin ve arkasındakilerin devam eden saldırıları ve milislere para ve silah desteği sağlanmasını kınadı. İİT’nin güvenliğini, istikrarını ve topraklarındaki vatandaşları ve sakinlerini korumak için alacağı tüm önlemlerde Suudi Arabistan'ın yanında olacağını vurguladı.
Arap Parlamentosu Başkanı Adil el Usumi dün yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Bu saldırı, Husi milislerinin terörist tutumlarını kanıtlıyor. Ayrıca sivilleri sürekli hedef alması nedeniyle savaş suçları işlediğini ve Uluslararası Abha Havalimanı’nı kullanan binlerce yolcu, vatandaş ve farklı milletten insanları tehdit ettiğini de açıkça ortaya koyuyor.”



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.