Yemen’deki Koalisyon Güçleri: ‘Uluslararası Abha Havalimanı’na yapılan saldırı savaş suçudur’

Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)
Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen’deki Koalisyon Güçleri: ‘Uluslararası Abha Havalimanı’na yapılan saldırı savaş suçudur’

Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)
Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)

Yemen'de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’ndan dün yapılan açıklamada, İran destekli Husi milisleri tarafından Uluslararası Abha Havalimanı'nı (Suudi Arabistan’ın güneyinde) hedef alan bir terör saldırısı gerçekleştiği duyuruldu.
Koalisyon, saldırı sırasında alanda bulunan sivil bir uçakta yangın çıktığını bildirdi. Söz konusu yangının kontrol altına alındığı bilgisini paylaştı. Ayrıca, Abha Havalimanı'nı hedef alma girişiminin bir savaş suçu olduğu ve seyahat eden sivillerin hayatlarını tehlikeye attığı vurgulandı. Sivillerin ve sivillere ait hedeflerin korunması için gerekli tüm önlemlerin alındığı vurgulanan açıklamada, terörist milislerin uluslararası insani hukuka göre yargılanacağı belirtildi.
Al Arabiya televizyonunun haberine göre ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili yaptığı  açıklamada, "Krallıktaki müttefiklerimizin yanında olacağız. Yaptırımlar da dahil olmak üzere Husilerle mücadele başa için seçeneklerimiz bulunuyor" ifadesini kullandı.
Koalisyon güçleri, Abha Havalimanı’nı hedef alan Husi terör saldırısında kullanılan patlayıcı yüklü insansız hava aracının enkazının kalıntılarına ait fotoğrafları paylaştı. Saldırının farklı milletlerden yüzlerce sivilin hayatını tehlikeye attığı belirtilen açıklamada “Bu terör saldırısı Husi milislerinin ve arkasında duranların tavrını doğruluyor. Bu bir savaş suçudur ve uluslararası insan hakları hukukunun da açık bir ihlalidir” denildi.
Enkaz kalıntılarının görüntülerinden, patlayıcı yüklü İHA’nın İran yapımı Ebabil T tipi İHA’nın bir kopyası olan “Kasif" olduğu anlaşılıyor.
Koalisyon güçleri dün, İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine gönderdiği patlayıcı yüklü iki insansız hava aracının imha edildiğini duyurmuştu.
Koalisyon Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki yaptığı açıklamada,  Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetleri’nin dün akşam terörist Husi milisleri tarafından güney bölgesindeki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef almak amacıyla sistematik ve kasıtlı bir şekilde fırlatılan patlayıcı yüklü iki İHA’yı imha etmeyi başardığını bildirdi.
Terörist Husi milislerinin kasıtlı olarak sivilleri ve sivil yerleşim bölgelerini hedef aldığını belirten Maliki, Koalisyonun Husilerin saldırılarını uluslararası hukuka uygun olarak etkisiz hale getirmek için gerekli önlemleri alacağını vurguladı.
Koalisyon tarafından yapılan açıklamanın ardından Yemen'deki Husi milisleri, Suudi Arabistan'daki Uluslararası Abha Havalimanı'nı 4 İHA ile hedef aldıklarını duyurdu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) Yemen hakkındaki kararının uygulanmasını takip etmekle ilgilenen Yaptırımlar Komitesi’ndeki uzmanlar grubunun geçen ayın başlarında BMGK’ya sunduğu son raporda, Husilerin Krallık'taki sivil hedeflere yönelik saldırılarının devam etmesinin barışa, güvenliğe ve istikrara karşı bir meydan okuma olduğu kaydedildi.
Uzmanlar, 2020 yılı boyunca Suudi Arabistan’ın hedeflendiği saldırıları inceledikleri raporda şunları kaydetti:
“Husiler, Suudi Arabistan'daki sivil hedeflere bir dizi füze ve insansız hava aracı kullanarak saldırmaya devam ediyor. Ayrıca Kızıldeniz’de düzenli olarak el yapımı patlayıcı yüklü cihazlar patlatılıyor. Suudi ordusu saldırıların çoğunu engellese de Husilerin Yemen dışından destekle güç gösterme yeteneği, bölgesel istikrar için bir tehdit oluşturmaya ve yaklaşan barış müzakerelerine de meydan okumaya devam ediyor.”
Raporda Husilerin Suudi Arabistan’ı Krallığı hedefleyerek füze kullanımı da dahil olmak üzere hava saldırılarının sıklığını artırdığı ve el yapımı patlayıcı cihazlarla saldırılar düzenlemeye devam ettiği belirtildi. Husilerin eylemlerinin barış, istikrar ve güvenlik için bir meydan okuma olduğu kaydedilen açıklamada, bu saldırıların uygulanmasının ancak silah ve bileşenlerinin tedariki ile mümkün olabileceği ve bunun da silah yasağının ihlali anlamına geldiği ifade edildi.
Beyaz Saray, Husilerin Abha Havalimanı'na düzenlediği saldırıyı kınayarak, Washington'ın Yemen krizine barışçıl bir çözüm bulma çabalarını sürdüreceğini vurguladı. Al-Arabiya TV’nin Beyaz Saray Sözcüsü’nden aktardığı habere açıklamada "Husiler Suudi Arabistan'ı hedef almaya çalışarak Yemen'deki savaşı uzatmak istiyor" denildi. Ayrıca Yemen'de barışçıl bir çözüme ulaşmak için çalışmaların devam edeceğinin vurgulandığı kaydedildi.
Al-Arabiya’nın haberine göre ABD Dışişleri Bakanlığı"Husiler ve onlara destek sağlayan Tahran üzerinde baskılar sürecek. Onlarla başa çıkmak için yeni mekanizmaları tartışacağız" açıklamasında bulundu.
Birleşik Arap Emirlikleri de (BAE) söz konusu saldırıyı "terörist ve korkakça" olarak nitelendirerek şiddetle kınadığını ifade etti. BAE Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Abha Havalimanı’nı hedef alan saldırının tehlikeli bir saldırı olduğu vurgulandı. Bu korkakça eylemin sivillerin ve yolcuların güvenliğini ve hayatını tehdit ettiğinin altı çizildi. Ayrıca saldırının Husi tehditlerine karşı sivil halkı korumak amacıyla gerekli tüm önlemleri almayı gerektiren bir savaş suçu olduğu kaydedildi.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Dr. Nayef el-Hacref de eylemi "korkakça bir terörist saldırı ve hayatları tehlikeye atan bir savaş suçu" olarak değerlendirerek kınadı. Hacref açıklamasında teröristlerin, uluslararası insan hakları hukuku kuralları uyarınca sorumlu tutulması gerektiğini vurguladı.
Yemen hükümeti de saldırıyı kınadı. Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, Twitter hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Abha Havalimanı'nın hedef alınması tam teşekküllü bir savaş suçudur. Ayrıca bu, Husi milislerinin İran silahları ve uzmanları ile gerçekleştirdiği terör saldırılarının da bir uzantısıdır. Bölgede güvenlik ve istikrarı bozmaya yönelik İran gündemi uygulanarak, yerleşim birimleri, havaalanları, limanlar ve enerji üretim altyapısı hedef alındı."
Mısır hükümeti dün yaptığı açıklamada Abha Havalimanı’nı hedef alan saldırının yanı sıra Krallık’ın topraklarına yöneltilen düşmanca eylemleri nedeniyle Husi milislerini sert ifadelerle kınadı. 
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da Husilerin düşmanca terör eylemlerinin devam etmesinin bölgedeki güvenlik ve istikrar için oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti. Bunun, sivilleri ve sivil bölgeleri hedef alarak uluslararası ve insan hakları hukukuna açıkça meydan okunduğunu açıkça gösterdiğini vurguladı.
Bahreyn hükümeti de sivil yerleşimleri ve sivilleri hedef alan ve güvenliği baltalayan korkakça eylemlere karşı aldığı tedbir ve önlemlerde Krallık ile dayanışma içinde olunduğunu, sağlam ve kararlı tutumunun devam ettiğini bildirdi.
Ürdün de saldırıyı kınayan ülkeler arasındaydı. Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dayfullah el-Fayiz, "tekrarlanan korkakça terörist saldırıların” devam etmesine karşı ülkesinin tutumunun sabit olduğunu belirterek Suudi Arabistan'ın ve halkının güvenliğini tehdit eden her eyleme karşı Ürdün’ün Krallık ile dayanışma içinde olacağını vurguladı.
Lübnan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da Krallık’ın egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını tehdit eden saldırılar karşısında Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olunacağı belirtildi. Bakanlık açıklamada, masum sivillerin hedef alınmasını şiddetle kınayarak tüm uluslararası yasalara bağlılık ve saygı duyulması çağrısında bulunuldu.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Dr.Yusuf el- Useymin, sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alan Husilerin ve arkasındakilerin devam eden saldırıları ve milislere para ve silah desteği sağlanmasını kınadı. İİT’nin güvenliğini, istikrarını ve topraklarındaki vatandaşları ve sakinlerini korumak için alacağı tüm önlemlerde Suudi Arabistan'ın yanında olacağını vurguladı.
Arap Parlamentosu Başkanı Adil el Usumi dün yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Bu saldırı, Husi milislerinin terörist tutumlarını kanıtlıyor. Ayrıca sivilleri sürekli hedef alması nedeniyle savaş suçları işlediğini ve Uluslararası Abha Havalimanı’nı kullanan binlerce yolcu, vatandaş ve farklı milletten insanları tehdit ettiğini de açıkça ortaya koyuyor.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.