Yemen’deki Koalisyon Güçleri: ‘Uluslararası Abha Havalimanı’na yapılan saldırı savaş suçudur’

Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)
Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen’deki Koalisyon Güçleri: ‘Uluslararası Abha Havalimanı’na yapılan saldırı savaş suçudur’

Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)
Husilerin "Kasif" olarak adlandırdığı ve İran yapımı Ebabil’n kopyası olan İHA dün Suudi Arabistan'ın güneyindeki Koalisyon güçleri tarafından imha edildi. (Şarku’l Avsat)

Yemen'de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’ndan dün yapılan açıklamada, İran destekli Husi milisleri tarafından Uluslararası Abha Havalimanı'nı (Suudi Arabistan’ın güneyinde) hedef alan bir terör saldırısı gerçekleştiği duyuruldu.
Koalisyon, saldırı sırasında alanda bulunan sivil bir uçakta yangın çıktığını bildirdi. Söz konusu yangının kontrol altına alındığı bilgisini paylaştı. Ayrıca, Abha Havalimanı'nı hedef alma girişiminin bir savaş suçu olduğu ve seyahat eden sivillerin hayatlarını tehlikeye attığı vurgulandı. Sivillerin ve sivillere ait hedeflerin korunması için gerekli tüm önlemlerin alındığı vurgulanan açıklamada, terörist milislerin uluslararası insani hukuka göre yargılanacağı belirtildi.
Al Arabiya televizyonunun haberine göre ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili yaptığı  açıklamada, "Krallıktaki müttefiklerimizin yanında olacağız. Yaptırımlar da dahil olmak üzere Husilerle mücadele başa için seçeneklerimiz bulunuyor" ifadesini kullandı.
Koalisyon güçleri, Abha Havalimanı’nı hedef alan Husi terör saldırısında kullanılan patlayıcı yüklü insansız hava aracının enkazının kalıntılarına ait fotoğrafları paylaştı. Saldırının farklı milletlerden yüzlerce sivilin hayatını tehlikeye attığı belirtilen açıklamada “Bu terör saldırısı Husi milislerinin ve arkasında duranların tavrını doğruluyor. Bu bir savaş suçudur ve uluslararası insan hakları hukukunun da açık bir ihlalidir” denildi.
Enkaz kalıntılarının görüntülerinden, patlayıcı yüklü İHA’nın İran yapımı Ebabil T tipi İHA’nın bir kopyası olan “Kasif" olduğu anlaşılıyor.
Koalisyon güçleri dün, İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine gönderdiği patlayıcı yüklü iki insansız hava aracının imha edildiğini duyurmuştu.
Koalisyon Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki yaptığı açıklamada,  Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetleri’nin dün akşam terörist Husi milisleri tarafından güney bölgesindeki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef almak amacıyla sistematik ve kasıtlı bir şekilde fırlatılan patlayıcı yüklü iki İHA’yı imha etmeyi başardığını bildirdi.
Terörist Husi milislerinin kasıtlı olarak sivilleri ve sivil yerleşim bölgelerini hedef aldığını belirten Maliki, Koalisyonun Husilerin saldırılarını uluslararası hukuka uygun olarak etkisiz hale getirmek için gerekli önlemleri alacağını vurguladı.
Koalisyon tarafından yapılan açıklamanın ardından Yemen'deki Husi milisleri, Suudi Arabistan'daki Uluslararası Abha Havalimanı'nı 4 İHA ile hedef aldıklarını duyurdu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) Yemen hakkındaki kararının uygulanmasını takip etmekle ilgilenen Yaptırımlar Komitesi’ndeki uzmanlar grubunun geçen ayın başlarında BMGK’ya sunduğu son raporda, Husilerin Krallık'taki sivil hedeflere yönelik saldırılarının devam etmesinin barışa, güvenliğe ve istikrara karşı bir meydan okuma olduğu kaydedildi.
Uzmanlar, 2020 yılı boyunca Suudi Arabistan’ın hedeflendiği saldırıları inceledikleri raporda şunları kaydetti:
“Husiler, Suudi Arabistan'daki sivil hedeflere bir dizi füze ve insansız hava aracı kullanarak saldırmaya devam ediyor. Ayrıca Kızıldeniz’de düzenli olarak el yapımı patlayıcı yüklü cihazlar patlatılıyor. Suudi ordusu saldırıların çoğunu engellese de Husilerin Yemen dışından destekle güç gösterme yeteneği, bölgesel istikrar için bir tehdit oluşturmaya ve yaklaşan barış müzakerelerine de meydan okumaya devam ediyor.”
Raporda Husilerin Suudi Arabistan’ı Krallığı hedefleyerek füze kullanımı da dahil olmak üzere hava saldırılarının sıklığını artırdığı ve el yapımı patlayıcı cihazlarla saldırılar düzenlemeye devam ettiği belirtildi. Husilerin eylemlerinin barış, istikrar ve güvenlik için bir meydan okuma olduğu kaydedilen açıklamada, bu saldırıların uygulanmasının ancak silah ve bileşenlerinin tedariki ile mümkün olabileceği ve bunun da silah yasağının ihlali anlamına geldiği ifade edildi.
Beyaz Saray, Husilerin Abha Havalimanı'na düzenlediği saldırıyı kınayarak, Washington'ın Yemen krizine barışçıl bir çözüm bulma çabalarını sürdüreceğini vurguladı. Al-Arabiya TV’nin Beyaz Saray Sözcüsü’nden aktardığı habere açıklamada "Husiler Suudi Arabistan'ı hedef almaya çalışarak Yemen'deki savaşı uzatmak istiyor" denildi. Ayrıca Yemen'de barışçıl bir çözüme ulaşmak için çalışmaların devam edeceğinin vurgulandığı kaydedildi.
Al-Arabiya’nın haberine göre ABD Dışişleri Bakanlığı"Husiler ve onlara destek sağlayan Tahran üzerinde baskılar sürecek. Onlarla başa çıkmak için yeni mekanizmaları tartışacağız" açıklamasında bulundu.
Birleşik Arap Emirlikleri de (BAE) söz konusu saldırıyı "terörist ve korkakça" olarak nitelendirerek şiddetle kınadığını ifade etti. BAE Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Abha Havalimanı’nı hedef alan saldırının tehlikeli bir saldırı olduğu vurgulandı. Bu korkakça eylemin sivillerin ve yolcuların güvenliğini ve hayatını tehdit ettiğinin altı çizildi. Ayrıca saldırının Husi tehditlerine karşı sivil halkı korumak amacıyla gerekli tüm önlemleri almayı gerektiren bir savaş suçu olduğu kaydedildi.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Dr. Nayef el-Hacref de eylemi "korkakça bir terörist saldırı ve hayatları tehlikeye atan bir savaş suçu" olarak değerlendirerek kınadı. Hacref açıklamasında teröristlerin, uluslararası insan hakları hukuku kuralları uyarınca sorumlu tutulması gerektiğini vurguladı.
Yemen hükümeti de saldırıyı kınadı. Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, Twitter hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Abha Havalimanı'nın hedef alınması tam teşekküllü bir savaş suçudur. Ayrıca bu, Husi milislerinin İran silahları ve uzmanları ile gerçekleştirdiği terör saldırılarının da bir uzantısıdır. Bölgede güvenlik ve istikrarı bozmaya yönelik İran gündemi uygulanarak, yerleşim birimleri, havaalanları, limanlar ve enerji üretim altyapısı hedef alındı."
Mısır hükümeti dün yaptığı açıklamada Abha Havalimanı’nı hedef alan saldırının yanı sıra Krallık’ın topraklarına yöneltilen düşmanca eylemleri nedeniyle Husi milislerini sert ifadelerle kınadı. 
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da Husilerin düşmanca terör eylemlerinin devam etmesinin bölgedeki güvenlik ve istikrar için oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti. Bunun, sivilleri ve sivil bölgeleri hedef alarak uluslararası ve insan hakları hukukuna açıkça meydan okunduğunu açıkça gösterdiğini vurguladı.
Bahreyn hükümeti de sivil yerleşimleri ve sivilleri hedef alan ve güvenliği baltalayan korkakça eylemlere karşı aldığı tedbir ve önlemlerde Krallık ile dayanışma içinde olunduğunu, sağlam ve kararlı tutumunun devam ettiğini bildirdi.
Ürdün de saldırıyı kınayan ülkeler arasındaydı. Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dayfullah el-Fayiz, "tekrarlanan korkakça terörist saldırıların” devam etmesine karşı ülkesinin tutumunun sabit olduğunu belirterek Suudi Arabistan'ın ve halkının güvenliğini tehdit eden her eyleme karşı Ürdün’ün Krallık ile dayanışma içinde olacağını vurguladı.
Lübnan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da Krallık’ın egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını tehdit eden saldırılar karşısında Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olunacağı belirtildi. Bakanlık açıklamada, masum sivillerin hedef alınmasını şiddetle kınayarak tüm uluslararası yasalara bağlılık ve saygı duyulması çağrısında bulunuldu.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Dr.Yusuf el- Useymin, sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alan Husilerin ve arkasındakilerin devam eden saldırıları ve milislere para ve silah desteği sağlanmasını kınadı. İİT’nin güvenliğini, istikrarını ve topraklarındaki vatandaşları ve sakinlerini korumak için alacağı tüm önlemlerde Suudi Arabistan'ın yanında olacağını vurguladı.
Arap Parlamentosu Başkanı Adil el Usumi dün yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Bu saldırı, Husi milislerinin terörist tutumlarını kanıtlıyor. Ayrıca sivilleri sürekli hedef alması nedeniyle savaş suçları işlediğini ve Uluslararası Abha Havalimanı’nı kullanan binlerce yolcu, vatandaş ve farklı milletten insanları tehdit ettiğini de açıkça ortaya koyuyor.”



Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.