Filistinli grupların Kahire’deki diyaloğu Hamas çalışanlarını şaşırttı

Gazze'deki güvenlik güçleri (Independent Arabia)
Gazze'deki güvenlik güçleri (Independent Arabia)
TT

Filistinli grupların Kahire’deki diyaloğu Hamas çalışanlarını şaşırttı

Gazze'deki güvenlik güçleri (Independent Arabia)
Gazze'deki güvenlik güçleri (Independent Arabia)

İzzeddin Ebu Ayşe
Filistinli grupların Mısır'ın başkenti Kahire'de kurduğu ulusal diyaloğun sonuçları, Gazze Şeridi'ndeki Hamas hükümeti çalışanlarını şoka ve hayal kırıklığına uğrattı. Nitekim kapanış bildirgesindeki konumları belirsizdi ve dosyalar çözümsüz kaldı. Karşı karşıya kaldıkları sorunların üzerine durulması, bir sonraki milletvekili seçimleri sonuçlarına kadar ertelendi.
Hamas Hareketinin parlamento seçimlerinde kazandığı zaferin ardından 2007'de iktidara geldikten sonra atadığı hükümet çalışanları (sivil ve askeri açıdan) dosyası, en çetrefilli dosyalar arasında yer alıyor. Zirâ Filistin Otoritesi, Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın o sırada İsmail Heniyye liderliğindeki onuncu hükümeti görevden almasının ardından göreve gelmeleri sebebiyle tanımadığı bu çalışanları yasadışı sayıyor. Nitekim bu mesele, aynı zamanda önceki tüm uzlaşma anlaşmalarında tökezlemeye neden olan bir engel sayılıyor.

Onuncu madde
Hamas çalışanları dosyasındaki asıl sorun, Filistin Otoritesi’ne bağlı hükümet kurumlarına nasıl entegre edilecekleri ile ilgili. Söz konusu anlaşma sağlanması halinde birikmiş alacaklarını Gazze'yi yöneten yetkililerin ödemeleri gerekecek.
Bu çalışanlar, Filistin kurumlarının seçim sandıkları aracılığıyla yenilenmeye çalışılması ışığında, umutlarını Kahire’deki ulusal diyaloğa bağlamıştı. Ancak grupların nihai anlaşmasındaki onuncu maddede “Tüm insani, sosyal, işlevsel ve yasal yönleriyle bölünmeler; coğrafi ve siyasi ayrımcılığın tüm tezahürlerinden arınmış bir şekilde, ulusal, kapsamlı ve adil temellerde ele alınacak. Bu, oybirliği ile oluşturulan ve elde ettiği raporu kendisini yasama meclisi seçimleri sonrasındaki hükümete sevk eden başkana sunan bir komite aracılığıyla gerçekleşecek” ifadelerine yer verildi.
Nitekim Hamas çalışanları, bu maddeyi kendi haklarının kötüye kullanılması olarak değerlendirdi. Maddeyi hükümet çalışanları için tehlikeli bir tuzak olarak nitelendiren Hamaslı milletvekili Atıf Avdan, ciddi ve önemli bir davanın önceden planlı niyetlere dönüştürüldüğünü belirtti.
Görünüşe göre Hamas, kendisiyle Fetih Hareketi arasındaki tüm çözülmemiş meselelerden vazgeçmiş durumda. Nitekim bu husus, seçimlere gitme yönündeki tüm engellerin kaldırılması taahhüdünü vurgulayan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin açıklamalarında açıkça görülüyor.
Bunun Hamas’ın açık bir tavizi olduğunu ve risklerle dolu olduğunu söyleyen siyasi araştırmacı Fayiz Ebu Şemmale, bir Filistin uzlaşma hükümeti kurulduğu, Abbas bu çalışanları görev basamaklarına entegre etme fikrini reddettiği taktirde Hamas’ın nasıl davranacağını merak ettiğini belirtti.
Şemmale, “Hamas, bölgesel baskı altında olduğu için bu yönde davranmak zorunda kaldı. Ya Fetih ile anlaşmazlık noktalarını görmezden gelecekti ya da tamamen dışlanacaktı. Bu nedenle kötünün iyisini seçmesi gerekti. Haklarını garanti eden uluslararası dürtülerin ardından bu kararı aldı. Onu seçimleri bir çözüm olarak kabul etmeye iten şey de buydu” diyor.
Konuyla ilgili veriler, Fetih ile Hamas hareketleri arasında, çalışanlarının himaye edilmesini ve seçilmiş hükümetin resmi basamaklarına dahil edilmelerini garanti eden bir anlaşmanın varlığına işaret ediyor. Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri, Gazze çalışanları dosyalarının incelenmesini denetleyecek komitenin bir parçası olduklarını ve sandıktan çıkacak hükümete dahil olduklarını doğruluyor.
Ancak Hamas’ın belirsizliklerin gölgelediği anlaşmadan çalışanlarını haberdar etmediği anlaşılıyor; ki bu, Avdan’ın açıklamalarında da kendisini gösteriyor. Nitekim “Çalışanların onaylanması için sonuçlarını Abbas'a yollayacak ve kararını uygulanması için seçilmiş hükümete gönderecek bir komiteye nasıl güvenebiliriz?” ifadelerini kullanan Avdan, niyetleri samimi olsaydı sorunun şimdi sandık başına gitmeden yıllar önce çözüleceğine vurguda bulunuyor.

Ayrılık ve erken emeklilik
Bu yöndeki niyetler samimi olduğu ve atanan komite, Hamas hükümeti çalışanları dosyası üzerinde çalışarak onları seçilmiş hükümetin basamaklarına entegre ettiği taktirde çalışanların sayıları sorun teşkil edecek. Zirâ bu çalışanların sayısı, geçici çalışma maddesine göre 10 bin ek çalışanın yanında 43 bini aşıyor. Bunlar arasında 31 bakan yardımcısı, 127 çeşitli organlarda genel müdür, 95 daire yöneticisi ve çeşitli devlet kurumlarında çalışan yaklaşık 600 bölüm yöneticisi olmak üzere üst düzey pozisyonlar da bulunuyor. Askeri tarafta ise 2015 yılında Gazze hükümeti verilerine göre en az 881 rütbeli bulunuyor.
2015 yılından bu yana, çalışanları maaşlarının yüzde 50'sini alan Hamas hükümeti, miktarın geri kalanını ise bekletiyor. Bu çalışanları kendi kurumlarına dahil etme sürecini devralacak hükümetin ise maaşları tümüyle ödemesi gerekiyor.
Bu dosyanın yerleştirme, işten ayrılma, zorunlu emekliliğe sevk ve terfilere karar verecek olan komiteye tabi olduğunu açıklayan Ebu Şemmale ise maaşların seçilmiş hükümet bütçesinden ödenmesini sağlamak için uluslararası mali desteğin gerektiğini, Hamas’ın bu konuda güvence almış olabileceğini vurguluyor.  

Üstü kapalı tanıma
Aslında Fetih Hareketi, Hamas hükümeti çalışanlarını üstü kapalı bir şekilde tanıyor. Nitekim bu husus, söz konusu nihai anlaşmanın “Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki üniformalı Filistin polisi, sandık merkezleri güvenliğini sağlamaktan sorumlu olacaktır; mevcudiyeti hukuka uygun olacaktır” yazılı beşinci maddesinden de anlaşılıyor.
Nitekim Filistin Otoritesi’nin Gazze’de polisi bulunmuyor; burada Hamas’a tâbi güvenlik hizmetlerinden bahsediliyor. İki tarafın da önemli anlaşmazlıkları ortadan kaldırmaya çalıştığını belirten Ebu Şemmale ise seçimler için Hamas polisinin görevlendirilmesinin hükümet çalışanları sorununu çözmenin bir başlangıcı olduğunu vurguluyor.
Filistin Otoritesi, hem sivil hem de askeri sektördeki çalışan sayısını sevk ve zorunlu emeklilik prosedürleri yoluyla 70 binden 25 bine düşürerek bu adıma hazırlanmıştı. Gözlemciler, görevli komitenin bazı Hamas hükümeti çalışanlarını sevk ve zorunlu emekliliğe yönlendirerek entegre edilecek 14 bin kişi bırakacağını bekliyor.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.