Libya, BM’nin seçimlerin engellenmemesi yönünde bir karar çıkarmasını istiyor

Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 3 Şubat’ta gerçekleştirilen çalışması.(BM misyonu)
Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 3 Şubat’ta gerçekleştirilen çalışması.(BM misyonu)
TT

Libya, BM’nin seçimlerin engellenmemesi yönünde bir karar çıkarmasını istiyor

Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 3 Şubat’ta gerçekleştirilen çalışması.(BM misyonu)
Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 3 Şubat’ta gerçekleştirilen çalışması.(BM misyonu)

Libya’da geçici yürütme otoritesinin seçilmesinden bir hafta sonra, ülkedeki siyasi partilerden ve örgütlerden beşi uluslararası topluma ‘tüm yerel ve uluslararası tarafları, bu yılın sonunda yapılması planlanan seçim sürecini engellememeye ve yönelik bir Birleşmiş Milletler (BM) kararı çıkarma’ çağrısı yaptı. Başbakan Abdulhamid Dibeybe de belirtilen tarihte hükümeti kurmak için üst düzey gizlilikle, farklı isimlerle istişareler gerçekleştirdi.
Sivil Demokratik Blok, Libya Ulusal Hareketi, Ulusal Güçler İttifakı, Libya Uyanış Bloğu ve Libya Gençlik Hareketi’nden oluşan Libya’daki siyasi örgütler, 12 Şubat’ta yaptıkları açıklamada şu ifadeleri kullandılar:
“Libya’daki tüm siyasi ve toplumsal taraflar, üzerinde uzlaşı sağlanan seçimlerin yapılması için son tarihe bağlı kalmalı ve bu sürecin tamamlanmasında karşılaşabilecek tüm engellerin üstesinden gelme çabalarını yoğunlaştırmalıdır.”
Söz konusu örgütler, uluslararası topluma ve BM misyonuna da ‘seçimlerin düzenlenmesi için güvenlik, siyasi ve yasal güvenceler sağlamaya yönelik sorumluluklarını yerine getirme ve bu seçim sürecinin engellenmesini önleyen bir BM kararı yayınlama’ çağrısında bulundular.
Yeni hükümetin yapısı ve ne olması gerektiği hakkında da açıklamalar yapan örgütler, “egemen ve yürütme kurumlarını birleştirmeye odaklanma ve Libyalılar için belirtilen zamanda seçim sürecini kolaylaştırmak için kapsayıcı bir zemin oluşturma’ ihtiyacına dikkat çektiler. Örgütlere göre yeni hükümetin başlıca görevi ‘toplumun tüm kesimlerine yönelik, adil seçim rekabeti için alan sağlayan ve seçilmiş bir yasama kurumundan sorunsuz bir iktidar devrine giden yolu açacak, nispeten istikrarlı bir güvenlik durumu oluşturmak’. Bu görevler, yalnızca ulusal yeterliliklere dayalı küçük bir kriz hükümeti yoluyla ve kararlaştırılan yol haritasına göre yürütme otoritesinin önceliklerini uygulamak için açık bir çalışma programı aracılığıyla gerçekleştirilecek. Yeni yürütme otoritesi, Muhammed el-Menfi ve iki yardımcısı Abdullah el-Lafi ve Musa el-Koni başkanlığındaki bir Başkanlık Konseyi’nden oluşurken Ulusal Birlik Hükümeti’ne de Abdulhamid Dibeybe başkanlık ediyor.
Daha önce BM tarafından desteklenen Libya Siyasi Diyalog Forumu katılımcıları, 24 Aralık’ta başkanlık ve parlamento seçimlerini yapmayı kabul etmişlerdi. Ancak Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Sayeh, anayasa taslağı üzerinde halk referandumu yapılması durumunda muhtemelen seçimlerin gerçekleştirilemeyeceği görüşünde.
Bildiriyi imzalayan siyasi örgütlerin açıklamasında belediyelerin çalışmalarına da değinildi. Bu bağlamda ‘devletin yapısında var olan merkezileşmeyi azaltmak, vatandaşların temel hizmetlerden yararlanmasını sağlamak ve Libya halkının yaşadığı günlük krizleri hafifletmek için belediyelere daha geniş hizmet yetkiler verilmesi’ talep edilerek hükümetin, egemen sektörlere odaklanması ve devlet inşasının önündeki engelleri kaldırmaya çalışması gerektiği kaydedildi.
Söz konusu örgütler, Libya’daki BM misyonu başkanının ve üyelerinin çabalarına da övgüde bulunurken, “Libyalı kardeşlerimizin görüşleri arasında köprü kurmaya ve yeni bir yürütme otoritesi üzerinde anlaşma sağlanmasına katkıda bulundular” açıklamasında bulundular. Örgütler ayrıca, Libya uzlaşı sürecini korumanın, onu sağlamaktan daha az önemli olmadığını ve bir sonraki aşamada ülkenin, tanık olduğu sıkıntılardan kurtulabilmesi için büyük tavizler verilmesi gerektiğini vurguladılar.
BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) tarafından hazırlanan mekanizmaya göre Abdulhamid Dibeybe’nin Temsilciler Meclisi’nin güveninin kazanmak için hükümetini en geç 26 Şubat’a kadar kurması bekleniyor. Meclisin güven vermemesi halinde konu yeniden Siyasi Diyalog Forumu üyelerine iletilecek.
Televizyon kanallarına ve sosyal medya organlarında, Abdulhamid Dibeybe’nin beklenen hükümetindeki pozisyonları üstlenmeleri için birkaç isim ortaya atıldı. Ancak yeni Başbakan’a yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları aktardı:
“Siyasi çevrelerde ortaya atılan isimlerin gerçekte hiçbir temeli yok. Dibeybe belirlenen tarihte hükümetini kurmak için bazı teknokratlarla iletişimini sürdürüyor. Hükümette görev yapmak üzere seçildiği iddia edilen, sızdırılmış hiçbir isim doğruyu yansıtmamaktadır. Sosyal medya organlarında yayınlanan isimlerin çoğu medyanın görüşünü yansıtıyor.”
Söz konusu kaynak, Abdulhamid Dibeybe’nin yürüttüğü tüm istişarelerin artık tam bir gizlilik çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirterek Libya Medya Vakfı Başkanı Muhammed Bayou ise yeni yürütme otoritesini ‘zaman kaybetmeye’ karşı uyardı. Bayou, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, “Aynı şey, Libya’da iktidarı üstlenen, onu kuşatan, etrafı akrabaları, takipçileri ve yandaşlarıyla çevrilen herkesle, pusulasını kaybedip yolu ve zamanı boşa harcadıkları için tekrarlanıyor. Yeni gelenlerİ; sizden öncekilere ne olduğuna dikkat edin.”



İran'ın değişen rolü konusunda Lübnan içinde görüş ayrılığı

Dün Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye’de yıkılmış evinin enkazına geri dönen bir adam zafer işareti yapıyor (AP)
Dün Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye’de yıkılmış evinin enkazına geri dönen bir adam zafer işareti yapıyor (AP)
TT

İran'ın değişen rolü konusunda Lübnan içinde görüş ayrılığı

Dün Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye’de yıkılmış evinin enkazına geri dönen bir adam zafer işareti yapıyor (AP)
Dün Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye’de yıkılmış evinin enkazına geri dönen bir adam zafer işareti yapıyor (AP)

İsrail ile Hizbullah arasındaki ateşkes anlaşmasının ardından İran'ın değişen rolü Lübnan içinde derin bir görüş ayrılığına yol açtı. Lübnanlı siyasi güçler, Tahran'ın İsrail ordusunun Lübnan topraklarından tamamen çekilmesini sağlama kapasitesini sorguladı. Bu durum, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran'a ‘İsrail'i askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak durdurulmasına bağlamak’ gerekçesiyle teşekkür etmesiyle taban tabana zıt bir tablo oluşturdu.

Şarkul Avsat'a konuşan siyasi kaynaklar, Tahran'ın Hizbullah'a İsrail Lübnan’ın güneyinden tamamen çekilmeden Washington ile nükleer anlaşma imzalamayacağını bildirdiğini aktardı.

Öte yandan Lübnan Kuvvetleri Partisi, ‘ABD-İran anlaşmasındaki ateşkesin genel nitelik taşıdığını ve Orta Doğu bölgesiyle ilgili olduğunu, Lübnan'daki savaşanın İran değil İsrail olduğu için bu ateşkesin Lübnan üzerinde pratik bir yansımasının bulunmadığını’ açıkladı. Parti aynı zamanda Tahran'ı ‘Hizbullah'a hedeflerine ulaşmak için savaşı sürdürmesi amacıyla sözlü destek vermekle’ suçladı.

Ketaib Partisi ise Lübnan'ın ‘Washington'da resmi müzakere yetkisiyle verilen taraflarca devlet kurumları ve meşru organları aracılığıyla katıldığı anlaşmalar dışında hiçbir anlaşmaya ilgilenmediğini’ vurguladı.


Lübnan'ın İsrail ile Hizbullah arasındaki son savaşta nasıl bir bedel ödedi?

Lübnan'ın güneyinde yer alan Tulin köyünde iş makinesiyle yıkılmış bir binanın enkazı altındaki kayıpları arayan geri dönen köy sakinleri, 16 Haziran 2026'da. (EPA)
Lübnan'ın güneyinde yer alan Tulin köyünde iş makinesiyle yıkılmış bir binanın enkazı altındaki kayıpları arayan geri dönen köy sakinleri, 16 Haziran 2026'da. (EPA)
TT

Lübnan'ın İsrail ile Hizbullah arasındaki son savaşta nasıl bir bedel ödedi?

Lübnan'ın güneyinde yer alan Tulin köyünde iş makinesiyle yıkılmış bir binanın enkazı altındaki kayıpları arayan geri dönen köy sakinleri, 16 Haziran 2026'da. (EPA)
Lübnan'ın güneyinde yer alan Tulin köyünde iş makinesiyle yıkılmış bir binanın enkazı altındaki kayıpları arayan geri dönen köy sakinleri, 16 Haziran 2026'da. (EPA)

Lübnan, üç ayı aşkın bir süredir devam eden ve Washington ile Tahran'ın bir anlaşmaya varmasıyla sona ermesi beklenen ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan Orta Doğu savaşının en ağır can kayıplarını yaşayan ülke oldu.

Savaş, İran'a destek amacıyla İran destekli Hizbullah'ın İsrail'e saldırılar düzenlediği 2 Mart'ta Lübnan'a sıçradı ve ülkeyi İsrail'in hava ve kara harekâtının hedefi haline getirdi.

Aşağıda Reuters haber ajansının haberine dayanan Lübnan'ın ödediği başlıca bedeller yer alıyor.

Can kayıpları

Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2 Mart'tan, ABD ile İran’ın anlaşmaya vardığının açıklandığı 14 Haziran gecesine kadar en az 3 bin 783 kişi hayatını kaybetti, 11 bin 699 kişi yaralandı. Hayatını kaybedenlerin 247’si çocuk, 363’ü kadın ve 133’ü sağlık çalışanıydı. Bakanlığın açıkladığı rakamlar siviller ile silahlı unsurları kapsarken Hizbullah, kayıplarının sayısını açıklamadı.

Bu kayıplar, ABD ile İran arasında geçtiğimiz nisan ayı sonu itibarıyla ateşkes sağlandığında İran'daki 3 bin 468 ölü sayısını geçiyor. Aynı zamanda 7 Ekim 2023'ten 2024 yılının kasım ayına kadar süren önceki İsrail-Hizbullah çatışmasında Bakanlığın açıkladığı rakamları da aşıyor. Söz konusu çatışmada büyük çoğunluğu İsrail'in 2024 yılının eylül ayında başlattığı saldırının ardından olmak üzere 3 bin 768 kişi hayatını kaybetmişti.

Reuters'ın İsrail ordusu verilerine dayanarak derlediği istatistiklere göre en son saldırılarda Lübnan'da en az 28 İsrail askeri ile Hizbullah'ın saldırılarında 4 sivil hayatını kaybetti. Bu rakamlar, 2023-2024 savaşında hayatını kaybeden 73 İsrailli asker ve İsrail'in kuzeyinde öldürülen 45 sivil ile karşılaştırılabilir.

Yıkım

İsrail’in Lübnan genelinde düzenlediği hava saldırıları pek çok binaya hasar verdi. Bir kısmını tamamen yerle bir etti. Yıkımın büyük bölümü güneyde yoğunlaşırken başkent Beyrut ve güney banliyösündeki binalar zarar gördü.

Güneyin bir bölümünü işgal altında tutan İsrail güçleri, bölgedeki onlarca köyü de tahrip etti. İsrail, bu uygulamanın amacının sivil bölgelerde konuşlanan Hizbullah militanlarının saldırılarından kuzey sakinlerini korumak olduğunu öne sürdü.

Savaşın ilk ayında güneyde hasar gören binalar arasında hastaneler, elektrik santralleri ve su pompalama istasyonları yer aldı. Lübnan Ulusal Bilimsel Araştırma Konseyi'nin 2 Mart - 17 Mayıs dönemini kapsayan son verilerine göre ülke genelinde 68 binden fazla konut ya hasar gördü ya da tamamen yıkıldı. Bu konutların yaklaşık 30 bini Lübnan'ın en güneyindeki üç bölgede, 8 binden fazlası ise Beyrut ve güney banliyösünde yer alıyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı bu ay yayımladığı raporda yalnızca Beyrut ve güney banliyösündeki hasarın 365 milyon dolar değerinde olduğunu açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in binaları tahrip etmesini ve can kayıplarına yol açmasını eleştirdi. Trump, Fransa'daki G7 Zirvesi’nde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Birini aradığınız her seferinde konut binalarını yıkmak zorunda değilsiniz. O binalarda çok sayıda insan var ve hepsi Hizbullah üyesi değil, bunu size garanti ediyorum” ifadelerini kullandı.

Yerinden edilme

Lübnan yetkilileri, 2 Mart'tan bu yana İsrail hava saldırıları ve tahliye uyarıları nedeniyle ülke genelinde 1,2 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini belirtiyor.

Bu rakamın içinde, İsrail ordusunun bu savaşta ilk kez tamamen tahliye edilmesini emrettiği Beyrut'un güney banliyösünden kaçan yüz binlerce kişi yer alıyor. ABD ile İran arasındaki anlaşmanın ilanının ardından dahi yerinden edilmiş kişilerin büyük bölümü henüz evlerine dönmedi. Bunun nedeni ya dönecek ev kalmaması ya da Lübnan'daki ateşkesin sürekliliğine olan güvensizlik.

Ekonomik etki

Lübnan yetkilileri savaşın ekonomik etkisinin tam boyutunu henüz değerlendirmedi; ancak bu etkinin 2023-2024 savaşı, 2020 Beyrut liman patlaması ve 2019 mali çöküşü gibi art arda yaşanan krizlerin ardından ülkenin toparlanma sürecini sekteye uğrattığını vurguladı.

Maliye Bakanı Yasın Cabir mayıs ayında Reuters'a yaptığı açıklamada, savaşın Lübnan ekonomisini bu yıl en az yüzde 7 oranında küçültebileceğini söyledi.

Dünya Bankası ise 2024 savaşının Lübnan'a maddi hasar ve ekonomik kayıp olarak en az 8,5 milyar dolara mal olduğunu açıkladı. Banka, Lübnan'ın reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) 2024'te yüzde 7,1 oranında daraldığını ve 2019'dan bu yana GSYİH'de birikimli düşüşün yaklaşık yüzde 40'a ulaştığını da ortaya koydu.


Washington, Irak'taki grupların "tamamen silahsızlandırılmasını" istiyor

Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, 16 Haziran 2026'da Bağdat'ta ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede, (Reuters)
Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, 16 Haziran 2026'da Bağdat'ta ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede, (Reuters)
TT

Washington, Irak'taki grupların "tamamen silahsızlandırılmasını" istiyor

Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, 16 Haziran 2026'da Bağdat'ta ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede, (Reuters)
Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, 16 Haziran 2026'da Bağdat'ta ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede, (Reuters)

ABD, Irak’taki devlet dışı bütün silahlı grupların “tamamen silahsızlandırılmasını” sağlama konusunda kararlılığını vurguladı.

Bu tutum, ABD’nin başkanlık elçisi Tom Barrack ile Irak Başbakanı Ali Zeydi arasında dün Bağdat’ta yapılan görüşmenin ardından “ortak bir taahhüt” olarak açıklandı. ABD-Irak ortak bildirisinde, Zeydi ve Barrack’ın, Irak’ın devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren bütün silahlı grupların dağıtılmasına ve silahın yalnızca devletin elinde toplanmasına yönelik planların uygulanmasını ele aldığı, ayrıca tam egemenliğin tesis edilmesinin ve bu grupların lağvedilmesinin hedeflendiği belirtildi.

Taraflar ayrıca, Irak’ın bölgesel çatışmalardan uzak tutulması ve hiçbir tarafın ülke topraklarını bölgesel barışı tehdit etmek için kullanmaması konusunda mutabık kaldı. Açıklamada, anayasal kurumlara dayalı güçlü bir Irak’ın desteklenmesinin önemine vurgu yapıldı.

Barrack, ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın, Başbakan Zeydi’yi temmuz ortasında Washington’a davet ettiğini ve Beyaz Saray’da ağırlanacağını, görüşmede ikili ilişkilerin ele alınacağını ifade etti.