İsrail Hava Kuvvetleri, Tel Aviv’de sivil uçak kaçırma ve patlatma senaryosu ile eğitim yaptı

Dün İsrail Hava Kuvvetleri’nin Tel Aviv’de sivil bir uçağı kaçırma ve bombalama senaryosu ile eğitim aldığı ortaya çıktı (EPA)
Dün İsrail Hava Kuvvetleri’nin Tel Aviv’de sivil bir uçağı kaçırma ve bombalama senaryosu ile eğitim aldığı ortaya çıktı (EPA)
TT

İsrail Hava Kuvvetleri, Tel Aviv’de sivil uçak kaçırma ve patlatma senaryosu ile eğitim yaptı

Dün İsrail Hava Kuvvetleri’nin Tel Aviv’de sivil bir uçağı kaçırma ve bombalama senaryosu ile eğitim aldığı ortaya çıktı (EPA)
Dün İsrail Hava Kuvvetleri’nin Tel Aviv’de sivil bir uçağı kaçırma ve bombalama senaryosu ile eğitim aldığı ortaya çıktı (EPA)

Askeri kaynaklar, İsrail Hava Kuvvetleri’nin, Dubai’den veya başka bir Körfez şehrinden sivil bir ticari uçağın kaçırılması, Tel Aviv’deki Ben Gurion Havaalanına getirilmesi ve büyük bir patlatma operasyonu gerçekleştirilmesine yönelik bir senaryo içeren eğitim gerçekleştirdiğini aktardı.
Kaynaklar, tatbikatın, İsrail Hava Kuvvetleri’nin bu yıl ilk kez hava terörü operasyonunu da içeren yıllık tatbikatları kapsamında, geçen hafta gerçekleştirildiğini söyledi. Tablo hayali görünse de, özellikle İsrail, BAE ve Bahreyn arasında 5 ay önce imzalanan barış ve normalleşme anlaşmalarının ardından, İsrail ordusu, “teröristlerin bu anlaşmalara terörizm yoluyla darbe vurmayı düşünmelerinin yüksek olasılıklar arasında olduğuna” inandığını belirterek: “Bunun gibi kötü fikirlerin hafife alınmaması gerekiyor. Yaptığımız, herhangi bir şeye karşı mücadele etmek için hazırlıklı olmaktır” açıklamasında bulundu.
İsrail Hava Kuvvetleri’nin, terörist unsurların, 11 Eylül 2001’de New York’ta gerçekleştirilen İkiz Kuleler saldırısına benzer bir operasyon gerçekleştirme tehdidine karşı yaklaşık 20 yıldır eğitim verdiği biliniyor. Eğitimler, Avrupa ve ABD hava kuvvetleri ile koordineli bir şekilde yürütülüyor. Bu eğitimlerin bir sonucu olarak ortak güvenlik düzenlemeleri belirlendi. Düzenlemeler kapsamında bu tür saldırıların gerçekleşmesini önlemek için proaktif önlemler koordine ediliyor. İsrail istihbaratı ile Batı istihbaratı arasındaki derin güvenlik ve iş birliğinin bir sonucu olarak bu prosedürlerde sürekli olarak ilerleme kaydediliyor. Bununla beraber tahminlere göre, İsrail Hava Kuvvetleri Komutanlığı “Doğudan gelen hava terörüne” karşı yeni bir cephe açma ihtimalini göz önünde bulunduruyor.
Kaynaklara göre, tatbikatta biri İsrailli El Al şirketinin sivil uçağı olmak üzere Körfez’de kaçırılan iki uçağın ülkeye getirilmesine yönelik eğitim verildi. Tatbikat sırasında ülke genelinde ve havalimanlarında hava trafiği durduruldu. F-16 uçakları, Ürdün sınırını geçmeden, iki uçağa karşı İsrail’in güneyindeki Ürdün hava sahasının yakınındaki üslerinden havalandılar. Tatbikata “3. derece tehlike” seviyesi verildi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Benny Gantz ve diğer yetkililerin eğitime katılması gerekiyordu. Ancak sonradan ordu bundan vazgeçti ve her biri için askeri sekreterin bulunması ile yetinildi. Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi de eğitime katıldı. Tehlikeyle yüzleşmek için çeşitli elektronik araçlar kullanılırken, istisnai bir durumda uçağı havada düşürme yetkisi verildiği de ifade edildi.



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.