Myanmarlı protestocular ‘bozuk araba’ hareketi ile yolları kapattı

Göstericiler, ordunun konuşlandırılmasını durdurmak için arabalarının bozulduğu gerekçesiyle yolları kapattı (AFP)
Göstericiler, ordunun konuşlandırılmasını durdurmak için arabalarının bozulduğu gerekçesiyle yolları kapattı (AFP)
TT

Myanmarlı protestocular ‘bozuk araba’ hareketi ile yolları kapattı

Göstericiler, ordunun konuşlandırılmasını durdurmak için arabalarının bozulduğu gerekçesiyle yolları kapattı (AFP)
Göstericiler, ordunun konuşlandırılmasını durdurmak için arabalarının bozulduğu gerekçesiyle yolları kapattı (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Myanmar Özel Raportörü Tom Andrews’ın Myanmar’da şiddet olaylarının artacağına dair uyarılarına rağmen, dün binlerce Myanmarlı ‘iktidarı sivil yönetime devretme ve ülkenin eski fiili lideri Aung San Suu Çii’yi serbest bırakma’ talebiyle yine sokaklara indi.
Protestocular dün ‘yol kapatma günü’ ilan ederek, araçlarının kaputlarını açık halde ana yola ve köprülere bırakıp ‘bozuk araba’ hareketine başladı.
Ordu tarafından bloke edilen internet servisinin gece saatlerinde geri dönmesinin ardından sosyal medyada ‘bozuk araba’ hareketine destek verilmesi çağrısı hızla yayıldı.
Suu Çii liderliğindeki Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) partisinden Sithu Maung, Yangon’un merkezi bir protesto noktası olan Sule Pagoda’da yaptığı konuşmada, “Şimdi onların dediği gibi 40 milyon kişi arasında olmadığımızı vurgulamak için buradayız” dedi.
Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Zaw Min Tun, “Myanmar’ın 53 milyonluk nüfusundan 40 milyonu, ordunun anayasaya uygun hareketini destekliyor” şeklinde konuşmuştu.
Protestolara katılan öğrencilerden biri AFP’ye verdiği demeçte, “Bugün sonuna kadar mücadele etmeli ve askeri rejimi sona erdirmek için birliğimiz ile gücümüzü göstermeliyiz” diyerek insanları yoğun bir şekilde sokağa çıkmaya çağırdı.
BM İnsan Hakları Myanmar Özel Raportörü Tom Andrews, geçtiğimiz Salı günü Yangon’a asker konuşlandırılmasının ardından şiddet olaylarının yeniden başlamasından endişe ettiğini söyleyerek, “Myanmar’da temel özgürlükler ve insan haklarının sürekli olarak bastırılmasına derhal son verilmelidir” ifadelerini kullanmıştı.
Andrews, daha önce geniş çaplı protestoların yapıldığı yerlere asker konuşlandırılmasının ardından kitlesel gözaltı, ölüm ve ortadan kaybolmalar yaşandığı konusunda da uyarmıştı.
Ordunun 1988 ve 2007’deki son iki halk ayaklanmasını şiddetle bastırması nedeniyle herkesin aklına misilleme korkusu geliyor.
Bugüne kadar birkaç gösteride polis göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi atarak çok sayıda kişiyi yaraladı. Buna rağmen, doktorlar, öğretmenler, hava trafik kontrolörleri ve demiryolu çalışanları grev yaparken, sivil itaatsizlik çağrıları da devam ediyor.
Siyasi Tutuklulara Yardım Kuruluşu’na göre 1 Şubat’tan bu yana 450’den fazla siyasetçi, yetkili, aktivist ve öğrenci gözaltına alındı.
Darbe sırasında gözaltına alınan Suu Çii’nin avukatı Khin Maung Zaw, müvekkilinin askeri mahkeme tarafından, ülkenin ithalat ve ihracat yasalarını ihlal etmenin yanı sıra yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerine uymadığı gerekçesiyle Ulusal Doğal Afet Yasası’nı ihlal etmekle suçlandığını açıkladı.
Myanmar ordusu ise, Suu Çii’nin güvenliği için ev hapsinde tutulduğunu ve sağlığının iyi olduğunu bildirdi.
Ordu, baskısını artırarak arama emri olmadan evlerde arama yapılmasına ve yargıç izni olmaksızın kısa süreli gözaltına izin verdi.
Myanmar Ordusu, ABD tarafından ilan edilen yaptırım ve çok sayıda uluslararası kınamayı görmezden geliyor.
Çin ve Rusya, konuyu ‘iç mesele’ olarak görerek, orduyu destekliyor.
Çin’in Nepido Büyükelçisi Chen Hai, “Meydana gelen siyasi değişim hakkında bize önceden bilgi verilmedi. Myanmar’daki mevcut gelişme, kesinlikle Çin’in görmek istediği şey değil” dedi.
ABD ise, orduyu siyasi liderler başta olmak üzere gözaltına alınan herkesi serbest bırakmaya ve demokratik olarak seçilmiş hükümeti yeniden kurmaya çağırdı.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe