Kriptopara madenciliği şirketleri Bitcoin rüzgarıyla rekora koşuyor: Hisse değerleri 1 yılda yüzde 10 bin arttı

Kriptopara madenciliği şirketleri Bitcoin rüzgarıyla rekora koşuyor: Hisse değerleri 1 yılda yüzde 10 bin arttı
TT

Kriptopara madenciliği şirketleri Bitcoin rüzgarıyla rekora koşuyor: Hisse değerleri 1 yılda yüzde 10 bin arttı

Kriptopara madenciliği şirketleri Bitcoin rüzgarıyla rekora koşuyor: Hisse değerleri 1 yılda yüzde 10 bin arttı

Şubat 2020'de 9 bin dolar civarında olan Bitcoin, bugün yüzde 478 artışla 55 bin doların üzerine çıkmış durumda. Kriptoparanın sadece bir aylık yükselişi bile yüzde 80. 
Ki bu yükselişteki en büyük pay, 8 Şubat'ta yapılan açıklamayla, 1,5 milyar dolarlık Bitcoin aldıklarını ve yakında kripto parayla ödeme kabul edeceklerini duyuran, elektrikli otomobil üreticisi Tesla'ya ait. 
2013'ten bu yana dijital para haberciliği yapan Coindesk, Bitcoin'in piyasa değerinin 19 Şubat Cuma günü 1 trilyon doları geçtiğini duyurdu.
Bu, dijital paranın pek çok büyük şirketi de geçtiği anlamına geliyor. 
Piyasa değeri 2 trilyon doları geçen Apple, dünyanın en değerli şirketi iken, Elon Musk'ın kurucusu olduğu Tesla'nın piyasa değeri 700 milyar dolar civarında. 
Herkesin Bitcoin ve beraberinde yükselen dijital paralara yöneldiği dönemde değeri katlanan bir grup daha var: Kripto para madencilik şirketleri. 
Kriptopara madenciliği, evdeki bilgisayarla gerçekleşebilen bir olay değil. Özel bir yazılım ve donanıma sahip cihazlara ihtiyaç var. 
Türkiye'nin Türk Lirası tabanlı ilk kriptopara alım satım platformu BTCTurk'ün açıkladığı şekilde, "Madencilik yapmak için donanım satın almak, madencilik yazılımlarını çalıştırabilmek, çalışırken ısınan cihazları soğutabilecek ve cihazların elektrik tüketimlerini karşılayabilecek altyapıya sahip olmak gerekiyor." 
Ancak yeterli donanım ve güçlü bir işlemciniz yoksa, elde edilen kriptoparalar, elektrik maliyetlerini bile karşılayamayabiliyor. 
Hâliyle kriptopara madenciliği ekosistemi, şirketlerle domine edilmiş durumda. Hatta 2017'ye kadar halka arz edilmiş bir tane bile madencilik şirketi yokken bugün hisselerindeki muazzam artış konuşuluyor. 

Fiyatı 50 günde yüzde 330 artan hisse
Bunlardan biri Riot Blockchain. 
2000 yılında kurulan şirketin hisse fiyatı daha geçen yıl mart ayında 60 sent seviyelerine kadar gerilemişti. 19 Şubat itibarıyla 71 dolara kadar çıktı. 
Sene başından bu zamana Riot Blockchain hisselerindeki artış yüzde 330. 

Deutsche Bank Stratejisti Jim Reid, cuma günü yatırımcılarla paylaştığı notta "Bitcoin o kadar büyüdü ki artık kendi talebini yaratıyor. Şirketler ve kurumlar, birkaç ay önce dokunmayacakları alanlara akın etmeye başladı" demişti. 
2020 sonunda 1 milyar dolar piyasa değerine ulaşan Colorado merkezli şirket, 21 Aralık'ta yayımladığı basın açıklamasında Çinli madencilik devi Bitmain ile madencilik hızını (hash rate) yüzde 65 artıracak bir anlaşma imzaladıklarını duyurdu. 
Riot Blockchain, 3 bin adet S19 Pro Antminer ve 12 bin adet S19j Pro Antminer için toplamda 35 milyon dolar ödedi. 

Günlük 2 Bitcoin üretimini 60'a çıkarmayı planlıyor
Bir diğer halka arz edilmiş madencilik şirketi ise Marathon Patent Group. 
Las Vegas merkezli şirketin piyasa değeri yaklaşık 600 milyon dolar. 
4 Ocak'ta 200 milyon dolarlık sermaye artırımına giden Marathon Patent Group, aynı ayın sonunda 31 bin 135 dolar ortalama fiyattan 150 milyon dolarlık Bitcoin satın aldı. 
Bitmain'den 103 bin cihaz satın alan Marathon, günlük 1,5 ila 2 Bitcoin üretimini, 60'a çıkarmayı planlıyor. 
Şirketin 22 Nisan'da 42 sente kadar gerileyen hisse fiyatı 43,27 dolara kadar çıktı. Bu, bir yılda yüzde 10 binin üzerinde artış anlamına geliyor. 

Bir yıl önce 2 sterlindi; Şimdi 282 sterlin
2017'den bu yana piyasada olan, Londra merkezli madencilik şirketi Argo Blockchain'in hisse başı fiyatı ise 282 sterlin seviyesinde. Bu fiyat son bir yılda en düşük 2,70 sterlin ile 18 Mart 2020'de kaydedildi. 
O günden bugüne yüzde 10 bin 344 yükselen hissenin yıl başından bu yana artışı ise yüzde 498. 
Piyasa değeri 1 milyar doları aşan Argo Blockchain, 15 Şubat'ta yaptığı açıklamada Teksas'ın batısında 130 hektarlık alan alacaklarını ve 200 megawattlık kriptopara madencilik tesisi kuracaklarını duyurmuştu. 
Aralık sonu itibariyle elinde 501 adet Bitcoin bulunan Argo Blockchain'in CEO'su Peter Wall, yeni yatırımlarıyla ilgili çok heyecanlı olduklarını ve bu yatırımın Argo'ya madencilik operasyonlarında inanılmaz bir kontrol vereceğini söylemişti. 
Arsanın olduğu bölgenin yeni teknolojileri ve inovasyonu teşvik eden bir yer olduğunu belirten Wall, "Dünyanın en ucuz yenilenebilir enerji lokasyonlarından birine güvenli erişim sağlama şansımız olacak" dedi. 

Kendi kendine ürettiği Bitcoin'i en fazla olan şirket
Kanada'ya geçelim… 
2011'de Toronto'da kurulan madencilik şirketi Hut 8 Mining'in hisse başı fiyatı 10,79 Kanada doları seviyesinde. 20 Şubat 2020'de bu değer, 1,24 dolardı (yüzde 770 artış). 4 Ocak'ta ise 3,89 dolar. 
Kendine ait madencilik yöntemi ile elde ettiği kriptopara, diğer tüm madencilik şirketlerinden daha fazla olan Hut 8 Mining, 16 Şubat'ta yaptığı açıklamada 3 bin 12 adet Bitcoin'e sahip olduklarını duyurdu. 

Şirketin CEO'su Jaime Leverton, "Gelecekte madenciliğini yaptığımız bitcoinlerin hiçbirini satmaya ihtiyaç duymamak için operasyonlarımızı yönetmeye devam edeceğiz" açıklamasını yaptı. 
Kuzey Amerika'nın en eski ve en yüksek kapasiteli kurulu gücüne sahip Hut 8'in günde ortalama 6,8 adet Bitcoin üretimi var. 

Bir yılda yüzde 4150 yükseliş
Kanadalı bir başka madencilik şirketi ise HIVE Blockchain. 
Bloomberg verisine göre işleme giren 1,76 milyar hisse ile, HIVE Blockchain 2020 yılında, Toronto Borsası'nın en likit hissesi oldu. 
16 Mart'ta 0,16 Kanada dolarına kadar gerileyen HIVE hisseleri, bu haftanın son işlem gününü 6,80 dolardan kapattı. Yani bir yılda yüzde 4150 yükselen hisse, yıl başından bu yana da yüzde 172 değerlendi. 
Şirket, İsveç'in Boden kentindeki madencilik tesisinin altyapısını geliştirerek 2021 sonuna kadar Ethereum madenciliği kapasitesini 2021 sonuna kadar yüzde 30 artırmayı hedefliyor. Bunun için yapacağı çip ve madencilik cihazı satın almasının maliyeti 8,75 milyon ABD doları olacak. 
Şirketin, Kanada, İsveç ve İzlanda'da madencilik tesisleri bulunuyor.

Kriptopara madencisini satın aldı, hisseleri yüzde 166 yükseldi
Bitcoin'in rüzgârıyla önlenemez şekilde yükselenler birtek kripto parayı madencilikle elde eden şirketler değil. 
1987'den bu yana yazılım çözümleri sunan, Utah merkezli CleanSpark'ın hisseleri, 10 Aralık'ta madencilik şirketi ATL Data Centers'ı satın aldığını duyurmasından sonra hızla yükseldi. 
S&P Global Markers Intelligence'ın verilerine göre CleanSpark'ın hisselerinin sadece aralık ayındaki yükselişi yüzde 166,5. 
CleanSpark, hidroelektrik, jeotermal enerjisi, biyokütle, biyogaz, batarya gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını, yerel şebeke ile bağlayan teknoloji mikrogrid üzerinde uzmanlaşmış bir marka. 

O nedenle CleanSpark'ın ATL Data Centers'ı 19,4 milyon dolara satın alması, enerji verimliliği üzerine çalışan bir şirketin enerji verimliliğine ihtiyaç duyan bir şirketle güçlerini birleştirmesi açısında akıllıca bir hamle olarak değerlendiriliyor. 
CleanSpark'tan 5 Ocak'ta yapılan açıklamada ATL Data Centers'ın satın alınmasından sonra madenciliği yapılmış Bitcoinlerin satışından 873 bin dolar elde edildiği duyuruldu. 
Cleanspark ayrıca 22 Aralık 2020'de yaptığı açıklamada bin adet madencilik makinesi satın alacaklarını belirtmişti. 

Madencilik cihazı sattıkça yıldızı parlıyor
Son olarak yatırımcıların takip ettiği bir diğer hisse ise madencilik şirketlerine madencilik cihazı üreten Çin merkezli Canaan. 
Bitcoin'in tarihi rekorunu kırmasıyla Canaan hisseleri de 24,79 dolarla tarihinin en yüksek değerlemesine ulaştı. 
Şirketin bir ay önceki hisse başı fiyatı yaklaşık 5 dolar, 1 Haziran 2020'deki fiyatı ise 2 dolar 12 sentti. 
ABD'nin Nasdaq endeksinde işlem gören Canaan'ın CEO'su Nangeng Zhang, 10 Şubat'ta yayımladığı basın açıklamasında 2021 için operasyon modelini değiştirdiklerini söylemişti. 
Daha önce uzun vadeli planlaması olmayan, bireysel olarak madencilik yapan kişilere cihaz sattıklarını belirten Zhang, "Müşteri portföyümüzü, uzun vadeli taahhütlü büyük yatırımlar yapacak halka açık şirketler ve Bitcoin odaklı yatırım fonlarına genişletiyoruz. Böylelikle daha kesin bir gelir tahmini oluşturabileceğiz" demişti. 
TradingView verilerine göre Hangzhou merkezli şirketin, piyasa değeri 1,7 milyar dolar civarında.

Independent Türkçe



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times