Cezayir Cumhurbaşkanı’nın hedefinde muhalefet var

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un adımlarını değişime doğru niteliksel bir sıçrama olarak görenlerin yanı sıra sokakları sakinleştirmek için “ağrı kesiciden” başka bir şey olmadığını savunanlar da bulunuyor.

Tebbun, Cezayirlilere hitaben yaptığı konuşmadan önce “Yeni Nesil Parti” Başkanı Süfyan Cilali’yi kabul etti. (Cezayir Televizyonu Sitesi)
Tebbun, Cezayirlilere hitaben yaptığı konuşmadan önce “Yeni Nesil Parti” Başkanı Süfyan Cilali’yi kabul etti. (Cezayir Televizyonu Sitesi)
TT

Cezayir Cumhurbaşkanı’nın hedefinde muhalefet var

Tebbun, Cezayirlilere hitaben yaptığı konuşmadan önce “Yeni Nesil Parti” Başkanı Süfyan Cilali’yi kabul etti. (Cezayir Televizyonu Sitesi)
Tebbun, Cezayirlilere hitaben yaptığı konuşmadan önce “Yeni Nesil Parti” Başkanı Süfyan Cilali’yi kabul etti. (Cezayir Televizyonu Sitesi)

Ali Yahi
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, 18 Şubat Perşembe akşamı yaptığı açıklamada oldukça önemli birtakım kararlar açıkladı. Konuşması, özellikle 22 Şubat 2019 yılında başlayan Hirak adlı halk hareketinin ikinci yıl dönümünün hemen öncesinde gelmesi sebebiyle Cezayirliler tarafından ilgiyle izlendi. Konuşmanın böyle bir zamanda gelmesi kimileri tarafından “yatıştırma” politikası olarak değerlendirilirken Cumhurbaşkanı’nın bundan önce muhalif partilerle görüşmesine yönelik açıklamaları seçim ile ilgili “taahhütler” başlığı altında değerlendirilmesine sebep oldu.

Yatıştırma ve taahhüt
Halk, Hirak hareketinin ikinci yıl dönümünün yaklaşmasıyla birlikte Almanya’da tedavi olduktan sonra ülkesine dönen Cezayir Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları konusunda ikiye bölündü. Bazıları, kararların değişime doğru niteliksel bir sıçrama gerçekleştirmek için uygun olduğunu düşünürken kimileri de otoritenin “22 Şubat’ı sakin geçirme” arzusuyla sokakları kontrol altına almak için “ağrı kesiciden” başka bir şey olmadığını savundu.
Tebbun, meclisin feshedildiğini duyurarak erkenden parlamento ve yerel seçimlere gidileceğini bildirdi. Cezayir Cumhurbaşkanı seçimlerin “gerek ak gerekse kara paradan arındırılmış bir şekilde yapılacağını ve kapılarının gençlere açık olacağını” ifade ettiği açıklamasında “Değişim ancak kutsal Hirak hareketinin istediği gibi şeffaf ve şüphe edilemez kurumların kapısını aralayacak uygulamalarla mümkün olur” ifadesini kullandı. Ayrıca Hirak tutuklularından oluşan ve sayıları 55 ila 60 arasında değişen bir grup için cumhurbaşkanlığı affı çıkardığını bildirdi.
Tebbun buna ek olarak 48 saat içerisinde kabine revizyonu yapılacağına işaret etti. Ancak revizyon, Cezayir halkının beklentilerini ve isteklerini karşılamayan sektörleri kapsıyor. Buna ek olarak Tebbun “Sivil Toplum Gözlemevi”, “Gençlik Yüksek Konseyi” ve “Anayasa Mahkemesi” kurulması için yasal mekanizmaların en geç bir ay içinde oluşturulmaya başlanacağına dikkat çekti. “Kendisi için feda olunacak bir vatanı ucuza satın almak isteyen bazı Cezayirlileri” eleştirdi. Konuşmasının sonunda uluslararası ilişkilere de değinen Tebbun, Cezayir diplomasisinin çeşitli dosya ve krizlerle başa çıkmada istikrarlı bir şekilde hareket ettiğini vurguladı.

Veda toplantısı
Mevcut meclisin değişimi, rüşvet, yolsuzluk, zayıflık ve adam kayırma barındıran “Buteflika Parlamentosu” olarak görülmesi sebebiyle sadece Hirak hareketinin değil tüm Cezayir halkının en önemli taleplerinden biri sayılıyordu. Parlamentonun devam etmesi, Cumhurbaşkanı Tebbun’un sunduklarına rağmen halkın dinmeyen öfkesini körükleyen bir unsurdu. Zira Hirak hareketi bu isteğin yerine getirilmemesini “22 Şubat 2019 yılında değişim için sokaklara dökülen halkı görmezden gelmek” olarak nitelendiriyordu. Hareketin öncüleri, halkı sokaklarda tekrar yürüyüşler düzenlemeleri için harekete geçirirken bu gerekçeye sarılmıştı.
Bu bağlamda Parlamento Ofisi, Tebbun’un parlamentonun alt kanadını feshettiğini duyurmasının ardından olağanüstü bir toplantı düzenledi. Ofis, söz konusu toplantıda atılan bu adımı takdir ederek milletvekillerine veda ve teşekkür mesajı gönderdi. “Cumhurbaşkanı’nın attığı adımların halkın beklentilerini karşılamaya katkıda bulunduğunu” duyurdu.

Farklı değerlendirmeler
Tebbun’un açıklamasının siyasi olarak değerlendirilmesini yapan Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Semir Muhriz şu ifadeleri kullandı:
“İki ana bölüme ayrılıyor. İlki Cumhurbaşkanı’nın sağlık durumunun netliğe kavuşması ile ilgili. Cumhurbaşkanı Cezayirlilerin hepsine sağlık durumunun kritik olduğuna ilişkin etrafta dolaşan pek çok haberin doğru olmadığı mesajını gönderiyor. İkincisi de Cumhurbaşkanı’nın beklenen kararları ile siyasi bir hareketlilik kazandırmaya ve kamuoyuna yeni bir soluk vermeye çalışması ile ilgili. Bence en önemlisi Hirak hareketinden tutuklular için cumhurbaşkanlığı affı çıkararak hareket ile otorite grupları arasındaki siyasi tansiyonu düşürmek oldu. Bu, şu an tıkanıklık ve baskıdan uzak siyasi reformlar yapmak için cesur ve önemli bir adım. Diğerleri de yerinde alınmış kararlardır. Açıklama, Hirak hareketinin ikinci yıl dönümünün gelmesiyle birlikte doğru bir zamanda yapılmış oldu.”
Buna karşılık Cezayir Ensar Partisi (kuruluş aşamasında) Başkanı siyasi aktivist Said Mursi ise onuya dair şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanı Tebbun rejimi temsil ediyor. Kendisi yeni aşamayı belirleyecek birçok adımı atmak için zamanla yarışıyor. Alınan kararların hepsi yetersiz ve beklentilerin altında. Zira Hirak hareketini sürdürmeye kararlı olan halkın beklentilerine cevap vermiyor. Otoriteye gelince; hakkında çıkan söylentilerin aksine tutarlı, uzlaşılmış ve düzenli. Ancak halk arasındaki farkındalık çıtası yüksek ve açıklamanın geneli rejimin gidişatına yüklenmeye devam ediyor.”
Diğer taraftan Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü, Abdulvehhab Hafyan konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Tebbun’un açıklaması iki ana noktaya odaklanan siyasi işaretler taşıyordu. İlki, Hirak hareketinin baskısına karşılık verme ve aralarında yeni bir sayfa açma girişimi. İkincisi de devletin yeni mekanizmalara ve ahlak kurallarına göre kurumsal yapılanmasına odaklanılması. Cumhurbaşkanı ayrıca zaman zaman güvenlik durumunun yanı sıra Sahra ve Filistin davalarındaki değişmez tutumu hakkında da güven tazeleyici mesajlar göndermeye çalıştı.”

Muhalif partiler ile görüşme
Cumhurbaşkanı Tebbun Almanya’da tedavi gördükten sonra ülkesine geri dönmesinden bu yana yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalandığı için yokluğunda oluşan gecikmeyi telafi edip işleri hızlandırmak için var gücüyle çalışıyor. Faaliyetlerinden en önemlisi, muhalefetle bağlantılı bir dizi parti liderini ve başkanını kabul etmesi oldu. Görüşmelerden sonra muhalefet yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı’nın kabul etmeyi planladığı önemli dosyalar ve yönergeler hakkında siyasi sınıfla istişare yapmaya çalıştığını bildirdi.
Söz konusu görüşmeler, Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN), Ulusal Demokratik Birlik (RND), Cezayir Emel Hareketi ve Cezayir Halk Hareketi Partisi gibi ülkenin bağımsızlığından bu yana siyasi sahneyi oluşturmalarıyla bilinen sadakat partilerinin davet edilmemesinin sebepleri hakkında birtakım soruları gündeme getirdi. Aynı zamanda Tebbun’un parti kurmayı reddetmesi ışığında kendisine eşlik edecek bir cumhurbaşkanlığı koalisyonu kurma planına ilişkin şüpheler uyandırdı.

Tıkanıklık ve baskının azaltılması
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Abdulvehhab Hafyan tıkanıklık ve baskının azaltılması konusunda şu değerlendirmelerde bulundu:
“Tebbun’un muhalefet kategorisinde bulunan partilerle yaptığı istişareler, sadakat olarak adlandırılan geleneksel yapılara yeni Cezayir sahnesinde aktif rollerinin olmama ihtimaline dair net bir mesaj niteliğinde. Bu güçler, rejim tarafından Hirak hareketine ve muhalif güçlere güvenlerini kazanmak için avans olarak verilen kurbanlar olacaklar.”
Hafyan ayrıca en azından ufukta görüldüğü kadarıyla siyasi sahnenin belirsizliği ve şu an bu varsayıma girilmemesini gerektiren partizan çıkarlar ışığında rejimin yeni koalisyonlar kurmasının imkansız olduğunu söyledi.
Siyasi aktivist Said Mursi de konuya dair şunları söyledi:
“Sadakat partileri iktidarın sermayesidir. Onları kabul etmemek yalnızca halkın öfkesini yatıştırma kapsamına giriyor. Bu tabii ki halkı yanıltmaktan başka bir şey değil. Bu görüşmelerle bazı partiler kazanıldı. Böylece bu, aslında sadakat partileri için tamamlayıcı oldu. İhtiyaç duyulduğunda ittifaklar, hatta kutuplar oluşturmak kaçınılmazdır. Bu her zaman iktidarın yaptığı bir şeydir.”



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.