Abbas ve Kudva arasında ‘uzlaşma toplantısı’

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın destekçileri geçen yıl 27 Eylül'de Batı Şeria'daki Tubas kentinde liderlerinin fotoğraflarını taşıyor (AP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın destekçileri geçen yıl 27 Eylül'de Batı Şeria'daki Tubas kentinde liderlerinin fotoğraflarını taşıyor (AP)
TT

Abbas ve Kudva arasında ‘uzlaşma toplantısı’

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın destekçileri geçen yıl 27 Eylül'de Batı Şeria'daki Tubas kentinde liderlerinin fotoğraflarını taşıyor (AP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın destekçileri geçen yıl 27 Eylül'de Batı Şeria'daki Tubas kentinde liderlerinin fotoğraflarını taşıyor (AP)

Filistin Fetih Hareketi’nden bir yetkili, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Filistin lideri Yaser Arafat'ın yeğeni Fetih Hareketi Merkez Komitesi üyesi Nasır el-Kudva arasında bir "uzlaşma" toplantısı yapıldığını söyledi. Bu görüşme, Kudva’nın artık Filistin siyasi rejimi üzerinde reform yapılamayacağını ve rejimde değişikliğe gidilmesi çağrısını yaptıktan bir gün sonra geldi.
Fetih'in Seferberlik ve Örgütlenme Komitesi Basın Ofisi Başkanı Munir el-Cagub, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Fetih Hareketi Merkez Komite üyesi Nasır el-Kudva arasında bir toplantı yapıldığını duyurdu. Merkez komitenin birkaç üyesinin de hazır bulunduğu toplantıda "hareketin birliği ve kararlarına bağlılık" konularında mutabık kalındı.
Cagub’un bu açıklaması, Filistin topraklarında yaklaşan seçimler sırasında Kudva'nın olası bir isyanı hakkında ortaya çıkmaya başlayan haberleri yalanlar nitelikte geldi. Abbas'ın başkanlık ettiği seçimleri tartışmak için yapılan Merkez Komitesi’nin toplantısını boykot eden Kudva daha sonra tartışmalı açıklamalarda bulunmuştu.
Kudva ve Abbas ilişkisi, son birkaç yıl içerisinde çalkantılara tanık oldu ve ikili arasında birçok tartışma, gerilim ve boykot yaşandı. Kudva, 2018'de Fetih Merkez Komitesi’nden istifa etmiş ancak istifası reddedilmiş ve mesele tatlıya bağlanmıştı.
Kudva ve Abbas arasındaki anlaşmazlık, genel olarak Filistin siyasi eylemiyle ve Fetih hareketiyle ilgili. Kudva, Perşembe günü reform yapmanın zorlaştığını öne sürerek Filistin siyasi sisteminde bir değişiklik yapılması çağrısında bulundu. Kudva, "Zoom" uygulaması üzerinden katıldığı bir sempozyumda, Filistinlilerin seçeneklerinin askeri araçlar ikilemi veya ebedi müzakerelerle sınırlandırılmasını şu sözlerle eleştirdi: “Halkın ihtiyaçlarına, gerçek seferberliğe ve yerleşimci sömürgecilikle yüzleşmeye dayanan üçüncü bir gerçek yöntem bulunmalıdır. Tarih boyunca insanların sahip olduğu çözümlerle, bu ikilikten uzaklaşmalıyız.”
Mevcut siyasi süreci, Filistinlilerin iç durumu, Araplar ile "kötü" ilişki ve uluslararası ittifaklar nedeniyle verimsiz bulduğunu söyleyen Kudva, “Evet, iki devletli çözüm sözde kalacaktır. İki devletli çözüm ifadesinden tiksiniyorum. Ana hedef ulusal bağımsızlıktır ve iki devletli bir çözüm olsun ya da olmasın onu terk etmeyeceğiz.”
Fetih ile Hamas arasında seçimlerle ilgili anlaşmayı "bazı bireysel çıkarları ulusal çıkarlar pahasına korumak için yapılan bir anlaşma" olarak nitelendiren Kudva, “Bu anlayışı ve seçimlere Hamas ile ortak listede katılmayı reddediyorum.”
Kudva, söz konusu anlaşmayı, ardından gelen yasal değişiklikleri ve bazı iç tehditleri Filistin Devlet Başkanının çevrelerine atıfta bulunarak eleştirdi.
Kudva, ayrıntıya girmeden birçok nedenden dolayı seçimlerin yapılıp yapılamayacağı konusunda şüphe duyduğunu dile getirdi.
Yaklaşık 20 yıldır İsrail’in elinde tutuklu bulunan Fetih Merkez Komitesi üyesi Mervan Barguti’nin seçimin önemli bir parçası olması gerektiğini vurgulayan Kudva, “Beni başkanlığa bırakın diyerek bu sorumluluktan kaçamaz. Başkanlık istiyorsa biz onunla birlikteyiz ve bunu onaylıyoruz. Ancak bu sürecin önemli bir parçası olmalı. Barguti, pozisyonunu net bir şekilde açıklamalı. Her türlü seçiminde onu destekleyeceğim. Filistinliler böyle değil. Ben her zaman Filistinli olmaktan gurur duydum, ama bugün gördüklerim Filistinliler gibi değil. Filistinliler böyle değil! Filistinliler birbirlerine saygı duyar ve demokrasiye ve farklılık ve çeşitlilik hakkına inanırlar.”
Kudva son cümleleri ile Fetih hareketinde liderlerini ve yetkililerini üstü kapalı bir şekilde eleştirdi.
Kudva’nın sözleri seçim savaşından önce safları birleştirmek isteyen Fetih hareketinde tehlike çanlarının çalmasına neden oluyor. Bu durum daha önce Merkez Komite üyesi Hüseyin eş-Şeyh'in, ailesi ile birlikte İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan Barguti’yi ziyaret etmesine neden oldu. Ziyaretin amacı ise herhangi bir sürprizden kaçınmak ve bir anlaşmaya varmak.
Barguti, yakın çevresine göre, Filistin Devlet Başkanlığı seçimlerine katılmayı planlıyor. Bu, Fetih yetkilileri tarafından uygun görülmeyen bir seçenek. Bu nedenle, Hamas ile güçlü bir şekilde rekabete girilecek seçimler öncesi herhangi bir bölünmeyi önlemek için onunla bir anlaşmaya varmak istiyorlar.
İsrail Kamu Yayın Kuruluşuna (KAN) bağlı KAN 11 TV kanalı muhabirlerinden Gal Berger, “Fetih içinde farklılıklar var ancak bunun "Hamas" üzerinde bir etkisi yok. Fetih içindeki anlaşmazlıklar, görevden alınan lider Muhammed Dahlan ile anlaşmazlık ve Barguti ve Kudve ile olabilecek olası anlaşmazlıklar ile sınırlı. Fetih hareketi yaklaşan Filistin seçimlerinde zaferi elde edeceğinden emin.”
Seçimleri ABD yönetiminin tutumunun devam eden belirsizliği ile ilişkilendiren Berger, “Ramallah, ABD Başkanı Joe Biden ve yeni hükümetinin Filistin seçimleriyle ilgili tutumunu öğrenmek istiyor, Amerikalılar ise hâlâ bu konunun ne kadar tehlikeli olduğunu ve bundan sonra ne olacağını öğrenmeye çalışıyor. Washington’un şimdiye kadar net bir tutum belirlemekten kaçınması, önümüzdeki Mayıs ayında yapılacak Filistin seçimlerinin "boykot edilmesine” yeşil ışık olarak yorumlanabilir.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.