Hamas’ta parti içi seçimleri hız kazandı

Hamas ordusu Haniye'nin görevde kalmasını destekliyor (AP)
Hamas ordusu Haniye'nin görevde kalmasını destekliyor (AP)
TT

Hamas’ta parti içi seçimleri hız kazandı

Hamas ordusu Haniye'nin görevde kalmasını destekliyor (AP)
Hamas ordusu Haniye'nin görevde kalmasını destekliyor (AP)

Hamas hareketinden güvenilir bir kaynağın Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre, hareketin Cuma günü başlayan parti içi seçimlerinin önümüzdeki Mart ayının ikinci yarısında Genel Siyasi Büro ve Yüksek Şura Konseyi'ne kadar hareketin yeni lider organlarının seçilmesiyle sona ereceğini bildirdi.
Kaynak, önümüzdeki Mayıs ayında yapılması planlanan Filistin genel seçimleri için yapılan hazırlıklar nedeniyle sürecin bu kez hızlandığını ifade etti. Genelde Hamas’ın parti içi seçimleri yaklaşık 4 ay sürüyor ancak bu kez süre kısaldı. Söz konusu kaynak, atmosferin Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin görevde kalma olasılığına işaret ettiğini, ancak bunun son aşamalardan önce netleşmeyeceğini söyledi.
Gazze Şeridi'ni yöneten İslami hareketin içerisindeki kaynak konuya ilişkin şunları söyledi: “Hamas hareketinde kimse kendini aday göstermez, aday olacaklar seçilir. Haniye ile kimin rekabet edeceğini söylemek için henüz çok erken, belki eski Hamas lideri Halid Meşal ve belki de Heniyye'nin yardımcısı Salih el-Aruri ve belki de diğerleri.”
Hamas 4 bölgede seçimler yapıyor ve her 4 yılda bir genel bir siyasi büro seçiyor.  Ancak bu seçimleri uzun, biraz karmaşık ve diğer gruplardan farklı olan ve adaylığa dayanmayan bir döngüye göre yapıyor.
Kaynak Hamas’ın parti içi seçimlerini şöyle açıkladı: “İlk olarak, küçük organizasyon alanlarında 30 veya biraz daha fazla kişiden oluşan küçük bir idari organ seçilir, onlardan daha büyük organizasyon alanları için ise büyük bir idari organ seçilir. Daha sonra bu organ Genel Şura'nın Gazze Şeridi veya Batı Şeria gibi yerel siyasi konseyi seçen üyelerini seçer. Onlardan da nihayetinde Genel Ofis ve Yüksek Şura'nın yüksek organlarını seçen Siyasi Büro Başkanı ve Yardımcısı gibi Genel Ofis ve Yüksek Konsey üyeleri seçilir. Gazze Şeridi'nde oy hakkına sahip olanlar bu süreci başlattılar ve geçtiğimiz yıllardan farklı olarak harekete 10 yıl veya daha uzun süre önce bağlılık sözü verenler bunlar.”
Kaynağa göre bu, 2017'de önceki seçimleri kazanan Hamas'taki ordunun da çıkarına, çünkü ordu Haniye'nin görevinde kalmasını destekliyor. Bu da onun şansını diğerlerinden daha güçlü kılıyor.
Haniye'nin Gazze Şeridi'nde askeri düzeyde desteği var. Aynı şekilde Hamas’ın Gazze lideri Yahya Sinvar'ın da askeri düzeyde desteği var ve bu da onun görevde kalma şansını çok güçlü kılıyor.
Hamas hareketinde 4 yılda bir parti içi seçimler yapılır. Bu seçimlerin yapıldığı yerler Gazze, Batı Şeria, Filistin dışındaki kamplar ve cezaevleri. Son seçimlerde, Hamas’ın Gazze lideri Yahya Sinvar'ın siyasi ofise gelmesiyle ordu, Genel Siyasi Büro'da karar alma pozisyonuna önemli ölçüde yükselmeyi başardı. Sinvar, İsrail'in Batı'da Kassam Tugayları’nın faaliyete geçmesinin arkasında durmakla ve operasyonlar yürütmekle suçladığı Salih el-Aruri ve Hamas’ın eski İçişleri Bakanı Fethi Hammad ile birlikte Kassam Tugayları’nın en önde gelen liderlerinden biridir.
Ordunun o dönemde Genel Siyasi Büro'ya yükselmesi, Sinvar başkanlığındaki Gazze liderlik ofisinde yükselişinin doğal bir sonucu olarak geldi. Genel Siyasi Büro’ya Mervan İsa, Ruhi Müşteha, Fethi Hammad ve önde gelen lider Mahmud ez-Zahar da dahil edildi. Gazze, Hamas’ın kalesi ve en önemli bölgesidir.
Hamas hareketi, liderlerini seçmek için yeni parti içi seçimlerinin başladığını duyurdu. Hamas Sözcüsü Hazım Kasım Twitter hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Hamas, demokratik temeller üzerindeki liderliğini seçmek için parti içi seçim sürecinin başlamasından gurur duyuyor. Hareketin seçimleri, belirli periyodik tarihlere göre prosedür ve tüzük kurallarına tabidir. Hamas seçimleri örgütsel ve kültürel oluşumunun bir parçasıdır. Hamas, seçimlerin halkımızın tüm lokasyonlarda temsilcilerini seçme yolu olduğuna inanıyor.”



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.