Avrupa'nın ardından Biden yönetimi Rusya'ya yönelik ilk yaptırımları açıklamaya hazırlanıyor

Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)
Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)
TT

Avrupa'nın ardından Biden yönetimi Rusya'ya yönelik ilk yaptırımları açıklamaya hazırlanıyor

Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)
Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)

ABD’li yetkililer  Joe Biden yönetiminin, 44 yaşındaki Rus muhalif lider Aleksey Navalny’nin zehirlenmesine ve çok sayıda destekçisiyle birlikte tutuklanmasına tepki olarak Moskova’ya yönelik ilk büyük yaptırımlarını uygulamaya hazırlandığını aktardılar. Bu adımın, Washington ile Moskova arasındaki gerginliğin artmasına neden olabileceği ve aynı zamanda iki ülke arasındaki ilişkileri gözden geçirmeye devam ettiği bir dönemde ABD’nin benimseyeceği yeni yaklaşımı yansıttığı düşünülüyor.
Başta ABD ve Almanya olmak üzere Batı ülkeleri, Rusya Federal Güvenlik Servisinde görevli ajanları geçtiğimiz ağustos ayında , Navalny'yi zehirlemek için iç çamaşırına yasaklanmış bir kimyasal olan Noviçok koymakla suçluyorlar. Navalny zehirlenmesinin ardından Almanya’da aylarca tedavi görmüştü. Daha sonra sağlığına kavuşan Navalny, Moskova'daki evine geri döndü. Çok geçmeden denetimlik serbestlik anlaşmasının şartlarını ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklandı. Navalny’nin bu ayın başlarında yaklaşık üç yıl hapis cezasına çarptırılması Rusya genelinde kitlesel protestolara ve uluslararası toplumdan yapılan kınamalara yol açtı.
Biden yönetiminin Rusya’ya yaptırım uygulama eğilimi, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’ın Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell başkanlığındaki AB Dışişleri Konseyi ile görüşmesinin ardından netleşti. ABD'li üst düzey diplomatlar, AB’nin Moskova’ya Rus muhalif lider Alexei Navalny ve destekçilerine yönelik uygulamalara tepki olarak AB’nin insan hakları yaptırımları sistemi çerçevesinde yaptırım uygulama kararını memnuniyetle karşıladılar.
Eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Navalny'nin zehirlenmesine tepki olarak bir yaptırım paketi hazırlamış ancak uygulamaya koymamıştı. Ocak ayı başlarında, yani Kremlin’i cezalandırmak ya da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile doğrudan karşı karşıya gelmek istemeyen Trump’ın görev süresi sona ermeden önce hazırlanan yaptırımlar paketinin Trump yönetimi tarafından neden uygulanmadığı bilinmiyor.
 Biden yönetiminden bir yetkili, "Bu, insan hakları ihlalleri karşısında boş durmayacağımızı söylememiz için yeterlidir” ifadelerini kullandı.
Navalny'ye yönelik uygulamaların ve özellikle geçtiğimiz hafta bir mahkemenin Rus mıhalifin cezaevine nakledilmesi kararı almasının ardından Rusya’ya yaptırım uygulanması çağrısında bulunanlar, ABD'nin iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik yaptığı geniş kapsamlı incelemesini tamamlamasını bekleme eğilimindeler. ABD basını, 2005- 2009 yılları arasında Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Fried'in “Bu geniş kapsamlı incelemeyi yapmakta haklılar. Fakat Navalny söz konusu olduğunda acil önlem almaları gerekiyor” şeklindeki yorumunu aktardı. Fried, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Navalny’yi cezaevine göndermesinin engellenemeyeceğini ancak Putin’in en azından ABD'nin harekete geçmeye hazır olduğunu anlaması gerektiğini söyledi.
Kremlin her ne kadar Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) Navalny’nin zehirlenmesi olayına karıştığını inkar etse de ABD Dışişleri Bakanlığı, FSB’yi açıkça hedef almaya devam ediyor. ABD’li yetkililer, daha önce Mart 2018'de İngiltere’de eski bir Rus ajanı olan Sergey Skripal ve kızı Yulia’nın Noviçok ile zehirlendiğine işaret ederek Rus yetkililerin Putin’in düşmanlarına Noviçok kullanarak suikast girişiminde bulunma girişimlerinin ilk kez yaşanmadığını söylüyorlar.
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin (NSC) Rusya ile ilgili kapsamlı incelemesi henüz tamamlanmamış olsa da Biden yönetimi, önceki yönetimin üç çerçevede uygulanabilecek yaptırımlar öneren bir yaptırım paketi miras aldığından Navalny davasına sıfırdan başlamış sayılmaz. Paket, Navalny'yi alıkoyan kişilere karşı Magnitsky Yasası, 1991 tarihli Kimyasal ve Biyolojik Silahların Kontrolü ve Ortadan Kaldırılması Yasası ve kitle imha silahlarını yayanların ve destekçilerinin mal varlıklarını dondurmaya yönelik 13382 sayılı Yürütme Kararı çerçevesinde yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor.
Trump'ın yaptırım paketi ayrıca bazı Rus yetkililerin ABD’ye giriş vizelerinin kaldırılmasını ve kitle imha silahları üretmek için kullanılabilecek bazı çift kullanımlı ürünlerin Rusya'ya ihracatının sınırlandırılmasını hedefliyor.
Yetkililer, NSC’nin tek taraflı sert kararlar almama ve Biden'ın büyük dış politika hamlelerinde ABD'nin ortaklarıyla yakın bir çalışma içerisinde olma taahhüdü doğrultusunda hareket etme tercihi nedeniyle, Biden yönetiminin Trump'ın ulusal güvenlik ekibinin bıraktığı paketi benimsemeyeceğini öne sürdüler.
Diğer yandan AB ekim ayında altı Rus yetkiliye ve bir devlet bilim enstitüsüne yaptırım uygulamıştı. Geçtiğimiz hafta da Navalny'ye yönelik davranışlarından ötürü üst düzey dört Rus yetkiliye karşı yeni yaptırımlar uyguladığını açıkladı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ‘22 Şubat’ta AB Konseyi tarafından uydurma bir bahane ile alınan, Rus vatandaşlarına yönelik tek taraflı yasadışı tedbirler uygulama kararının hayal kırıklığı yarattığına’ işaret edildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Geçtiğimiz yıllarda hiç bir etkisinin olmadığı görülen suni bahaneler yaklaşımı ve Rusya ile ilişkilerde yaptırım ve baskı politikası uygulaması, AB’nin yeniden gözden geçirilmesine yönelik yeni bir fırsatı daha boşa harcadı.”
Bakanlık, açıklamasında, Brüksel'deki yetkililerin Rusya ile diyalogu iyileştirmek için bu fırsattan yararlanmak yerine, ‘ittifaklar yaklaşımına ve Rusya karşıtı klişelere boyun eğdiklerini ve içgüdüsel olarak yaptırımlar düğmesine bastıklarını’ belirtti. Bunun sağduyulu bir adım olmadığı vurgulanan açıklamada, önce siyasi bir karar alındığı, ardından da bu kararı uygulamaya koymak için plan yapıldığı öne sürüldü.
Açıklamada ayrıca “Bu yeni yanlış adım, AB Konseyi tarafından Rusya karşıtı medya kampanyalarının daha önce eşi benzeri görülmemiş bir şekilde beslendiği koşullarda atıldı” denildi. Moskova'nın Navalny'nin serbest bırakılması çağrılarını ‘kabul edilemez ve saçma’ bulduğu belirtilen açıklamada, bu eylemlerin başka bir ülkenin iç işlerine müdahale anlamına geldiği vurgulandı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell pazartesi günü yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin Navalny'nin tutuklanmasıyla bağlantılı kişilere yaptırım uygulamaya karar verdiğini duyurmuştu. Borrell, yaptırımların bir hafta içinde onaylanmasının beklendiğini de sözlerine eklemişti.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.