Avrupa'nın ardından Biden yönetimi Rusya'ya yönelik ilk yaptırımları açıklamaya hazırlanıyor

Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)
Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)
TT

Avrupa'nın ardından Biden yönetimi Rusya'ya yönelik ilk yaptırımları açıklamaya hazırlanıyor

Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)
Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)

ABD’li yetkililer  Joe Biden yönetiminin, 44 yaşındaki Rus muhalif lider Aleksey Navalny’nin zehirlenmesine ve çok sayıda destekçisiyle birlikte tutuklanmasına tepki olarak Moskova’ya yönelik ilk büyük yaptırımlarını uygulamaya hazırlandığını aktardılar. Bu adımın, Washington ile Moskova arasındaki gerginliğin artmasına neden olabileceği ve aynı zamanda iki ülke arasındaki ilişkileri gözden geçirmeye devam ettiği bir dönemde ABD’nin benimseyeceği yeni yaklaşımı yansıttığı düşünülüyor.
Başta ABD ve Almanya olmak üzere Batı ülkeleri, Rusya Federal Güvenlik Servisinde görevli ajanları geçtiğimiz ağustos ayında , Navalny'yi zehirlemek için iç çamaşırına yasaklanmış bir kimyasal olan Noviçok koymakla suçluyorlar. Navalny zehirlenmesinin ardından Almanya’da aylarca tedavi görmüştü. Daha sonra sağlığına kavuşan Navalny, Moskova'daki evine geri döndü. Çok geçmeden denetimlik serbestlik anlaşmasının şartlarını ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklandı. Navalny’nin bu ayın başlarında yaklaşık üç yıl hapis cezasına çarptırılması Rusya genelinde kitlesel protestolara ve uluslararası toplumdan yapılan kınamalara yol açtı.
Biden yönetiminin Rusya’ya yaptırım uygulama eğilimi, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’ın Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell başkanlığındaki AB Dışişleri Konseyi ile görüşmesinin ardından netleşti. ABD'li üst düzey diplomatlar, AB’nin Moskova’ya Rus muhalif lider Alexei Navalny ve destekçilerine yönelik uygulamalara tepki olarak AB’nin insan hakları yaptırımları sistemi çerçevesinde yaptırım uygulama kararını memnuniyetle karşıladılar.
Eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Navalny'nin zehirlenmesine tepki olarak bir yaptırım paketi hazırlamış ancak uygulamaya koymamıştı. Ocak ayı başlarında, yani Kremlin’i cezalandırmak ya da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile doğrudan karşı karşıya gelmek istemeyen Trump’ın görev süresi sona ermeden önce hazırlanan yaptırımlar paketinin Trump yönetimi tarafından neden uygulanmadığı bilinmiyor.
 Biden yönetiminden bir yetkili, "Bu, insan hakları ihlalleri karşısında boş durmayacağımızı söylememiz için yeterlidir” ifadelerini kullandı.
Navalny'ye yönelik uygulamaların ve özellikle geçtiğimiz hafta bir mahkemenin Rus mıhalifin cezaevine nakledilmesi kararı almasının ardından Rusya’ya yaptırım uygulanması çağrısında bulunanlar, ABD'nin iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik yaptığı geniş kapsamlı incelemesini tamamlamasını bekleme eğilimindeler. ABD basını, 2005- 2009 yılları arasında Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Fried'in “Bu geniş kapsamlı incelemeyi yapmakta haklılar. Fakat Navalny söz konusu olduğunda acil önlem almaları gerekiyor” şeklindeki yorumunu aktardı. Fried, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Navalny’yi cezaevine göndermesinin engellenemeyeceğini ancak Putin’in en azından ABD'nin harekete geçmeye hazır olduğunu anlaması gerektiğini söyledi.
Kremlin her ne kadar Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) Navalny’nin zehirlenmesi olayına karıştığını inkar etse de ABD Dışişleri Bakanlığı, FSB’yi açıkça hedef almaya devam ediyor. ABD’li yetkililer, daha önce Mart 2018'de İngiltere’de eski bir Rus ajanı olan Sergey Skripal ve kızı Yulia’nın Noviçok ile zehirlendiğine işaret ederek Rus yetkililerin Putin’in düşmanlarına Noviçok kullanarak suikast girişiminde bulunma girişimlerinin ilk kez yaşanmadığını söylüyorlar.
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin (NSC) Rusya ile ilgili kapsamlı incelemesi henüz tamamlanmamış olsa da Biden yönetimi, önceki yönetimin üç çerçevede uygulanabilecek yaptırımlar öneren bir yaptırım paketi miras aldığından Navalny davasına sıfırdan başlamış sayılmaz. Paket, Navalny'yi alıkoyan kişilere karşı Magnitsky Yasası, 1991 tarihli Kimyasal ve Biyolojik Silahların Kontrolü ve Ortadan Kaldırılması Yasası ve kitle imha silahlarını yayanların ve destekçilerinin mal varlıklarını dondurmaya yönelik 13382 sayılı Yürütme Kararı çerçevesinde yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor.
Trump'ın yaptırım paketi ayrıca bazı Rus yetkililerin ABD’ye giriş vizelerinin kaldırılmasını ve kitle imha silahları üretmek için kullanılabilecek bazı çift kullanımlı ürünlerin Rusya'ya ihracatının sınırlandırılmasını hedefliyor.
Yetkililer, NSC’nin tek taraflı sert kararlar almama ve Biden'ın büyük dış politika hamlelerinde ABD'nin ortaklarıyla yakın bir çalışma içerisinde olma taahhüdü doğrultusunda hareket etme tercihi nedeniyle, Biden yönetiminin Trump'ın ulusal güvenlik ekibinin bıraktığı paketi benimsemeyeceğini öne sürdüler.
Diğer yandan AB ekim ayında altı Rus yetkiliye ve bir devlet bilim enstitüsüne yaptırım uygulamıştı. Geçtiğimiz hafta da Navalny'ye yönelik davranışlarından ötürü üst düzey dört Rus yetkiliye karşı yeni yaptırımlar uyguladığını açıkladı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ‘22 Şubat’ta AB Konseyi tarafından uydurma bir bahane ile alınan, Rus vatandaşlarına yönelik tek taraflı yasadışı tedbirler uygulama kararının hayal kırıklığı yarattığına’ işaret edildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Geçtiğimiz yıllarda hiç bir etkisinin olmadığı görülen suni bahaneler yaklaşımı ve Rusya ile ilişkilerde yaptırım ve baskı politikası uygulaması, AB’nin yeniden gözden geçirilmesine yönelik yeni bir fırsatı daha boşa harcadı.”
Bakanlık, açıklamasında, Brüksel'deki yetkililerin Rusya ile diyalogu iyileştirmek için bu fırsattan yararlanmak yerine, ‘ittifaklar yaklaşımına ve Rusya karşıtı klişelere boyun eğdiklerini ve içgüdüsel olarak yaptırımlar düğmesine bastıklarını’ belirtti. Bunun sağduyulu bir adım olmadığı vurgulanan açıklamada, önce siyasi bir karar alındığı, ardından da bu kararı uygulamaya koymak için plan yapıldığı öne sürüldü.
Açıklamada ayrıca “Bu yeni yanlış adım, AB Konseyi tarafından Rusya karşıtı medya kampanyalarının daha önce eşi benzeri görülmemiş bir şekilde beslendiği koşullarda atıldı” denildi. Moskova'nın Navalny'nin serbest bırakılması çağrılarını ‘kabul edilemez ve saçma’ bulduğu belirtilen açıklamada, bu eylemlerin başka bir ülkenin iç işlerine müdahale anlamına geldiği vurgulandı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell pazartesi günü yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin Navalny'nin tutuklanmasıyla bağlantılı kişilere yaptırım uygulamaya karar verdiğini duyurmuştu. Borrell, yaptırımların bir hafta içinde onaylanmasının beklendiğini de sözlerine eklemişti.



Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.