ABD ve BM’den Yemen’de barış için yeni adım

Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed bin Mübarek, ABD’li Temsilci Timothy Lenderking ile görüştü (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed bin Mübarek, ABD’li Temsilci Timothy Lenderking ile görüştü (SABA)
TT

ABD ve BM’den Yemen’de barış için yeni adım

Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed bin Mübarek, ABD’li Temsilci Timothy Lenderking ile görüştü (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed bin Mübarek, ABD’li Temsilci Timothy Lenderking ile görüştü (SABA)

ABD ve Birleşmiş Milletler’in (BM) Yemen Temsilcileri, dün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a gelmelerinden kısa bir süre sonra ülkedeki tırmanışı azaltma ve barış çabalarını yeniden canlandırma çalışmalarını yoğunlaştırdı.
Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed bin Mübarek, BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths ve ABD’li Timothy Lenderking ile ayrı ayrı bir araya gelerek gerginliğin azaltılması ve barış istişarelerinin yeniden canlandırılması konusunu ele aldı. Öte yandan Yemen tarafı, hükümetin ‘üç referansa’ dayanan barışa olan bağlılığını vurgulayarak, Husi milislerini İran’ın emirleri ve bölgedeki gündemine hizmet etmek için ciddiyetten yoksun olmakla ve savaşmakla suçladı.
Bu, Milli Ordu'nun meşruiyeti destekleyen savaşçıların desteğiyle mücadele ettiği çatışmalarda son iki hafta içinde yüzlerce ölüm ve yaralanma yaşanmasına rağmen, Husi grubunun bir petrol şehri olan Marib’e karşı eşi görülmemiş askeri hamlesini sürdürdüğü bir zamanda gerçekleşti.
Dün Riyad’a gelen BM ve ABD’li temsilciler, durdurulan barış çabaları yeniden canlandırmaya çalışırken, Yemenli kaynaklar, Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek'in ABD Temsilcisi Lenderking ile Husi milislerinin askeri olarak tırmanması ve bunun barış sürecine getirdiği riskler ışığında durumdaki gelişmeleri görüştüğünü belirtti.
Ahmed bin Mübarek, terörist Husi milisleri savaşı sürekli hale getirip Yemenlilerin hayatlarını ucuz gördüklerini söyledi. Bu durumdan özellikle Yemen ve bölgenin güvenliğini bozmak amacıyla bu milislerin İran rejiminden aldıkları emirlerin yerine getirilmesinde kaybedilen savaşların fırınına atılan çocuklar etkilendi.
SABA haber ajansına göre Körfez ülkeleri başkentlerini gezmeye hazırlandığı sırada Yemenli Bakan, “Marib’deki ulusal ordu güçleri ve diğer şehirler, bu Husi terör saldırısına karşı şehirleri ve sivilleri savunmak için ulusal görevlerini yerine getiriyorlar” dedi.
Ahmed bin Mübarek, ABD’li Temsilci ile görüşmesinde Marib'deki bu Husi tırmanışının devam etmesinden kaynaklanan büyük insani kayıplar konusunda uyardı. Bakan, bu milislerin, Marib’deki mülteci kamplarına yönelik saldırılar ve onları canlı kalkan olarak kullanarak uluslararası ve insani normlar ve kanunların açıkça ihlal ettiğine dikkat çekti.
Yemen’deki Mülteci Kamplarının Yönetme ve Yürütme Birimi tarafından dün yayınlanan bir raporda, son iki hafta içinde Marib şehrinde artan çatışmalar nedeniyle 12 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı bildirildi.
Rapor ailelerin yüzde 90’ından fazlasının Marib’in batısındaki Sirvah kentindeki evlerini terk etmek zorunda kaldığını söyledi.
Ahmed bin Mübarek, on zamanlarda onlarca sivilin öldürüldüğü Taiz’in yanısıra Marib’de devam eden Husi askeri tırmanışına değindi. Husilerin halkın ikamet ettiği binaları ayrım gözetmeksizin bombalaması sonucunda çok sayıda insanın zarar gördüğünü söyledi. Birçok ailenin evini terk etmek zorunda kaldığına dikkat çekti. Bunun yanısıra milislerin Amman’daki esir değişim konusunda zorluk çıkardığını ifade etti.
Bakan, tüm bunların bu grubun barışı sağlama veya Yemenlilerin hayatlarını koruma yönünde ciddi bir niyeti olmadığını gösterdiğini söyledi.
 Yemen Dışişleri Bakanı, meşru hükümetin barışa ulaşmaya hazır olduğunu belirtti. Resmi kaynaklar, ABD ve uluslararası toplumdan Husilere şiddeti durdurmaları ve Yemen’e barışı getirecek bir siyasi çözümü kabul etmeleri için gerçek baskı yapmalarını istediğini ifade etti.
Resmi kaynaklar, ABD’li Temsilci’nin, Husilerin Marib'deki tüm askeri operasyonları durdurması ve Yemen'deki istikrarı bozucu eylemlerden kaçınması gerektiği şeklindeki ülkesinin tutumunu yenilediğini belirtti. Yemen'deki duruma askeri bir çözüm olmadığını ifade etti. Ülkesinin meşru hükümete ve Yemen'in birlik, istikrar ve güvenliğine verdiği desteği tazeledi.
Yemenli Bakan, Griffiths’e milislere şiddetin yalnızca şiddeti doğurduğunu, öldürmenin yalnızca cinayeti doğurduğunu ve iktidar yanılsaması ve coşkusunun Yemenlilerin iradesi ve kararlılığı önünde yok olduğunu fark etmeleri için baskı yapılması çağrısında bulundu. Ayrıca “Yemen hükümeti, kapsamlı ve sürdürülebilir barışı sağlama çabalarına olan pozitif katılımını sürdürmeye kararlıdır” ifadelerini kullandı.
ABD ve BM elçileri, çabalarının Yemen'deki çatışmayı sona erdirmesini ve siyasi bir anlaşmaya yol açmasını umuyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre Lenderking, ABD’nin Yemen'deki çatışmaya kalıcı bir siyasi çözüm bulmaya ve Yemen halkına insani yardım sağlamaya dayanan iki yollu yaklaşımı konusundaki tartışmalarına odaklanacak.
Diplomatik kaynaklar, Yemen'deki tırmanışı azaltmak ve barış sürecinin yeniden canlanmasını desteklemek ve yaklaşık olarak altı yıldır devam eden savaş nedeniyle Yemenlilerin çektiği büyük insani acıyı hafifletmek için Avrupa-Amerika koordinasyonu bulunduğunu bildirdi.
Husi grubunun önde gelen liderleri geçtiğimiz günlerde Marib'e yönelik bu saldırılarda amaçlarının Yemen’in batı kıyısındaki Hudeyde vilayetinde BM ateşkesi ihlallerinin devam etmesiyle birlikte petrol ve gazı kontrol etmek olduğunu açıkladı.
Grubun lideri ayrıca son konuşmasında üyelerinin Marib'de Amerikalılar ve İsraillilerle savaştığını iddia etti. Bu, grubun bölgelerindeki gençleri kendi saflarında savaşmaları için onları cezbetmek için i kullanılan fikir.
Marib’de Ulusal ordunun faaliyetlerinin devam ettiği bildirilirken Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, askeri kaynakların aktardığına göre, Koalisyon savaşçıları, İran destekli Husi darbe milislerinin toplantılarını hedef aldı.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.