Biden, UAEA toplantısı öncesinde İran üzerindeki baskısını artırıyor

Cumhuriyetçi kanat, Tahran nükleer yükümlülüklerine dönmeden yaptırımları kaldırmaya karşı.

UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)
UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)
TT

Biden, UAEA toplantısı öncesinde İran üzerindeki baskısını artırıyor

UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)
UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)

ABD’li diplomatlar, Biden yönetiminin Tahran üzerindeki baskıyı artırma niyetinin göstergesi olarak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) üye devletlerin heyetlerine İran’ın nükleer faaliyetlerini ‘kınamaya’ çağıran bir belge dağıttı. Diğer taraftan nükleer anlaşmanın tarafları olan ‘5+1 grubu’, 2015 anlaşmadan geri kalanları kurtarmak amacıyla yoğun çabalar sarf ediyor. Cumhuriyetçi kanat Kongre’de Tahran’a yönelik yaptırımların kaldırılmasına karşı bir yasa tasarısı önerdi.
Söz konusu üç sayfalık belgede, İran’ın nükleer yakıt üretiminin artırdığına dair son raporları tartışmak için gelecek hafta Viyana’da düzenlenecek UAEA yönetim kurulunun yaklaşan toplantısına dikkat çekiliyor. Bloomberg haber ajansına göre belgede UAEA’nın elde ettiği sonuçlar doğrultusunda İran’ın iş birliğine dair duyulan derin endişe yer alıyor.
İranlı uranyum zenginleştirme düzeyini yüzde 20 seviyesine çıkararak nükleer silah üretmeye daha çok yaklaştı. Gelecek haftaki toplantı, Biden yönetiminin yaklaşımının erken bir testi olabilir. Biden, İran’ın Ortak Kapsamlı Eylem Planı’nın (nükleer anlaşma) yükümlülüklerine tam olarak uyması halinde ABD’nin de adım atmaya hazır olduğunu açıkça belirtmişti. Bloomberg, geçen salı günü İran’ın uranyum stokunun, sekiz yıldır ilk kez nükleer silah üretme düzeyine yakın olarak zenginleştirildiğini bildirdi. Ayrıca onlarca yıl önce bazı bölgelerde rastlanan uranyum izlerine yönelik İran açıklamalarının da yetersiz olduğunu aktardı.
ABD’nin dağıttığı belgeye göre dünya, İran’ın geçmişte nükleer silahlar elde etmeye çalıştığını uzun zamandır biliyor. Belgede şu ifadeler yer alıyor:
“İran’ın önceki nükleer silah programından çok sayıda kayıt tuttuğunu biliyoruz. İran artık UAEA ile tam olarak iş birliği yapmalıdır. Dolayısıyla İran’ın geçmişte nükleer silah alanındaki mirasının bugün Tahran’ın beyan etmediği nükleer materyali içermediğini garanti edebiliriz.”
Yapılan değerlendirmeler ‘İran’ın eksik bilgi vermesinin korkunç sonuçları olabileceği’ yönünde. Zira Çin ve Rusya gibi ülkelerin itiraz etme ihtimaline karşı söz konusu dosyaların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sevk edilmesi de muhtemel.
ABD geçen haziran ayında İran’ı son kez cezalandırmaya çalıştığında Çin bu durumu ‘eski Başkan Donald Trump döneminin zorbalığı’ olarak nitelendirerek karşı çıkmıştı. Rusya, Hindistan, Pakistan ve Güney Afrika da söz konusu uygulamaya karşı çıkarak veya çekimser kalarak Çin’e destek verdiler.
ABD Kongresi’ndeki Cumhuriyetçi kanat İran rejimine yönelik yaptırımların kaldırılmasına karşı bir yasa tasarısı öne sürdü. Cumhuriyeti senatörler Tom Cotton ve Mike Gallagher tarafından sunulan metinde Biden yönetimine, Tahran ‘nükleer hedeflerinden vazgeçmediği ve bölgedeki şiddet ve terörizme desteğini durdurmadığı sürece herhangi bir yaptırımı kaldırmama’ çağrısı yapıldı.
Senatörler, ABD Başkanı Joe Biden’ı eski Başkan Barack Obama’nın hatalarını tekrarlamaması konusunda da uyardılar. Ayrıca tasarının her iki mecliste de sunulmasının ardından yaptıkları açıklamada “İran, Obama yönetiminin zayıf politikalarından yararlandı. Başkan Biden, aynı hataları tekrar etmemelidir” ifadeleri kullanıdı.
Öneri, İran rejiminden tavizler elde etmek üzere bir baskı kartı olarak kullanılması için Kongre’de Tahran’a karşı yaptırımların kaldırılmaması yönünde çağrıların artması sonrasında geldi. Bazı senatörler Biden’ı ‘balistik füze programı ve İran’ın bölgedeki yıkıcı faaliyetleri’ ile ‘nükleer bir anlaşma sağlanması’ arasında bağ kurmaya çağırdı.
Diğer yandan bir grup Demokrat, Biden’ın İran ile diplomasiye güvenmesini ve nükleer anlaşmaya geri dönmesini destekleyen bir yasa tasarısı sundu. Tasarıda, anlaşmanın tüm şartlarına uyulmamasının İran’ın nükleer silah edinmesine yol açabileceğine de değiniliyor. Ayrıca İran’ın eski anlaşmanın tüm şartlarına uymasının ardından balistik füze programının ele alınması gerektiğini belirtiliyor. Tasarıda eski anlaşmada yer alanlara ek olarak yeni kısıtlamalar getirilmesine dikkat çekiliyor.
Tahran’da ise Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün ‘Tahran’ın kendisine getirilen kısıtlamalara uymaktan oldukça uzak olduğu’ ifadelerine destek verdi. Ayrıca ABD’nin bu davranışını ve Avrupa’nın Tahran ile ticaretten uzak durmasını kınadı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price geçen çarşamba günü, nükleer anlaşmayla ilgili tartışmalara geri dönmeye ilişkin olarak ABD’nin İran’a gösterdiği sabrının ‘sınırlı’ olduğu konusunda uyardı. Geçen salı günü de Tahran’ın nükleer anlaşma kapsamında getirilen kısıtlamalara uymaktan çok uzak olduğunu söyledi.
Zarif de 25 Şubat’ta Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “ABD, ancak nükleer anlaşmadan geri çekildikten sonra İran’ın ‘nükleer taahhütlerinden’ uzak adımlar attığını kabul etti” derken İran’ın söz koonsu döneme kadar sınırlarına bağlı olduğunu vurguladı. “ABD’nin bu davranışı, sebebin değişmediği anlamına geliyor” diyen Muhammed Cevad Zarif, “Avrupa üçlüsü de üç yıldır ticaret yapmadığı için suçludur” ifadelerini kullandı. Zarif ayrıca İran’ın, ABD’nin tek taraflı yaptırımlarına karşılık nükleer anlaşmanın 36’ncı maddesine dayanarak anlaşmadaki taahhütlerini durdurduğunu ve Avrupa ile ABD’nin öncelikle yaptırımları kaldıracak adımlar atması gerektiğini kaydetti.
Washington’ın Tahran’la nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için görüşme yapma teklifinin üzerinden bir hafta geçti. İran bu süre zarfında  BM denetimlerine kısıtlamalar getirdi.
ABD ve müttefikleri (İngiltere, Fransa ve Almanya) söz konusu adıma ‘ölçülü bir sessizlik’ ile yanıt verirken Reuters’ın 25 Şubat’ta yayınladığı haberine göre ABD’li ve Avrupalı yetkililer şu açıklamada bulundular:
“Bu durum, İran’ın müzakere masasına dönmesi umuduyla sarf edilen diplomatik girişimlerin bozulmama arzusunu veya bu gerçekleşmezse ABD yaptırımlarının devam edecek olmasını yansıtıyor.”
Tahran defalarca, Washington’ı 2018 yılında eski Başkan Donald Trump’ın anlaşmadan çekilmesinin ardından uyguladığı yaptırımları hafifletmek için inisiyatif almaya çağırdı. İran bunun ardından, Trump’ın geri çekilmesinden bir yıl sonra başlayan, anlaşmaya yönelik ihlallerine son vereceğini duyurdu.
İsminin açıklanmasını istemeyen ABD’li bir yetkili konuya dair şunları söyledi:
“Önce ABD’nin yaptırımları kaldırması gerektiğini düşünseler bile bu gerçekleşmeyecek. Tahran, Washington’ın anlaşmaya uymaya devam etmesini istiyorsa bunu yapmanın en iyi yolu, hatta tek yolu bu konuların ele alındığı bir masaya oturmaktır.”
İki Avrupalı diplomat da ‘provokasyonlara rağmen’, Batı dörtlüsünün şu an İran’a daha fazla baskı uygulamasını beklemediklerini bildirdiler. Diplomatlardan biri şu açıklamada bulundu:
“Mevcut politika, diplomasi kapısını kapatacak her şeyden kaçınarak kınamaya dönüktür. Dikkatlice hareket etmeliyiz. İleriye dönük bir yolumuz olup olmadığını görmek için üç Avrupa ülkesinin İran’ın acele adımları ve ABD’nin tereddüdü arasında manevra yapıp yapamayacağını beklemeliyiz.”
Söz konusu ‘İran’ın acele adımları’ ifadesiyle anlaşmaya aykırı hareketlerin hızlanmasına işaret ediliyor. Bir diğer Avrupalı diplomat ise Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD baskısının halen devam ettiğini vurguladı. “Çünkü Başkan Joe Biden yaptırımları kaldırmadı. İran, ABD’lilerden olumlu sinyaller alıyor. Şimdi fırsatı değerlendirmelidir” ifadelerini kullandı.
İran, bu hafta sonu UAEA ile iş birliğinin azalmasıyla, nükleer faaliyette bulunulduğundan şüphelenilen, beyan edilmemiş alanlara yönelik sürpriz teftiş çalışmalarını durdurdu.
Avrupa Birliği (AB), 25 Şubat’ta yaptığı açıklamada İran’ı UAEA ile tam iş birliği yapmaya çağırdı. İran’ın UAEA’nın nükleer faaliyetlerini kontrol etme kabiliyetini kısıtlaması konusundaki büyük endişesini dile getiren AB, iş birliğinin ‘İran’ın nükleer faaliyetlerini takip için’ hayati önem taşıdığını bildirdi. AB, nükleer yükümlülüklerini ihlal eden Tahran’ın geri adım atması talebini yinelerken İran’ın son uygulamalarının, UAEA’nın hayati tesisler hakkındaki bilgilere erişmesini ve uluslararası müfettişlerin ‘zenginleştirme operasyonlarını’ takibini engellediği konusunda da uyardı.
Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ülkesinin anlaşmayı yeniden canlandırmak üzere bir fırsatın var olduğuna inandığını söyledi. Ryabkov, Washington ve Tahran arasındaki çıkmazın aşılmasına yardımcı olmak için Biden yönetimi tarafından atılacak ‘somut’ adımları içeren eşzamanlı bir yaklaşım önerdi.
Bloomberg ajansının haberine göre Sergey Ryabkov, “Uzun zamandır var olmayan bir fırsat mevcut” diyerek gelecek ay İran ile 5+1 grubu arasında görüşmelerin yapılabileceğini belirtti.
Rus diplomat, ABD’nin İran’ın varlıkları ve petrol ihracatı üzerindeki yaptırımları kaldırmaya başlayarak anlaşmaya yeniden katılma taahhüdünü gösterebileceğine inandığını ifade ettiği açıklamasında Tahran’ın da kademeli olarak anlaşmaya uyum sağlayabileceğini kaydetti.
Bloomberg, Moskova’nın İran’la yakın ilişkileri ve ABD ve Avrupa ile derin gerginliği göz önüne alındığında, Rusya’nın meseleyi çözme çabalarının ‘Washington’dan büyük bir şüpheyle karşılaşacağını’ aktardı.



ABD’li yargıç, Trump’ın bazı medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a girişini yasaklama kararını geçici olarak durdurdu

Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
TT

ABD’li yargıç, Trump’ın bazı medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a girişini yasaklama kararını geçici olarak durdurdu

Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)

ABD’li federal yargıç, bugün Başkan Donald Trump yönetiminin CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklayan kararını geçici olarak durdurdu. Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre yargıç ayrıca yönetimin söz konusu medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a yeniden girişine izin vermesine hükmetti.

Bu karar, Başkan Donald Trump ile haberlerini beğenmediği medya kuruluşları arasındaki giderek artan gerilimdeki son gelişme oldu.

Trump, 18 Eylül’de söz konusu kuruluşların Beyaz Saray’a girişini yasakladığını açıklamış ve “sahte haber” olarak nitelendirdiği yayınları eleştirmişti.

Trump son dönemde, kendisi hakkındaki olumsuz haberlerin ülke için tehdit oluşturduğunu da söyledi.

Medya kuruluşları ise yayınlarının içeriği nedeniyle hedef alındıklarını, bunun bakış açısına dayalı ayrımcılık anlamına geldiğini savunarak, yasağı ABD Anayasası’nın Birinci Ek Maddesi’nin “açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Trump tarafından 2017’de federal bölge mahkemesi yargıçlığına aday gösterilen Timothy Kelly, 2018’de benzer bir davada CNN muhabirinin Beyaz Saray’a girişine yeniden izin verilmesi kararını vermişti. Kelly, dün tarafların savunmalarını dinledikten sonra duruşmayı herhangi bir karar vermeden sonlandırdı.

Kelly bugün, 14 gün süreyle geçerli olacak geçici bir kısıtlama emri çıkardı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu tür kararlar genellikle mahkemenin davayı daha ayrıntılı biçimde incelemesine kadar mevcut durumun korunmasını amaçlıyor.


Başkan Trump'ın medya yasağına mahkeme engeli

Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
TT

Başkan Trump'ın medya yasağına mahkeme engeli

Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)

ABD'de bir federal mahkeme, Başkan Donald Trump'ın üç medya kuruluşuna yönelik yasağını geçici olarak durdurdu.

Mahkeme; CNN, MS NOW ile Politico'nun Beyaz Saray'a erişimine yeniden izin verilmesine hükmetti.

Trump, ağır suçlamalar ve keyfi bir kararla medya kuruluşları CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamıştı.

Trump uzun süredir bu kuruluşları "yalan haber" yapmakla itham ediyordu, yakın zamanda ise hakkındaki olumsuz haberlerin "ülkeye zarar verdiğini" öne sürdü.

Trump son dönemde olumsuz haberlerin ülke için tehlike oluşturduğunu da söyledi.

Medya kuruluşları ise haber içerikleri nedeniyle hedef alındıklarını, bunun bakış açısına dayalı ayrımcılık anlamına geldiğini belirterek yasağı ABD Anayasası’nın Birinci Ek Maddesi’nin “açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Trump tarafından 2017 yılında federal mahkeme yargıçlığına aday gösterilen ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Timothy Kelly, dün (çarşamba) tarafların savunmalarını dinledi. Kelly, 2018 yılında da benzer bir davada CNN muhabirinin Beyaz Saray’a girişine yeniden izin verilmesi yönünde karar vermişti. Yargıç, dünkü duruşmayı herhangi bir karar açıklamadan sona erdirmişti.

Kelly bugün (perşembe) 14 gün süreyle geçerli olacak geçici tedbir kararı verdi. Bu tür kararlar genellikle mahkemenin davayı daha ayrıntılı şekilde incelemesine kadar mevcut durumun korunmasını amaçlıyor.


OECD, enerji şokuna rağmen 2026 küresel büyüme beklentisini yükseltti

Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
TT

OECD, enerji şokuna rağmen 2026 küresel büyüme beklentisini yükseltti

Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Ortadoğu’daki savaşın etkilerine rağmen küresel ekonominin dirençli seyrini koruduğunu bildirdi. Bu dirençte özellikle yapay zekâ yatırımlarındaki güçlü artışın etkili olduğu belirtilirken, enerji şokunun daha kalıcı hale geldiği ve bunun gelecek yıl büyümeyi zayıflatıp enflasyonu artırabileceği uyarısında bulunuldu.

OECD, dün yayımladığı geçici ekonomik görünüm raporunda, küresel ekonominin 2026 yılı büyüme tahminini hazirandaki yüzde 2,8 seviyesinden yüzde 2,9’a yükseltti. Ancak 2027 büyüme tahmini yüzde 3,1’den yüzde 3’e çekildi.

Bu tahminler, küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,4 büyümesinin ardından geldi. Buna göre dünya ekonomisi, savaş kaynaklı enerji şokunun bir bölümünü absorbe edebilmesine rağmen, belirgin bir yavaşlama sürecine giriyor.

OECD, yapay zekâ ile bağlantılı yatırımların, özellikle veri merkezleri ve yarı iletkenlere yönelik harcamaların, bu yıl küresel ekonominin dayanıklılığının temel unsurlarından biri haline geldiğini belirtti. Bu yatırımların ABD’de büyümeyi desteklediği, Japonya ve Güney Kore’nin teknoloji ihracatını artırmasına katkı sağladığı kaydedildi.

Buna karşılık, nispeten yüksek petrol stokları, Körfez ülkeleri dışından gelen arzın artması ve hükümetlerin destek tedbirleri, yükselen enerji fiyatlarının küresel ekonomi üzerindeki etkisini hafifletti.

Enerji 2027 büyümesini tehdit ediyor

Ancak OECD, Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı emtia şokunun devam etmesinin 2027’de büyüme ivmesini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu. Kuruluş, enerji fiyatlarında yeni artışlar ve enflasyonun yeniden hızlanması riskinin de arttığını belirtti.

Savaşın başlamasından bu yana petrol ve doğal gaz fiyatları yüksek seviyelere çıkarken, dizel ve akaryakıt maliyetleri de piyasaların yıllardır görmediği seviyelere ulaştı. Bu durum karşısında bazı merkez bankaları enflasyonist baskılarla mücadele etmek için faiz oranlarını yeniden artırmaya başladı.

OECD, G20 ekonomilerinde enflasyonun 2026’da yüzde 4,1’e ulaşacağını öngörüyor. Bu oran, haziran ayındaki yüzde 4’lük tahminin üzerinde. Enflasyonun 2027’de ise yüzde 3,6’ya gerilemesi bekleniyor; önceki tahmin yüzde 3,1 seviyesindeydi.

Bu durum, enerji şokunun para politikası hesaplamalarında daha belirleyici bir faktör haline geldiğini gösteriyor. Fiyat baskılarının artması veya büyümenin zayıflaması halinde merkez bankaları faiz politikalarında değişikliğe gitmek zorunda kalabilir.

Yapay zekâ petrol şokuna karşı destek sağlıyor

OECD, risklere rağmen yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı artışın ekonomik faaliyet için önemli bir destek oluşturduğunu belirtiyor. Veri merkezleri ve yarı iletkenlere yapılan harcamalar ABD ekonomisini desteklerken, Japonya ve Güney Kore teknoloji ihracatındaki artıştan faydalanıyor.

Ancak OECD, aynı anda birden fazla şokun ortaya çıkması halinde bu güçlü performansın yeterli olmayabileceği uyarısında bulundu. Enerji piyasalarındaki dalgalanma, güçlü bir El Niño olayına bağlı aşırı hava koşulları, devlet tahvili getirilerindeki artış ve yapay zekâ yatırımlarından beklenen getirilerin hayal kırıklığı yaratması gibi gelişmelerin bir araya gelmesi halinde küresel büyümenin gelecek yıl 0,7 puana kadar düşebileceği, küresel enflasyonun ise yaklaşık 1,1 puan artabileceği belirtildi.

OECD ayrıca devlet tahvili getirilerinin 2007-2008 küresel finans krizinden bu yana görülmeyen seviyelere yükselmesinin borçlanma maliyetlerini artırdığına dikkat çekti. Hükümetlerin yüksek borç ve bütçe açığı seviyeleriyle karşı karşıya olduğu bu ortamda, borçlanma maliyetlerindeki artışın mali baskıları daha da artırabileceği kaydedildi.

Kuruluş, hükümetlere kamu harcamalarını kontrol altına alma ve yeniden yönlendirme, kamu sektörünün verimliliğini artırma ve gelirleri güçlendirme çağrısında bulundu. Bu adımların borç sürdürülebilirliğini ve hükümetlerin büyük şoklara karşı müdahale kapasitesini korumak açısından gerekli olduğu belirtildi.

Suudi Arabistan: 2027’de toparlanma

Şarku’l Avsat’ın rapordan aktardığına göre OECD, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’da yüzde 1,8 daralmasını, ardından 2027’de yüzde 4,1 oranında büyümeye dönmesini bekliyor.

Örgütün tahminlerine göre Suudi Arabistan’da enflasyon 2026’da yüzde 1,8 ile görece düşük seviyede kalacak ve 2027’de sınırlı bir artışla yüzde 2,1’e yükselecek.

Bu tahminler, Suudi Arabistan ekonomisini enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle daha güçlü enflasyon baskılarıyla karşı karşıya olan ekonomilerden farklı bir konuma yerleştiriyor. Krallıkta önümüzdeki iki yıl için öngörülen enflasyon oranları, G20 ekonomilerine ilişkin tahminlerin oldukça altında kalıyor.

Büyük ekonomilerde farklı görünüm

ABD’de OECD, 2026 büyüme tahminini haziran ayındaki tahmine göre 0,2 puan artırarak yüzde 2,2’ye yükseltti. 2027 büyüme tahmini de yüzde 2,1’e çıkarıldı. OECD, yapay zekâ yatırımlarının tüketici harcamalarındaki zayıflığı kısmen telafi ettiğini değerlendiriyor.

ABD’de enflasyonun bu yıl yüzde 3,6’ya ulaşması, 2027’de ise yüzde 2,6’ya gerilemesi bekleniyor. Gümrük tarifeleri ve yüksek enerji fiyatlarının hane halklarının satın alma gücü ile şirketlerin maliyetleri üzerindeki etkisinin sürmesi bekleniyor.

OECD, Çin ekonomisinin 2026’da yüzde 4,5, 2027’de ise yüzde 4,2 büyüyeceği yönündeki tahminini değiştirmedi. Pekin’in sanayideki kapasite fazlasına yönelik kısıtlamalarının yatırımlar üzerinde etkisini sürdürmesi beklenirken, tüketimde kademeli bir toparlanma öngörülüyor.

İngiltere’de OECD, 2026 büyüme tahminini hazirandaki yüzde 0,9’dan yüzde 1,1’e yükseltti. Ancak 2027 tahmini yüzde 1,1’den yüzde 1’e indirildi.

Euro Bölgesi’nde ise 2026 ve 2027 yıllarında yüzde 1’er büyüme bekleniyor. Enerji fiyatları ve yüksek faiz oranlarının ekonomik faaliyet üzerindeki baskısını sürdürmesi, buna karşılık savunma harcamalarındaki artışın ekonomiye destek sağlaması öngörülüyor.

Bölgede enflasyonun bu yıl yüzde 3, 2027’de ise yüzde 2,9 olması bekleniyor. Avrupa’nın doğal gaz stoklarının 15 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ve ısıtma sezonunun yaklaşmasıyla birlikte, doğal gaz fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerinde baskı oluşturabileceği belirtiliyor.

Japonya ekonomisinin 2026’da yüzde 0,8, 2027’de ise yüzde 0,7 büyümesi bekleniyor. Özel yatırımlardaki artışın, yüksek faiz oranları ve enerji ithalat maliyetlerindeki yükselişin etkisini kısmen telafi edeceği öngörülüyor. Japonya’da enflasyonun bu yılki yüzde 1,8 seviyesinden 2027’de yüzde 2,6’ya yükselmesi bekleniyor.

Türkiye’de ise OECD, 2026 enflasyon tahminini haziran ayındaki yüzde 28,4 seviyesinden yüzde 31,5’e, 2027 tahminini ise yüzde 18,3’ten yüzde 24,7’ye yükseltti. Kuruluş, Türkiye’nin büyüme tahminlerini de sırasıyla yüzde 2,7 ve yüzde 3,6’ya düşürdü.

Kanada’da OECD, 2026 büyüme tahminini yüzde 1,2’den yüzde 0,9’a, 2027 tahminini ise yüzde 1,7’den yüzde 1,3’e indirdi. Bu düşüşte, ABD’nin Kanada ihracatına yönelik yeni gümrük tarifelerinin etkili olduğu belirtildi.