Biden, UAEA toplantısı öncesinde İran üzerindeki baskısını artırıyor

Cumhuriyetçi kanat, Tahran nükleer yükümlülüklerine dönmeden yaptırımları kaldırmaya karşı.

UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)
UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)
TT

Biden, UAEA toplantısı öncesinde İran üzerindeki baskısını artırıyor

UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)
UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)

ABD’li diplomatlar, Biden yönetiminin Tahran üzerindeki baskıyı artırma niyetinin göstergesi olarak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) üye devletlerin heyetlerine İran’ın nükleer faaliyetlerini ‘kınamaya’ çağıran bir belge dağıttı. Diğer taraftan nükleer anlaşmanın tarafları olan ‘5+1 grubu’, 2015 anlaşmadan geri kalanları kurtarmak amacıyla yoğun çabalar sarf ediyor. Cumhuriyetçi kanat Kongre’de Tahran’a yönelik yaptırımların kaldırılmasına karşı bir yasa tasarısı önerdi.
Söz konusu üç sayfalık belgede, İran’ın nükleer yakıt üretiminin artırdığına dair son raporları tartışmak için gelecek hafta Viyana’da düzenlenecek UAEA yönetim kurulunun yaklaşan toplantısına dikkat çekiliyor. Bloomberg haber ajansına göre belgede UAEA’nın elde ettiği sonuçlar doğrultusunda İran’ın iş birliğine dair duyulan derin endişe yer alıyor.
İranlı uranyum zenginleştirme düzeyini yüzde 20 seviyesine çıkararak nükleer silah üretmeye daha çok yaklaştı. Gelecek haftaki toplantı, Biden yönetiminin yaklaşımının erken bir testi olabilir. Biden, İran’ın Ortak Kapsamlı Eylem Planı’nın (nükleer anlaşma) yükümlülüklerine tam olarak uyması halinde ABD’nin de adım atmaya hazır olduğunu açıkça belirtmişti. Bloomberg, geçen salı günü İran’ın uranyum stokunun, sekiz yıldır ilk kez nükleer silah üretme düzeyine yakın olarak zenginleştirildiğini bildirdi. Ayrıca onlarca yıl önce bazı bölgelerde rastlanan uranyum izlerine yönelik İran açıklamalarının da yetersiz olduğunu aktardı.
ABD’nin dağıttığı belgeye göre dünya, İran’ın geçmişte nükleer silahlar elde etmeye çalıştığını uzun zamandır biliyor. Belgede şu ifadeler yer alıyor:
“İran’ın önceki nükleer silah programından çok sayıda kayıt tuttuğunu biliyoruz. İran artık UAEA ile tam olarak iş birliği yapmalıdır. Dolayısıyla İran’ın geçmişte nükleer silah alanındaki mirasının bugün Tahran’ın beyan etmediği nükleer materyali içermediğini garanti edebiliriz.”
Yapılan değerlendirmeler ‘İran’ın eksik bilgi vermesinin korkunç sonuçları olabileceği’ yönünde. Zira Çin ve Rusya gibi ülkelerin itiraz etme ihtimaline karşı söz konusu dosyaların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sevk edilmesi de muhtemel.
ABD geçen haziran ayında İran’ı son kez cezalandırmaya çalıştığında Çin bu durumu ‘eski Başkan Donald Trump döneminin zorbalığı’ olarak nitelendirerek karşı çıkmıştı. Rusya, Hindistan, Pakistan ve Güney Afrika da söz konusu uygulamaya karşı çıkarak veya çekimser kalarak Çin’e destek verdiler.
ABD Kongresi’ndeki Cumhuriyetçi kanat İran rejimine yönelik yaptırımların kaldırılmasına karşı bir yasa tasarısı öne sürdü. Cumhuriyeti senatörler Tom Cotton ve Mike Gallagher tarafından sunulan metinde Biden yönetimine, Tahran ‘nükleer hedeflerinden vazgeçmediği ve bölgedeki şiddet ve terörizme desteğini durdurmadığı sürece herhangi bir yaptırımı kaldırmama’ çağrısı yapıldı.
Senatörler, ABD Başkanı Joe Biden’ı eski Başkan Barack Obama’nın hatalarını tekrarlamaması konusunda da uyardılar. Ayrıca tasarının her iki mecliste de sunulmasının ardından yaptıkları açıklamada “İran, Obama yönetiminin zayıf politikalarından yararlandı. Başkan Biden, aynı hataları tekrar etmemelidir” ifadeleri kullanıdı.
Öneri, İran rejiminden tavizler elde etmek üzere bir baskı kartı olarak kullanılması için Kongre’de Tahran’a karşı yaptırımların kaldırılmaması yönünde çağrıların artması sonrasında geldi. Bazı senatörler Biden’ı ‘balistik füze programı ve İran’ın bölgedeki yıkıcı faaliyetleri’ ile ‘nükleer bir anlaşma sağlanması’ arasında bağ kurmaya çağırdı.
Diğer yandan bir grup Demokrat, Biden’ın İran ile diplomasiye güvenmesini ve nükleer anlaşmaya geri dönmesini destekleyen bir yasa tasarısı sundu. Tasarıda, anlaşmanın tüm şartlarına uyulmamasının İran’ın nükleer silah edinmesine yol açabileceğine de değiniliyor. Ayrıca İran’ın eski anlaşmanın tüm şartlarına uymasının ardından balistik füze programının ele alınması gerektiğini belirtiliyor. Tasarıda eski anlaşmada yer alanlara ek olarak yeni kısıtlamalar getirilmesine dikkat çekiliyor.
Tahran’da ise Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün ‘Tahran’ın kendisine getirilen kısıtlamalara uymaktan oldukça uzak olduğu’ ifadelerine destek verdi. Ayrıca ABD’nin bu davranışını ve Avrupa’nın Tahran ile ticaretten uzak durmasını kınadı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price geçen çarşamba günü, nükleer anlaşmayla ilgili tartışmalara geri dönmeye ilişkin olarak ABD’nin İran’a gösterdiği sabrının ‘sınırlı’ olduğu konusunda uyardı. Geçen salı günü de Tahran’ın nükleer anlaşma kapsamında getirilen kısıtlamalara uymaktan çok uzak olduğunu söyledi.
Zarif de 25 Şubat’ta Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “ABD, ancak nükleer anlaşmadan geri çekildikten sonra İran’ın ‘nükleer taahhütlerinden’ uzak adımlar attığını kabul etti” derken İran’ın söz koonsu döneme kadar sınırlarına bağlı olduğunu vurguladı. “ABD’nin bu davranışı, sebebin değişmediği anlamına geliyor” diyen Muhammed Cevad Zarif, “Avrupa üçlüsü de üç yıldır ticaret yapmadığı için suçludur” ifadelerini kullandı. Zarif ayrıca İran’ın, ABD’nin tek taraflı yaptırımlarına karşılık nükleer anlaşmanın 36’ncı maddesine dayanarak anlaşmadaki taahhütlerini durdurduğunu ve Avrupa ile ABD’nin öncelikle yaptırımları kaldıracak adımlar atması gerektiğini kaydetti.
Washington’ın Tahran’la nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için görüşme yapma teklifinin üzerinden bir hafta geçti. İran bu süre zarfında  BM denetimlerine kısıtlamalar getirdi.
ABD ve müttefikleri (İngiltere, Fransa ve Almanya) söz konusu adıma ‘ölçülü bir sessizlik’ ile yanıt verirken Reuters’ın 25 Şubat’ta yayınladığı haberine göre ABD’li ve Avrupalı yetkililer şu açıklamada bulundular:
“Bu durum, İran’ın müzakere masasına dönmesi umuduyla sarf edilen diplomatik girişimlerin bozulmama arzusunu veya bu gerçekleşmezse ABD yaptırımlarının devam edecek olmasını yansıtıyor.”
Tahran defalarca, Washington’ı 2018 yılında eski Başkan Donald Trump’ın anlaşmadan çekilmesinin ardından uyguladığı yaptırımları hafifletmek için inisiyatif almaya çağırdı. İran bunun ardından, Trump’ın geri çekilmesinden bir yıl sonra başlayan, anlaşmaya yönelik ihlallerine son vereceğini duyurdu.
İsminin açıklanmasını istemeyen ABD’li bir yetkili konuya dair şunları söyledi:
“Önce ABD’nin yaptırımları kaldırması gerektiğini düşünseler bile bu gerçekleşmeyecek. Tahran, Washington’ın anlaşmaya uymaya devam etmesini istiyorsa bunu yapmanın en iyi yolu, hatta tek yolu bu konuların ele alındığı bir masaya oturmaktır.”
İki Avrupalı diplomat da ‘provokasyonlara rağmen’, Batı dörtlüsünün şu an İran’a daha fazla baskı uygulamasını beklemediklerini bildirdiler. Diplomatlardan biri şu açıklamada bulundu:
“Mevcut politika, diplomasi kapısını kapatacak her şeyden kaçınarak kınamaya dönüktür. Dikkatlice hareket etmeliyiz. İleriye dönük bir yolumuz olup olmadığını görmek için üç Avrupa ülkesinin İran’ın acele adımları ve ABD’nin tereddüdü arasında manevra yapıp yapamayacağını beklemeliyiz.”
Söz konusu ‘İran’ın acele adımları’ ifadesiyle anlaşmaya aykırı hareketlerin hızlanmasına işaret ediliyor. Bir diğer Avrupalı diplomat ise Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD baskısının halen devam ettiğini vurguladı. “Çünkü Başkan Joe Biden yaptırımları kaldırmadı. İran, ABD’lilerden olumlu sinyaller alıyor. Şimdi fırsatı değerlendirmelidir” ifadelerini kullandı.
İran, bu hafta sonu UAEA ile iş birliğinin azalmasıyla, nükleer faaliyette bulunulduğundan şüphelenilen, beyan edilmemiş alanlara yönelik sürpriz teftiş çalışmalarını durdurdu.
Avrupa Birliği (AB), 25 Şubat’ta yaptığı açıklamada İran’ı UAEA ile tam iş birliği yapmaya çağırdı. İran’ın UAEA’nın nükleer faaliyetlerini kontrol etme kabiliyetini kısıtlaması konusundaki büyük endişesini dile getiren AB, iş birliğinin ‘İran’ın nükleer faaliyetlerini takip için’ hayati önem taşıdığını bildirdi. AB, nükleer yükümlülüklerini ihlal eden Tahran’ın geri adım atması talebini yinelerken İran’ın son uygulamalarının, UAEA’nın hayati tesisler hakkındaki bilgilere erişmesini ve uluslararası müfettişlerin ‘zenginleştirme operasyonlarını’ takibini engellediği konusunda da uyardı.
Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ülkesinin anlaşmayı yeniden canlandırmak üzere bir fırsatın var olduğuna inandığını söyledi. Ryabkov, Washington ve Tahran arasındaki çıkmazın aşılmasına yardımcı olmak için Biden yönetimi tarafından atılacak ‘somut’ adımları içeren eşzamanlı bir yaklaşım önerdi.
Bloomberg ajansının haberine göre Sergey Ryabkov, “Uzun zamandır var olmayan bir fırsat mevcut” diyerek gelecek ay İran ile 5+1 grubu arasında görüşmelerin yapılabileceğini belirtti.
Rus diplomat, ABD’nin İran’ın varlıkları ve petrol ihracatı üzerindeki yaptırımları kaldırmaya başlayarak anlaşmaya yeniden katılma taahhüdünü gösterebileceğine inandığını ifade ettiği açıklamasında Tahran’ın da kademeli olarak anlaşmaya uyum sağlayabileceğini kaydetti.
Bloomberg, Moskova’nın İran’la yakın ilişkileri ve ABD ve Avrupa ile derin gerginliği göz önüne alındığında, Rusya’nın meseleyi çözme çabalarının ‘Washington’dan büyük bir şüpheyle karşılaşacağını’ aktardı.



ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
TT

ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)

ABD'deki bir federal temyiz mahkemesi, 60 bin göçmenin daha sınır dışı edilebilmesini sağlayacak bir karar verdi.

ABD 9. Temyiz Mahkemesi'nin pazartesi duyurduğu kararla, Kaliforniya eyaletindeki bir federal yargıcın Honduras, Nepal ve Nikaragua'dan gelen göçmenler için aralık ayında aldığı sınır dışına karşı koruma hükmü geçici olarak kaldırıldı. 

Mahkeme, Donald Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşları için Geçici Koruma Statüsü'nü (Temporary Protected Status/TPS) uygulamama kararının meşru sebepleri olabileceğini kanıtlayabileceğini belirtti. 

ABD 9. Temyiz Mahkemesi, geçen sene görülen benzer bir davada Yüksek Mahkeme'nin TPS'den faydalanan yüz binlerce Venezuelalı göçmenin bu korumalardan mahrum bırakılmasına izin verdiğini hatırlattı. 

Son kararı oybirliğiyle veren mahkemenin üç yargıcı Trump, Cumhuriyetçi George W. Bush ve Demokrat Partili Bill Clinton tarafından atanmıştı. 

ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, kararı X hesabında şöyle yorumladı:

TPS hiçbir zaman kalıcı olacak şekilde tasarlanmamıştı ama önceki yönetimler onu on yıllardır fiili olarak bir af programı gibi kullandı. Bu ülkelerin her birinde durumun iyileştiği göz önünde bulundurulduğunda onun geçici olduğuna hükmediyoruz.

Reuters, 89 bin kişinin bu karardan etkilenebileceğini bildirirken New York Times; 50 bini Honduraslı, 7 bini Nepalli, 3 bini de Honduraslı olmak üzere 60 bin civarında kişinin Geçici Koruma Statüsü kapsamında olduğunu aktarıyor. 

TPS; doğal afet, silahlı çatışma ve diğer olağanüstü durumlar yaşayan ülkelerin yurttaşlarına sınır dışı edilmeme istisnası tanıyor ve çalışma izni sağlıyor. 

Trump yönetimi, TPS kapsamındaki kişilerin sayısını çok azaltmayı hedefliyor.

San Francisco'daki ABD Bölge Yargıcı Trina Thompson aralıkta aldığı kararda Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşlarının memleketlerine geri dönmelerini sağlayacak koşulların oluştuğuna dair yeterli kanıtları sunmadığını ifade etmişti.  

Thompson, Noem ve Trump'ın göçmenleri suçlu gibi lanse eden ve komplo teorilerini destekleyen açıklamalarını hatırlatarak TPS uygulamalarından vazgeçilmesinde ırkçılığın etkili olabileceğini öne sürmüştü.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters

 


Pentagon'dan savunma şirketlerine gözdağı

Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
TT

Pentagon'dan savunma şirketlerine gözdağı

Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)

Wall Street Journal'ın (WSJ) bugün yayımladığı özel habere göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) birlikte çalıştığı savunma şirketlerine yönelik baskısını artırdı.

Bu endüstrideki şirketlere önceki günlerde gönderilen mesajda, kontratlarındaki hükümleri yerine getirip getirmediklerinin dikkatli bir şekilde inceleneceği ve detaylı performans değerlendirmelerinin yapılacağı bildirildi. 

Donald Trump ocak ayında yayımladığı başkanlık emrinde, beklenenden daha düşük performans sergileyen savunma şirketlerinin kontratlarını iptal edebileceği tehdidini savurmuştu. 

Pentagon'un belirleyeceği şirketlere üretimdeki gecikmelere dair düzeltme planlarını göndermek için 15 gün tanınacağı da başkanlık emrinde belirtilmişti. 

Silah alımından sorumlu Pentagon müsteşarı Michael Duffey'nin 6 Şubat'ta gönderdiği e-postada şu ifadeler kullanıldı:

Bu başkanlık emri gereğince şirket performansını değerlendirmeye yönelik ilk incelemeleri tamamladık ve uyumsuzluk belirlemeleri yapacağımız kapsamlı soruşturma dönemine giriyoruz. Önümüzdeki karar döneminde belirlenen şirketlerle düzeltme planlarını başlatmak için temasa geçeceğiz.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell da The Hill'e yaptığı açıklamada bu şirketlerin üretim kapasitelerine yatırım yapıp yapmadıklarının denetlendiğini duyurdu. Trump yönetiminin bu hamlesi sonrasında şirketlerin performanslarını geliştirmeye başladığını öne sürdü. 

WSJ, savunma şirketlerinin Pentagon'un silah üretimini hızlandırma talebiyle, yatırımcıların temettü beklentisini aynı anda karşılamaya çalıştığını vurguladı.

Independent Türkçe, WSJ, The Hill


Tarihi zafer kazanan Japonya lideri Takaiçi’nin Çin stratejisi ne olacak?

"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
TT

Tarihi zafer kazanan Japonya lideri Takaiçi’nin Çin stratejisi ne olacak?

"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)

Japonya'da düzenlenen erken genel seçimde Başbakan Takaiçi Sanae'nin zafer elde etmesi Çin'le ilişkilerde gerginliği artırabilir. 

Sanae liderliğindeki Liberal Demokrat Parti (LDP), 8 Ocak'ta düzenlen seçimde Parlamento'nun alt kanadı Temsilciler Meclisi'ndeki 465 sandalyeden 352'sini kazanarak büyük bir başarıya imza attı.

Seçim öncesi 198 olan sandalye sayısını ciddi oranda artıran iktidar partisi, "nitelikli çoğunluk" kabul edilen 310 sandalye eşiğini de aşmış oldu. LDP, böylelikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Parlamento'da bu oranda bir temsil gücüne ulaşan ilk siyasi parti unvanını elde etti. 

Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim zaferini kutladığı Takaiçi'nin, özellikle Tayvan meselesi nedeniyle Çin'le yaşanan gerginliği tırmandırmasından endişeleniliyor. 

Tayvan'ın fiili Japonya Büyükelçisi Lee Yi-yang, Facebook'taki paylaşımında Takaiçi'yi tebrik ederek, zaferinin Japonya'nın Çin'in "tehdit ve baskılarından" korkmadığını gösterdiğini savundu.

Japonya merkezli düşünce kuruluşu Sasakawa Barış Vakfı'ndan Shingo Yamagami de X'teki paylaşımında seçimin "gizli gündeminin" Çin olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

Saldırgan eylemler ve ekonomik baskı karşısında Japonya boyun mu eğmeli yoksa dik mi durmalı? Japon halkı açıkça ikincisini seçti.

Reuters'ın analizinde, Japonya'nın ilk kadın başbakanının savunma harcamalarını daha da artırabileceğine dikkat çekiliyor. Takaiçi, bu harcamaları hızlandırıp mart sonuna kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 2'sine çıkarmayı düşünüyor. 

Tokyo yönetimi, muhtemelen yıl sonuna kadar askeri harcamaları daha da artıracak yeni bir ulusal güvenlik stratejisi oluşturmayı hedefliyor. Böylelikle sözkonusu harcamalar GSYH'nin yüzde 3'üne ulaşabilir. 

Analizde, Takaiçi hükümetinin Anayasa'da değişikliğe giderek Japon Öz Savunma Kuvvetleri'ni resmi ordu olarak kabul edebileceğine de dikkat çekiliyor. Japonya Anayasası'nın 9. maddesi gereğince ülke hukuki olarak resmi bir silahlı kuvvetlere sahip değil. 

Takaiçi, ülkesinin II. Dünya Savaşı'ndaki mağlubiyetinin ardından ABD'nin kontrolü altında hazırlanan maddeyle ilgili değişikliğe gitmesi halinde, Parlamento'nun üst kanadı Senato'nun üçte ikisinin oyunu ve referandumla halkın onayını alması gerekiyor. LDP, Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elinde tutsa da Senato'da durum böyle değil. 

Tokyo-Pekin çekişmesi

Pekin ve Tokyo'yu karşı karşıya getiren gerginlik, Takaiçi'nin Parlamento'da 7 Kasım'da düzenlenen oturumda yaptığı açıklamayla patlak vermişti. 

Takaiçi, Tayvan Boğazı'na yönelik muhtemel müdahaleyi "ülkesini tehdit eden bir hareket" olarak göreceğini, böyle bir durumda askeri güç kullanılabileceğini belirtmişti. Böylelikle ilk kez bir Japon başbakanı, Tayvan'ın işgali halinde ülkenin askeri müdahalede bulunacağını açıkça söylemişti. 

Pekin yönetimiyse Takaiçi'den sözlerini geri almasını istemiş, başbakan bunu reddedince Japonya'nın Pekin Büyükelçisi Kenji Kanasugi'yi çağırarak Tokyo'ya protesto notası vermişti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, pazartesi günü yayımladığı açıklamada, Takaiçi'ye tekrar sözlerini geri alması çağrısı yaptı. 

Açıklamada, Japonya'yı "militarizmin hatalarını tekrarlamak yerine barışçıl kalkınma yolunu izlemeye çağırıyoruz" dendi.

Independent Türkçe, Reuters, Global Times