Libya’daki yeni hükümette Müslüman Kardeşler üyeleri yer almayacak

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, hükümetin üçte birinin kadınlardan oluştuğunu ve UMH’den bakanlar bulunmayacağını aktardılar.

Abdulhamid Dibeybe, başkent Trablus’ta vatandaşlarla bir araya geldi. (Reuters)
Abdulhamid Dibeybe, başkent Trablus’ta vatandaşlarla bir araya geldi. (Reuters)
TT

Libya’daki yeni hükümette Müslüman Kardeşler üyeleri yer almayacak

Abdulhamid Dibeybe, başkent Trablus’ta vatandaşlarla bir araya geldi. (Reuters)
Abdulhamid Dibeybe, başkent Trablus’ta vatandaşlarla bir araya geldi. (Reuters)

Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, yeni hükümetin nihai şeklinin ilanından saatler önce ‘şantaj’ sayılabilecek baskılara maruz kaldı. Aynı şekilde ‘rüşvet’ krizi, Cenevre’deki Siyasi Diyalog Forumu sırasında Temsilciler Meclisi üyelerini hükümete güven vermek için bu ayın sekizinde yapılması planlanan oturumun ertelenmesini talep etmeye itti.
Konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklar, Dibeybe’nin Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Fayiz es-Serrac ile sürpriz bir toplantı düzenlediğini açıkladı. Kaynaklara göre toplantıda, Temsilciler Meclisi’nin yeni hükümete onayının ertesi günü iktidarı devretme meselesine odaklanıldı.
Toplantıya katılan kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Dibeybe’nin bu münasebetle Serrac’a resmi bir tören düzenlemesini teklif ettiğini aktardılar. Kaynaklar, Serrac’ın ise iktidarın devredilmesine yanıt verme taahhüdüne rağmen ‘kalmak ve hükümetin oluşumunu bozmak istediğini’ vurguladı. Bu bağlamda Serrac’ın yardımcısı Ahmed Muaytik’in 2 Mart’ta Kahire’de UMH Başkanlık Konseyi üyeleriyle bu çerçevede görüşmeler düzenlediğine dikkat çekilirken Serrac da alternatif bir hükümet kurmak için uluslararası ve bölgesel partilerle temas kurmakla suçlandı. Bakanların isimlerini bu akşam açıklayacak olan Dibeybe, ortaya atılan tüm senaryolar doğrultusunda hükümetin teknokrat olması beklentileriyle çelişen bir hükümet ilan etmeye hazırlanıyor.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre önerilen hükümet için adaylar güvenlik kontrollerine tabi tutuldu. Dibeybe, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler (BM) misyonu temsilcileriyle dayanışmaların yanı sıra suç geçmişlerini incelemek amacıyla Libya istihbarat servisinin ve ülkenin doğusundaki paralel hükümet yandaşları da dahil olmak üzere bazı güvenlik organlarının görüşünü aldı. Abdulhamid Dibeyde, bu uygulamayı bakanların hükümette bulunmalarıyla ilgili ‘hiçbir güvenlik itirazı veya cezai önlem olmamasını sağlamak’ amacıyla yaptı.
Görünüşe göre yeni hükümeti kurma sürecine eşlik eden baskılar, Dibeybe’yi iki ana senaryoyu kabul etmeye zorladı. Bu senaryolardan ilki 24 ila 26 bakanlığı içeren genişletilmiş bir hükümet kurmak ve bunları Temsilciler Meclisi’ne sunmak. Ancak reddedilmesi halinde Dibeybe, yalnızca 15 pozisyon içeren bir mini ‘teknokratlar’ hükümetinin bir başka listesini hazırladıktan sonra ikinci bir seçeneğe başvuracak.
Dibeybe’nin yardımcıları da dahil olmak üzere konuya yakın kaynakların Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamaya göre üçte biri kadın olmak üzere kurulacak yeni hükümet, Müslüman Kardeşler örgütü, siyasi kolu olan Adalet ve İnşa Partisi mensupları, Temsilciler Meclisi üyeleri veya UMH bakanlarını kapsamayacak.
Yeni hükümetin en önemli sürprizleri, Fethi Başağa’nın mevcut hükümette üstlendiği İçişleri Bakanlığı pozisyonunu koruyamaması oldu. Muhtemelen Dibeybe, selefi Serrac’ın da yaptığı gibi Savunma Bakanlığı pozisyonunu koruyacak. Aynı şekilde Libya İslami Mücadele Grubu’nun eski başkanı Abdelhakim Belhac liderliğindeki ‘el-Vatan’ partisinden eski yetkili olan Lamia Ebu Sidre’nin Dışişleri Bakanlığı pozisyonunu üstlenme şansı yüksek.
Dibeybe’nin bir yardımcısı Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hükümetin kurulmasındaki gecikmenin bazı parlamento üyelerinin uygulamalarından kaynaklandığını belirtti. İsminin verilmesini istemeyen yetkili, bu üyelerin ‘kendilerinin, akrabalarının veya tanıdıklarının, bakanlık pozisyonlarını veya idari pozisyonları elde etmeleri için’ şiddetli baskı uyguladıklarını aktardı.
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, geçen pazartesi günkü meclis toplantısında Dibeybe’nin hükümetin yol haritasını tamamlamak üzere iki buçuk yıla ihtiyacı olduğu konusunda meclis üyelerine bilgi verdi.
Mişri, Temsilciler Meclisi’nin 11 ila 13 üyesinin, Dibeybe’nin hükümetinde savunma, içişleri bakanlıkları ve istihbarat teşkilatı başkanlığı da dahil olmak üzere egemenlik pozisyonlarını talep ettiğini söyledi. 2 Mart’ta Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, gelecek pazartesi günü yapılması planlanan Dibeybe hükümetine güven oyu oturumunun, soruşturma sonuçları gözden geçirilinceye kadar ertelenmesinin uygun olacağını belirtti. Libya Siyasi Diyalog Forumu sırasında rüşvet alma iddiaları üzerine BM uzmanları, konuya ilişkin bir soruşturma yürütüyor.
Salih, “Oy satın alma ispatlanırsa bu, göz ardı edilemeyecek bir suçtur ve failin bu durumdan yararlanmasına izin verilemez” dedi. Akile Salih, önerilen hükümete güven verme oturumunun ertelenmesi talebinde bulunan 24 milletvekiline destek verdi.
Diğer yandan BM’nin Libya misyonu, Cenevre Forumu’ndaki ‘mali rüşvet skandalı’ ile ilgili ilk değerlendirmesinde, 2 Mart’ta ‘tamamen bağımsız ve ayrı bir birim olan’ BM Uzmanlar Komitesi ekibinin, Güvenlik Konseyi Yaptırımlar Komitesi’ne raporlarını sunduğunu bildirdi. Ayrıca Temsilciler Meclisi toplantısının gelecek hafta Sirte şehrinde yapılması için devam eden hazırlıkların takip edildiği aktarıldı. Misyon, Dibeybe’nin önereceği hükümete güven oylamasını tartışmak üzere planlandığı gibi kendisinin ve ortaklarının, Temsilciler Meclisi’ni toplantıya teşvik ettiğini vurguladı. 
Aynı şekilde başkent Trablus’taki Kuzey Trablus Başsavcısı Ömer Fekini tarafından yürütülen resmi soruşturmalarda Başağa’nın bir suikast girişimine maruz kaldığını doğrulanamadı. Soruşturmalara göre yaşananlar suikast girişimi değil, anlık kavgalar ve provokasyon sonucu gelişti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.