Cezayir'de sivil yönetim talebiyle düzenlenen kitlesel gösteriler sürüyor

Cezayir’in başkentinde dün geniş çaplı protestolar düzenlendi. (AFP)
Cezayir’in başkentinde dün geniş çaplı protestolar düzenlendi. (AFP)
TT

Cezayir'de sivil yönetim talebiyle düzenlenen kitlesel gösteriler sürüyor

Cezayir’in başkentinde dün geniş çaplı protestolar düzenlendi. (AFP)
Cezayir’in başkentinde dün geniş çaplı protestolar düzenlendi. (AFP)

Cezayir’de dün yüzlerce kişi yönetimin sivilleşmesi ve yargının bağımsızlığı talebiyle gösteri düzenledi. Başkentteki protestocular askeri teşkilatın siyasi hayattan uzaklaştırılmasının yanı sıra "özgür ve bağımsız bir Cezayir" sloganı attı.
Cezayir güvenlik güçleri dün ülkenin başkentinde üniversite öğrencilerinin gösterisini göz yaşartıcı gaz kullanarak dağıtmaya çalıştı. Söz konusu protestolar, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un önceki gün devlet televizyonu tarafından yayınlanan röportajında, isimlerini anmadığı ancak eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika yönetiminden olduklarını söylediği  kişilerin "yatırımı sekteye uğrattığı" yönündeki şikayetinden birkaç saat sonra gerçekleşti.
Ülkedeki çevik kuvvet polisleri sabahın erken saatlerinden itibaren üniversite öğrencilerinin binalara gitmesini önlenmek amacıyla Cumhurbaşkanlığı sarayının bulunduğu tepeye çıkan tüm sokakları ve hükümet sarayı ile Savunma Bakanlığı'na giden limanları kapattı. Ayrıca gösteriyi çevrelemek için büyük çaba sarf eden çevik kuvvet polisleri, protestoları mümkün olan en dar alanla sınırlandırmaya çalıştı. Protestoların yaşandığı bazı yerlerde öğrenciler ve güvenlik güçleri arasında şiddet olayları meydana geldi.
Öğrenci örgütlerinin liderleri, Şehitler Meydanı’nda başlayıp Parlamento binasından geçerek ticari liman girişindeki “tafura" otobüs durağında sonlanacak protesto için tarih belirlediler. Göstericiler protestolar sırasında, "rejimde köklü değişim" çağrısı yaptılar. Ayrıca Cumhurbaşkanı Tebbun'un iki hafta önce aldığı parlamentoyu feshetme ve önümüzdeki haziran ayından önce yapılması beklenen erken parlamento seçimleri gibi kararları "meşruiyet krizine geçici çözümler" olarak değerlendirdiler.
Cezayir Başbakanı Abdülaziz Cerad'ın ofisine yakın bir noktada gösteri düzenleyen binlerce protestocu ‘Askeri değil sivil bir devlet istiyoruz’ ve ‘Cezayir özgür ve demokratiktir’ sloganları attılar. Bir grup gösterici, Hirak hareketi içinde etkinliğiyle bilinen Velid Nekiş adlı üniversite öğrencisine işkence yapmakla suçlanan İstihbarat ve Güvenlik Dairesi’ne (DRS) bağlı İç Güvenlik Dairesi'ne sert sloganlarla saldırdı. İstihbarat Dairesi’ne yönelik bu tutum, geçen cuma günü Hirak halk hareketinin sokaklara yeniden dönmesi doğrultusunda gündeme getirildiğinde aktivistler arasında ciddi bir bölünmeye neden oldu. Bazıları yetkililerin Hirak hareketine karşı baskısını artıracağı gerekçesiyle söz konusu tutumu şiddetle kınarken diğerleri ise bunu “Nekiş olayı” karşısında olağan bir tepki olarak değerlendirdi. Başsavcılığın bir ay önce "işkence iddiaları" kapsamında soruşturma açıldığını duyurduğu ve  ardından davayı askeri mahkemeye sevk ettiği biliniyor.
Diğer yandan Cumhurbaşkanı Tebbun, önceki akşam iki gazeteye verdiği ve devlet televizyonundan da yayınlanan röportajda, "yönetimin sivilleşmesi ve ordunun yönetimden uzaklaştırılması" sloganı atanların "Cezayir'e saldırmak için yurt dışında eğitim aldıklarını" iddia etti. Tebbun, Hirak hareketini "yabancı bir komplo" ve "yabancı eller" sözleriyle eleştirdi.
Tebbun açıklamasında, çöküşün eşiğinde olan ekonomiyi canlandırmak için yatırımı kolaylaştırmak amacıyla emrettiği tedbirlerin uygulanmasını engelleyen "hükümet idaresine yönelik karşı devrim" konusunda rahatsızlık duyduğunu dile getirdi. Tebbun şu ifadeleri kullandı:
“Bu normal olmayan bir durum. Ekonominin canlanmasını sekteye uğratmak isteyen gizli bir irade olduğu kesin. Karşı devrim ile yolsuzluk suçlamalarıyla suçlanan cezaevindeki kişiler arasında bir ilişki söz konusu.”
Tebbun, bu sözleriyle üstü kapalı olarak, en önemlisi iki eski Cezayir Başbakanı Abdulmalik Sellal ve Ahmed Uyahya olmak üzere Buteflika yönetiminin ağır hapis cezalarından mahkum olan sembol isimlere işaret etti.
Tebbun ayrıca mevcut otoritenin "önceki rejimin kalıntıları" olarak adlandırdığı devlet kurumlarındaki yolsuzluk uygulamalarına bir kez daha üstü kapalı bir şekilde atıfta bulunarak, "Kirli paralar halen toplumda dolaşıyor. Soruşturmalar tamamlandıktan sonra her şeyi açığa çıkaracağım" ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanlığından istifa etme niyetiyle ilgili söylentileri yalanlayan Tebbun, "Yeni bir cumhuriyet kurmak için 10 milyon Cezayirli seçimlerde sandıklara gitti. İstifa ederek onları aldatmayacağım. Halkımı tüm niyetlerimden haberdar etmek için kendi kendime yemin ettim. Ordu benim destekçimdir" dedi. Ordunun siyasi yaşama müdahale etmediğini vurgulayan Tebbun, son zamanlarda kendisiyle bazı askeri liderler arasında bir anlaşmazlığın varlığı konusunda dolaşan iddiaları da yalanladı.
Cumhurbaşkanı Tebbun, geçen cuma günü göstericilerin yönetimin sivilleşmesi talebiyle ilgili attıkları sloganlara ilişkin soruya “Cezayir'de yönetim açıktır. Ordu profesyonel aşamaya girdi ve siyasetten uzaktır" cevabını verdi. Tebbun, çıkardığı af kararını bazılarının "zayıflık" olarak gördüğünü ancak, yeni bir sayfa açmak için Kuran-ı Kerim’deki ‘Allah geçmişi affetmiştir’ ilkesini uyguladığını öne sürdü.
Parlamento seçimleri ile ilgili de açıklamalarda bulunan Tebbun, “parlamento ve yerel seçimleri aynı gün yapma olasılığı konusunda görüştüğü bir dizi partinin talebine cevap verme olasılığının olduğunu” söyledi. Muhalifleri seçimlere katılmaya çağıran Tebbun, seçilmiş meclise saldırarak denetlemelerin yapılmasına ilişkin açıklamasında “yaklaşan seçimlerin geçmişle herhangi bir bağlantısı olmadığını, seçim yasasının nitelikli ve suçsuz seçkinlerin topluma katılmasını teşvik ettiğini” belirtti. “Bir sonraki parlamento, muhalefetin çoğunluğundan oluşabilir. Dolayısıyla muhalefetin çekirdeğinden bir hükümet oluşturulabilir” ifadesini kullandı.
Tebbun ayrıca Kovid-19 salgını nedeniyle yaşadığı sağlık krizine ilişkin de ilk kez açıklamada bulundu:
“Kritik bir dönemden geçtim. Cumhurbaşkanı da diğerleri gibi bir beşerdir. Çok zor bir aşamaydı. Yaşadıklarımı kimsenin yaşamasını istemiyorum. Vatanımdan ayrı düştüğüm için derin bir üzüntü içindeydim.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.