Türkiye ve Rusya’nın imzaladığı İdlib ateşkes anlaşmasının üzerinden 1 yıl geçti: Bu süre zarfında gerilimi azaltma bölgesinde neler yaşandı?

Türkiye ve Rusya’nın imzaladığı İdlib ateşkes anlaşmasının üzerinden 1 yıl geçti: Bu süre zarfında gerilimi azaltma bölgesinde neler yaşandı?
TT

Türkiye ve Rusya’nın imzaladığı İdlib ateşkes anlaşmasının üzerinden 1 yıl geçti: Bu süre zarfında gerilimi azaltma bölgesinde neler yaşandı?

Türkiye ve Rusya’nın imzaladığı İdlib ateşkes anlaşmasının üzerinden 1 yıl geçti: Bu süre zarfında gerilimi azaltma bölgesinde neler yaşandı?

Rus savaş uçakları İdlib kentinin kuzeyine hava saldırıları gerçekleştirdi. Bu, Rusya’nın yılbaşından bu yana İdlib’i hedef aldığı 5’inci hava saldırısı olarak biliniyor. Bununla eşzamanlı olarak, Suriye rejim güçlerinin İdlib’in güneyini top atışlarıyla hedef alması sonucu 2 sivil hayatını kaybetti, birkaç sivil yaralandı.
Bu gelişmeler, Türkiye ve Rusya’nın, Suriye’nin kuzeybatısında vardığı ateşkes anlaşmasının birinci yıldönümünün ardından geldi. Nitekim Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) dün yayınladığı rapora göre, ateşkesin yürürlükte olduğu bir yıllık süre zarfında söz konusu bölgelere Rus uçakları 320 hava saldırısı düzenlerken, rejim güçleri 4 bin 500 top atışı gerçekleştirdi. Gözlemevi’ne göre bu saldırıların sonucunda 80 sivilin de aralarında bulunduğu 429 kişi öldü. Türkiye ise söz konusu zaman aralığında bu bölgeye 10 binden fazla asker konuşlandırdı ve 8 binin üzerinde askeri araç nakletti.

Yılbaşından bu yana 5’inci hava saldırısı
İdlib’deki bir sivil savunma yetkilisi, rejim güçlerinin Cuma günü sabah saatlerinde İdlib’in güney kırsalında yer alan Ayn Lazur ve Bezabur köylerini yoğun füze ve top atışlarıyla hedef aldığını, saldırılarda 2 sivilin hayatını kaybettiğini, birkaç sivilin de yaralandığını bildirdi. Yetkili, bu saldırılarla eşzamanlı olarak, Cavrin Kampı’nda konuşlu rejim güçlerinin Hama’nın kuzeybatısındaki bazı bölgeleri, Tel Vasıt ve Es-Sermaniyye’yi yoğun top atışlarıyla vurduğunu belirterek, sivil can kaybı olup olmadığına dair bilgi bulunmadığını söyledi.
Muhalif Şam Haber Ağı (SNN) Bezabur köyüne yönelik saldırıda 2 sivilin yaşamını yitirdiğini, Maarrat Mısrin’e yapılan bombardımanda ise can kaybının olmadığını bildirdi.
Sivil savunma yetkilisi, konuşmasının devamında, Rus savaş uçaklarının İdlib’e yüksek tahribata sahip füzelerle bir dizi hava saldırısı gerçekleştirdiğini kaydetti. Yetkilinin aktardığına göre, Rus uçaklarının İdlib’in kuzey kırsalında bulunan Maarrat Mısrin kentinin çevresine düzenlediği saldırılarda 3 sivil yaralandı. Rus uçaklarının bölgede yoğun uçuşlar gerçekleştirmesinin, sivilleri hedef alan hava saldırılarının tekrarlanması konusunda endişelere yol açtığını belirten yetkili, hedef alınan bölgelerin çevresinde çok sayıda mülteci kampı bulunduğuna işaret ederek, bu saldırıların sivil katliamlara sebep olmasından kaygı duyulduğunu dile getirdi.
Aktivistlere göre, bu saldırılar, Rus uçaklarının 2021’in başından bu yana gerçekleştirdiği 5’inci saldırı. Zira Rus uçakları 23 Şubat’ta İdlib’in güney kırsalındaki El Bare kentinin çevresine düzenlediği 4 hava saldırısında İdlib Merkez Cezaevi’nin yanı sıra İdlib’in batı kırsalındaki Arab Said ve Ermanez köylerini hedef aldı. Sivil can kayıplarının yaşandığı bu saldırılarda Heyet Tahrir Şam (HTŞ) saflarında da ölen savaşçıların olduğu bildirildi.
İdlib’in doğu kırsalındaki Sermin kenti rejim güçlerinin top atışlarıyla hedef alındı. Muhalif güçler, bu saldırılara yanıt olarak perşembe günü Serakib kenti ile Cabus ve Kefr Battih beldelerinde rejim güçlerine ait askeri mevzileri füze saldırılarıyla hedef aldı. Bu gelişmelerle eşzamanlı olarak, rejim güçlerinin Halep’in batı kırsalındaki Dare İzze kentinin çevresine düzenlediği top atışları sonucunda bir sivil yaralandı.
İdlib’deki aktivisler, rejim güçlerinin, muhaliflerin kontrolünde bulunan ve Gerilimi Azaltma Bölgesi kapsamında yer alan bölgeleri geçen hafta 400’ün üzerinde top atışı ve füzelerle 12 kez bombaladığını bildirdi. Aktivistlere göre, rejimin hedef aldığı bölgelerin başında İdlib’in güneyindeki Ayn Laruz, Bezabur, Kefr Avid, El Bar ve Deyr Sunbul bölgeleri, Eriha kentinin çevresi ile Hama’nın kuzeybatısında Sehl El-Gab’a bağlı Kastun, Ez-Ziyare ve Es-Sermaniyye köyleri geliyor. Rus savaş uçaklarının yoğun uçuşlarının arasında İran ve Rusya’ya ait keşif uçaklarının da İdlib’in güney ve doğu semalarında saatlerce uçuşlar gerçekleştirdiğini belirten aktivistler, bu durumun, rejim güçlerinin beldelerini sürekli bombalamasından ve askeri çatışmadan endişe eden bölge sakinlerinin evlerine dönüşlerini engellediğine dikkat çekti.

Göreceli sakinlik
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, dün yayınladığı raporda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı İdlib ateşkes anlaşmasının bir yılı tamamladığına işaret ederek, bu zaman aralığında meydana gelen gelişmelere yer verdi. Ateşkes anlaşması, İdlib’in kuzeydoğusundaki Lazkiye dağlarından başlayarak İdlib ve Hama kırsalları üzerinden Halep’in kuzeybatısındaki banliyölere kadar uzanan bölgeleri kapsıyor. Gözlemevi’ne göre, ateşkes anlaşmasının imzalanmasının üzerinden geçen bir yıllık süre zarfında 12’si çocuk 80 sivil, 242 radikal unsur, 181 muhalif savaşçı, rejim güçleri ve destekli gruplardan aralarında komutanların da bulunduğu 107 unsur dahil 429 kişi öldü.
Ateşkes anlaşmasının bir yıl önce başlamasından bu yana rejime ait savaş uçakları ve helikopterlerin, Putin ve Erdoğan’ın belirlediği bölgelerinin semalarında görülmediğini zira rejim uçakları ve helikopterlerinin bu bölgelere yönelik herhangi bir hava saldırısının belgelenmediğine işaret edilen raporda, rejim uçaklarının yerine ateşkesin ilk günlerinden başlayarak bugüne kadar rutin bir şekilde düzenlediği hava saldırılarıyla beşeri ve maddi kayıplara yol açan Rus savaş uçaklarının nöbet tuttuğu ifade edildi.
Rapora göre, Rus savaş uçakları bir yıllık süre zarfında Gerilimi Azaltma Bölgelsine 55’ten fazla hava saldırı düzenlerken, Halep, Hama, İdlib ve Lazkiye kırsallarını en az 320 kez hedef aldı. Bu saldırıların merkezinde ise özellikle İdlib’in güney kırsalı ve ardından Lazkiye’nin kuzey kırsalındaki Cebel’ul Ekrad yer aldı. Söz konusu bölgelere düzenlenen hava saldırıları sonucu ağır askeri kayıpların yanı sıra 1’i çocuk, 6’sı kadın 31 sivil yaşamını yitirdi.
Rejim uçaklarının semalarda görülmemesine rağmen, rejime bağlı Kara Kuvvetleri ve destekli milis güçleri bu uçakların yerini aldı. Gözlemevi’nin raporunda, “İster yoğun ister aralıklarla olsun karada neredeyse her gün bombalama gerçekleşiyor. Rejim güçleri, İdlib kenti ve özellikle İdlib’in güney kısmı ile Sehl El-Gab ve Cebel’ul Ekrad’a odaklanan karadan bombardımanlarına sık sık başvuruyor” ifadelerine yer verildi.
Gözlemevi, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girdiği 5 Mart 2020’den bugüne kadar Putin ve Erdoğan’ın belirlediği bölgelerden bazılarının 4 bin 500 adet füze ve mermiyle hedef alındığını tahmin ediyor.

Türkiye’nin Suriye’deki varlığı
Gerilimi Azaltma Bölgesi, Türk güçlerinin aralıksız hamlelerine sahne oluyor. Zira Türk güçleri bazı bölgelerden geri çekilmeye ve yeni mevzilerde konuşlanmaya devam ederken, desteklediği gruplarla birlikte kontrol ettiği bölgelere askeri ve lojistik malzeme yüklü konvoylar sevk ediyor. Gözlemevine göre, Türkiye’ye ait 12 gözlem noktasının 8’i, rejimin ele geçirdiği bölgelerin içinde bulunuyor. Türkiye halihazırda 7 noktada (Hama kırsalındaki Morek ve Şir Mağar ile Halep kırsalındaki Andan, Raşideyn, El Ays ve Şeyh Akil) çekilme işlemlerini tamamlarken, İdlib kırsalındaki Tavkan gözlem noktasındaki çekilme çalışmalarını sürdürüyor. Tavkan noktasını tahliye etmeye devam eden Türk güçlerinin önümüzdeki birkaç gün içerisinde bu noktayı da boşaltması bekleniyor. Böylece Türk güçleri, aşamalı bir şekilde tahliyesine devam ettiği Tavkan dışında, rejim tarafından kuşatılan tüm kontrol noktalarından çekilmiş bulunuyor.
Geriye kalan 4 ana Türk gözlem noktası (Cisr Eş-Şuğur’un batısındaki İştebrak bölgesi, Türkmen Dağı’ndaki Ez-Zeytune, İdlib’in kuzey kırsalındaki Salva ve Halep’in batı kırsalında yer alan Saman Kalesi) ise rejim güçlerinin herhangi bir kuşatmasıyla karşı karşıya değil. Gözlemevine göre, Türk güçleri, İskenderun’daki Tugay Komutanlığı’ndan bölgeye günlük olarak askeri ve lojistik malzeme ve asker taşıyan onlarca zırhlı araç sevk ediyor. Bu sevkiyatlar Suriye’ye Kefer Lusin Sınır Kapısı üzerinden gerçekleştiriliyor. Gözlemevi’ne göre, Türkiye’nin Gerilimi Azaltma Bölgesi’ndeki kontrol noktası 64’e ulaştı. Aynı zamanda ateşkesin imzalandığı Mart 2020’den bu yana Suriye topraklarına Türkiye’ye ait 8 bin 335 araç ve 10 bin Türk askeri girdi. Gözlemevi, askeri ve lojistik malzeme yüklü araçların birer birer girip çıkmalarından ötürü söz konusu araç ve asker sayılarının bundan daha az veya daha çok olabileceğini belirtti.
Gözlemevi, askeri operasyonlar sebebiyle 2020’nin Ocak ve Şubat aylarında Halep, İdlib ve Hama’ya bağlı bölgelerden 150 binden fazla sivilin yerinden edildiğine işaret etti. Sivillerin terk ettiği bölgelerinin artık Suriye rejiminin kontrolüne girdiğini belirten Gözlemevi, az sayıda rejim yanlısı ailenin söz konusu bölgelerin rejim kontrolüne girmesinin ardından bu bölgelere geri döndüklerini, evini terk edenlerin ise açık arazilerde ve Suriye ile İskenderun arasındaki sınır bölgesinde yerleşime elverişsiz yerlerde kurdukları ilkel çadırlarda yaşadıklarını veya Türk güçleri ile desteklediği grupların Halep’in kuzeyi ile kuzeybatı kırsalında kontrol ettiği Azez, Cerablus ve Afrin gibi bölgelere yerleştiklerini kaydetti.

 


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.