ABD çıkarlarının hedef alınması ve Şii-Kürt çatlağı!

Erbil havaalanına yapılan füze saldırısının tahribatı (AFP)
Erbil havaalanına yapılan füze saldırısının tahribatı (AFP)
TT

ABD çıkarlarının hedef alınması ve Şii-Kürt çatlağı!

Erbil havaalanına yapılan füze saldırısının tahribatı (AFP)
Erbil havaalanına yapılan füze saldırısının tahribatı (AFP)

Müeyyed et-Tarfi
Görünüşe bakılırsa Kürdistan yönetimi ile ABD üslerine saldırı düzenleyen İran yanlısı Şii guruplar arasındaki ilişkiler, milisler tarafından sonuncusu 23 Ocak 2021 tarihinde gerçekleştirilen uluslararası Erbil havalimanına yönelik saldırılar zincirinden sonra ortaya çıkan gerginlik sonrası tehlikeli bir noktaya ulaştı.
Saddam Hüseyin rejiminin düşmesinden sonra Irak devlet yönetimini devralan Şii-Kürt ittifakına önemli bir darbe vuruldu. Şii milislere yönelik ilk resmi suçlamayı temsil eden Seyyidu'ş Şuheda Tugayları’ndan bir milisin, uluslararası Erbil havaalanına yapılan son saldırıyı gerçekleştirdiklerini itiraf etmesinden sonra Kürdistan bölgesinde gerginlik tırmandı.

Füze saldırısı
Seyyidu'ş Şuheda Tugayları Genel Sekreteri Ebu Ala el-Velai, 4 Mart Perşembe günü, Erbil şehrine yapılan füze saldırısını "ulusal onur ve hizmet" olarak nitelendirirken, eylemin kendileri tarafından yapıldığına dair iddiayı yalanladı.
Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Velai şunları söyledi: “İşgalcilerin ayaklarının altındaki toprağı yakıp Irak'tan kovan bizleriz ve yaptığı şerefli bir işi reddeden kimselerden de değiliz. Ancak yapmadığımız ve ihanet sayılan bir şeyle –ki bu şereftir- suçlanmış olmamız, onurlu kimselerin yapacağı bir davranış değildir.”
Seyyidu'ş Şuheda Tugayları Genel Sekreteri ayrıca, “Erbil’deki işgal üssü bir utançtı. Eylem bizim dışımızda birisinin gerçekleştirdiği ancak bizim de gerçekleştirmeyi umduğumuz bir şereftir”  dedi.
Eylül 2017'de Kürdistan bölgesinin bağımsızlık referandumundan, Irak ordusunun ve "Haşdi Şabi" güçlerinin Kerkük, Diyala, Ninova ve Selahaddin'deki tartışmalı bölgelerin çoğuna baskın düzenlemesinden ve bu güçlerin buralarda varlık göstermelerinden sonra Kürt Peşmerge güçlerinin geri çekilmeye zorlandığı 13 yıldan daha uzun bir süredir, iki taraf arasındaki ilişkilerin biçimi, iktidar paylaşımından Kürt partilerini marjinalleştirme ve onları etki merkezlerinden yavaş yavaş izole etme girişimine dönüştü. Bu durum, Kürdistan Demokratik Partisi lideri yerine cumhurbaşkanı olarak Berhem Salih'in seçilmesi, Kürt bloklarının yokluğunda engellilik yasasının onaylanması ve Şii güçlerin Peşmerge güçlerini ihtilaflı bölgelere geri döndürme girişimlerinin tamamen reddedilmesi de dahil olmak üzere bir dizi olayda kendisini gösterdi.

İlişkiler değişecek
Öyle görünüyor ki bundan sonraki süreçte hükümeti oluşturacak ve Irak devletinin yönetimini üstlenecek ittifaklarda Şii ve Kürt partileri arasındaki ilişkiler değişecek.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan Şammeri, silahlı gruplardan birisinin Erbil saldırılarına ilişkin sorumlulukları kabul etmelerinin ardından gelecekteki ittifaklarda Kürt güçleri ile Şii partiler arasındaki ilişkinin şeklinin değişeceği görüşünde olup Kürtlerin eski müttefikleri olan ve siyasi kanatları bulunan Şii silahlı kuvvetlerine olan güvenini kaybettiğini vurguluyor.
Şammeri, Kürtlerin Şii güçlerle ilişkilerini gözden geçireceklerine ve “akılcı Şii güçlerle aşırılık yanlısı güçler” arasında bir çözüm süreci yürüteceğine inanıyor.

Güvenlik konseyinde silahlı grupların dosyası
Şammeri, ABD cephesinden bazı Şii liderlere yaptırımlar uygulamak ve mali varlıklarını dondurmak gibi daha başka adımların geleceğine inanıyor. ABD cephesinin, biri hazinesi aracılığıyla yaptırımlar uygulamak gibi diplomatik olmak üzere iki yol izleyebileceğine vurgu yapan Şammeri, ABD Başkanı Joe Biden’ın uluslararası toplumu dahil etmek için küresel ortaklar oluşturmak suretiyle bu dosyayı Güvenlik Konseyi'ne taşıyabileceğini düşünüyor. Zira ABD’ye göre bu gruplar, Suudi Arabistan'ı hedef aldıkları ve Suriye üzerinden Hizbullah'a silah sağladıkları için  Irak ve bölge için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.
Şammeri, son zamanlarda Erbil Havalimanı’nı hedef alan saldırılar hakkındaki soruşturmalarda ABD’nin de yer alması nedeniyle tahkikatın seyrinden haberdar olduğunu, özellikle Erbil hükümeti tarafından hem Uluslararası Koalisyonu hem de Bağdat ve Erbil hükümetini kapsayan bir soruşturma çağrısı yaptığı için bu üç tarafın tahkikatların seyrinden sorumlu olduğunu söylüyor.

Gerçek yüz açığa çıktı
Buna karşılık, Irak Araştırma ve Kamuoyunu Ölçme Merkezi Başkanı Basil Hüseyin, son Erbil saldırısının faillerinden birinin itirafları sonucu, Kürdistan bölgesi ile Velai’ye bağlı kesimler arasındaki çatışmanın açığa çıktığını vurgulayarak, bu kesimlerin, Ebu Ala el-Velai liderliğindeki Seyyidu'ş Şuheda Tugayları’nı gizleyen bir örtüden öte hiçbir şey olmadığınına inanıyor.
Hüseyin, bu milislerin doğrudan İran'ın emirleri dışında veya en zayıf olasılıkla onlarla koordinasyon halinde olmadan bu tür eylemlerde bulunamayacaklarının bilindiğini söylüyor. Çünkü bu saldırı, İran’a ait mesajlar içermektedir. Söylenenlere göre bu mesajlar içerisinde en önemlisi de bölgesel yetkililerin Türk kuvvetlerinin Sincar operasyonuna izin vermesine yanıt olarak gelmiş olmasıdır. Zira, İran'ın Sincar'daki nüfuzunu, bir dış güç olarak özellikle Türkiye ile paylaşmak istemediğini ifade ediyor. Nitekim İran ve Türk büyükelçileri arasındaki tartışma, Erbil'e yapılan saldırıyı tamamlayıcı nitelikteydi.
Bu milisler ile Erbil arasındaki ilişkilerin tek bir doğrusal çizgide olmadığı, şüphe ve gerginlikle karakterize edildiği bir ortamda belki de Vela’ya bağlı milisler ile Kürdistan bölgesi otoritesi arasındaki ilişkiyi araştırmak için henüz çok erken. Hüseyin'e göre, İran’ın Süleymaniye üzerinde büyük etkisinden dolayı Süleymaniye ile ilişkiler oldukça iyi. Hüseyin son olarak söz konusu milislerle Kürdistan bölgesi arasındaki ilişkilerin, tartışmalı alanlar ve bunlar üzerindeki nüfuz ve Türkiye ile ilişkiler meselesi ile daha da karmaşıklaşan bir hat üzerinde kalacağını belirtti.

Bağdat, Erbil ve Koalisyon işbirliği
Yazar ve gazeteci Ali Baydar ise Kürtlerin ittifak haritalarını Sünni güçlerin yanı sıra silahlı grupları olmayan Şii siyasi güçlere dönüştürmesini bekleyerek Uluslararası Koalisyon ve federal hükümet işbirliğinde Erbil operasyonunun faillerinin tutuklanmasının gündeme geldiğine işaret etti.
Baydar, Uluslararası Koalisyonun Kürdistan'daki güvenlik servislerine veya federal hükümete bu konudaki bilgileri sızdırmada rolü olduğunu sözlerine ekledi ve ABD yönetiminin bu saldırıya, halkın gözünde bu milis grubun imajını küçültme operasyonu niteliğinde, Şii silahlı grupların bazı liderlerine suikast düzenleyerek yanıt vereceğini belirtti.

 


Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.