Aşı krizini aşmak için Avrupa Birliği ve Washington arasında zirve

Kovid-19 Aşısı  (Arşiv - Reuters)
Kovid-19 Aşısı (Arşiv - Reuters)
TT

Aşı krizini aşmak için Avrupa Birliği ve Washington arasında zirve

Kovid-19 Aşısı  (Arşiv - Reuters)
Kovid-19 Aşısı (Arşiv - Reuters)

Avrupa birliği aşı üretiminde kullanılan şu anda katı ihracat kısıtlamalarına tabi olan kimyasal hammaddelerin Amerika’dan ithal edilebilmesi için pazartesi günü Washington ile görüşecek.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadelede taraflar iki günlük bir süre boyunca, zirve benzeri toplantılarda bir araya gelecekler. Söz konusu toplantıların amacı, yayılmaya devam eden salgını kontrol altına almak için virüse karşı aşıların nasıl daha fazla üretileceğine yönelik sorunların ele alınması olarak belirlendi. Dünya Sağlık Örgütü WHO Baş Bilim İnsanı Dr.Soumya Swaminathan, basın konferansında, zirve ile ilgili olarak “Gerekli olan aşı üretmek için ihtiyaç duyduğunuz kimyasal reaktifler, hammaddeler ve ürünler açısından tedarik zincirlerinde bu aşamada karşılaştığımız boşluklara ışık tutmak” İfadelerini kullandı.
Dünya, 2,57 milyon kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan ve 14 aydır devam eden salgınının bir sonucu olarak, benzeri görülmemiş bir aşı talebi ile karşı karşıya kaldı. İlaç üretim sektörü bu yıl 10 milyon doz koronavirüs aşısı üretebileceğini duyurdu. Bu miktar, 2019’daki tüm aşıların toplam üretim kapasitesinin iki katına denk geliyor. Ancak, Dr.Swaminathan tüm bu aşıların üretiminin, sadece benzeri görülmemiş miktarlarda malzeme bulunmasını gerektirmediğini, bunun yanı sıra, salgının küresel tedarik zincirlerini sarstığı bir zamanda, şişe, plastik ve kapak yapmak için cam tedarik  edilmesinin de gerektiğini belirtti.  “Zirve (aşının) önceki aşamasına, yaşanan  zorluklara ve nasıl düzeltilip çözüleceğine odaklanacak” diyen Dr.Swaminathan, “Bu, yakın zamanda büyük bir fark yaratabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Sanal ortamda pazartesi ve salı günü düzenlenecek toplantılara, Covax (WHO, Küresel Aşı İttifakı (GAVI) ve Salgın Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI) ortaklığında Uluslararası İlaç Üreticileri Derneği Federasyonu’nun (IFPMA) yanı sıra, gelişmekte olan ülkelerden üreticiler, uzmanlar ve hükümet yetkilileri katılacak. Devletlerin ve kamuoylarının baskısı altında, son haftalarda büyük ilaç grupları, normal şartlarda aralarında bulunan şiddetli rekabeti arkalarında bırakarak, daha fazla aşı üretmek için ortaklık anlaşmalarını ikiye katladılar. Bu anlaşmalar gereğince, Fransız “Sanofi” grubu, Pfizer-BioNTech ve Johnson&Johnson’a daha fazla doz aşı üretmek için yardım etmek amacıyla kendi koronavirüs aşısı geliştirme sürecini erteledi. İsviçreli Novartis şirketi ise, Pfizer şirketine ve Bayer’den yardım alan Alman CureVac Laboratuvarları’na yardım edecek.

-Daha fazla dayanışma
Şu anda bu iş birliklerinin üretim üzerindeki etkilerinin tahmin edilmesi oldukça zor ancak Swaminathan anlaşmalar hakkında, “Çok iyi bir olay, dünya çapında daha fazlasını görmek istiyoruz. Asya, Afrika ve Latin Amerika da (Aşı) şişeleri doldurma ve üretimi tamamlama kapasitesini araştırmalı ve bu fabrikaları arzı artırmak için kullanmalıyız” dedi. Aynı zamanda, Fransa Medikal Sağlık ve Araştırma Milli Enstitüsü’nün (INSERM) araştırma direktörü Dr Marie-Paule Kieny de benzer bir görüş dile getirerek, “Bu süreçte yardımlarını sağlayabilecek yetenek ve bilgiye sahip birçok genetik ilaç üreticisi olduğunu” belirtti. Bununla birlikte, bu iş birliği, bazılarının devletten büyük destekler aldığı ilaç gruplarına yüksek meblağlarda yatırım yapılmasının ardından kâr elde etmelerine imkân veren fikri mülkiyet ve ruhsat sorunlarını gündeme getiriyor.
Hindistan ve Güney Afrika, patentlerin geçici olarak askıya alınması için Dünya Ticaret Örgütü’ne bir öneri sundu. Ancak, WHO ve STK’ların bu konuda baskılarını arttırmalarına rağmen, bu yönde bir adımın yolu kapalı gözüküyor. Aşı üretimini artırma çabasının ana amacı, temel olarak aşı satın almak için yeterli paraya sahip olmayan yoksul ülkelerdeki insanların aşılanmasının sağlanmasıdır. Bununla birlikte, aşılama kampanyaları zengin ülkelerin çoğunda Aralık ayı sonlarında başlamış olsa da, aşı konusunda milliyetçilikle mücadele etmeyi hedefleyen Covax mekanizması aracılığıyla dağıtılan ilk dozlar, bu haftaya kadar yoksul ülkelere ulaşmadı.
Covax kapsamında, 20 ülkeye yaklaşık 20 milyon aşı dozu gönderildi. Önümüzdeki hafta bunlara 14,4 milyon doz aşı eklenecek ve 31 ülkeye dağıtılacak.
WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu cesaret verici bir ilerleme ancak Covax aracılığıyla dağıtılan aşı dozu miktarı nispeten küçük kalıyor” dedi. Ghebreyesus, “bazı ülkeler, önümüzdeki aylarda tüm sakinlerini aşılamak için hızlanacak iken” Mayıs ayı sonuna kadar Covax ile dağıtılması planlanan aşı hacminin, aşıları alacak ülkelerin nüfuslarının sadece yüzde 2 ila 3’ünün aşılanmasını karşıladığını vurguladı.

-AstraZeneca
Diğer yandan, “Financial Times” gazetesi, Avrupa Birliği aşı eksikliğini doldurmaya çalışırken, Avrupa Birliği’nin ABD’yi Kovid-19’a karşı korunmak için milyonlarca doz AstraZeneca aşısının ihracatına izin vermeye çağıracağını bildirdi. 27 ülkeden oluşan AB ayrıca Washington’dan, Avrupa’da üretim için gerekli olan önemli aşı bileşenlerinin sevkiyatının serbest akışını sağlamasını istiyor. Gazete, AB Komisyonu’nun “Aşı üreticilerinin Avrupa Birliği ile sözleşme yükümlülüklerini tam olarak yerine getirecek şekilde aşıların ABD’de üretilmesini veya paketlenmesini sağlamak konusunda ABD ile çalışma imkanımıza güveniyoruz” ifadelerini de aktardı.
AB ülkeleri Aralık ayı sonunda aşılamaya başladı ancak kampanyaları, AB’nin eski bir üyesi olan İngiltere ve ABD gibi diğer zengin ülkelere kıyasla daha yavaş bir hızda ilerliyor. Yetkililer, üreticilerin tedarik sorunları yaşamalarında, yavaş üretim ve dağıtım sorununda rol oynadığına inanıyor.
Avrupalı bir kaynağın aktardığına göre, AB, şu anda katı ihracat kısıtlamalarına tabi olan koronavirüs aşılarının imalatında kullanılan ABD yapımı malzemelerin ithalatını güvence altına almak için yarın Washington ile görüşmeler gerçekleştirecek. Fransız haber ajansı AFP’nin konuyu hâkim olan bir kaynaktan aktardığına göre, Brüksel tarafından aşı üretimi konusunda yetkilendirilen Fransa İç Pazar Komiseri Thierry Breton, Beyaz Saraydaki Kovid-19 ile Mücadele Görev Gücü Koordinatörü Jeff Zentes ile buluşacak.  Söz konusu kaynak, Avrupa Birliği ve ABD’nin, Avrupalı ​​aşı üreticilerinin “bir darboğazdan geçmesini önlemek için koordineli bir şekilde birlikte çalışmak istediklerini” sözlerine ekledi.
Üzerinde görüşülen kısıtlı malzemeler arasında, aşı şişeleri ve şırıngaların yanı sıra, üreticilerin depolarında kullanılan torbalar da bulunuyor. Bunlar genellikle ABD şirketleri tarafından Avrupa Birliği’nde veya Avrupa şirketleri tarafından ABD’de üretiliyor. Aşı üretiminde kullanılan tüm malzemelerin ihracatları için ABD makamlarından özel onaylar alınması gerekiyor. Kaynak “fikrin, kuralları geçersiz kılmak değil, süreci kolaylaştıracak ve hızlandıracak idari tedbirler” alınmasını sağlamak olduğunu belirtti. Ayrıca sözlerine “Erken harekete geçiyoruz. Avrupa’da aşı üretimi önemli bir şekilde hızlandığında, tüm malzemelerin mevcut olacağından emin olmak istiyoruz” ifadelerini ekledi. Avrupa Birliği’nin ihracat kontrol sistemi yalnızca kullanıma hazır aşılar için geçerli. Söz konusu sistem, geçtiğimiz günlerde, Avustralya’ya gönderilecek olan çeyrek milyon doz AstraZeneca aşısının sevkiyatını önlemek için kullanıldı.
İsveç-İngiliz şirketi AstraZeneca, 27 Avrupa Birliği ülkesine bu yılın ilk çeyreğinde AB’ye başlangıçta vaat edilmiş olan aşı dozu miktarının yalnızca üçte birini sağlayabileceğini bildirdi. Avrupalı ​​kaynak, pazartesi günü yapılacak görüşmelerin hazır aşıların “dozlarını müzakere etmeyi amaçlamadığını” belirterek, bu konunun “şirketlere bırakılmış” olduğunu ifade etti.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.