ABD: Husi saldırıları karşısında Suudi Arabistan'ın yanındayız

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki. (EPA)
Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki. (EPA)
TT

ABD: Husi saldırıları karşısında Suudi Arabistan'ın yanındayız

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki. (EPA)
Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki. (EPA)

ABD hükümeti dün yaptığı açıklamada, Husi grubunun başlattığı saldırılara karşı Suudi Arabistan'ın yanında olma konusunda kararlı tutumunu yineledi. Suudi Arabistan'daki sivillerin yaşamını tehlikeye atan saldırıları kınadı. Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu güçleri de dün Husi milisleri tarafından sistematik ve kasıtlı bir şekilde ülkenin güneyindeki Hamis Muşayt bölgesine gönderilen balistik füze ile bir silahlı insansız hava aracının (SİHA) havada imha edildiğini duyurdu.
Arap Koalisyonu Sözcüsü Albay Turki el-Maliki konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Husi milislerin ağır suçlar işlediklerini ve uluslararası insan hakları hukuku kurallarını dehşet verici şekilde ihlal ettiklerini belirtti. "Husi ihlallerini akıllıca ele alıyoruz. Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde hareket edeceğiz" ifadesini kullandı.
Washington, Husiler tarafından pazar günü Cizan kentinin ve Suudi Arabistan'ın doğusundaki Ras Tanura bölgesindeki petrol sahalarının füze ve SİHA ile hedef alındığı saldırıları kınadı.
Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Suudi Arabistan'ın Yemen'den ve bölgedeki diğer ülkelerden gelen saldırıların artması karşısında topraklarını savunma yeteneklerini geliştirmesi için Krallık’a destek vermeye devam edeceklerini vurguladı. Psaki, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:
“Barışa ulaşma konusunda ciddi olmayan bir gruptan gelen bu saldırılar konusunda endişeliyiz. Masum sivillerin yaşamını riske atan bu saldırılar kabul edilemez ve tehlikelidir. Bu tehditlerle mücadelede Suudi Arabistan ile yakın ilişkilerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”
Riyad'daki ABD Büyükelçiliği de Twitter hesabından yaptığı açıklamada ABD'nin Suudi Arabistan'ın topraklarını savunması konusunda "sağlam” tutumunu yineledi. Büyükelçilik açıklamasında, Krallık’a yapılan son saldırıları kınadıklarını ifade ederek, “saldırıların Husilerin sivillere ve altyapıya yönelik düşmanlıklarını, insan yaşamına saygısızlıklarını ve barış çabalarına olan ilgisizliklerini gösterdiği" vurgulandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “artan saldırıların barış konusunda ciddi olan bir grubun eylemleri olmadığını, bu saldırıların kabul edilemez ve tehlikeli olduğunu ve bölgedeki Amerikalılar da dahil olmak üzere masum sivillerin hayatlarını tehlikeye attığını” vurguladı. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik artan saldırıları nedeniyle endişe duymaya devam ediyoruz. Bu saldırılar kesinlikle kabul edilemez” dedi.
Yemen hükümeti de Koalisyon güçlerinin engellediği, Husi milislerin Suudi Arabistan’daki sivillere yönelik füze ve SİHA’larla düzenlediği terörist saldırıları sert ifadelerle kınadı.
Yemen resmi haber ajansı SABA’nın Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanlığı’ndan aktardığı açıklamada şöyleydi:
"Uluslararası toplumun gözü önünde yapılan bu saldırılar, uluslararası hukuk kurallarının ve Birleşmiş Milletler ilkesinin açık bir ihlalidir. Husi milislerinin bölgenin güvenliğine ve istikrarına yönelik tehdidi savaş suçu olduğu için uluslararası toplum bu sorumsuz eylemlere, Marib şehrine ve Suudi Arabistan topraklarının hedeflenmesine karşı eşi görülmemiş askeri saldırılara son vermek için failleri sorumlu tutmalıdır.”
Bakanlık ayrıca Yemen’in Suudi Arabistan’ın topraklarının ve vatandaşlarının güvenliğini korumak için aldığı tüm önlemlerde yanında olduğunu vurguladı.
Arap Birliği İçişleri Bakanları Konseyi Genel Sekreterliği de terörist Husi milislerinin savaş suçları işlediğine dikkat çekerek Suudi Arabistan’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef almaya devam eden düşmanlıklarını şiddetle kınadı. Genel Sekreterlik’in dün Tunus'taki merkezinden yapılan açıklamada, Ras Tanura Limanı’na ve Suudi Arabistan’ın doğusundaki Zahran kentinde bulunan Saudi Aramco tesislerine yönelik dün düzenlenen iki terörist saldırının, söz konusu suç çetelerinin barışı ve istikrarı baltalamaya yönelik gerçek niyetlerini bir kez daha gösterdiği vurgulandı. Ayrıca bölgenin yanı sıra küresel enerji kaynaklarının da tehdit altında olduğuna dikkat çekilen açıklamada “Krallık’a ve Arap dünyasına düşman bazı bölgesel güçlerden bir kez daha büyük destek alındığının kanıtladığı” kaydedildi.
Konsey Genel Sekreterliği, Suudi Arabistan Hava Savunma Kuvvetleri’nin söz konusu iki saldırıyı engellemesinden dolayı cesaretine övgüde bulundu. Ayrıca Suudi Arabistan’ın vatandaşları ve ülkede yaşayan yabancıların yanı sıra güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik çabalarına desteği yineledi.
Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Sözcüsü, İran'ı darbeci gruba füze ve insansız hava aracı sağlamakla suçlayarak bunun Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik sınır ötesi saldırılarını yoğunlaştırdığını gösterdiğini belirtti. Albay Maliki, Al-Arabiya TV'ye yaptığı açıklamada, "Yemen'deki Husi milislerin kullandığı füzeler ve insansız hava araçları İran yapımı” dedi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, uluslararası kuruluşun dün, Suudi Arabistan'a insansız hava aracı ve balistik füzeler ile düzenlenen ve Husi grubunun üstlendiği saldırılarını kınadığını belirtti. Buna yanıt olarak başlatılan hava operasyonlarına dikkat çekti. Dujarric gazetecilere yaptığı açıklamada "Tüm tarafları uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülüklerine uymaya çağırıyoruz. Bu tür uygulamalar Yemen Özel Temsilcimiz Martin Griffiths'in arabuluculuk çabalarına zarar veriyor" dedi.
ABD medyası, Ras Tanura'daki petrol sahalarını hedef alma girişiminin Yemen'den değil, Arap Körfezi suları yoluyla Irak veya İran topraklarından geldiğini aktardı. Ayrıca bu girişimin ilk olmadığı, söz konusu bölgelerden daha önce de başkent Riyad'ın hedef alınmaya çalışıldığı vurgulandı.
Bloomberg ajansına göre Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı Sözcüsü yaptığı açıklamada "Ras Tanura sahalarına yapılan son iki saldırı da herhangi bir yaralanma veya can veya mal kaybı yaşanmadı" denildi. Konuyla ilgili iki kaynak, saldırının petrol üretimini etkilenmediğini, pazartesi günü tankerlerin kuzey rıhtımına ve açık deniz adalarına yanaştığını ve yüklemenin devam ettiğini bildirdiler.
Ras Tanura Limanı, büyük bir Suudi hava üssüne ve deniz altı saldırılarına karşı savunma ekipmanlarıyla donatılmış açık deniz yükleme istasyonlarına yakın. Hava sahası da büyük ölçüde korunuyor. Dünyanın en büyük petrol limanı olarak bilinen  Ras Tanura, günde yaklaşık 6,5 milyon varil, yani dünya petrol talebinin yaklaşık yüzde 7'sini ihraç ediyor. Limanda ham petrolün dev petrol tankerlerine aktarılmadan önce depolandığı büyük depolama tankları ve bir de petrol rafineri tesisi yer alıyor.
ABD’nin Tennessee eyaletinden Senato üyesi olan Cumhuriyetçi Senatör Bill Hagerty, İran’ı önceki gün Suudi Arabistan'a yapılan son saldırıların arkasında olmakla suçlayarak Joe Biden yönetimini eleştirdi. Hagerty, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Başkan Joe Biden'ın Tahran'a yönelik yaptırımları hafifletme arzusu mollaların rejimini güçlendirdi. ABD ve müttefiklerine yönelik saldırılarının artmasına yol açtı" dedi.
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Amerikan IBC kanalına verdiği röportajda, Suudi-Amerikan ilişkisinin devam ettiğini ve ABD yönetiminin Riyad’ı bölgede önemli bir stratejik ortak olarak gördüğünü vurguladı. Austin şu ifadeleri kullandı:
“Başkan Joe Biden, Riyad ile farklı türde bir ilişki olacağını belirtti. Ancak bu kötü olacağı anlamına gelmiyor. Farklı olacak. ABD Suudi Arabistan ile çok önemli bir ortak olarak çalışmayı planlıyor.”
Austin’in açıklamaları, ABD'nin B-52 Stratofortress stratejik bombardıman uçaklarının pazar günü bu yıl bölgedeki dördüncü uçuşunu Ortadoğu ve Körfez bölgesi üzerinden gerçekleştirdiği sırada geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, iki bombardıman uçağının İsrail'den gelen askeri uçaklarla birlikte bölgede uçtuğunu ve Körfez hava sahasında uçuşları sırasında kendilerine Suudi Arabistan ve Katar'dan savaş uçaklarının da eşlik ettiğini bildirdi. Ayrıca bunun, "saldırganlığı caydırmak ve ortaklara ve müttefiklere ABD ordusunun bölgedeki güvenliğe olan bağlılığı konusunda güvence sağlamak için gerçekleştiği” vurgulandı.
Washington'daki Atlantik Konseyi'nden Ortadoğu meselelerinde kıdemli araştırmacı Kirsten Fontenrose yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Mevcut ABD stratejisi, Husilerin taleplerinde taviz vermeye hazır olduğunu varsayıyor. Ancak hazır değiller. ABD stratejisinde ayrıca Suudi Arabistan'ın ABD ve Avrupa aracılığındaki bir anlaşmayı rahatça kabul edeceğini, İran için ise bunun kolay olmadığı varsayılıyor. Ancak durum böyle değil” dedi.
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Fontenrose, ABD stratejisini Husilerden hiçbir talepte bulunulmadan gruba bir dizi hizmet (yabancı terör örgütü listesinden kaldırılması, Arap Kaolisyonu’na yönelik ABD desteğini geri çekmesi, Suudi Arabistan’a cephane satışının durdurulması) sağlamakla suçladı. Ayrıca Husilerin bu ayrıcalıklara Riyad'ı bombalayıp Marib'e ilerleyerek, müfettişlerin Hudeyde Limanı’nda çevresel tehlike oluşturan Safer gemisine ulaşmalarını engelleyerek cevap verdiğine dikkat çekti. Böylece ABD’nin siyasi müzakereler başlamadan önce nüfuzunun çoğunu kaybettiğini vurguladı.



Tennessee'de haziran tartışması: LGBTQ Onur Ayı mı? Çekirdek aile ayı mı?

Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)
Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)
TT

Tennessee'de haziran tartışması: LGBTQ Onur Ayı mı? Çekirdek aile ayı mı?

Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)
Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)

ABD'nin Tennessee eyaleti haziranı artık "Çekirdek Aile Ayı" olarak kabul ederken durumu eleştiren bazı kişiler, bu adımın aileden ziyade Onur Ayı'nda LGBTQ topluluğunun etkisini azaltmaya yönelik olduğunu öne sürüyor.

Eyaletin Cumhuriyetçilerin kontrolündeki yasama organının düzenlemeyi eyalet meclisinden geçirmesinden sadece iki gün sonra Vali Bill Lee, 9 Nisan'da yeni bayramı ilan eden kararı imzaladı. Haziranda aynı zamanda LGBTQ kimliğini benimseyen bireylerin Onur Ayı da kutlanıyor.

The Advocate'a göre karar metninde çekirdek aile, "bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar" diye tanımlanıyor ve bunun "Tanrı'nın aile yapısı tasarımı" ve "Tanrı'nın insanlık için mükemmel tasarımı" olduğu iddia ediliyor.

Metin, "babasız evler"le ilgili sorunlara dikkat çeken çeşitli istatistikler de içeriyor. Ayrıca "Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler ve nüfus kontrolü için mücadele eden benzer görüşteki kuruluşların hümanist, küreselci ideolojileri" kınanıyor.

Vali, kararı imzalarken herhangi bir açıklama yapmadı.

The Independent cevap hakkı için valiyle temasa geçti.

Lee ve eyaletin Cumhuriyetçileri geçen yıl da Onur Ayı'nı kaldırmak istemişti ancak tasarının eyalet meclisinden geçmesi bir yıl sürdü.

GLAAD, eyaletin Onur Ayı'nı tanımama kararını eleştiriyor.

GLAAD, The Advocate'a yaptığı açıklamada, "Bu tür kararlar, kendilerinin ve seçmenlerinin ailelerinde çeşitli dinamikler ve yapılar bulunan seçilmiş yetkililerin bilgisizliğini daha çok ortaya koyuyor" diye yazdı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: 

En güçlü aileler sevgiyle kurulur. Bazı aileleri dışlamaya ve onlara kasten zarar vermeye çalışan parlamenterlerin, herkesin hoş karşılandığı ve başarılı olabileceği kapsayıcı bir Tennessee için çalışmaya zaman ayırmayarak herkese aktif zarar verdiği görülmeli.

Kararın herhangi bir yaptırım gücü yok, yani Tennessee sakinleri isterlerse Onur Ayı'nı kutlama veya "Çekirdek Aile Ayı"nı kutlamama seçeneğine sahip.

Nashville Scene'in haberine göre daha önce Cumhuriyetçi Parti'nin öncülüğünde hazırlanan "Onur Bayrağı'na ve Ayı'na Hayır Yasası" adlı tasarı, eyalet senatosunun komite toplantısında martta reddedilmişti.

Bu tasarı kabul edilseydi, devlet binalarında gökkuşağı bayraklarının veya diğer LGBT sembollerinin sergilenmesi yasaklanacaktı.

Görüşmeler sırasında Demokrat Partili Eyalet Senatörü Jeff Yarbro, yasa tasarısının tüm Amerikalılara tanınan ifade özgürlüğünü ihlal etmeye yönelik bariz bir girişim olduğunu söylemişti.

Yarbro geçen ay "İfade özgürlüğünü çiğneyip geçmeden bunu yapmanın bir yolu yok" demişti. 

Bu grubu hedef almanın yanlış ve uygunsuz olduğunu düşünüyorum ancak herhangi bir grubu bu şekilde hedef almak da yanlış ve uygunsuz.

Komite yasa tasarısına 3-3 oy verdi, ki bu da tasarının bir sonraki aşamaya geçmesine yetmedi.

Eyaletin Temsilciler Meclisi'nden Cumhuriyetçi Gino Bulso, kendisiyle konuşan ebeveynlerin, çocuklarının öğretmenlerinin sınıflarda gökkuşağı bayrakları ve diğer LGBTQ sembollerini sergilemesinden şikayet etmesinin ardından Onur Bayrağı'na ve Ayı'na Hayır Yasası'nı sunduğunu iddia ediyor.

Bulso, 2024'te de benzer bir tasarıyı geçirmeyi denemiş ancak bu da eyalet senatosunda reddedilmişti.

Independent Türkçe


Dünyanın tamamen bataryayla çalışan ilk kruvaziyeri tanıtıldı

Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)
Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)
TT

Dünyanın tamamen bataryayla çalışan ilk kruvaziyeri tanıtıldı

Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)
Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)

Dünyanın yüzde 100 bataryayla çalışan ilk kruvaziyerini 2031'de inşa etmek için gereken teknoloji ve tasarımlar mevcut ve bu da yolculara güneşlenme güvertesinde daha fazla alan açılması anlamına gelebilir.

Anthem of the Seas ve Disney Destiny gibi gemilerin arkasındaki Alman tersanesi Meyer Werft, sektörün Seatrade Cruise Global fuarında "Project Vision" diye bilinen ve tamamen bataryayla çalışan kruvaziyerin konsept tasarımlarını sundu.

Planlanan gemi 275 metre uzunluğa, 1856 yolcu kapasitesine ve yaklaşık 82 bin brüt tonaj kapasitesine sahip.

Norveç'teki Corvus Energy'nin tedarik ettiği batarya sistemi, gemiden kaynaklanan sera gazı salımlarını yüzde 95'e kadar azaltabiliyor.

Project Vision, egzoz arıtımı için geminin içinden geçen geleneksel dikey şaftın veya bacanın bulunmadığı yeni tasarımlar içeriyor.

Bu, yolcuların manzarasını engellemeyen yepyeni bir güneşlenme güvertesi tasarımı yaratabilir.

Meyer Werft'in satış müdürü Thomas Weigend, "Bu yıl sipariş verilirse, tersane tamamen bataryayla çalışan ilk gemiyi 2031'de teslim edebilir" diyor.

dfvfd
Bataryayla çalışan kruvaziyerin üst güvertesinde daha fazla alan olabilir (Meyer Werft)

Yeni kruvaziyer gemileri daha sürdürülebilir olma yolunda adımlar atıyor. P&O Cruises Arvia, MSC World Europa ve Star Princess gibi gemiler sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) kullanıyor.

Kasım 2026'da hizmete girecek Viking Libra, yolculuğun bir kısmında hidrojen enerjisiyle çalışabilecek.

Hurtigruten ve Havila Voyages gibi Norveç kıyılarına odaklanan kruvaziyer şirketleri, hidrojen enerjisine geçme yolunda ilerlerken biyoyakıtlarla da yolculuklar gerçekleştirdi.

Havila Voyages gemileri, batarya enerjisiyle 4 saate kadar çalışabiliyor.

Bazı kruvaziyer limanları, yanaşan gemiler dizel motorlarını kapatabilsin diye karadan elektrik sağlıyor.

Dover, bu hafta Birleşik Krallık'ın ilk net sıfır limanı seçildi. Bu başarıyı, tesiste güneş enerjisi kullanımı ve makineleri çalıştırmak için sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen, hidrojenle işlenmiş bitkisel yağ satın alınması gibi girişimlerle kazandılar.

Independent Türkçe


İran’ın Hürmüz önerisi küresel enerji piyasasına umut verdi

Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)
Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)
TT

İran’ın Hürmüz önerisi küresel enerji piyasasına umut verdi

Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)
Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)

ABD ve İran, 22 Nisan'da sona ermesi öngörülen ateşkesi uzatmak için dolaylı görüşmeler yapıyor.

Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir, çarşamba müzakerelerin bir sonraki turuna yönelik temaslar için İran'ın başkenti Tahran'a dün gitti.

Guardian'ın aktardığına göre Munir, bir sonraki görüşmelerin yeniden İslamabad'da yapılması için çabalıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de ikinci tur müzakerelerin "büyük olasılıkla" İslamabad'da yapılacağını belirterek, "anlaşma ihtimalinden umutlu olduklarını" ekledi.

Gazeteye konuşan İranlı yetkililer, ikinci tur müzakerelerin ön şartı olarak İsrail'in Lübnan'a saldırıları durdurmasını istediğini söylüyor.

Lübnanlı yetkililer, İsrail'le "yakında ateşkes anlaması yapılabileceğini" savunuyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında ateşkes yapmayı düşünmediklerini ve Lübnan'daki Tahran destekli Hizbullah'a yönelik saldırıları sürdüreceklerini bildirdi.

Tel Aviv ve Beyrut heyetleri, pazartesi günü Washington'da bir araya gelerek 30 yıl sonra ilk kez doğrudan temas kurdu.

Analize göre İsrail, Lübnan hükümetiyle görüşmeleri Washington'da "İran'ın müttefiki Hizbullah'ın Lübnan üzerindeki hakimiyetine son vermek için tarihi bir fırsat" diye niteliyor.  

ABD Başkanı Donald Trump da dün Fox'a verdiği röportajda, İran'la savaşın "çok kısa süre içinde" biteceğini ve petrol fiyatlarının düşeceğini öne sürdü.

Trump, Lübnan'a saldırıları "azaltması" için Netanyahu'yla konuştuğunu da söylemişti.

Diğer yandan İran, şartlarının Washington tarafından kabul edilmesi halinde Hürmüz Boğazı'nın Umman tarafından gemi geçişlerine izin verebilir.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, İran'ın bölgeye döşediği mayınları temizleyip temizlemeyeceğinin henüz netlik kazanmadığını söylüyor.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini durma noktasına getirmişti.

Washington ve Tahran arasında 11-12 Nisan'da İslamabad'da yapılan görüşmelerde, yüzlerce tanker ve geminin mahsur kaldığı Hürmüz'ün durumuyla ilgili anlaşma sağlanamamıştı.

Trump bunun üzerine boğazın abluka altına alınması talimatı vermişti.

Independent Türkçe, Guardian, Times of Israel, Reuters