Netanyahu’nun Cohen’le ilgili açıklamalarına Rusya tepkili

Eli Cohen'in bir Sovyet subayı tarafından Şam'da bir sokakta çekilmiş nadir bir fotoğraf (Russia Today)
Eli Cohen'in bir Sovyet subayı tarafından Şam'da bir sokakta çekilmiş nadir bir fotoğraf (Russia Today)
TT

Netanyahu’nun Cohen’le ilgili açıklamalarına Rusya tepkili

Eli Cohen'in bir Sovyet subayı tarafından Şam'da bir sokakta çekilmiş nadir bir fotoğraf (Russia Today)
Eli Cohen'in bir Sovyet subayı tarafından Şam'da bir sokakta çekilmiş nadir bir fotoğraf (Russia Today)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye’de İsrailli casus Eli Cohen’in kalıntılarının aranmasıyla ilgili ‘dramatik bir gelişme’ olduğunu ifade eden haberi teyit etmesinin ardından geri adım atarak bu haberi yalanladı. Siyasi kaynaklar, Netanyahu’nun yalanlama hamlesinin sızdırılan bilginin gizli kalması hususunda anlaştığı Rusya’nın tepkisinden kaynaklandığını belirttiler. Kaynaklar, “Rus yönetimin meselenin İsrail seçimlerinden önce Netanyahu’ya bir hediye olarak ilan edilmesini kabul ettiğini ancak bu adımı prosedürlerin tamamlanması ve Şam yönetiminin onaylamasının ardından atacağını bildirdiğini, dolayısıyla da Cohen’in kalıntılarıyla ilgili sızdırılan bilginin Moskova’yı zor duruma soktuğunu ve oldukça rahatsız ettiğini” aktardılar.
İsrail'in Yafa kentinden yayın yapan Fransızca devlet kanalı i24News, Pazartesi akşamı aktardığı haberde “Son olarak Suriye’de bulunan ve İsrailli casus Eli Cohen’e ait olduğu düşünülen bir eşya teslim edildi. Bu eşya, 1965 yılında Şam Meydanı'nda idam edilen ve gömüldüğü yeri bilinmeyen casus Cohen'in kalıntılarının aranmasında dramatik bir gelişmeye öncülük etti” ifadelerini kullandı. Kanalın haberinde ismi açıklanmayan Suriye hükümetinden bir kaynak, “Bu eşya bir belge veya Cohen’in elbiselerinden bir kalıntı olabilir. İsrail bu eşyayı, Şam’daki Yermuk Kampı’nda casusun kalıntılarını arayan Rusya’dan teslim aldı” dedi. Kanal, konuyla ilgili detaya girmezken, daha fazla kanıt elde edilmesi amacıyla eşya üzerinde analiz yapıldığını aktardı. Kanala konuşan Suriyeli kaynak ise Suriye iç savaşında Esed rejimine destek veren Rusya ile Suriye yönetiminin, Cohen’in kalıntılarına dair bilgileri paylaşmanın karşılığında neyi talep edecekleri hususunda anlaşmazlık yaşadıklarını söyledi.
Netanyahu, Kanal’ın konuyla ilgili haberinde, “Cohen’in kalıntılarını arama çalışmaları sürüyor” dedi ancak Cohen’e ait olduğu düşünülen eşya ile ilgili yorum yapmadı. Netanyahu, arama çalışmalarında bir gelişme olup olmadığına dair soruya, “Bu doğru ancak sadece bu kadarını söyleyebilirim” diye yanıt verdi. Netanyahu, konuşmasının devamında, ülke sınırları dışında hayatını kaybeden, kaybolan ve alıkonulan tüm İsrail askerlerini ülkeye geri getirme yükümlülüğünü vurgulayarak, Cohen’in aranmasıyla ilgili yeni gelişmenin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile sağlam ilişkileri sayesinde olduğunu belirtti ve bu ilişkileri övdü.
Ancak Netanyahu’nun ofisi daha sonra yayınladığı yazılı açıklamada, Cohen’e ait bir eşya bulunduğuna ilişkin haberleri ‘yalan’ diye niteledi. Fakat Netanyahu kanala verdiği röportaj sırasında bunu yalanlamamıştı. Görünüşe göre Rusların yapılan habere kızması, Netanyahu’yu geri adım atmak zorunda bıraktı. Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar ise haberin sızdırılması ve ardından yalanlanmasının, Netanyahu’nun seçim oyunlarından birisi olduğunu ve onun, deneyimsiz ve adı bilinmeyen rakiplerinin aksine Rusya Devlet Başkanı ve diğer dünya liderleriyle dostluk kuran küresel bir figür gibi görünmeyi istediği görüşünü dile getirdiler.
Cohen’in ailesi de başlangıçta yorum yapmayı reddederken, haberin geniş yankı bulmasının ardından Cohen’in kızı Sophie Ben-Dor, “Netanyahu aileyi arama çalışmaları hakkında bilgilendirmedi” diyerek, Başbakan’ın bunu medya organları üzerinden ilan etmesini eleştirdi. Sophie, “Bunun seçimden önce siyasi bir hile olup olmadığı hakkında hiçbir fikrim yok” dedi. Sophie’nin açıklaması, siyasi kaynakların görüşüyle aynı izlenimi veriyor.
Eli Cohen, servetini Latin Amerika’da oluşturan Suriyeli bir iş insanı görüntüsü altında 1950’lerin sonlarında Suriye’ye yerleştirilen bir İsrail vatandaşı olarak biliniyor. Cohen, üst düzey yetkililerle şaşırtıcı ilişkiler kurdu ve neredeyse bakanları atayacak düzeye geldi. Çok sayıda tehlikeli askeri sırlara ulaştı ve bu bilgiler 1967 Savaşı’nda başarısızlıkta etkili oldu. Cohen’in bilinmeyen bir yere defnedildiği söyleniyor. Ancak İsrail ve Rusya’nın yürüttüğü incelemeler, Cohen’in Yermuk Kampı’na defnedildiği kanaatini oluşturdu.
Nitekim Rusya, 1982’deki 2. Lübnan Savaşı’nda kaybolan İsrail askeri Zachary Baumel'in kalıntılarının bulunmasına yardımcı olmuş ve Nisan 2019’da cesedi İsrail’e teslim etmişti. Rusya aynı şekilde geçen ay Suriye sınırını geçtiği için tutuklanan İsrailli bir genç kızın İsrail’e iade edilmesine yardımcı olmuştu.



Tucker Carlson: "Mesajlarımı okuyorlar"

Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
TT

Tucker Carlson: "Mesajlarımı okuyorlar"

Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)

Sağcı medya yorumcusu Tucker Carlson, ABD Başkanı Donald Trump'ın Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı bir ceza davası hazırlıyor olabileceğini öne sürdü.

Cumartesi akşamı X'te paylaşılan videoda Carlson, CIA'in "sözde bir suç temelinde" kendisine karşı Adalet Bakanlığı'na "bir tür bir tür cezai sevk hazırladığını" söyledi. Eski Fox News sunucusu, dedektiflerin mesajlarını okuduğunu ve sözde soruşturmanın "savaştan önce İran'daki kişilerle konuşmakla" ilgili olduğunu iddia etti.

"Anlaşılan o ki sözkonusu suç, yabancı bir gücün ajanı olarak hareket etmek gibi bir şey, yabancı ajan yasası veya benzeri bir şey" dedi.

Carlson, Adalet Bakanlığı'na göre, "siyasi faaliyetlerde veya yasa kapsamında belirtilen diğer faaliyetlerde bulunan yabancı yetkililerin belirli ajanlarının" çalışmaları hakkında düzenli açıklamalarda bulunmasını gerektiren Yabancı Ajanlar Kayıt Yasası'na atıfta bulunuyor olabilir.

Podcast sunucusu, iddialarını destekleyen herhangi bir kanıt sunmuş görünmedi. The Independent, Adalet Bakanlığı ve CIA'den yorum istedi.

Carlson, "yabancı bir gücün ajanı olmamak ve "kimseden para almamak" da dahil birçok nedenden dolayı "gerçek bir ceza davası konusunda çok endişeli olmadığını" söyledi.

"Her zaman herkesle konuşmak ve dünyada neler olup bittiğini anlamaya çalışmak benim işim. Tam anlamıyla geçimimi bu şekilde sağlıyorum, bunu yapmayı bırakmayacağım ve bırakmamalıyım diye düşünüyorum" dedi.

Ayrıca Amerikalıyım. İstediğimle konuşabilirim. Açığa çıkaracak hiçbir sırrım yok. Bu nedenle yasal bakımdan davanın saçma olduğunu düşünüyorum ve dava bile açılacağından şüpheliyim.

Popüler muhafazakar medya kişiliği ve The Tucker Carlson Show podcast'inin sunucusu Tucker Carlson, geçen ayın sonlarında, saldırıların başlamasından yalnızca saatler sonra ABC News'tan Jonathan Karl'a yaptığı açıklamada, İran'la olan savaş nedeniyle başkanı eleştirmiş ve askeri harekatı "kesinlikle iğrenç ve şeytani" diye nitelemişti.

Başkan, günler sonra Karl'la yaptığı bir röportajda Carlson'ı sert bir şekilde eleştirdi.

Trump, "Tucker yolunu kaybetti" dedi.

Bunu uzun zaman önce biliyordum ve o MAGA değil. MAGA ülkemizi kurtarıyor. MAGA ülkemizi yeniden harika yapıyor. MAGA, önce Amerika demektir ve Tucker bunların hiçbirini temsil etmiyor. Üstelik Tucker bunu anlayacak kadar zeki de değil.

Carlson'ın muhalefeti muhtemelen sürpriz olmadı. New York Times'a göre, 28 Şubat'ta başlayan askeri harekattan önceki haftalarda Trump'la Oval Ofis'te yaptığı üç görüşmede savaşa karşıtlığını dile getirdi.

Podcast yayıncısı, Trump'ın ABD güçlerinin bir dizi füze saldırısı ve bombalamayla İran'ın nükleer programını "tamamen, kesinlikle yok ettiğini" açıkladığı Haziran 2025'teki İran'a yönelik önceki saldırılar hakkında da açık sözlüydü.

Aynı dönemde Carlson, Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz'la yaptığı röportajla viral olmuş; Cruz'u, İran hakkında çatışma üzerine konuşacak kadar bilgi sahibi olmamakla suçlamıştı.

Independent Türkçe


Saniyenin tanımını değiştirebilecek bir saat geliştirildi

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
TT

Saniyenin tanımını değiştirebilecek bir saat geliştirildi

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)

Çinli bilim insanları, saniyenin yeniden tanımlanmasında ve ultra hassas bir küresel zaman standardının belirlenmesinde öncü rol oynayabilecek kadar hassas bir saat tasarladı.

Yeni optik saat o kadar hassas ki yaklaşık 30 milyar yılda 1 saniyeden daha az ileri ya da geri sapma gösteriyor.

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ndeki araştırmacılara göre bu, saatin evrenin mevcut yaşının iki katından fazla çalışması durumunda, yalnızca 1 saniye sapma göstereceği anlamına geliyor.

Saniyeleri 19 ondalık basamağa kadar ölçebilen optik saatler, günümüzde mevcut en hassas zaman ölçme cihazları.

Bu saatler, atomlardaki elektronlar enerji seviyeleri arasında geçiş yaparken yayılan ışığın frekansını kullanarak zamanı ölçüyor.

Bu tür saatler uydu navigasyonu, telekomünikasyon ve hassas ölçümler gibi modern teknolojiler için son derece hassas zaman referansları sağlıyor.

Optik saatler ayrıca temel fizik prensiplerinin test edilmesi, yerçekimi dalgalarının ve karanlık maddenin tespitinde de kullanılıyor.

Şimdiye kadar bilim insanları, onlarca milyar yılda yalnızca yaklaşık 1 saniyelik sapma gösteren, 10⁻¹⁹ seviyesini aşan son derece hassas saatler üretememişti.

Metrologia adlı akademik dergide yayımlanan çalışmaya göre, yeni elde edilen hassasiyetle araştırmacılar, bir dizi öncü uygulamanın kapısını açabilir.

Yeni saat, yerçekimi ve irtifanın milimetre düzeyindeki küçük gözlemlerini mümkün kılabilir, Dünya kabuğunun deformasyonunu, yeraltı suyu değişimlerini izleyebilir ve volkanik aktivitenin daha hassas ölçümlerini yapabilir.

Saniye başlangıçta bir günün 86 bin 400'de biri olarak tanımlanmış olsa da bu, bilimsel uygulamalar için hassas bir ölçüm değildi.

1967'de atom saatlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte, Fransa'daki Uluslararası Birimler Sistemi, saniyeyi sezyum-133 atomunun 9 milyar 192 milyon 631 bin 770 salınımı olarak tanımladı.

Ancak optik saatlerin daha hassas olduğu keşfedildikçe, iyileştirme için daha fazla alan olduğu ortaya çıktı.

Bilim insanları, daha hassas optik saatlerle, karanlık madde etkileşimlerinden kaynaklanabilecek düşük frekanslı sinyalleri yakalayarak karanlık maddeyi tespit etmeye yönelik yeni yaklaşımların artık mümkün olabileceğini söyledi.

Çalışmada, "Bu performans, SI saniyesini yeniden tanımlamak için gereken 2 x (10^-18) tek saat hassasiyeti gereksinimini karşılıyor" dendi ve bunun "yüksek çözünürlüklü karanlık madde aramalarına" imkan tanıyabileceği eklendi.

Saniyeyi yeniden tanımlamak için, belirli bir hassasiyet ve kararlılık derecesine sahip en az üç optik saatin farklı kurumlarda kullanılması gerekiyor.

Bilim insanları, şu anda iki optik saatin bu dönüm noktasını çoktan geçtiğini ve daha fazla ultra hassas saatin bir araya gelmesiyle saniyeyi yeniden tanımlama kriterlerinin yakında karşılanabileceğini söyledi.

Independent Türkçe


Beyaz Saray'da değişim sürüyor: Sıra sütunlarda

Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
TT

Beyaz Saray'da değişim sürüyor: Sıra sütunlarda

Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)

Donald Trump'ın Beyaz Saray'ı yeniden tasarlaması, ana binanın ikonik ön cephesinde bir değişiklikle devam edebilir; bu da ülkenin simge yapısında kalıcı iz bırakacak bir hamle olur.

Washington Post'un haberine göre Trump'ın kendisine tasarım önerilerinde bulunmakla görevli komiteye atadığı üst düzey yetkili, Beyaz Saray'ın ikonik beyaz sütunlarını, başkanın kendi zevkine daha uygun, daha süslü bir tasarımla değiştirmesini önerecek.

"Korint" düzeni diye adlandırılan yeni tasarım, daha az sivri, daha kısa orta kısımlara sahip ve tepelerinde veya kıvrımlarında daha fazla süsleme ve sarmal kıvrım barındıracak. Post'un belirttiğine göre bu tarz, Manhattan'daki Trump Tower da dahil Trump'ın bazı mülklerinde mevcut.

Trump tarafından atanan Güzel Sanatlar Komisyonu Başkanı Rodney Mims Cook Jr., Post'a, bu fikri henüz başkanla görüşmediğini ancak Beyaz Saray'ın, her ikisi de Korint düzenini kullanan Kongre Binası ve ABD Yüksek Mahkemesi'nden farklı bir sütun stiline sahip olmasını tuhaf bulduğunu söyledi.

"Korint, sütun düzenleri arasında en üst düzey olanıdır ve yönetimimizin diğer iki kolunda da bu tarz var" diyen Cook, sözlerine şöyle devam etti:

Beyaz Saray'ın, en azından ön kapı olarak kabul edilen kuzey cephesinde, başlangıçta neden bu tarzı kullanmamasını aklım almıyor.

Post'un görüştüğü diğer tasarım uzmanları, bunun kasıtlı olduğunu söyledi: Ulusun en önde gelen ailesinin ikametgahı için daha sade, daha mütevazı bir tarz yaratmak.

Biden'ın atadığı ve geçen yıl Trump'ın komiteden çıkardığı Bruce Redman Becker gazeteye, "Bu tamamen uygunsuz bir fikir ve evrensel kabul görmüş tarihi koruma standartlarıyla çelişiyor" diye belirtti.

Trump'ın Beyaz Saray'ı yenileme ve arazisine kişisel damgasını vurma takıntısı, çeşitli politika hedefleri ve başarıları dahil ikinci döneminin kimi yanlarını gölgede bırakıyor.

Beyaz Saray'ın ikonik Doğu Kanadı'nı (First Lady'nin ofislerinin bulunduğu yer) kaldırma ve yerine devasa bir balo salonu inşa etme planı, Trump'ın siyasi rakipleri arasında alay konusu oldu. Demokratlar, projenin konutun imajına zarar veren, başkanın zengin destekçilerinden ve onun lütfuna veya dikkatine ilgi duyanlardan bağış toplamak için bir başka fırsat sunan pahalı bir dikkat dağıtıcı olduğunu savunuyor.

Trump'ın ikinci döneminde Beyaz Saray'da da hızlı değişiklikler oldu; Trump Tower ve Mar-a-Lago mülklerini anımsatan bir tarzda, binanın etrafına aniden altın yazılar ve tabelaların yerleştirilmesi de bunlar arasında. 

Başkan ayrıca, Beyaz Saray'daki başkanların portrelerinin altına yerleştirilen plaketlerle geçmişteki Demokrat liderleri aşağılayarak siyasi rakiplerini kızdırmak için de Beyaz Saray'ı kullandı.

Washington DC genelindeyse başkan, kapanan Kennedy Merkezi'nin maliyetli bir tadilatına başlıyor. Sanatçılar, Trump'ın adını binaya yazmasına ve merkezin programlamasının "woke" kültüründen (genellikle LGBT yanlısı içerik ve liberal sanatçıların performansları anlamına geliyor) uzaklaştırılmasını emretmesine karşı protesto amacıyla toplu olarak performanslarını iptal etmeye başlamıştı.

Independent Türkçe