Siyasetçilerin kaleme aldıkları özgürlük sınırları ile milli sırlar arasındaki hatıraları

Siyasetçilerin kaleme aldığı kitaplardan bazıları, anlaşmazlığa yol açabilecek ve devletin güvenliğini tehdit edebilecek hassas bilgiler içeriyor

Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır
Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır
TT

Siyasetçilerin kaleme aldıkları özgürlük sınırları ile milli sırlar arasındaki hatıraları

Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır
Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır

Tony Boulos
Siyasetçiler, yaşadıkları acı anları ve zor aşamaları vurgulayarak, siyaset pazarında ölümcül bir silah olarak gördükleri ve daha önce bahsedemedikleri hatıralarını anlatmak ve kamuoyunda sempati uyandırmak için kitaplar yayınlamayı çok severler. Vatandaşların istekleri doğrultusunda orta çıkan, ancak alınamayan kararların gerekçelerinden bahsederek kamuoyunda daha fazla kabul görürler. Seçimlere aday olmak isteyen politikacıların çoğu, politik, ekonomik, çevresel ve sosyal projelerini içeren ve destekçilerinin nabzını tutmalarını sağlayan kitaplar yayınlarlar. Emekli politikacılar ise anılarını veya bazı siyasi sırları anlattıkları kitaplar yayınlamayı tercih ederler. Bu yüzden dikkatleri çekebilmeleri, kitabın elde edeceği başarıya bağlıdır.
Ancak bu kitapların bazıları, özellikle gizli toplantı kayıtlarından ve gizli belgelerden bahsedilenler, siyaset sahnesinde geniş yankı uyandıran tartışmalara yol açan, özgürlük sınırlarına dayanan ve devletin ulusal güvenliğini tehdit eden hassas bilgiler içeriyor. Siyasetçiler, bu bilgileri rakiplerine çelme takmak ve onları devirmek amacıyla kullanabilirler. Burada resmi denetleyici kurumların, söz konusu kitapların içeriği üzerindeki rolünün yanı sıra düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin sınırlar ve kontroller de ortaya çıkmaktadır.  Peki, bu kitapları kim denetliyor? Milli güvenlik, bu kitapların içeriğindeki tehdit unsurlarının yarattığı tehlikeden nasıl korunabilir?

Cezaevi edebiyatı
Mısır'daki İngiliz Üniversitesi Medya ve İletişim Fakültesi Dekanı Dr. Muhammed Şuman, kaleme aldığı bir makalede, “Son olarak Amr Musa’nın (eski Arap Birliği Genel Sekreteri) yayınladığı siyasi anılar, Mısır'da ve yurtdışında sansasyon yarattı” ifadelerini kullandı. Arap dünyasındaki anıların ve otobiyografilerin çoğunun, siyasetçiler ve devlet adamlarına ait olduğunu, yani politikacıların bu alanda baskın olduğunu belirten Dr. Şuman, ironik olanın ise kitapların çoğunun, büyük bir çoğunluğu hayatları boyunca muhalefette kalan ve hapishane günleri yaşamış olan politikacılar tarafından yazılan ve ‘cezaevi edebiyatı’ olarak bilinen kategoriye girdiklerini söyledi. Dr. Şuman bir araştırmacının, Arap ülkelerindeki cezaevlerinde çektikleri sıkıntıları ve yaşadıklarını kaleme alan siyasetçi ve gazetecilere ait 113 kitap olduğunu ortaya koyduğunu aktardı.
Hapishane anılarının aktarıldığı kitapların, aşırı insani anlamlarla ve simgelerle dolu olduğuna işaret eden Dr. Şuman, ancak bunların başkanlar, bakanlar ve diğer siyasetçiler dahil olmak üzere devlet adamlarının anılarında veya otobiyografilerinde bulunamayabileceğini vurguladı. Bunu çok fazla bilgiye sahip ve çok sayıda insanla temas halinde olmaları nedeniyle yazma veya ifşa etme özgürlüklerinin olmamasına bağlayan Dr. Şuman, hatırat veya otobiyografi kaleme alan Arap politikacıların çoğunun farkında olmadığı, görülmemiş sorunlar ve kısıtlamalar olduğunun altını çizdi.

Ölülerin tanıklığı
Hatıraların ve otobiyografilerin gerçekliğine gölge düşürebilecek kısıtlamalara rağmen önemli ve vazgeçilmez yazılar olduklarını ve olmaya da devam edeceklerini vurgulayan Dr. Şuman, “Çünkü bunları kaleme alanlar, bu kitapları okumak ya da filme ya da diziye dönüştürmek isteyenlerin ihtiyaçlarına cevap vermiş oluyorlar. Siyasetçiler, anılarını yok oluşa karşı bir direniş biçimi olarak kaleme alırlar. Sahip oldukları bilgi ve deneyimleri, tarih için kayıt altına alırlar ya da tarihçilerin kullanımına sunarlar. Bazı durumlarda muhalifleriyle eski hesapları görmek ya da sergiledikleri tutumları savunmak veya imajlarını düzeltmek için yazarlar. Olayların gelişmesindeki rollerini güçlendirirler. Bazı politikacılar aynı zamanda bir tefekkür ve iç muhasebe biçimi ya da başkalarının yararlanması ve onlara deneyimlerini aktarma girişimi olarak anılarını veya otobiyografilerini kaleme alırlar” değerlendirmesinde bulundu.
Anıların veya otobiyografilerin doğaları, üretim ve yayınlanma koşulları nedeniyle önyargılı bir ürün olduklarını düşünen Dr. Şuman, “Özellikle anılarını kaleme alan birçok siyasetçinin, yazılarında uzun yıllar önce ölen insanlardan alıntılar yapmaları veya okuyucuyu yayınlanmamış ve Arap dünyasında resmi belgeleri yayınlamaya yönelik yasaları ve ilkeler olmadığından büyük ihtimalle de yayınlanmayacak olan belgelere yönlendirmeleri nedeniyle kitaplarının içeriklerini doğrulamak veya aktardıklarına güvenmek güçtür” görüşünde.

Rusya'da kaçınılıyor
Tarihçiler, anılarını ilk olarak kaleme alanın Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar) olduğuna dikkati çekiyorlar. M.Ö. 49 yılında kaleme alınan anılar, Sezar’ın esas olarak Roma İmparatorluğu'nu genişletmesinin önünü açan askeri operasyonlarıyla ilgiliydi. Bazı tarihçiler ise kişisel anıların bugünkü anlamıyla 1789 Fransız Devrimi'nden hemen önceki Aydınlanma Çağı’nda ortaya çıktığını düşünüyorlar. Yirminci yüzyılda kaleme alınan anıların büyük bir kısmı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sırasında, özellikle Nazi Almanyası’nda ve Benito Mussolini'nin egemenliği altındaki İtalya’da yazılmıştır.
Öte yandan eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton tarafından kaleme alınan kitap, dünyanın pek çok ülkesinde tartışmalara neden oldu.
Buna karşın Rusya'daki üst düzey yetkililerin ve emekli politikacıların çoğunun anılarını kaleme almamaları dikkat çekicidir. Siyasi analist Maxim Zharov Realist Haber Ajansı’a verdiği röportajda, ABD'nin aksine Rusya'da, yetkililerin görevden ayrıldıktan hemen sonra anılarını yazmaları gibi bir geleneğin olmadığını söyledi. Bu durumun, emekli olan bir siyasetçinin dahi her an aktif siyasete dönmeyi beklemesinden kaynaklandığını söyleyen Zharov, “Bu yüzden devlet başkanları ile ilişkilerini anıları kaleme alarak bozmak çıkarlarına olmaz” yorumunda bulundu.

Zharov sözlerini şöyle sürdürdü:
“Marjinal görülen Rus yetkililer, görevden alınan ve daha iyi yerlere gelemeyen devlet memurlarıdır.  Bu yüzden skandal gibi görünen tek örnek Aleksandr Korjakov’un (Eski Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'in koruma müdürü) istifasından yıllar sonra yazdığı ve kendisine karşı tutumu tamamen değiştiren anılarıdır.”

Kırpma ve yok etme
Diğer yandan bazı eleştirmenler, dünyanın önde gelen siyasetçilerinin kaleme aldıkları kitapların çoğunun kırpıldığını ve birçok gerçeğin devlet sırlarının ‘kılıcı’ altında yok edildiğini iddia ediyorlar. Tıpkı John Bolton’ın anılarını yazdığı kitabında olduğu gibi. Yetkililer, olumsuz olduğunu düşündükleri anıların yayınlanmasını önlemek için Bolton’ı kitabı yayımlamaktan vazgeçirmek amacıyla ulusal güvenliğe ilişkin endişelerini öne sürdüler.  Aynı şekilde, eski Federal İstihbarat Teşkilatı (BND) Başkanı Gerhard Schindler'in anılarını yayınlamasına izin verilmedi. Gerekçe olarak ise ‘halen yayınlanması yasak olan gizli bilgiler’ içerdiği öne sürüldü.
Arap dünyasında ise ulusal güvenlik kavramı oldukça esnektir. Çoğu Arap ülkesinin anayasasında tam olarak tanımlanmamıştır. Bir yetkilinin, anılarını yayınlamasına karşı çıkmak ya da bir başkasının anılarını yayınlamasına izin vermek için kullanılabilecek ulusal güvenlik ilkeleri ve sınırları belirlenmemiştir. Devlet sırlarının önceden izin alınmadan yayınlandığı suçlaması, birçok hükümet için yaşadıkları siyasi olaylara ilişkin şahitliklerini yazmaya karar veren eski yetkililerin cezalandırılmasını ve haklarında soruşturma başlatılmasını sağlayan bir araç olmuştur.

Özgürlükler ve sınırlar
Bazı ülkeler, inanç özgürlüğü, yayın ve diğer haklar gibi bazı özgürlükleri ihlal edebilmek için güvenliği ve terörizmle mücadeleyi öne sürdüğünden ulusal güvenlik kavramı, bireyin ve toplumun yaşamında birçok boyutu ve yönü kapsamaya başlamıştır. Bu görüş açısından bakıldığında, güvenlik ve özgürlük kavramları arasında derin ve temel bir ilişki olduğu görülebilir. Öyle ki, hak ve özgürlüklere saygı duyulan bir toplum, güvenlik ve istikrar faktörlerine sahip bir toplumdur. Bazı hukuk uzmanları, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı gösterme yükümlülüğünün genel bir kural olarak devlete ait olduğunu düşünmektedir. Ancak aynı uzmanlara göre bu mutlak bir zorunluluk değildir ve sınırlandırılabilir. Yani devlet savaş veya diğer istisnai durumlarda bazı yükümlülüklerinden kısmen vazgeçebilir. Bu yükümlülük, isteğe bağlı ve tek başına karar verme yetkisine bırakılmaması için belirli kontrollere ve koşullara tabi olmalıdır. Aksi takdirde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ötesine geçebilir.
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



98 yıllık bekleyiş sona erdi: Oscar'da tarihi gece

Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
TT

98 yıllık bekleyiş sona erdi: Oscar'da tarihi gece

Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)

Akademi tarihinde yeni bir sayfa açıldı. Filipinli ve Afro-Amerikan Creole kökenli Autumn Durald Arkapaw, Günahkarlar'daki (Sinners) etkileyici çalışmasıyla En İyi Görüntü Yönetimi Oscar'ını kucaklayarak bu başarıya ulaşan ilk kadın ve ilk siyah kadın sinemacı oldu.

Kategorinin geçmişine bakıldığında, bugüne kadar sadece üç kadın aday gösterilmişti: Rachel Morrison (2018 - Savaştan sonra / Mudbound), Ari Wegner (2021 - The Power of the Dog) ve Mandy Walker (2022 - Elvis). Arkapaw, bu zaferiyle tarihe geçmeyi başardı.

Arkapaw'un başarısı sadece bir ödülle sınırlı değil. Görüntü yönetmeni, Günahkarlar için Imax 65mm ve Ultra Panavision formatlarında çekim yapan ilk kadın sinematograf olarak teknik bir rekora da imza attı. 

Oscar gecesine kadar BAFTA ve Amerikan Görüntü Yönetmenleri Derneği gibi önemli öncül ödülleri kazanamamış olsa da gecenin sonunda heykelciği alan isim Arkapaw oldu.

"Küçük kızlar bu gece huzurla uyuyacak"

Ödül töreninde yönetmen Ryan Coogler'a teşekkür eden Arkapaw, duygusal konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

Bana inandığın ve güvendiğin için teşekkür ederim. Birlikte çalışma şansı bulduğum kişi tam da böyle biri. Bu an, sadece benimle ilgili değil; çok daha büyük bir anlam taşıyor. Bu akşam benim gibi görünen pek çok küçük kız huzurla uyuyacak çünkü onlar da birer görüntü yönetmeni olmak isteyecek. Bu ödül, ilham bekleyen pek çok genç kadının hayatını değiştirecek.

Sahne arkasında ayakta alkışlanan sanatçı, başarısının ardındaki kadın dayanışmasına da vurgu yaparak, "Bu süreçte bir şeyi öğrendim: Böyle anların yaşanması için herkesin katkısı gerekiyor. Kadınlar birbirini savunup desteklemediği sürece bu tür dönüm noktaları gerçekleşemez" dedi.

Törene 16 adaylıkla, tarihin en çok aday gösterilen filmi olarak giren Günahkarlar, geceden toplamda 4 büyük ödülle ayrıldı. Arkapaw'un tarihi başarısının yanı sıra film; Ryan Coogler'la En İyi Özgün Senaryo, Ludwig Göransson'la En İyi Özgün Film Müziği ve Michael B. Jordan'la En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandı.

Arkapaw, yönetmen Ryan Coogler'ın setteki kapsayıcı tutumunu şu sözlerle överek konuşmasını tamamladı:

Ryan, bu filmde departman başkanlarının çoğunu kadınlardan seçti. Bize kendimiz olabileceğimiz, parlayabileceğimiz ve güçlü liderler olarak varlık gösterebileceğimiz yaratıcı bir alan açtı. O kapıları aralayan kişi oydu. Bu tarih yazıldıysa, bunda onun payı çok büyük.

Independent Türkçe, Deadline, Variety


75 yaşında gelen tarihi başarı: İlk adaylıktan 40 yıl sonra Oscar

Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)
Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)
TT

75 yaşında gelen tarihi başarı: İlk adaylıktan 40 yıl sonra Oscar

Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)
Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)

Oscar Ödülleri, bu yıl da Los Angeles'taki Dolby Theatre'da düzenlenen törenle 98. kez sahiplerini buldu. 

Gecenin en duygusal ve ilham verici anlarından biri, 75 yaşındaki Amy Madigan'ın En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu heykelciğini kucaklamasıyla yaşandı. Zach Cregger'ın korku ve gerilim türlerini harmanlayan filmi Silahlar'daki (Weapons) performansıyla ödüle uzanan Madigan, isminin açıklanmasıyla birlikte salondaki yıldızlar tarafından ayakta alkışlandı.

40 yıl sonra gelen heykelcik

Madigan'ın bu zaferi, sadece bir ödül değil aynı zamanda bir rekoru da beraberinde getirdi. İlk kez 1985 yapımı Twice in a Lifetime’la aday gösterilen oyuncu, tam 40 yıl 1 ay sonra ilk Oscar'ını kazanarak, "ilk adaylıkla ilk galibiyet arasındaki en uzun süre" rekorunu kırdı. 

Önceki rekor, 32 yıllık bir aranın ardından ödül alan Geraldine Page'e aitti. 

75 yaşındaki Madigan, bu galibiyetle aynı zamanda kategorisinin tarihindeki en yaşlı ikinci kazananı unvanını da elde etti.

Gladys Teyze fenomeni

Genellikle Akademi'nin mesafeli yaklaştığı tür filmlerinden biri olan Silahlar, Madigan'ın canlandırdığı Gladys Teyze karakteriyle bu algıyı kırmayı başardı. Palyaçoları andıran dağınık makyajı, karakteristik peruğu ve yaydığı tekinsiz aurayla kült bir figüre dönüşen Gladys, Madigan'ın yorumuyla sıradan bir korku karakteri olmaktan çıkıp derinlik kazandı.

Madigan, geçen yıl Hollywood Reporter'dan David Canfield'a verdiği röportajda bu rol için, "Herkese çok çılgın bir kadını oynayacağımı söylüyordum ama sonuç beklediğimden çok daha büyük bir şeye evrildi" diyerek başarısının sırrını özetlemişti: 

Bu karakter, hem çalışma biçimimin hem de hayatımın tam zıttıydı.

Kürsüden gelen içten sözler

Ödülünü geçen yılın kazananı Zoe Saldaña'nın elinden alan Madigan, hazırlıksız ve içten konuşmasıyla törene damga vurdu.

Teşekkür listesi hazırlamanın "izleyiciler bu isimleri tanımaz" gerekçesiyle önerilmediğini hatırlatan oyuncu, "Bu isimler benim için her şey demek, onlar olmasa burada olamazdım" diyerek bu tavsiyeye uymadı.

Konuşmasında yönetmen Zach Cregger'a kendisine bu "rüya rolü" verdiği için teşekkür ederken, kategorideki rakipleri Elle Fanning, Inga Ibsdotter Lilleaas, Wunmi Mosaku ve Teyana Taylor'ı da onurlandırdı. 

Konuşmasının en dokunaklı anı ise, 40 yılı aşkın süredir yanında olan eşi, Oscar adayı aktör Ed Harris'e teşekkürüydü: 

Ed her zaman yanımdaydı ve bu gerçekten çok uzun bir süre. O yanımda olmasaydı, bu ödülün hiçbir anlamı olmazdı.

Hollywood için neden bir ilham kaynağı?

Amy Madigan'ın zaferi, Hollywood'da "vakti geçti" denen ve telefonları çalmayan kıdemli oyuncular için bir umut ışığı olarak görülüyor. Madigan, ödül sezonu boyunca sektör tarafından uzun süredir görmezden gelindiğini samimiyetle dile getirmişti.

Bu galibiyet, hem korku türünün sanatsal başarısının tescillenmesi hem de gerçek yeteneğin doğru projeyle buluştuğunda her yaşta parlayabileceğini kanıtlaması açısından tarihi bir önem taşıyor. 

Yönetmen Cregger'ın şimdiden Gladys Teyze'nin geçmişine odaklanan bir öncül planladığı haberleri ise Madigan'ın kariyerindeki bu parlak dönemin daha yeni başladığını gösteriyor.
Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety


Oscar gecesine ters köşe kararlar damga vurdu

Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)
Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)
TT

Oscar gecesine ters köşe kararlar damga vurdu

Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)
Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)

Akademi Ödülleri, beklentilerin altüst olduğu, favorilerin eli boş döndüğü ve sinema tarihine geçen ilklerin yaşandığı unutulmaz bir geceye sahne oldu. 

Gecenin sunuculuğunu üstlenen Conan O'Brien, tıpkı geçen yıl gibi açılışı Timothée Chalamet'ye takılarak yaptı. Ancak bu benzerlik sadece şakalarla sınırlı kalmadı. Opera ve baleyle ilgili yorumları tepki çeken Chalamet ve başrolünde yer aldığı yapım, geçen yılki Bob Dylan: Tam Bir Bilinmez (A Complete Unknown) faciasının bir benzerini yaşayarak törenden eli boş ayrıldı.

Muhteşem Marty'nin tarihi çöküşü

Gecenin en büyük hayal kırıklığı, kuşkusuz Josh Safdie imzalı Muhteşem Marty (Marty Supreme) oldu. Dünya çapında 179 milyon dolar hasılat yapan ve Rotten Tomatoes'da yüzde 93 gibi yüksek bir eleştirmen puanına sahip film, aday gösterildiği 9 kategorinin hiçbirinde ödül kazanamadı. 

Bu istatistikle film; 11 adaylıkla sıfır çeken 1985 yapımı Mor Yıllar (The Color Purple) ve 10 adaylıkla eli boş dönen The Irishman gibi yapımların ardından Oscar tarihinin en kötü gecelerinden birini yaşayan filmler arasına girdi.

Benzer şekilde, 4 adaylığı bulunan Bugonia, Gizli Ajan (O Agente Secreto) ve Tren Düşleri (Train Dreams) de geceden ödül kazanamadan ayrılan diğer yapımlar oldu. 

9'ar adaylığı bulunan Manevi Değer (Affeksjonsverdi) ve Hamnet ise yalnızca birer teselli ödülüyle (sırasıyla En İyi Uluslararası Film ve En İyi Kadın Oyuncu) yetinmek zorunda kaldı.

Savaş Üstüne Savaş geceyi domine etti

En İyi Film yarışında tüm sezon boyunca Günahkarlar (Sinners) ve  Savaş Üstüne Savaş (One Battle After Another) arasında gidip gelen rekabet, gecenin sonunda netleşti.

Günahkarlar'ın rekor adaylık sayısına rağmen Savaş Üstüne Savaş toplamda 6 ödül alarak gecenin galibi oldu ve En İyi Film Oscar'ını kucakladı. Günahkarlar ise 4 ödül alabildi.

Sinema tarihinde bir ilk: Autumn Durald Arkapaw

Gecenin en gurur verici anlarından biri, Günahkarlar'ın görüntü yönetmeni Autumn Durald Arkapaw'un zaferiydi. Arkapaw, En İyi Görüntü Yönetimi kategorisinde ödül kazanan ilk kadın olarak sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

Sezonun başında Chalamet favori gösterilse de ödül Günahkarlar'daki çifte rolüyle büyük ivme yakalayan Michael B. Jordan'ın oldu.

Akademi tarihinde ilk kez verilen En İyi Cast ödülünü, Günahkarlar'la favori gösterilen Francine Maisler yerine, Savaş Üstüne Savaş'la Cassandra Kulukundis kazandı.

Sean Penn'in En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü onun yerine alan Kieran Culkin, törene katılmayan 65 yaşındaki aktör için, "Bu akşam burada olamadı ya da olmak istemedi" diyerek gecenin en iğneleyici konuşmalarından birine imza attı.

Kısa filmler, belgeseller ve ender görülen bir beraberlik

Gecenin en şaşırtıcı anlarından biri canlı çekim kısa film kategorisinde yaşandı. Şarkıcılar (Singers) ve Two People Exchanging Saliva, oylamada eşit puan alarak Oscar tarihindeki 7. "beraberliği" tescilledi.

Belgesel kategorisinde ise tüm tahminleri altüst eden Mr. Nobody Against Putin, favori gösterilen Netflix yapımı Mükemmel Komşu'yu (The Perfect Neighbor) geride bırakarak heykelciğe uzandı. 

Animasyon kısa film dalında da benzer bir sürpriz yaşandı ve favori gösterilen Butterfly yerine The Girl Who Cried Pearls ödülü kazandı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety