ABD'den F-35 alamayan Türkiye, Rusya'dan Su-35 ve Su-57'yi alırsa ne olur? Rus uçaklarında uyum sorunu yaşanır mı? Emekli pilotlar cevaplandı

Rus yapımı beşinci nesil Su-57 uçakları ABD yapımı F-35'lerin muadili olarak gösteriliyor (Wikipedia)
Rus yapımı beşinci nesil Su-57 uçakları ABD yapımı F-35'lerin muadili olarak gösteriliyor (Wikipedia)
TT

ABD'den F-35 alamayan Türkiye, Rusya'dan Su-35 ve Su-57'yi alırsa ne olur? Rus uçaklarında uyum sorunu yaşanır mı? Emekli pilotlar cevaplandı

Rus yapımı beşinci nesil Su-57 uçakları ABD yapımı F-35'lerin muadili olarak gösteriliyor (Wikipedia)
Rus yapımı beşinci nesil Su-57 uçakları ABD yapımı F-35'lerin muadili olarak gösteriliyor (Wikipedia)

Türkiye, Rusya'dan hava savunma sistemi S-400 almasının ardından ABD tarafından F-35 uçak projesinden çıkarılmıştı.
ABD, Türkiye'ye S-400'leri elden çıkarması için baskı yapmaya devam ederken Rusya'dan yeni bir çıkış geldi.
Rusya Federal Askeri ve Teknik İşbirliği Servisi (FSVTS) Sözcüsü Valeriya Reşetnikova, Rus Haber Ajansı'na (TASS) yaptığı açıklamada, Türkiye'ye, Rus yapımı Su-35 ve Su-57 uçaklarını satabileceklerini belirtti.
Reşetnikova açıklamasında, "Türk tarafına teknik şartnamelerin tam olarak bildirildiği unutulmamalı. Bu uçaklar için Türkiye'den bir talep gelirse biz müzakerelere hazırız" dedi.
Reşetnikova ayrıca Rusya'nın daha önce, Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı projesi TF-X'in geliştirme programına katılmaya hazır olduğunu Ankara'ya ilettiğini de kaydederek, "Ancak Ankara'dan şu ana kadar gelen talep olmadı" diyerek sözlerini tamamladı.

Varank: Uçağı Rusya’dan da Avrupa’da başka bir ülkeden de alabiliriz
Bu açıklamaları değerlendiren Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ise şu sözlerle Rusya'ya yeşil ışık yaktı:
"Kategorik olarak bizim, 'X ülkesinin uçağına karşıyız, Y ülkesinin uçağına karşıyız' dememiz mevzu bahis olamaz. Eğer mevcut ihtiyaçlarımıza dönük Rusya'da bir uçak varsa ve bizim bunu kendi sistemimize sokup çalıştırma manasında zorluk olmayacaksa biz tabii bu uçağı Rusya'dan ya da Avrupa'da başka bir ülkeden de alabiliriz."

Türkiye, Rus uçağı alır mı?
Peki 1950'li yıllardan beri envanterinde ağırlıklı olarak ABD ve Avrupa menşeili uçaklar bulunduran Türkiye'nin hava kuvvetlerinde ABD'nin rakibi olan Rusya'nın savaş uçaklarına yer vermesi mümkün mü?
Buna "olur" diyenler olduğu gibi karşı çıkanlar da var.
Karşı çıkanların bir kısmı politik gerekçeleri ileri sürerken, bir kesim de Rus uçaklarının ordunun elindeki ABD menşeili sistemlerle teknik olarak uyumsuzluk yaşayacağı iddiasını öne sürüyor.
Peki uzun yıllar boyunca Türk Hava Kuvvetleri'nde görev yapmış ve savaş uçaklarını bizzat kullanmış insanlar, bu tartışmalara nasıl yaklaşıyor?
Türk Hava Kuvvetleri, Rus uçağı alabilir mi veya almalı mı? Alırsa ne olur?
Bu soruları deneyimli üç isme Emekli Hava Korgeneraller Erdoğan Karakuş, Orhan Köse ile Emekli Hava Kurmay Albay Osman Başıbüyük'e sorduk.

"Eğitim verirsin ondan sonra ha Rus uçağı ha ABD uçağı"
Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş, Türkiye'nin NATO sistemleri kullanmasından dolayı Rus uçakların alması halinde bunun uyum sorunu oluşturup oluşturmayacağı sorusuna, "Çok ciddi sorun olmayacak" dedi. 
İlk başlarda uyum sorununu görülebileceğini ancak daha sonra bunun çözülebileceğini ifade eden Karakuş, "Sonuçta nasıl S-400'leri eğitimleri sonunda alıyorsunuz, uçakları da eğitimleri sonunda alacaksınız. S-400 için personel bir yıl eğitime tabii tutuldu. Uçakları alırsan pilotlara ve teknik ekibe bir yıl eğitim verirsin, diğer sistemlerin uydurulması için de eğitim verirsin ondan sonra ha Rus uçağı ha ABD uçağı. O yönden bir sorun yok" diye konuştu. 

"Satışın olması ABD'nin tutumuna bağlı"
Karakuş, buna karşın bu olayın her iki taraf yani hem Rusya hem Türkiye tarafından ABD'ye karşı bir koz olarak kullanıldığını öne sürerek, "Rusya, 'Ben sana en yeni uçağımı veririm' diyor. Biz de ona göz kırparak 'Olabilir' diyoruz. Bu işi de ABD'ye karşı bir koz olarak görmek lazım" ifadelerini kullandı.
"Böyle bir satış hayata geçebilir mi?" sorusuna Karakuş, "ABD'nin tutumuna bağlı" diyerek cevap verdi.

"Türkiye, son noktada Batı'yı kızdırmamak için Typhoon uçaklarını alır"
"Rus uçakları, F-35'leri dengeler mi?" sorusuna da Karakuş, özellikle SU-57 uçağının tıpkı F-35'ler gibi beşinci nesil bir uçak olduğunu belirterek, dengeleyeceğini söyledi.
Karakuş, buna karşın Türkiye'nin son noktada F-35 alma ihtimalinin tamamen bitmesi durumunda Batı'yı daha fazla kızdırmamak için uçak alımı tercihini İngiliz yapımı Typhoon uçaklarıyla yapacağını öne sürdü.

"Rusya'dan uçak almak mümkün ama kesinlikle uygun değil"
Emekli Hava Korgeneral Orhan Köse ise Rusya'dan uçak almanın mümkün olmadığı görüşünde.
"Kesinlikle uygun değil" diyen Köse, gerekçesini şöyle açıkladı:
"Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullandığı silahların yüzde 90'ı ABD menşeili. Yeni bir sistem kurmak, ona fabrika seviyesinde bakım yapabilmek, yedek parçalarını sağlayabilmek kolay bir şey değil. ABD menşeili olan uçakların yanına Rus menşeili uçak koymak ikinci bir kapı açmak anlamına gelir. Uçağı uçurmak kolay bir iş değil. Uçağın bakımı, yedek parçaları büyük ekonomik sıkıntılara neden olan olaydır. Pazardan domates alır gibi uçak almaya kalkmak mantığı tırmalayan bir olaydır."

"Türkiye'nin yeni uçağa ihtiyacı yok elimizdekiler yeter"
Gerek Rusya'dan uçak alımının gerekse de F-35'lerin siyasi tartışma konusu olduğunu öne süren Köse, Türkiye'nin iddia edildiğinin tersine şu an uçağa ihtiyacı olmadığını öne sürerek şu öneriyi getirdi:
"F-35 konusu bile ihtiyaçtan çok siyasi tartışma konusu haline geldi. Yüzde 100 ihtiyacımız olduğundan değil. Şu an ABD, İsrail ile birlikte dünyada en çok F-16'ya sahip ülkeyiz. Şahsi olarak elimizdeki uçakların yedek parça tedariklerini tamamladığımızda yüzde 75 kapasite ile bile kullansak elimizdeki uçakların yeterli olduğu kanaatindeyim."

"Rusya'nın açıklaması tarihi bir fırsat"
Emekli Pilot Hava Kurmay Albay Osman Başıbüyük ise konuya farklı bir açıdan yaklaştı.
Rusya'dan gelen son açıklamanın Halkbank davası ile ABD tarafından köşeye sıkıştırılmak istenilen Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu öne süren Başıbüyük, şu iddialarda bulundu:
"Yabancı basında Halkbank davası üzerinden Türkiye'ye 20 milyar dolar gibi astronomik miktarda bir ceza kesilebileceği yazılmaktadır. Halkbank'ın piyasa değeri zaten 1,6 milyar dolar civarındadır. Anlaşılacağı üzere banka devredilse bile bu ceza ödenemez. Türkiye'ye kesilmek istenilen bu ceza müttefiklik ilişkisinin ötesinde ekonomik saldırı niteliğindedir. Türkiye'nin böyle bir ceza ile karşılaşması Türkiye'nin ABD ile müttefiklik ilişkilerini geri dönülmez bir şekilde sonlandıracaktır. Türkiye'nin sorunlu Ortadoğu ve Akdeniz coğrafyasında müttefiksiz bekasını devam ettirmesi kolay olmayacaktır. Bu açmazda Rusya'nın alternatif müttefik pozisyonunu muhafaza etmesi Türkiye'nin dengeleri sağlanmasına yardımcı olacaktır. Özellikle Halkbank'a kesilecek astronomik bir ceza Türkiye'nin gerekli olan silahlanma ihtiyacını baltalayacaktır."

"Halkbank davası bitene kadar Rusya ile uçak görüşmeleri devam etmelidir"
Rusya ile yapılacak silah tedarik anlaşmalarının Türkiye için bir alternatif olacağını söyleyen Başıbüyük, "Bu kapsamda Türkiye, Halkbank davası bitene kadar Rusya ile savaş uçağı tedarik görüşmelerini devam ettirmelidir" diyerek görüşmelerde şu iki hususun da ön plana çıkarılması gerektiğine dikkat çekti:
"1) Milli Muharip Uçağa alt yapı hazırlamak maksadıyla ortak üretim ve teknoloji transferi
2) Ödemenin nakit olarak değil de mal satışı ile yapılması."

"Uçağı almak zorunda değiliz ama Türkiye’nin elini rahatlatacaktır"
Başıbüyük, görüşlerini şu sözlerle tamamladı:
"Altını çizerek tekrar edelim: Rusya'dan uçak satın almak zorunda değiliz ancak Türkiye'nin savaş uçağı tedariki maksadıyla Rusya ile resmi görüşmeler başlatması Halkbank davası sürecinde elini rahatlatacaktır."

Independent Türkçe



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.