Rusya’nın Suriye için yeni bir üçlü platform oluşturmasının nedenleri

Türkiye, Rusya ve Katar dışişleri bakanları geçen perşembe günü Doha’da bir araya geldiler. (AP)
Türkiye, Rusya ve Katar dışişleri bakanları geçen perşembe günü Doha’da bir araya geldiler. (AP)
TT

Rusya’nın Suriye için yeni bir üçlü platform oluşturmasının nedenleri

Türkiye, Rusya ve Katar dışişleri bakanları geçen perşembe günü Doha’da bir araya geldiler. (AP)
Türkiye, Rusya ve Katar dışişleri bakanları geçen perşembe günü Doha’da bir araya geldiler. (AP)

Rusya’nın İran’ın dahil edilmediği, Türkiye ve Katar ile başlattığı Suriye’ye yönelik üçlü platformun ilk testi gelecek ayın ortasında, Ramazan Ayı öncesinde Anayasal Komitesi’nin altıncı oturumunu gerçekleştirilecek. Geçen perşembe günü Doha’da düzenlenen platform toplantısının sonunda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov sürecin başarısı taahhüdünde bulundu.

ABD’nin konumu
Her şeyden önce yeni ‘üçlü platformun’ kurulması, ABD’nin geçiş döneminde Rus diplomatik saldırısı sırasında gelişti. Suriye’nin Başkan Joe Biden yönetimi açısından bir öncelik olmadığı açık. Yeni ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Ortadoğu ve Afrika Direktörü Brett McGurk, ABD’nin Suriye’ye yönelik politikasını gözden geçiriyor. Tüm göstergeler, ABD’lilerin Suriye’nin kuzeydoğusunda kalmaya karar verdiklerini ancak bu sefer selefi Trump’ta olduğu gibi Biden’dan da ani Twitter mesajları atmayacağı yönünde. ABD, Suriye kriziyle ilgili aynı ‘ahlaki konumu’ ifade etmeye devam edecek. Ancak ‘dünyanın polisi olmak istemediği’ için kendisini somut bir adım atma mecburiyetinde hissetmeyecek.
Devamlı olan ise ‘DEAŞ ile mücadeleyle temsil edilen doğrudan çıkarlara geri dönüş, 2254 sayılı kararın uygulanması, insani yardım sağlanması için siyasi destekle, sorgulanabilirlik ve hesap verebilirlik konusundaki söylemle sınırlı. Bu yöndeki son göstergelerden biri, Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in 30 Mart’ta Brüksel’de bağışçılar konferansında video konferans üzerinden yapacağı konuşmasını iptal etmesi oldu. Washington, konferansta finansal vaatlerde bulunacak. Ancak heyete Dışişleri Bakanı değil, ABD Büyükelçisi başkanlık edecek. Bunun yanı sıra Blinken, Brüksel’e Brüksel konferansının düzenleneceği gün olan 30 Mart’ta DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyon için bir konferans çağrısı yaptı.

Öncelikler açık
Aynı şekilde ABD kuruluşları, Caesar (Sezar) Yasası da dahil olmak üzere yaptırımların ‘koronavirüs ve insani koşullarla mücadele’ üzerindeki etkilerini gözden geçiriyorlar. Bu durumun, yeni yaptırım listelerinin hızlı bir şekilde yayınlanmasında etkili olacağına inanılıyor. Ancak bu, bazı üyelerinin ek yaptırımlar uygulamaya çalıştığı, Kongre tarafından onaylanmış Caesar Yasası’nın değiştirileceği anlamına gelmiyor.
Yine de ABD, yarın (14 Mart) prensip olarak İngiltere, Almanya ve Fransa ile dörtlü bir bildiri yayınlama kararı aldı. Bildiri, bu ayın 15’inde Suriye krizinin onuncu yıl dönümü münasebetiyle siyasi tutumun ilkelerini içerecek. Ayrıca Avrupa Birliği (AB) de tüm ülkeleri adına bir bildiri yayınlayacak. ‘Siyasi süreçte önemli bir ilerleme kaydedilmeden Suriye’nin inşasına katılım olmayacağına’ odaklanan bildiri, 2254 sayılı karar uyarınca gerçekleşmeyen Suriye seçimlerinin Şam ile ilişkileri normalleştirmek için bir neden olmayacağını ve 2011’de savaşın patlak vermesine neden olan ‘krizin köklerinin’ halen mevcut olduğunu içeriyor.

Rus saldırısı
Washington ile daha büyük çaplı bir gerginlikle karşı karşıya kalan Moskova yeniden büyük Arap ülkelerine ‘dönüş’ yapmaya karar verdi. Bu adımla birlikte Suriye’nin yeniden inşasına katkıda bulunmanın ve insani yardım sağlamanın yanı sıra Şam ile ilişkileri normalleştirip bu ülkeleri Suriye’nin Arap Birliği’ne geri dönmesine ikna edilmesi amaçlanıyor. Bazı kesimler, Şam’ın üyeliğinin dondurulma sebeplerinin halen geçerli olduğunu ve Suriyeli tarafları tatmin eden siyasi çözüm bulunması gerektiğini savunurken mezhepçi milislerin çözüme engel olduğu ve Suriye’yi terk etmeleri gerektiği kaydediliyor.
Bazı taraflar ise Caesar Yasası’nın ister devletten isterse de özel sektörden olsun normalleşme olasılıklarını sınırladığını düşünüyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Katarlı mevkidaşı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve Mevlüt Çavuşoğlu ile gerçekleştirdiği basın toplantısında şu ifadelere yer verdi:
“Arap ülkeleri arasında Suriye’nin Arap Birliği’ne geri dönme gerekliliğine ilişkin kolektif bir konumun oluşmasını memnuniyetle karşılıyorum. Bunun, bir bütün olarak bu büyük bölgedeki durumun istikrara kavuşturulmasında olumlu bir rol oynayacak birleşik bir karar olacağına inanıyorum.”
Ancak ‘birleşik konumun’ henüz netleşmediği açık. Bu nedenle şu an Türkiye ve Katar’ı içeren yeni bir ‘üçlü platformun’ oluşturulmasına önem gösteriliyor.
Rusya Mayıs 2017’de,  krizin askeri boyuta odaklanmak ve gerilimi azaltma anlaşmalarına varmak için Türkiye ve İran’ın katılımıyla Astana Platformu’nu başlatmış, daha sonra da 2018 başlarında Soçi’de bir ‘Ulusal Diyalog Konferansı’ düzenlenerek siyasi boyuta geçilmişti. Ardından da bu yıl başlarında üçlü garantörler toplantısıyla anayasal sürece odaklanılmıştı. Yeni platformun ise doğrudan insani ve anayasal, dolaylı olarak da siyasi ve askeri (Washington’ın müttefikleri olan Kürtlerle mücadele) olmak üzere iki boyuta odaklandığı açık.

Yazılı antlaşma
Astana platformu, Türkiye’yi muhalefeti destekleyen ABD liderliğindeki Londra 11  grubundan geri çekerse, yeni platform da Katar’ı Rusya’nın oluşturduğu yeni bir gruba yerleştirir. Üçlü bildirinin, başta ‘anayasacılık’ hususunda olmak üzere Astana Grubu’nun açıklamasına benzemesi ise dikkat çekici.
Ancak önemli üç nokta bulunuyor. Bunların başında terörizmin her şekliyle mücadele etme ve ayrılıkçı gündemlere karşı durma vurgusu var. Bununla kastedilen, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG). Bunun Fırat’ın doğusundaki ABD varlığının Biden yönetimiyle istikrar kazandığının teyit edilmesinden sonra gelmesi ise dikkat çekici. Suriye meselesi, Ankara’nın ‘Kürt gruplara sempati duyduğunu düşündüğü’ McGurk tarafından yönetiliyor. Hatta öyle ki Türk yetkililer, kendisini geçen yüzyılın başlarındaki ‘Arabistanlı Lawrence’ ile kıyaslıyorlar. Ayrıca 12 Mart’ta Kamışlı’da Moskova, Ankara ve Şam’dan ‘Kürt gruplara’ karşı siyasi ve askeri bir adım atılmasının tesadüf olmadığı öne sürülüyor.
İkinci olarak,  ülkenin her yerinde Suriyelilere yönelik insani yardımların artırılması gerektiği vurgusu var. Ankara açısından bu cümle, Rusya’nın ‘sınır ötesine’ yardım ulaştırma kararını uzatmasının bir başlangıcı olarak nitelendiriliyor. Mevcut kararın süresi temmuz ayı ortasında sona eriyor. Ancak Moskova açısından bu, Avrupa ve ABD muhalefetinin karşısında Katar ve Türkiye’nin insani yardım olarak Suriye’nin yeniden inşasına katkıda bulunacağı bir platform olabilir.
Üçüncü olarak da ‘Anayasa Komitesi’nin önemli rolünü teyit ederek ve Suriyeli tarafların çalışma standartlarına saygı gösterilmesini sağlayarak’ anayasal süreci desteklemek geliyor. Üç bakanın planı, altıncı oturum toplantısını Ramazan Ayı’ndan önce yapma yönünde. Üçlü toplantı öncesinde hükümet destekli heyetin başkanı Ahmed el-Kuzbari, muhalif Müzakere Komitesi Başkanı Hadi el-Bahra ile anayasanın hazırlanmasına ilişkin mekanizma konusunda anlaşmaya varmak için bir belge sundu. Geçen perşembe günü akşam saatlerinde ise Bahra, Kuzbari’ye iletilmesi için BM Temsilcisi Geir Pedersen’e bir belge gönderdi.
Buna göre Pedersen’in istediği gibi anayasal çalışma mekanizması hususunda yazılı bir anlaşmaya varma ve haftalar içerisinde yeni bir oturum düzenleme olasılığı test ediliyor. Moskova bu yönde baskı yapıyor ancak Doha toplantısına katılmayan Tahran’ın tavrı ve kalıcı bir yola dönüşen bu yeni platformun sonuçlarına ilişkin Şam’ın atacağı adımlar henüz bilinmiyor. Üç ülkenin temsilcileri şu ana kadar ilan edilmemiş üç toplantı düzenlediler. Temsilciler bir sonraki toplantılarını Türkiye’de, ardından da Rusya’da yapacaklar.



Şarku’l Avsat’a konuşan bir kaynak: Gazze'de yeni bir savaşı önlemek için Mısır-İsrail görüşmesi yapıldı

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, yerinden edilmiş insanlar için sığınak haline getirilen bir caminin çatısında temizlik yapan Filistinli bir kadın, 10 Temmuz 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, yerinden edilmiş insanlar için sığınak haline getirilen bir caminin çatısında temizlik yapan Filistinli bir kadın, 10 Temmuz 2026 (AP)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan bir kaynak: Gazze'de yeni bir savaşı önlemek için Mısır-İsrail görüşmesi yapıldı

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, yerinden edilmiş insanlar için sığınak haline getirilen bir caminin çatısında temizlik yapan Filistinli bir kadın, 10 Temmuz 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, yerinden edilmiş insanlar için sığınak haline getirilen bir caminin çatısında temizlik yapan Filistinli bir kadın, 10 Temmuz 2026 (AP)

Muhammed er-Reyyis

Gazze anlaşması müzakerelerine ilişkin süreci yakından takip eden bilgi sahibi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kahire’de son saatlerde Mısırlı ve İsrailli heyetler arasında gerçekleştirilen görüşmenin ayrıntılarını paylaştı. Kaynağa göre görüşme, Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasını tehdit edebilecek olası sorunların önüne geçmek amacıyla yoğun diplomatik çabalar kapsamında yapıldı.

İsrail Kamu Yayın Kurumu, perşembe akşamı yaptığı açıklamada, İsrail ordusundan üst düzey subaylardan oluşan bir heyetin Kahire’ye giderek son iki gün içinde Mısır ordusunun üst düzey yetkilileriyle Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş sürecini ele aldığını duyurdu.

Mısır ile İsrail arasındaki görüşme, Hamas liderlerinden Halil el-Hayye başkanlığındaki bir heyetin, geçen yıl ekim ayında imzalanan Gazze anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınmasına ilişkin arabulucularla temaslarda bulunmak üzere Kahire’de bulunduğu sırada gerçekleşti.

Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde savaş nedeniyle yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir kampta, omzunda eşyalarını taşıyan bir Filistinli, enkazların yanından geçiyor. (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde savaş nedeniyle yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir kampta, omzunda eşyalarını taşıyan bir Filistinli, enkazların yanından geçiyor. (AFP)

Mısırlı kaynak, Gazze konusunda istişarelerde bulunmak ve Hamas ile yürütülen temasları sürdürerek arabuluculuk çabalarını kurtarmak amacıyla ABD’li bir heyetin de bölgeye gelmesinin beklendiğini belirtti. Kaynak ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçim hesapları doğrultusunda savaşı yeniden başlatmaya hazırlandığına ilişkin bilgiler bulunduğunu aktardı.

Aynı kaynak, Kahire’deki görüşmelerin, geçen hafta ateşkes anlaşmasına ilişkin gündeme getirilen ve Hamas’ın itiraz ettiği öneriler üzerinde yoğunlaştığını ifade etti. Kaynağa göre İsrail heyeti, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’a iletilmek üzere bir mesaj sundu. Mesajda, Mladenov’un hazırladığı belgeye ilişkin yeni formülasyonlar temelinde yürütülen mevcut girişimlerin sonuç vermemesi halinde İsrail’in askeri seçeneğe yöneleceği ve Gazze Şeridi’nde askeri operasyon başlatacağı belirtildi.

Son üç ay boyunca Mladenov tarafından sunulan öneriler, yeniden imar sürecinin ilerleyebilmesi için öncelikle Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasına odaklanırken, Hamas ise bu önerilere çekince koyarak anlaşmanın ilk aşamasında yerine getirilmeyen maddelerin uygulanmasını ve İsrail’in bölgeden çekilmesini talep etti.

Kaynağın aktardığına göre İsrail heyeti mesajında, Hamas’ın özellikle önerilen formüller çerçevesinde silahsızlanma maddesi başta olmak üzere anlaşmanın hükümlerine bağlı kalmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Arabulucuların ise Hamas’la, Mladenov’a iletilecek açık ve net bir metin üzerinde uzlaşılması için temaslarını sürdürdüğü, böylece sürecin ilerlemesinin ve İsrail’in askeri operasyonlarını yeniden başlatmasının önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtildi.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Nasır Tıp Kompleksi’nde, bir çadırı hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden yakınının ardından göz yaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Nasır Tıp Kompleksi’nde, bir çadırı hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden yakınının ardından göz yaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)

Mısırlı kaynak, Netanyahu’nun önümüzdeki aylarda yapılması beklenen seçimler öncesinde seçim hesaplarıyla yeni bir askeri operasyona girişebileceğine ilişkin bilgilerin giderek arttığı uyarısında bulundu. Kaynak, kamuoyu yoklamalarının Gadi Eisenkot, Naftali Bennett ve diğer rakip isimlerin şansını artırdığını, bu nedenle Netanyahu’nun siyasi desteğini ve kamuoyu nezdindeki konumunu yeniden güçlendirmeye çalıştığını ifade etti. Kaynağa göre bu süreci, Mladenov’un mevcut metinlerde herhangi bir değişikliği kesin biçimde reddetmesi ve Hamas’ın mevcut önerileri ciddiyetle ele alması yönündeki ısrarı da destekliyor.

Kaynağın aktardığına göre İsrail heyeti, ‘Mısır2ın sorumlu girişimlerine olumlu karşılık verme isteğini’ dile getirirken, Hamas’ın uzlaşmaz tutumunu sürdürmesi halinde hareketle kaçınılmaz bir çatışmanın yaşanacağını da vurguladı.

Mısırlı kaynak, Kahire’nin gerilim iddialarına rağmen İsrail heyetine ev sahipliği yapmasının, Mısır’ın tüm taraflara açık olduğunu ve taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını gidermek için yoğun çaba gösterdiğini ortaya koyduğunu belirtti. Kaynak, mevcut süreçte herhangi bir görüşmenin yapılmasının önünde de hiçbir engel bulunmadığını söyledi.

Kaynak, “Kahire, mevcut tablonun son derece tehlikeli olduğunun farkında olduğu için tüm taraflarla sorumlu bir şekilde temas kurmaya çalışıyor. Mısır, kötüleşen insani durumu kurtarmak, çatışmaların yeniden tırmanmasını, daha fazla saha komutanının hedef alınmasını ve koşulların daha da ağırlaşmasını önlemek amacıyla yoğun diplomatik girişimlerde bulunuyor” ifadelerini kullandı. Kaynak ayrıca, Gazze’deki gelişmeleri ele almak üzere ABD’li bir heyetin Mısır’a gelme ihtimalinin bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Kaynağa göre Mısır, İsrail hükümeti üzerinde mümkün olan en yüksek baskının kurulabilmesi amacıyla Türkiye ve Katar ile yakın koordinasyon yürütüyor. Önümüzdeki günlerde Mısır’ın ABD tarafıyla da temaslarda bulunmasının beklendiğini belirten kaynak, bu girişimlerin ABD yönetiminin barış planının temel maddelerine bağlı kalmasını sağlamak, plandan sapılmasını veya alternatif süreçlerin gündeme gelmesini önlemek ve Mladenov’un krizi daha da karmaşık hale getirebilecek yeni taslaklar hazırlamasının önüne geçmek amacı taşıdığını ifade etti.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta kaplarına su dolduran iki çocuk (AP)Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta kaplarına su dolduran iki çocuk (AP)

Mısırlı kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Hamas’ın arabulucu taraflarla yürüttüğü temaslarda zaman faktörünü kullanmayı sürdürebileceğini söyledi. Kaynağa göre hareket, ABD ile İran arasındaki müzakereler ve olası gerilimlerin seyrini bekleyerek ilerleyen süreçte müzakere pozisyonunu güçlendirmeyi hedefleyebilir. Ayrıca Hamas’ın, hareket içindeki seçim sürecinin henüz tamamlanmadığını gerekçe göstererek nihai kararlar alamayacağını ve kapsamlı mutabakat metinleri oluşturamayacağını öne sürmesinin de ihtimaller arasında yer aldığı belirtildi. Bu durumun ise sürecin ya askıya alınmasına ya da değerlendirme amacıyla bir süre belirsizlik içinde bırakılmasına yol açabileceği ifade edildi.

Buna karşın aynı kaynak, Mısır’ın, İsrail’de yaklaşan seçimler ve ABD Kongresi ara seçimleri öncesinde Gazze Şeridi’nde askeri gerilimin yeniden tırmanmasını önlemek için zamana karşı yarışacağını dile getirdi. Kaynak, birbirine bağlı bu siyasi gelişmelerin diplomatik ve siyasi süreçleri tamamen sekteye uğratabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekti.

Kaynak ayrıca, mevcut belirsizliklere Mladenov’un ABD’nin desteğiyle üst düzey bir uluslararası göreve aday gösterilmesi ihtimalinin de eklendiğini belirtti. Bunun tüm taraflar açısından zaman baskısını artıracağını ve yerine yeni bir isim atanana kadar söz konusu görevde uzun süre boşluk yaşanabileceğini ifade eden kaynak, buna rağmen Mladenov’un yerine geçebilecek isimlerin de hazır olduğuna dair bilgiler bulunduğunu söyledi. Kaynağa göre bu isimler, eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair ile ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff olarak öne çıkıyor.

İsrail saldırısında hedef alınan bir aracı inceleyen Filistinliler, Gazze, 9 Temmuz 2026 (Reuters)İsrail saldırısında hedef alınan bir aracı inceleyen Filistinliler, Gazze, 9 Temmuz 2026 (Reuters)

İsrail Kamu Yayın Kurumu, perşembe akşamı yaptığı açıklamada, İsrail ordusundan üst düzey subaylardan oluşan bir heyetin Kahire’ye giderek son iki gün içinde Mısır ordusunun üst düzey yetkilileriyle Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş sürecini ele aldığını duyurdu.

ABD Başkanı Donald Trump, 29 Eylül 2025’te İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşını sona erdirmeyi amaçlayan bir plan açıkladı. Planın ilk aşamasında ateşkes ilan edilmesi, İsrail’in kısmi çekilmesi, İsrailli esirlerin serbest bırakılması ve Gazze’ye günlük 600 yardım tırının girişine izin verilmesi öngörüldü.

Hamas, ilk aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirerek İsrailli esirleri serbest bırakırken, İsrail ise insani yükümlülüklerini yerine getirmedi ve askeri operasyonlarını sürdürdü. Bu süreçte bin 92 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 3 bin 507 kişinin de yaralandığı belirtildi.

Anlaşmanın ikinci aşaması ise İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin yüzde 70'ten fazlasını kapsayan işgal alanlarından daha geniş çaplı çekilmesini, yeniden imar sürecinin başlamasını ve buna karşılık Filistinli grupların silahsızlandırılması sürecinin başlatılmasını öngörüyor. Ancak İsrail bu aşamayı uygulamaya koymadı ve önceliğin silahsızlanma olması gerektiği yönündeki tutumunu sürdürdü.

Ekim 2023’ten bu yana devam eden savaş nedeniyle Gazze Şeridi büyük bir yıkımla karşı karşıya bulunuyor. Haberde yer alan verilere göre çatışmalarda 73 binden fazla Filistinli yaşamını yitirirken, 173 binden fazla kişi yaralandı. Ayrıca Gazze’deki altyapının yaklaşık yüzde 91’inin tahrip olduğu ifade edildi.


Avn'dan Hizbullah'a Lübnan'a olan bağlılığınızı kanıtlayın çağrısı

Lübnan'ın güneyindeki Kfar Rumman’da dün İsrail'in düzenlediği saldırıda tahrip olmuş bir araba (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Kfar Rumman’da dün İsrail'in düzenlediği saldırıda tahrip olmuş bir araba (AFP)
TT

Avn'dan Hizbullah'a Lübnan'a olan bağlılığınızı kanıtlayın çağrısı

Lübnan'ın güneyindeki Kfar Rumman’da dün İsrail'in düzenlediği saldırıda tahrip olmuş bir araba (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Kfar Rumman’da dün İsrail'in düzenlediği saldırıda tahrip olmuş bir araba (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Hizbullah’a "Lübnanlılığını kanıtlaması" çağrısında bulunarak, "(Hizbullah), güneydeki savaşı sona erdirmek için harcanan çabalara yanıt vermezse, kendi kararının sorumluluğunu üstlenmiş olacak ve tercihinin Lübnan değil, İran olduğunu kanıtlayacaktır" dedi.

Bu açıklamalar, Beyrut yönetiminin İsrail ile yürüttüğü müzakere sürecini, Washington ile Tahran arasındaki gerilimden ayırmaya çalıştığı kritik bir dönemde yapıldı. Lübnan, ABD gözetiminde, İsrail ordusunun çekilmesini sağlamak ve ardından Lübnan ordusunun bu bölgelere konuşlanmasına imkân tanımak amacıyla "pilot bölgeler" üzerinde yoğun bir çalışma yürütüyor. Cumhurbaşkanı Avn, bu stratejik konuyu dün Ordu Komutanı General Rudolf Heykel ile görüştü.

Roma Zirvesi kritik dönemeç

14-15 Temmuz tarihlerinde Roma'da gerçekleştirilecek olan 6. tur müzakereler, "Çerçeve Anlaşması"nın hayata geçirilmesindeki ilk somut uygulama adımı olarak görülüyor. Anlaşma uyarınca, Lübnan ordusunun belirlenen iki pilot bölgeye konuşlanması süreci de dahil olmak üzere, uygulama aşamasını denetleyecek komitelerin oluşturulması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Avn, gelinen noktayı "Artık İran'daki durumdan ve İslamabad Anlaşması'ndan (Tahran-Washington hattındaki süreçten) ayrı bir rotadayız" ifadeleriyle değerlendirdi. Ancak Avn, bölgeyi çevreleyen hassas koşullara dikkat çekerek, yaşanabilecek herhangi bir çatışmanın Lübnan'ın iç dengeleri üzerinde olumsuz etki yaratabileceğine dair endişelerini de dile getirdi.


Irak: Yolsuzluk davası, fonların geri alınması şartıyla çözülüyor

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta  Yüksek Yargı Konseyi Başkanı  Faik Zeydan'ı kabul etti (Hükümet Medyası)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan'ı kabul etti (Hükümet Medyası)
TT

Irak: Yolsuzluk davası, fonların geri alınması şartıyla çözülüyor

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta  Yüksek Yargı Konseyi Başkanı  Faik Zeydan'ı kabul etti (Hükümet Medyası)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan'ı kabul etti (Hükümet Medyası)

Irak Yargı Konseyi dün, yolsuzluk davalarında sanıkların hesap vermesini sağlarken kamu kaynaklarının da geri kazanılmasına imkân tanıyacak hukuki mekanizmaları hükümetle birlikte değerlendirdiğini açıkladı. Konsey, Genel Af Yasası'nda yapılan değişiklik kapsamında, kamuya ait paraları gönüllü olarak iade eden kişiler hakkında cezaların hafifletilmesi ihtimalinin de ele alındığını bildirdi.

Konsey basın açıklamasında, söz konusu yaklaşımın anayasal esaslara dayandığını belirterek, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra işlenen suçların hiçbir şekilde af kapsamına alınmayacağını vurguladı.

Yargı Konseyi, adaletin sağlanması ile kamu malının korunmasını uzlaştırmayı hedefleyen bir "yol haritası" üzerinde çalışıldığını ifade etti. Açıklamada, kamuya ait alacakların tahsil sürecini tamamlamaya yönelik uygulamalarla birlikte yargı süreçlerinin de devam edeceği, böylece hem hesap verebilirliğin sağlanacağı hem de kamu yararının korunacağı kaydedildi.

Buna karşılık, bir yargı uzmanı Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, "Yolsuzluk suçları ya da herhangi bir başka suç için uzlaşmaya imkân tanıyan bir yasal düzenleme bulunmuyor" dedi. Uzman, Genel Af Yasası'nın, zimmet ve kamu malını zarara uğratma suçlarından hüküm giyenlere ilişkin belirli süreler ve yasal koşullar çerçevesinde uygulanacak hükümler içerdiğini ifade etti.