Hamas’ın düzenlediği iç seçimler taktiksel bir manevra mı?

Hareketin seçimlerden sonraki stratejisi ateşkes politikalarını sürdürmek, siyasi ve stratejik kazanımlarına odaklanmaya çalışmak yönünde.

Hamas’ın iç seçimleri gözlerden uzak bir şekilde gerçekleşti. (AFP)
Hamas’ın iç seçimleri gözlerden uzak bir şekilde gerçekleşti. (AFP)
TT

Hamas’ın düzenlediği iç seçimler taktiksel bir manevra mı?

Hamas’ın iç seçimleri gözlerden uzak bir şekilde gerçekleşti. (AFP)
Hamas’ın iç seçimleri gözlerden uzak bir şekilde gerçekleşti. (AFP)

Tarık Fehmi
Hamas seçimleri, gözlerden uzakta, sessiz bir şekilde gerçekleştirildi. Bunun nedeni olarak güvenlik kaygıları değil, hareket içerisinde şura ilkesini yerine getirmek gösterildi. Yahya Sinvar, yeniden seçilerek Gazze Şeridi’nde hareketin lideri olmayı sürdürse de Hamas ülke içerisindeki ve dışındaki liderler arasındaki mücadele çerçevesinde kritik ve zor zamanlarla karşı karşıya. Bu durum, Hamas’ın Gazze Şeridi, Batı Şeria ve diğer bölgelerdeki kurumlarında ve bazı ülkelerdeki ofislerine son günlerde meydana gelen değişikliklerin, istikrar sağlayabileceği iddiasının doğru olmayacağı anlamına geliyor.

Önemli notlar
Yahya Sinvar’ın içeride yeniden hareketin başkanı olarak seçilmesi, İzzeddin el-Kassam Tugayları liderleri ve hareketin ülke içindeki siyasi düzeyi arasında görüşleri yakınlaştırmak üzere uzlaşmacı bir çözüm olarak geldi. Son dakikada rakibi Nizar Avad’ın adı önerilmiş, ilan edilmeyen bir seçim dairesinde dördüncü kez oylama yapılmıştı. İsmail Heniyye bloğu ve İzzeddin el-Kassam Tugayları arasındaki uzlaşı ışığında güçlü şekilde değişim için bastıranlar vardı. Ayrıca özellikle de hareketin siyasi bürosundaki diğer savaş başladığından bu yana Siyasi Büro’nun yurt dışındaki bazı liderleri ise Sinvar’ın devam etmesine itiraz etmedi. Büronun iş yaparken gerçek kontrollere ve ilkelere ihtiyacı vardı. Belirli bir isimde uzlaşıya değil…
Aynı şekilde Hamas, İsrail tarafına özellikle hareketin ateşkes yolunda ilerlediğine dair bir mesaj iletmeye hevesliydi. Bu mesaj, fiilen sakinlik ve ateşkesi devam ettirmek çizgisine bağlı kalarak Filistin-İsrail sahnesinden sapmadığını ve Gazze’deki Yahudi yerleşkelerine füze fırlatma politikasına dönmediğini içeriyordu. Ayrıca özellikle seçimlerin düzenlenmesi ve Yahya Sinvar’ın pozisyonunu sürdürmesi hareketin güncel yaklaşımını ve mevcut rotasından sapmayacağını yansıtıyordu.
Seçimler, hareketin mevcut koşulları sakinleştirme ve istikrara kavuşturma eğilimini de yansıtıyor. Sinvar, genel Filistin sahnesinde,  özellikle de Hamas’ta ‘askeri kanat yetkilisi Muhammed Dayf’a yakın olması nedeniyle’ çatışmacı bir yüz değil. Hareketin imajına zarar verdiği ve finansal durumlar da dahil olmak üzere bir kriz döngüsüne soktuğu yönündeki son suçlamalara rağmen Sinvar’ın arenaya iten de Dayf’tı. Sinvar için öncelik, özellikle Filistin yönetimine, seçimleri düzenleyip devam ettirmesine, sonuçların kabul edilmesine karşı tutumu ve İsrail ile faaliyetler olacak, kendisi hareketin birbirine bağlılığını ve istikrarlı yolunu teyit edecek. Ancak Mahmud ez-Zehhar, Ziyad ez-Zaza ve Fethi Hammad karşısında elde ettiğini başarının şunlara işaret ettiği de açık:
İlk işaret ettiği şey Sinvar’ın siyasi ve kişisel geçmişiyle temsil ettiği, askeri kanada doğru eğimli daha uzlaşmacı isimlere odaklanmak. Yahya Sinvar, bir dönem hareketin askeri kanadına liderlik etmiş ve belirli aşamalarda askeri genelkurmay başkanı olarak kabul edilmişti. Bu nedenle seçilmesi, İsrail tarafına özel bir mesaj veriyor.
Nizar Avad daha önce hareket içinde en yüksek karar alma pozisyonları da dahil olmak üzere liderlik görevlerinde bulundu. Şura Konseyi’nin yüksek talimatları, Avad’a ‘güvenlik nedeniyle değil, siyasi kaygılar dolayısıyla’ medyada ve siyasi sahnede görünmemesini dayattı.
İran’a en yakın isimlerden olan Mahmud ez-Zehhar, resmi olmayan rolü ve kamuoyunda yeni bir pozisyonda görünmesi ile ilgili kaygılar nedeniyle seçimleri geçemedi. Hareketin başına geçmesi hareketi sıkıntıya sokacaktı. Bu durum, önde gelen liderlerden olan Zaza ve Fethi Hammad için de geçerli. Bu isimler, özellikle de hareketin Gazze’deki geleceği tehlikede olduğu için şu an liderlik için uygun değiller.
Gazze Şeridi’ndeki Şura Konseyi’nin yeni başkanının adı bir süre bilinmeyecek (İsmi, etik nedenlerden ve karşı taraflar ilişkilerden dolayı gizli tutuluyor). Bu isim ve diğerleri, askeri teşkilat içerisinde bilinen biri prosedür olarak suikast listelerinde yer alıyorsalar bile İsrail söz konusu kimselere yaklaşmayacak. İsimlerin değiştirilmesi, profesyonel gerekçelerle ilgili olup, bu konu kesinlikle tartışmaya açık değildir. Aynı şekilde geçtiğimiz aylarda bazı Hamas liderleri tasfiye listelerinden çıkarılarak, orta bölgelerden yeni saha liderleri dahil edildi.
Hamas hareketinin en tepesindeki değişiklik, siyasi büro başkanı ve üyelerinin seçilmesi öncesinde seçimlerin ilk aşamasında yeni Gazze sorumlusunun seçilmesiyle oldu. Rekabet, İsmail Heniye, Salih el-Aruri ve Halid Meşal arasında olacak.
İsim hususunda bir mücadele yaşanacak ve bölünme korkusuyla herkes için siyasi bir uzlaşı sağlanacak. Türkiye, daha önce ‘Müslüman Kardeşler’in uluslararası büro başkanı olarak Halid Meşal’i önermek için harekete geçmişti. Bu meseleye dair Londra’daki bazı Mısırlı kaçak unsurlardan çekinceler ve itirazlar ortaya çıktı ve konu ertelendi.
Daha önce Türkiye’de yaşamış ve yurt dışında bazı Hamas organlarının sorumlusu olarak görev yapmış bir saha komutanı olması nedeniyle Salih el-Aruri’nin yurt içinde askeri düzeyde aday olduğu kesin. İsrail, Ankara’ya Aruri’nin Türkiye topraklarından sınır dışı edilmesi çağrısı yapmıştı. Ancak tasfiye kararı ertelendi. Kendisi güvenlik güçleri tarafından aranıyor.
Hamas, Gazze Şeridi’ndeki yeni siyasi bürosunun isimlerini açıklayacak. Hareket ayrıca Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki üç yan Şura Konseyi’ni seçmesi gereken bölgelerin temsilcilerini seçerken, ‘aşamalı ilerleme’ kuralını izlemeye çalışıyor. Yurt dışında, üyeleri sırayla üç siyasi alt büro seçer, ardından siyasi büro başkanı ve üyeleri seçilir. Dolayısıyla Yahya Sinvar’ın yeniden seçilmesi, büro için yeni görevlerin masaya yatırılacağı, daha net ve zorlu görevlerin yerine getirileceği anlamına geliyor.

Ortaya çıkan sorunlar
Gazze Şeridi’nde harekete mensup bazı liderlerin Yahya es-Sinvar’ın görevine devam etmesi ve seçim mekanizmaları hususunda bazı çekincelere sahip. Bazıları, daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde bazı sosyal medya organları aracılığıyla itirazlarını dile getirdiler. Gazze’deki büro içerisinde siyasi bir güç oluşumu beklentisinin yanı sıra bu sorunlar, yeni büro üyeleri seçilip isimleri açıklandıktan sonra da kolayca çözülmeyecek.
Aynı şekilde Hamas’ın kararına yönelik bazı bölge ülkelerinin, Türkiye ve İran’ın, gelecek dönemdeki seçimler için adım atacakları anlamına geliyor. Bu durum, hareketin bazı kurumlarında ve nihai kararlarında istikrarsızlığa yol açabilir. Ayrıca ateşkesin sürdürülmesi ve Gazze’deki Yahudi yerleşim bölgesine füze fırlatılmaması Tel Aviv açısından önemli görülürken, bu durum İsrail’in mevcut sahneyi takip etmesine neden olacak.
Harekete yönelik politikasını değiştirmemesi beklentisiyle Sinvar ve Siyasi Büro’nun yönelimleri takip edilmeye devam edecek. İsrail’deki koalisyon hükümetinin bazı bakanları, anlaşma mekanizmalarının sürdürülmesi ve sonraki seçimlere kadar Hamas ile aynı politikanın sürdürülmesi çağrısında bulunuyor.
Bu bağlamda Hamas, bölgede kabul edilebilir bir aktör olmak istiyor. Yaklaşan yasama seçimlerinin sonuçları ne olursa olsun hareket tarafından yeni bir adım atılacak. Bu nedenle en önemli zorluk, önceliklerin ve politikaların yeniden düzenlenmesidir. Bu durum, olası bir değişiklikten bağımsız olarak Hamas’ın kendi iç sisteminde hareket ettiği şeyin özünü oluşturuyor. Bu, hareketin liderlerinden Yahya Musa tarafından da dile getirildi. Musa, hareketin tam demokratikleştirilmesi ve seçimlere aday olma, kampanya düzenleme ve oy kullanma haklarının yerine getirilmesi çağrısı yaptı. Çünkü ona göre mevcut seçimlerde yaşananlar, perde arkasında, gizli ve gözlerden uzak gerçekleşti. Bu durum ise hareketin aleni şekilde faaliyet göstermek istemediğini ve halen Hizbullah gibi tarafların direniş halinden çıkamadığını doğruluyor.

Son notlar
Hamas, medyada yer alan haberlerin aksine askeri akım devam etse de liderleriyle yeni bir aşamaya girecek. Ve kararları yine içeriden alınmayacak, bölgesel taraflar hareketin kararını dahili ve bölgesel olarak etkilemeye çalışmak için müdahalede bulunacak. Ancak asıl sorun, hareketin hesaplarını, önceliklerini ve gelecekteki politikalarını yeniden düzenlemesiyle ilgili. Yasama seçimlerine katılım, eksik olan meşruiyeti içeride ve dışarıda yeniden kazanmak için bir zorunluluk olarak görülüyor. Sonuç olarak Hamas, iç çatışmaları ertelemeye çalışırken, mevcut değişiklikleri gerçekleştirmek ve bunlarla gerçekçi bir şekilde ilgilenmek zorunda da kalıyor. Dolayısıyla hareket, iki yoldan birini seçecek. Bunlardan ilki, bazı çetrefilli sorunların çözümünü erteleyerek, mevcut siyasi gerçekliğe uyum sağlama ve bununla güçlü bir şekilde etkileşim kurma girişimi. Bu, siyasi ve askeri düzeyler arasındaki anlaşmazlıkları içeren doğal bir meseledir.
İkincisi, belirli ve doğrudan bir karara dayalı olarak iç atmosferin düzenlenmesi. Gelecek meçhul görünüyor. Ne olacağının bilinmemesi, siyasi sahneden ayrılma olasılığı, dış tarafların Hamas’ın Filistin sahnesindeki varlığını kabul etmemeleri, yasama seçimlerinde kazansalar da kazanmasa da ortaya çıkabilecek zorluklar da dahil her türlü senaryoya sonuna kadar açık. Resmi olarak ulusal birlik hükümetine ortak olması ve bir güç paylaşımı politikası izlemesi de bu senaryolar kapsamında bulunuyor.



 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.


Fas’ta Asalet ve Çağdaşlık Partisi, milletvekili seçimlerinde ilk sırada

Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
TT

Fas’ta Asalet ve Çağdaşlık Partisi, milletvekili seçimlerinde ilk sırada

Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)

Fas’ta dün düzenlenen milletvekili seçimlerinde, görev süresi sona eren hükümette yer alan Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM) 97 sandalye kazanarak ilk sırada yer aldı. İçişleri Bakanı Abdülvafi Leftit’in bu sabah açıkladığı geçici sonuçlara göre, mevcut hükümet koalisyonunun lideri Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) 66 sandalyeyle ikinci, hükümet çoğunluğunun ortağı İstiklal Partisi 65 sandalyeyle üçüncü oldu. Muhalefetteki İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) ise 54 sandalyeyle dördüncü sırada yer aldı.

Faslı seçmenler dün, 2030 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği hazırlıkları kapsamında 20 milyar dolarlık planın son aşamalarını yürütecek hükümetin yapısını belirleyecek parlamento seçimleri için sandık başına gitti. Seçimlerin,  ekonomik kazanımların ülkedeki gelecekleri konusunda hayal kırıklığı yaşayan gençlere yönlendirilmesine ilişkin projelerin kaderini belirlemesi bekleniyor.

İçişleri Bakanlığı, yerel saatle 19.00’da sandıkların kapanmasının ardından yaptığı açıklamada, katılım oranının yüzde 38,02 olduğunu bildirdi ve “oy verme işleminin krallığın bütün bölgelerinde normal koşullarda gerçekleştiğini” belirtti. Geçici sonuçlar genellikle seçimlerin ertesi günü açıklanıyor.

Rabat’taki bir oy verme merkezinde oy kullanan bir kadın (AP)
Rabat’taki bir oy verme merkezinde oy kullanan bir kadın (AP)

Seçimlerin Fas’taki güç dengelerinde köklü bir değişikliğe yol açması beklenmiyor. Zira kral, siyasi yönelimlerin yanı sıra, savunma ve dış politika alanlarında geniş yetkilere sahip.

Bununla birlikte, yeni Temsilciler Meclisi’nin gençler arasındaki hoşnutsuzluğun giderilmesine odaklanan girişimleri hayata geçirmesi gerekecek. Bu hoşnutsuzluk, toplu halde İspanya’ya bağlı Ceuta (Sebte) özerk bölgesine geçme girişiminde ve geçen yıl çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği, Z Kuşağı öncülüğündeki protestolarda kendini göstermişti.

Mevcut hükümet, ikisi kraliyet sarayına yakın isimler tarafından kurulan üç partiden oluşuyor. Bu partiler, 2011’deki Arap Baharı protestolarının ardından iktidara gelen ılımlı İslamcı bir partinin yerini aldı.

Söz konusu protestolar, seçilmiş parlamentoya daha geniş yetkiler verilmesini sağlamıştı. Ancak kral daha sonra dış politika ve İçişleri Bakanlığı gibi alanlarda kontrolünü yeniden sağladı.

2011’de kabul edilen Anayasa uyarınca kral, 395 sandalyeli parlamentoda en fazla sandalyeyi kazanan partinin liderini başbakan olarak atıyor.

Başbakan daha sonra hükümet koalisyonunu oluşturmak üzere istişarelerde bulunuyor ve bakanların listesini kralın onayına sunuyor.

Fas’ta oy kullanma yaşındaki kişi sayısı yaklaşık 27 milyon. Ancak seçmen kütüklerine kayıtlı kişi sayısı 15,8 milyonda kalıyor. Bu sayı, 2021 seçimlerine kıyasla yaklaşık yüzde 12’lik düşüş anlamına geliyor.

Fas’ın başkenti Rabat’ta bir oy verme merkezinde oy kullanan bir seçmen (EPA)
Fas’ın başkenti Rabat’ta bir oy verme merkezinde oy kullanan bir seçmen (EPA)

Rabat’ın merkezindeki yoksul mahallede bulunan bir okulda kurulan sandıkta oy kullanmaya gelen 46 yaşındaki Naima Misbahi, “Değişim ve kendimizle çocuklarımız için daha iyi bir gelecek umuduyla her zaman sandık başına gidiyorum. Acilen istediğimiz şey sağlık ve eğitim sistemlerinde reform yapılması” dedi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Rabat’ın lüks Agdal semtinde 27 yaşındaki Lamia Hasni ise “Doğru, gelecek hükümetin önünde başta sağlık ve eğitim sistemlerinin reformu ile fiyatların düşürülmesi olmak üzere büyük zorluklar olacak. Ancak oy verme sürecine katılmak önemli; böylece oylarla oynayabilecek kişilere kapıyı açık bırakmamış oluruz” diye konuştu.

Bazı seçmenlerde ise büyük bir hayal kırıklığı hâkim. Buna rağmen koşulların az da olsa iyileşmesini umuyorlar.

Tam adının yayımlanmasını istemeyen bir genç olan Tevfik, sandık merkezinden çıkarken “Gelecek hükümetin Faslıların yaşamında gerçekten bir şeyi değiştirebileceğine dair inancım yok. Çünkü halkların kaderini belirleyen başka iç ve dış faktörler de var” dedi.

Oy kullanırken parmaklarına bulaşan mürekkebi gidermek için ellerini ovuşturan Tevfik, “Ama gelecek hükümetin Faslıların yaşam koşullarını en azından biraz olsun iyileştirmesini umuyorum” diye belirtti.

Harcama planları

Mevcut parlamentodaki en büyük iki parti olan Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) ile Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM), önümüzdeki beş yıllık yasama döneminde yaklaşık 1 milyon istihdam yaratma sözü verdi. Partiler ayrıca konut, ücretler ve hastanelerde iyileştirme vaatlerinde bulundu.

İki parti hâlihazırda koalisyon hükümetinde birlikte yer alıyor. Ancak seçim kampanyası sırasında gıda fiyatlarındaki artışın önlenememesi ve diğer politika eksiklikleri konusunda birbirlerini suçladılar.

Bu anlaşmazlıklar nedeniyle PAM yöneticileri, seçimlerde birinci çıkması halinde RNI ile yeniden koalisyon kurmayacağını açıkladı.

2021’den bu yana hükümete başbakanlık eden milyarder iş insanı Aziz Ahnuş ise bu kez aday olmayacak. Ahnuş, bu yıl RNI liderliğinden de istifa etti.

Fas Kraliyet Futbol Federasyonu Başkanı ve Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nda bütçeden sorumlu bakan yardımcısı Fouzi Lekjaa, seçimlerden birkaç hafta önce PAM yönetimine katıldı. Lekjaa, 2030 FIFA Dünya Kupası’nın organizasyon komitesine başkanlık ediyor.

Fas, İspanya ve Portekiz ile birlikte ev sahipliği yapacağı 2030 Dünya Kupası öncesinde stadyumlar, demiryolları ve diğer altyapı projelerine büyük yatırımlar yapıyor. Ülke ayrıca 2035’e kadar kişi başına düşen ekonomik üretimi iki katına çıkarmayı hedefliyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), planlanan harcamaların yaklaşık 190 milyar dirhem, yani yaklaşık 20 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor. Bu tutar, Fas’ın 2024 yılındaki gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 12’sine denk geliyor.

Seçimlerde yarışan diğer partiler arasında, iktidar koalisyonunun ortağı olan muhafazakâr milliyetçi İstiklal Partisi, önceki seçimlerde ağır bir yenilgi alan İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi ile çeşitli sol partiler bulunuyor.


Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)

Türkiye ve Irak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki bir askeri kampı kademeli olarak Irak hükümetine devretmesi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı. New York’ta gerçekleştirilen görüşmelerin ardından dün yapılan açıklamada, iki tarafın ayrıca Kuzey Irak’taki “yasa dışı silahlı unsurların” varlığına son verilmesi konusunda da mutabakata vardığı belirtildi.

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından iki ülke, güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendirme konusunda anlaştıklarını ortak bir bildiriyle duyurdu.

Ortak bildiride, iki tarafın “Irak devletinin Sincar üzerindeki egemenliğinin tamamen tesis edilmesi ve yasaklı silahlı yabancı unsurların varlığına son verilmesi” konusunda mutabakata vardığı belirtildi. Açıklamada, Kuzey Irak’taki Sincar dağlık bölgesinde konuşlanan bazı Kürt silahlı gruplara atıfta bulunuldu.

Türkiye, yasa dışı PKK mensuplarının silah bırakmasını ve onlarca yıldır devam eden çatışmanın sona ermesini hedefleyen bir barış sürecini sürdürüyor.

Bildiride, “Irak’ın güvenlik alanında attığı adımlar doğrultusunda kaydedilen ilerleme çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri, üzerinde mutabakata varılan mekanizma ve takvim uyarınca Başika-Zelikan Kampı’nı Irak Federal Hükümeti’ne kademeli olarak devredecektir” ifadelerine yer verildi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu tesis, Kuzey Irak’ta Musul yakınlarında bulunuyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi Iraklı bir askeri yetkili, Türk güçlerinin Başika Kampı ve Musul yakınlarındaki daha küçük bir başka üsten kademeli olarak çekilmesinin bu yıl sonuna kadar tamamlanmasının beklendiğini söyledi. Türkiye’den söz konusu takvime ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.

Ankara, 2015 yılında Musul yakınlarına asker konuşlandırmış ve bu adımın, 2014’te Musul’u ele geçiren DEAŞ’a karşı savaşmaya hazırlanan Irak güçleri ile Sünni Arap, Türkmen ve Kürtlerden oluşan yerel savaşçılara eğitim vermek ve onları korumak amacı taşıdığını açıklamıştı.

Söz konusu konuşlanma, askerlerin çekilmesini talep eden Bağdat ile Ankara arasında anlaşmazlığa yol açmıştı. Ankara ise DEAŞ’la mücadele kapsamında yürütülen eğitim misyonunu desteklediğini savunmuştu. Türkiye, bölgede halen birkaç askeri üs bulunduruyor ve bunların ulusal güvenliğini korumayı amaçladığını belirtiyor.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, bu adımı memnuniyetle karşıladı. Barrack, gelişmenin “hem Irak’ın egemenliğinin hem de Türkiye’nin güvenliğinin yararına” olduğunu söyledi.

Ortak bildiride, iki tarafın ikili ilişkiler ve ticaret hacmini de ele aldığı, daha önce imzalanan anlaşmaların bir an önce uygulanması ve “ortak stratejik projelerin” hayata geçirilme sürecinin hızlandırılması gerektiği konusunda mutabık kaldığı belirtildi.