İran destekli Husi milisleri, Cuma günü ABD Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking tarafından önerilen ateşkes planı hakkında kayda değer bir kafa karışıklığı yaşadıklarını gösterdi. Husi Sözcüsü Muhammed Abdusselam, ABD planını “grubuna yönelik bir komplo” şeklinde nitelendirdi. Ancak, Husilere ait el-Mesira televizyonunun Twitter hesabındaki paylaşımı onaylayarak (retweet) bu redden üstü kapalı bir şekilde geri çekildi.
Husilerin yaşadığı söz konusu kargaşa çerçevesinde, Yemen hükümeti Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, savaşı durdurma çabalarını memnuniyetle karşıladıklarına dair tutumunu yineledi. Ayrıca, kötüleşen insani duruma dair Husilerin iddialarını yalanladı.
ABD Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking Cuma günü yaptığı açıklamada, ateşkes ve silah bırakmanın Yemen'deki tüm savaşan tarafların yapması gereken ilk şey olduğunu vurguladı. Lenderking, Atlantik Konseyi’nin video-konferans aracılığıyla ev sahipliği yaptığı toplantıda, Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun "tüm desteği sağlamaya gerçek anlamda hazır olduğunu” belirterek şu açıklamayı yaptı:
"Onlarla Riyad'da görüştüğümde bana yardım etmek ve çatışmayı sona erdirmek isteyen tüm çabaları desteklemek için gerçek bir isteklilik gördüm. Çatışmayı sona erdirmek için halen diğer taraftan işbirliği ve katılım bekliyorum."
Plan Husi lideri tarafından masaya yatırıldı
Lenderking, Yemen'de tutarlı bir ateşkes planı olduğunu ve şu anda planın Husi lideri tarafından masaya yatırıldığını belirterek, Husiler diyalog için hazır olduğunda bölgeye döneceğini bildirdi.
ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi, Husileri Marib'in kontrolünü ele geçirmek için askeri saldırıya öncelik vermekle suçlarken, Husilerin sözcüsü ABD’nin ateşkes önerisini "komplo" olarak nitelendirerek bir yıldan bu yana devam eden Suudi Arabistan'ın ve Birleşmiş Milletlerin bakış açısını temsil ettiğini ifade etti.
Sözcü Muhammed Abdusselam, grubun TV kanalına (el-Mesira) yaptığı açıklamada, ABD’nin önerisinin Hudeyde ve Sana havalimanlarında kuşatmanın kaldırılması ya da ateşkes içermeyip aksine "ablukanın diplomatik yollarla geri dönmesine yol açacak bir sarmal olduğunu” iddia etti.
Sözcü, “Bir ABD temsilcisinin BM temsilcisinin sunduğundan daha az bir öneri sunması kabul edilemez" dedi. Ayrıca önerinin, Yemen hükümetinin savaş ile başaramadığı grubu çekilmeye zorlamaya çalıştığını da iddia etti.
Husiler, BM planını ilk etapta reddetti
Husiler, Washington tarafından desteklenen BM planını ilk etapta reddetti. Ancak ardından bunu çekingen bir geri çekilme durumu takip etti. Grubun sözcüsü, açıklamalarda bulunduğu TV kanalının Twitter hesabında yapılan paylaşımı onayladı. Söz konusu paylaşımda, “Sözcü Abdusselam’ın Sana’nın Umman Sultanlığı tarafından desteklenen diyaloğu reddettiğini duyurmadığı, aksine Lenderking’in önerisini mevcut haliyle gözden geçirdiği” ifade edildi. Ayrıca söz konusu öneri çerçevesindeki görüşmelerin sürdüğü kaydedildi.
Bu çerçevede, Yemen Dışişleri Bakanlığı barış çabalarına yönelik memnuniyetini yineledi. Bakanlık açıklamasında şunlar kaydedildi:
“Yeni ABD yönetimi Yemen'deki barış sürecini desteklemek için girişimde bulunarak kapsamlı bir barışın sağlanması ve Yemen halkının acılarının hafifletilmesi çağrısında bulunduğunda Yemen hükümeti bu çağrılara cevap verdi ve olumlu bir şekilde ilgilendi.”
Açıklamada, Husiler söz konusu çağrılara Marib, Taiz ve Hudeyde’deki sivillere karşı yeni cepheler açmakla, askeri saldırganlıklarını artırmakla ve sadece Şubat ayında Marib kentine 25 balistik füze fırlatarak yüzlerce sivilin ölümüne ve yaralanmasına yol açmakla suçlandı. Taiz ve Hudeyde’deki yerleşim yerlerini ayrım gözetmeksizin bombalamaları sonucu bir dizi kadın ve çocuğun öldürüldüğüne de dikkat çekildi.
Hükümet ayrıca, Husi milisleri Marib'deki savaş cephelerine katılmayı ve emirlerine uymayı reddeden 170'den fazla Etiyopyalı göçmeni yakmakla ve uluslararası örgütlerin suç mahalline ulaşmasını engellemekle suçladı.
Bakanlık tarafından grubun insani durumla ilgili iddialarına ilişkin yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Grup, acımasız saldırgan davranışlarının üzerini örtmek için kontrolü altındaki bölgelerde petrol türevleri krizi yaratarak uluslararası toplumu yanıltmaya çalışıyor ve akaryakıt ve petrol türevlerinin Hudeyde limanı üzerinden ve kara geçişleri yoluyla girişinde abluka uygulandığını iddia ediyor. Bu bölgelere giren akaryakıt miktarlarına ilişkin ilgili makamlarca yayınlanan istatistikler bu iddiaları açıkça yalanlıyor. Söz konusu yakıta, vatandaşlara ulaşmalarını önleyerek karaborsada çifte fiyattan satmak için Husi milisleri tarafından kaçak miktarlarda el konuluyor.”
Açıklamada, “Husi milisleri, BM Özel Temsilcisi Martin Griffiths'in de tanıklığıyla, Hudeyde limanları üzerinden petrol sevkiyatlarının gelirlerini özellikle Hudeyde ve diğer bölgelerde sağlık sektöründe çalışanlar olmak üzere çalışanların maaşlarını ödemek için kullanmak üzere imzalanan anlaşmayı iptal etti. Bunun yerine bu milisler, dört aydan fazla bir süre önce 50 milyar riyalden fazla (1 dolar yaklaşık 60 riyal) olduğu tahmin edilen parayı Hudeyde’deki Merkez Bankası şubesinden yağmalamayı tercih etti” ifadeleri yer aldı.
Ayrıca açıklamada, “Dünya kamuoyunun ve uluslararası toplumun göz yummaya çalıştığı gerçek insani kriz, bu milislerin, yarısı Husilerin baskı ve şiddetinden kaçarak güvenlik arayan sığınmacılardan oluşan yaklaşık 4 milyon Yemenli’nin yaşadığı Marib kentine yönelik saldırılarının neden olduğu krizdir” değerlendirmesi yer aldı.
Uluslararası toplumu Husi tırmanışının tehlikesine karşı uyaran Yemen Dışişleri Bakanlığı, “tehlikenin sadece insani krizin şiddetlenmesinde veya sivillerin ya da çocuklar ve mülteciler de dahil olmak üzere Husiler tarafından savaşmak için harekete geçirilenlerin insani kayıplarında yatmadığını, tırmanışın siyasi süreci ve uluslararası toplum tarafından uzun yıllar süren istişarelerin ve siyasi çabaları tamamen ortadan kaldırmaya çalıştığını” ifade etti. Ayrıca Yemen’in geleceği ve barışa dair umutları baltaladığı belirtildi.


