Libya’da UMH dönemi kapandı Menfi ve Dibeybe dönemi başladı

Abdulhamid Dibeybe, 15 Mart’ta Tobruk’ta yemin ettikten sonra hükümet üyelerine konuşuyor (AFP)
Abdulhamid Dibeybe, 15 Mart’ta Tobruk’ta yemin ettikten sonra hükümet üyelerine konuşuyor (AFP)
TT

Libya’da UMH dönemi kapandı Menfi ve Dibeybe dönemi başladı

Abdulhamid Dibeybe, 15 Mart’ta Tobruk’ta yemin ettikten sonra hükümet üyelerine konuşuyor (AFP)
Abdulhamid Dibeybe, 15 Mart’ta Tobruk’ta yemin ettikten sonra hükümet üyelerine konuşuyor (AFP)

Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve Başkanlık Konseyi dönemi 15 Mart’ta tamamen sona ermiş oldu. Muhammed el-Menfi başkanlığındaki yeni Başkanlık Konseyi ve Abdulhamid Dibeybe başbakanlığındaki Birlik Hükümeti, başkent Trablus’taki Yüksek Mahkeme ve ülkenin doğusundaki Tobruk şehrinde bulunan Temsilciler Meclisi huzurunda yemin etti.
Dibeybe, Arap ülkelerinin diğer yabancı ülkelerin büyükelçileri, Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB) temsilcilerinin huzurunda canlı yayınlanan oturumda yemin metnini okudu.
Türkiye’nin Trablus Büyükelçisi Serhat Aksen ve Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri’nin oturumda bulunması Ulusal Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkanı Talal el-Mihub liderliğindeki bazı parlamento üyelerinin protestolarına yol açtı. Üyeler, söz konusu iki diplomatın oturumdan ayrılması çağrısı yaparken, talep reddedildi.
İlk olarak Dibeybe’nin, 2011 yılında Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesine yol açan devrimin beşiği olan Bingazi kentinde yemin etmesi planlanmıştı ancak daha sonra ‘lojistik’ gerekçelerle tören Tobruk’ta gerçekleştirildi.
Yemin metni skandalı
Törende, yemin metninin Kaddafi rejimine karşı gerçekleştirilen 17 Şubat 2011 devrimi yerine Kaddafi’nin gerçekleştirdiği 1969 darbesi ilkelerine bağlılık yemin metniyle karıştırılması alay konusu oldu.  
Dibeybe’nin yardımcısı metindeki söz konusu ifadeleri değiştirirken katılımcılar arasında gülüşmeler yaşandı.
Menfi’den yıl sonuna kadar uzlaşı çağrısı
Menfi, hükümete ‘24 Aralık’ta yapılacak seçimlere hazırlık yapma ve ulusal uzlaşının sağlanması için çalışma’ çağrısında bulundu. Başkanlık Konseyi Başkanı, “Uzlaşıyı yıl sonuna kadar tamamlayamayız. Ancak yıl sonunda seçimler düzenlemek ve egemenlik veya yürütme otoritesindeki isimlere güven vermek amacıyla tamamlanması için uygun ortamı oluşturmalıyız. Böylece bir sonraki aşamada temsilciler seçilebilir. Kaidemiz, toplumsal uzlaşıyı sağlamak, elektrik gibi hizmet sorunlarını çözmek ve likidite sağlamaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Akile Salih: Seçim süreci desteklenmeli
Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Libyalıları bir araya getiren ve halkın korunmasına dayanan ortak ve meşru bir hükümetin kurulduğunu ilan etti. Salih, hükümete de devlet kurumlarını birleştirmek, yabancı güçleri ve paralı askerleri Libya’dan çıkarmak için çalışma, ayrıca cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri sürecini destekleme çağrısı yaptı. Akile Salih, “Hoşgörünün, el sıkışmanın, uzlaşmanın ve geçmişin ötesine geçmenin zamanı geldi. Ulusal uzlaşı, ulus inşa etme ve dışlama ya da marjinalleştirme olmaksızın herkese fırsat verme zamanı geldi” değerlendirmesinde bulundu. İstikrarı sağlamak üzere güvenlik ve adaleti gerçekleştirmeye odaklanma çağrısı yapan Salih, yeni yönetimin görevinin ‘ülkedeki siyasi geçiş sürecine liderlik yapmak’ ve ‘anayasa temelinde yeni bir liderliğin seçilmesi için koşulların oluşturulması’ olduğunu dile getirdi. “Herkesin saygı duyduğu demokratik bir devlet istiyoruz” diyen Akile Salih, demokrasinin inşasında önemli bir adım olarak görülen hükümeti de ‘derhal çalışmaya başlama, görevlerini yerine getirmeye, geçmişin ötesine geçmeye, sağlam temellere ve kurallara dayalı bir devlet inşa etmek için geleceğe bakmaya’ çağırdı.
Aynı şekilde BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis de Libya’daki yeni yürütme otoritesine, ülkeyi gelecek Aralık ayında yapılacak ulusal seçimlere hazırlamak için ‘Libya halkının karşılaştığı pek çok zorluğun çözümünü hızlandırma, yaşam koşullarını ve temel hizmetleri iyileştirme’ çağrısında bulundu.
Dibeybe, geçen pazar akşamı başkent Trablus’ta (bugün resmen görevini teslim alan) hükümet üyelerinin ilk resmi toplantısına başkanlık etti. Dibeybe, ofisi tarafından dağıtılan bir bildiride, iş önceliklerini koordine etmek ve bunlar hususunda danışmak için çok sayıda bakanla görüştüğü söyledi. Bildiride, görüşmeler sırasında vatandaşlara sunulan hizmet düzeyinin artırılması için hazırlanan planların ele alındığına dikkat çekildi. Dibeybe’nin hükümeti, iki başbakan yardımcısı, 26 bakan ve 6 devlet bakanı içeriyor. İki bağımsız bakanlık olan Dışişleri ve Adalet bakanlığı da dahil olmak üzere beş bakanlık, yedi milyon nüfusa sahip ülkede örnek olarak kadınlara devredildi.
Halk, Afrika’nın en büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkede aşırı yoksulluktan şikâyet ederken Dibeybe, bir sonraki seçimlere kadar geçiş aşamasını yönetmek ve hala Libya’ya dağılmış durumda olan 20 bin paralı askerin ve yabancı gücün ülkeden çekilmesini sağlamak zorunda.
Dibeybe, günlük hayatlarında elektrik kesintilerinden, enflasyondan ve likidite eksikliğinden mustarip halkın acil beklentileri karşısında yeni hükümetin faaliyetlerini yakından takip edecek.
Hafter Başbakan Yardımcısı ile bir araya geldi
Öte yandan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Halife Hafter, 15 Mart’ta Dibeybe’nin yardımcısı Hüseyin el-Katrani ile bir araya geldi. Görüşmeye ilişkin ayrıntıya yer verilmedi. Ancak Libya’nın doğusundaki yetkililere bağlı Libya Haber Ajansı, görüşmede son gelişmelerin ve Dibeybe hükümetinin parlamentonun güvenoyunu aldıktan sonraki işleyişinin ele alındığını belirtti.
Hafter, tanık olduğu son ihlallerin ardından Bingazi şehrinde güvenliği yeniden sağlamaya çalışırken, şehirdeki güvenlik durumunu kontrol etmek için talimatlar verdi. Bingazi Yüksek Güvenlik Odası, ‘giriş ve çıkışlarının kontrolünü sıkılaştırmak, yargı kararlarından kaçan insanları tutuklamak ve sokakları kontrol etmek için çalışmak’ amacıyla şehirde yoğun güvenlik konuşlandırması sağlayan ortak bir güvenlik planının uygulandığını duyurdu.
Aynı şekilde Hafter, Çad sınırındaki Tebu kabilesinin şeyh ve ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle, ‘kaçakçılık faaliyetlerini engellemede ordu birliklerinin devriye çalışmalarını ve ülkenin güney sınırları içerisinde çok sayıda kaçakçıyı tutuklama çabalarının etkinliğini’ ele aldı.
LUO ve UMH temsilcilerinin yer aldığı 5+5 Ortak Askeri Komite, silahların hükümetin elinde toplanmasının ve dış müdahalenin sonlandırılmasının yanı sıra paralı askerlerin akıbetini görüşmek ve silahlı oluşumların varlığına son vermek için 15 Mart’ta Sirte’deki üçüncü toplantısını gerçekleştirdi.
Toplantının gerçekleştirildi alan, eski rejime mensup tutukluların ve zorla Trablus cezaevlerinde alıkonulanların serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto dalgasına tanık oldu.
Söz konusu gelişmelerle eş zamanlı olarak yerel medya kuruluşları, 15 Mart’ta paralı asker sorununu çözmek ve gelecek ayın başından itibaren 4 hafta içerisinde tahliyelerini sağlamak için bir ABD- Türkiye uzlaşısı hakkında bilgi sızdırdı. Medya organları, “ABD’li ve Türk yetkililer, Libya topraklarındaki Rus paralı askerlerinin varlığına ilişkin iddiaları doğrulamak için bir hava araştırması yapılması sonucuna ulaştılar” dedi.
Öte yandan Dibeybe’nin, Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir ve Libya Petrol Şirketi (NOC) Başkanı Mustafa Sanaullah ile görüşmek üzere Türkiye’ye gitmesi bekleniyor.



Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
TT

Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, ABD ile İran arasındaki savaşta yaşanabilecek yeni bir tırmanışın daha büyük yıkıma ve ciddi sonuçlara yol açmasından “son derece endişeli” olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bugün Bahreyn'in başkenti Manama'da Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü tarafından düzenlenen Güvenlik Diyaloğu Zirvesi'nde konuşan Abdülati, “Bir sonraki çatışma turu daha tehlikeli ve daha yıkıcı olacak, hiçbir sonuç getirmeyecek. Geçmişten ders çıkarmalıyız” ifadelerini kullandı.

Haziran ayında varılan geçici anlaşma, İran'la yaşanan savaşta kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını veya Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığının normale dönmesini mümkün kılmadı. O tarihten bu yana İran, Washington'un İran limanlarına uyguladığı ablukayı kaldırması karşılığında Tahran'ın yedi gün içinde aksayan deniz geçişini yeniden açmasını önerdi.

Yeni bir anlaşmaya varılması amacıyla Katar arabuluculuk heyeti dün yeniden Tahran'a döndü. Ancak taraflar, önce nükleer müzakerelerin mi yoksa ablukanın ve petrol yaptırımlarının hafifletilmesinin mi gündeme alınması gerektiği konusunda hâlâ anlaşmazlık yaşıyor.


Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
TT

Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri’nin görevden alınması ve Başbakan Ali ez-Zeydi’nin kurumun yönetimini bizzat üstlenmesi, ülkenin en önemli güvenlik kurumlarından birindeki görev değişikliğinin ötesinde anlamlar taşıyor. Bu gelişme, hassas makamların siyasi güçler arasında nasıl paylaştırıldığı ve bu güçlerin güvenlik kurumları üzerindeki nüfuzunun sınırları konusunda yeni soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Ez-Zeydi, eş-Şatri’yi görevden alma kararından üç gün sonra, perşembe akşamı ülkenin en hassas makamlarından birinin yönetimini devraldı. Aralık 2024’te dönemin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani tarafından Raid Cuhî’nin yerine atanan eş-Şatri, yaklaşık bir buçuk yıl görevde kaldı.

Hükümet, görevden alma kararını egemenliğin pekiştirilmesi ve bölgesel tehditlerle mücadele kapsamında atılmış bir adım olarak nitelendirdi. Ancak söz konusu tehditlerin niteliği veya ez-Zeydi’nin teşkilatın yönetimini ne kadar süreyle üstleneceği konusunda ayrıntı vermedi.

Bu adım, güvenlik kurumunun yönetiminde istisnai bir uygulama olarak değerlendirilirken, aynı zamanda kurum başkanının değiştirilmesinin ötesine geçen siyasi boyutlar taşıyor.

Ez-Zeydi, istihbarat teşkilatının “bütün Iraklılara ait” olduğunu ve partizan, mezhepsel ya da hizipsel paylaşımın dışında tutulması gerektiğini belirtti. Ancak yeni bir başkan atamak yerine görevi bizzat üstlenmesi, makamı iktidar ortakları arasında yürürlükte olduğu varsayılan yazılı olmayan siyasi paylaşım düzeninin dışında bırakıyor.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)

Güvenlik yapılanması

Siyasi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, makamların paylaşımına ilişkin mutabakatlar çerçevesinde istihbarat teşkilatı başkanlığının Sünni Arapların kontenjanına ayrıldığını, ancak bu düzenlemenin henüz Sünni bir ismin göreve getirilmesiyle sonuçlanmadığını belirtti.

Kaynaklara göre ez-Zeydi’nin teşkilatın başına geçmesi, bölgesel gerilimin arttığı bir dönemde yeni istihbarat başkanlığını siyasi çekişmelerden korumayı amaçlıyor olabilir. Kaynaklar, başbakanın güvenlik yapılanmasını yeniden düzenleme planlarının teşkilatın belirli siyasi güçlerin kontrolüne geçmesini zorlaştırdığını ifade etti.

2003'ten bu yana teşkilatın yönetiminde, eski subay Muhammed Abdullah eş-Şevvani'nin kısa süreli görev dönemi dışında, Şii partilerle bağlantılı isimler yer aldı. Buna karşılık Sünni yetkililer, operasyonlardan sorumlu başkan yardımcılığı gibi teşkilatın önemli kademelerinde görev yaptı. Söz konusu makam, İran yanlısı silahlı grupların kışkırtma kampanyalarına da hedef olmuştu.

Bağdat'ın Mansur bölgesindeki teşkilat merkezinin çevresi, Mart 2026'da insansız hava aracıyla (İHA) düzenlenen hava saldırısına maruz kaldı. Saldırıda bir istihbarat subayı hayatını kaybederken, merkezde maddi hasar meydana geldi.

Resmî olmayan güvenlik raporlarında, saldırının İran ile ABD arasındaki bölgesel gerilim nedeniyle yasa dışı faaliyet gösteren silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü.

Adının açıklanmasını istemeyen Sünni bir siyasetçi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Irak'taki mevcut mezhepsel ve etnik güç paylaşımı düzenine göre istihbarat teşkilatının Sünni Arapların kontenjanında bulunduğunu söyledi.

Söz konusu siyasetçi, bu kesimin özellikle hassas ve güvenlikle ilgili makamlarda güç paylaşımı sistemi nedeniyle sık sık haksızlığa uğradığını belirterek, Sünnilerin bu tür görevlerde temsil edilmemesinin, vatandaşlık ve geçmişin mirasını aşma söylemiyle siyasi uygulamalar arasındaki uçurumu ortaya koyduğunu ifade etti.

Ancak aynı siyasetçi, eş-Şatri'nin görevden alınmasıyla ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini birbirinden ayrı değerlendirdi. Başbakanın mevcut aşamada teşkilatı yönetmesinin, makam üzerindeki anlaşmazlığın siyasi güçler arasında yeni bir rekabet alanına dönüşmesini önleyebileceğini belirtti. Görev için adaylık sürecinin başlatılmasının, siyasi çekişmelerin yoğunluğu nedeniyle uzlaşmayı zorlaştırabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)
Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)

İstihbarat teşkilatı: Merkezî yönetim ile siyasi paylaşım arasında

2003'ten bu yana Irak İstihbarat Teşkilatı, devlet kurumlarının inşasına damgasını vuran mesleki ve siyasi çıkarların iç içe geçmesinden bağımsız kalamadı. Güvenlik kurumları, sivil kurumlardan farklı bir yapıya sahip olmalarına rağmen, üst düzey görevler çoğu zaman siyasi güçler arasında pazarlık ve rekabet konusu oldu.

Siyaset araştırmacısı Abbas Abbud, 2003 sonrasında Irak devletinin kurumsal yapısında idari ve siyasi alanların iç içe geçtiğini, bunun da kurumların rolünü sınırlandırarak bağımsızlıklarını zayıflattığını ifade etti.

Abbud, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu iç içe geçişin idari görevlerden hassas güvenlik kurumlarına kadar uzanan bir siyasi nüfuz mücadelesine yol açtığını söyledi. Başbakanın teşkilatı siyasi paylaşım düzeninin dışında tutma yönündeki açıklamalarına rağmen, istihbarat kurumunun da bu rekabetin bir parçası hâline geldiğini vurguladı.

Burada öne çıkan soru, ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini siyasi liderlikle güvenlik kurumları arasındaki ilişkiyi yeniden düzenlemeye yönelik bir adıma dönüştürüp dönüştüremeyeceği.

Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Ofisi'nin kurulması ve yönetiminin eski İçişleri Bakanı Korgeneral Abdülemir eş-Şemmari'ye verilmesi, güvenlik yapılanmasının denetimini başbakanın liderliğinde merkezileştirmeye yönelik açıklanmış bir eğilimi yansıtıyor.

Ancak denetimin merkezîleştirilmesi, atama ve hesap verebilirlik konusunda açık kurallar oluşturulmadığı ve yetki sınırları belirlenmediği sürece kurumların mesleki bağımsızlığını güçlendireceği anlamına gelmiyor.

Müstansıriye Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Talib Muhammed Kerim, Irak'ın bölgesel ve uluslararası çatışmalardan korunabilmesi için stratejik gelişmeleri okuyabilen, çatışmaların yönünü ve bunların güvenlik, egemenlik ve ekonomik çıkarlar üzerindeki etkilerini öngörebilen bir istihbarat teşkilatına ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Kerim, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu hedefin gerçekleştirilmesi için teşkilatın siyasi çekişmelerden bağımsız bir mesleki yapıya kavuşması, güvenlik, diplomasi ve ekonomi kurumlarıyla koordinasyon içinde çalışması ve kurumu siyasi güçlerin hesaplarına göre değil, ulusal çıkarlar doğrultusunda yönetecek yetki ve vizyona sahip bir liderlik tarafından yönetilmesi gerektiğini vurguladı.


Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
TT

Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan’daki savaşın sona erdirilmesi ve dışarıdan dayatmalar olmaksızın barışın tesis edilmesi için ülkesinin yardıma hazır olduğunu açıkladı. Putin, Moskova’da düzenlenen 3. Rusya-Afrika Zirvesi kapsamında Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile gerçekleştirdiği görüşmede, iki ülke arasındaki ekonomik ve teknik iş birliğini geliştirmeye yönelik bir yol haritası sundu.

Putin, ülkesinin çatışmaların durdurulmasını ve siyasi bir çözüme ulaşılmasını desteklediğini vurgulayarak, savaşın insani ve ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre önerilen yol haritası, ticaret, sanayi, teknoloji ve lojistik alanlarında iş birliğini kapsıyor.

Burhan ise Rusya ile stratejik ortaklık kurulması çağrısında bulunarak Kızıldeniz kıyısında, Rusya’ya ait akaryakıt ve buğday depolarının da yer alacağı serbest ekonomik bölge oluşturulmasını önerdi. Sudan hükümetinin, demokratik bir sivil geçiş sürecinin ve özgür seçimlerin önünü açacak, “tamamen Sudan’a özgü” bir barış sürecine bağlı olduğunu vurguladı.

Öte yandan Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, Ukraynalı askerlerin Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) saflarında savaştığını ve birliklerine insansız hava araçlarının (İHA) kullanımı konusunda eğitim verdiğini öne sürdü. Hartum yönetiminin Ukraynalı, Kolombiyalı ve diğer yabancı uyruklu kişilerin savaşa katılımına ilişkin kanıtlara sahip olduğunu belirten Salim, geçen yıl ABD yönetimine Ukrayna üzerinden Sudan’a Amerikan silahlarının ulaştırıldığını gösteren belgeler sunduğunu açıkladı.