Wagner unsurları, Deyr-i Zor petrol sahası yakınlarına konuşlandı!

30 Kasım 2020’de Haseke kırsalında Rus helikopteri Türk kuvvetleri ile ortak devriye geziyor (AFP)
30 Kasım 2020’de Haseke kırsalında Rus helikopteri Türk kuvvetleri ile ortak devriye geziyor (AFP)
TT

Wagner unsurları, Deyr-i Zor petrol sahası yakınlarına konuşlandı!

30 Kasım 2020’de Haseke kırsalında Rus helikopteri Türk kuvvetleri ile ortak devriye geziyor (AFP)
30 Kasım 2020’de Haseke kırsalında Rus helikopteri Türk kuvvetleri ile ortak devriye geziyor (AFP)

Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Aleksandr Karpov, Rus askeri polisinin Suriye’nin güneybatısındaki Busra şehrinde bulunan antik anıtların yakınlarına konuşlandırıldığını duyurdu.
Karpov, geçen Şubat ayından bu yana Rus polisinin Suriye’nin Busra şehrinde anıtları korumaya başladığını söyledi.
Daha önce bölge, muhalif grupların kontrolü altında bulunuyordu. İki yıl önce Rusya Uzlaştırma Merkezi’nin arabuluculuğu, hükümet güçleri ile uzlaşıya varılmasına katkıda bulundu.
17 Mart’ta Wagner’e bağlı Rus paralı asker gruplarının, Deyr-i Zor şehrinde rejim kontrolündeki bölgelerde yeniden devriyelere başladığı açıklandı. Yerel kaynaklar, Deyr-i Zor’da Wagner’e bağlı 150 silahlı unsurun, Suriye rejimi ve Rus güçlerinin kontrolündeki petrol tesislerini koruma görevini üstlendiğini söyledi. Kaynaklara göre Irak Hizbullah’ından 100 kuvvetlik askeri takviyeler de Rakka’nın güneyinde İran kontrolündeki Zamleh petrol ve gaz sahasına ulaştı.
Birkaç gün önce Rusya ve Beşinci Kolordu güçleri, İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyyun milislerinin geri çekilmesi sonrasında Rakka kırsalında ‘es-Sevre’ petrol sahası ve Tavinan doğalgaz sahasına girerek kontrolü sağladı.
Muhalif ‘Ayn Fırat’ haber ağına göre Suriye rejim güçlerinin, İranlı ve Rus milislerin kontrolünde olan Deyr-i Zor şehrinin el-Kasur mahallesinde Wagner çeteleri dolaşıyor. Haber ağı, Deyr-i Zor- Şam yolundaki Sports City’de bulunan Wagner gruplarının, bu hafta şehirde ikinci devriyelerini gerçekleştirdiğini belirtti. Aynı şekilde et-Taym petrol sahasında da çok sayıda unsur konuşlanırken, haber ağı bölgede toplamda 150 unsurun bulunduğunu ifade etti.
Habere göre Wagner, geçen yılın sonlarında Deyr-i Zor’dan ve ülkenin doğusunda rejim kontrolündeki bölgelerden geri çekildi. Son aylarda artan DEAŞ saldırıları karşısında Wagner, petrol sahalarını koruma görevlerinde İranlı milislere güveniyordu.
Mayıs 2018’de Uluslararası Koalisyon Güçleri tarafından yapılan askeri operasyon, Wagner’in Suriye’deki varlığının boyutunu ortaya çıkardı. Öyle ki saldırı, Deyr-i Zor’un doğusundaki rejim güçleri ve müttefik milislerinden oluşan bir konvoyu hedef aldı ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bir askeri noktaya saldıran 200’den fazla Rus savaşçının ölmesine neden oldu. Bu bağlamda İran Devrim Muhafızları’na bağlı bir askeri konvoyun, Deyr-i Zor’un doğusundaki el-Aşara çölünde DEAŞ tarafından pusuya düşürüldüğü bildirildi. Konvoy Seyyide Zeynep, Devrim Muhafızları unsurları ve özel muhafızlardan unsurlar da dahil Mayadin ilçesinde Devrim Muhafızları komutanlarından İranlı Kasım ve Rıza komutanlığındaki 6 araçtan oluşuyordu. Pusuda Kasım ve Rıza ölürken, bazı subaylar da ağır şekilde yaralandı.
Öte yandan Suriye hükümeti, bir Rus şirket ile Akdeniz’de Tartus açıklarında petrol arama anlaşması imzaladı.
Yerel medya organları, anlaşmanın Suriye Petrol Bakanlığı ve Rusya’nın ‘Capital Limited’ firması arasında imzalandığını duyurdu. Anlaşmaya göre Suriye devleti, firmaya, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin Akdeniz’in doğu kıyısındaki Tartus ili açıklarında 2 bin 250 kilometrekarelik bir alanda petrol arama ve geliştirme konusunda özel hak tanıdı.
Anlaşmaya göre petrol arama süresi iki aşamaya ayrılıyor. Bu bağlamda ilki, sözleşmenin imzalanmasıyla başlayan 48 aylık keşif süresi, bu süre 36 ay daha uzatılabilir. İkinci dönem ise 25 yıl süren ve 5 yıl daha uzatılabilen geliştirme aşaması.
Paylaşım kotalarıyla ilgili olarak ise kaynaklar, “Konu, petrol fiyatı, üretilen miktarlar ve ürünün doğal gaz olup olmadığı ile bağlantılı” dedi.
Tartus’un kuzeyinden Baniyas’ın güneyine kadar uzanan 2 bin 190 km’lik bir alan için ise ‘East Med Amrit’ firması ile anlaşma imzalandı. Kaynaklar, alanda sondaj yerlerinin belirlendiğini, 3 boyutlu sismik araştırma çalışmalarının yapılmasının beklendiğini ifade etti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.