Hamas ve Fetih seçimlere ortak liste ile giriyor

Hamas, Yasama Konseyi’nin oluşturulması için seçimlere girmeyen grupların katılımını dört gözle bekliyor (Independent Arabia)
Hamas, Yasama Konseyi’nin oluşturulması için seçimlere girmeyen grupların katılımını dört gözle bekliyor (Independent Arabia)
TT

Hamas ve Fetih seçimlere ortak liste ile giriyor

Hamas, Yasama Konseyi’nin oluşturulması için seçimlere girmeyen grupların katılımını dört gözle bekliyor (Independent Arabia)
Hamas, Yasama Konseyi’nin oluşturulması için seçimlere girmeyen grupların katılımını dört gözle bekliyor (Independent Arabia)

İzzeddin Ebu Ayşe
Filistinli grupların Mısır’ın başkenti Kahire’de yaptığı toplantının oturum aralarında Fetih ve Hamas, aralarında tek bir seçim listesi içerisinde kuracakları ittifakı tartışmak üzere bir araya geliyor. Gözlemciler, iki tarafın iktidarda kalmayı garantilemek için böyle bir adımı atmak istediğini düşünüyor. Zira Hamas sandıklarda oy kaybetmekten korkarken Fetih de seçimlere ortak bir listeyle girmesini engelleyebilecek büyük bölünmelere tanık oluyor.
Ayrıca Fetih Hareketi Demokratik Reform Akımı’nın lideri Muhammed Dahlan, parlamento seçimlerine bağımsız bir listeyle katılacağını duyurmasının ardından iki taraf da böyle bir adıma başvurmak zorunda kaldı.

Seçim ittifakı... En iyi seçenek
Siyasi işler uzmanı Ahmed el-Acele, özellikle Gazze Şeridi sakinleri acı bir bölünme döneminden geçtikleri için Dahlan’ın seçimleri kazanma şansının yüksek olduğunu, çünkü halkın değişim için Demokratik Reform Akım’ın listesine oy verebileceğini söyledi.
İki hareketin aralarındaki ittifakın nihai şekline sadece bir gün içerisinde ulaştığı tahmin ediliyor. Zira Filistin Merkezi Seçim Komitesi gruplar, ittifaklar ve bağımsız ve parti listelerinden başvuru almak şartıyla 20 Mart’ta adaylık kapısını açacak.
Fetih ve diğer gruplarla seçimlerde ittifak kurmak isteyen tarafın Hamas olduğu belirtiliyor. Çünkü Hamas Hareketi Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ortak bir listeye katılma seçeneğinin “kırmızı çizgileri korumak” için tercih edilebilecek bir seçenek olduğunu söyledi.
Heniyye’ye göre ortak liste seçeneğine başvurmak, geçtiğimiz Eylül ayında Mahmud Abbas başkanlığında Filistinli grupların genel sekreterleri ve temsilcileri ile yapılan toplantının sonuçlarından biri olan Ulusal Mutabakat belgesine dayanıyor. Bu da Hamas’ın Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) katılması ve önceki toplantılarda grup liderlerinin oybirliğiyle kararlaştırılan siyasi programa göre çalışmasının yanı sıra başta 1967 sınırlarını esas alan bir Filistin devleti kurulması olmak üzere Filistin Ulusal Otoritesi’nin fikirlerini kabul etmesi anlamına geliyor.

Diğer grupların katılımı
Kahire’den edinilen bilgilere göre Hamas, Mısır’ın başkentinde gruplar arasında yapılan toplantının oturum aralarında Fetih ile yaptığı ikili görüşme esnasında Fetih’e Filistin kamuoyunu daha iyi bir şekilde ikna etmek için ortak listenin diğer siyasi blokları da içermesini şart koştu. Bu liste “ortak ulusal ittifak” olarak tanımlanabilir. FKÖ’deki grupların hazırlandığı taslak bu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Fetih Hareketi Merkez Komitesi üyesi Izam el-Ahmed, beş grubun resmi olarak ortak bir listeyle seçimlere girmeyi kabul ettiğini ve diğer gruplarla ise görüşmelerin hala devam ettiğini söyledi ancak seçim ittifakına katılan partilerin isimlerini açıklamayı reddetti.
Diğer taraftan Fetih Hareketi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Cibril er-Racub yönetimin uygun olacak fikre 19 Mart’ta karar vermesi koşuluyla, hareketin geniş bir ulusal cephede yasama seçimlerine katılmaya kararlı olduğunu vurguladı. Racub seçimlerle ilgili olarak Hamas liderleriyle her gün toplantılar yapıldığına dikkat çekti.

Muhalefet ve aldatma
İki tarafın ortak bir listeye katılma fikri, tarafların önde gelen isimleri tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı. Fetih Yürütme Komitesi ve Merkez Komitesi’nin eski üyesi Zekeriya el-Ağa bu seçeneğin, halkın iradesini atlatan sahte bir demokrasi kisvesi altında bölünmeyi pekiştirmek anlamına geldiğini söyledi.
Heniyye, seçimlerden sonra yeni bir siyasi yol inşa etmek amacıyla Yasama Konseyi seçimlerine katılmayanlar da dahil olmak üzere tüm güçlerin katılacağı orantılı temsile dayalı bir ulusal birlik hükümeti kurulacağını belirtti.
Diğer taraftan siyasi işler uzmanı Ahmed el-Acele, Hamas’ın Gazze'yi yönetme şekli yüzünden kötü bir üne kavuşmasının ardından Gazze’deki seçmenlerinin çoğunu kaybetmesinin yanı sıra uluslararası toplumun, yönetimin iplerini bir kez daha kendi ellerine bırakmayacağının farkında olduğundan seçimlerde ittifak kurma seçeneğine başvurduğunu söyledi.
Acele’nin bu yorumu Hamas Siyasi Büro Üyesi Salah el-Berdevil’in “Uluslararası toplum, planlanan seçimlerin bir sonucu olarak hala Oslo ekibini istiyor. Nitekim uluslararası iradenin İsrail ile çatışılması konusunda siyasi projeleri var” şeklindeki açıklamaları ile uyuşuyor.
Ortak listede ilke olarak Ulusal Mutabakat belgesi esas alınacağından önümüzdeki seçimde herkes için tam orantılı bir temsilcilik sağlanacak. İki taraf, listelerinden rakiplerini çıkarmak için böyle bir yol izliyor.
Bununla birlikte Hamas ortak liste ile ilgili kapıyı aralık bıraktı. Hamas Sözcüsü Hazım Kasım seçimlere katılma ile ilgili tüm seçeneklerin açık olduğunu söyledi. Zira güçler ve gruplar ile yapılan istişareler, Fetih ile yapılan görüşmeye atıfta bulunulmadan sona ermedi.
Seçim ittifakının Abbas’ı Fetih içerisinde daha fazla bölünme yaşanmasından kurtarabileceğini belirten Acele, resmi meşruiyet olarak kendisi için en iyi seçeneğin bu olduğunu ifade etti. Aynı zamanda Fetih’in Hamas’la ortak bir listeye girmesi, rakip listeler ya da Fetih’ten ayrılan listeler üzerinde büyük bir baskı oluşturabilecek şekilde gücünü artıracak. 



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.