Avrupa’daki aşı krizi pandemi tedbirlerini tehdit ediyor

Komisyon 160 milyon doz dağıtma sözüne rağmen sadece 70 milyon doz aşı dağıtıldı

İrlanda’nın başkenti Dublin’de yaşlılar aşılanırken (AFP)
İrlanda’nın başkenti Dublin’de yaşlılar aşılanırken (AFP)
TT

Avrupa’daki aşı krizi pandemi tedbirlerini tehdit ediyor

İrlanda’nın başkenti Dublin’de yaşlılar aşılanırken (AFP)
İrlanda’nın başkenti Dublin’de yaşlılar aşılanırken (AFP)

Avrupa çevrelerinde, Avrupa Birliği’nin (AB) yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının yol açtığı sağlık ve ekonomi krizinin üstesinden gelmek için hazırladığı stratejinin başarısız olacağına ilişkin endişeler güç geçtikçe artıyor. AB Komisyonu yetkilileri, salgını kontrol altına almak için tek seçenek haline gelen ve başlangıcından bu yana, bir sorundan zar zor kurtulup diğerine yakalanan aşılama kampanyasında karşılaşılan engelleri artık gizlemiyorlar.
Avrupalı yetkililerin sahip oldukları endişe seviyesine ilişkin bir fikir vermek gerekirse, AB Komisyonu’nun 5 büyük ilaç şirketi ile imzaladığı sözleşmeler ile uzun süre iftihar etmesinin ardından bu yılın ilk çeyreğinde 160 milyon doz aşı dağıtma sözü vermişken, şimdiye kadar sadece 70 milyon, yani ABD’nin dağıttığı miktarın yarısı kadar bir aşı dağıtabilmiş olduğunun hatırlatılması yeterli olur.
Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen aşıyı üreten AstraZeneca şirketine karşı defalarca suçlamada bulunan AB Komisyonu yetkilileri, aşının uygulanmasındaki gecikmenin ve yan etkilerine ilişkin şüphelerin, vatandaşlarının aşılanmasının günlerce veya haftalarca ertelenmesinden çok daha tehlikeli sonuçları olduğunu biliyorlar. Bu gecikmeler, AB’nin önümüzdeki yaz başlarında hizmet sektörü faaliyetinin yeniden başlamasını ve normale dönmesini sağlayacak olan hızlı bir aşılama kampanyasına dayalı, sağlık ve ekonomi krizinden çıkma stratejisini tehdit ediyor.
AB Komisyonu’na yöneltilen eleştiriler artık muhalefet partileri, üye ülkelerindeki popülist ve aşırı sağcı güçlerden gelenlerle sınırlı kalmıyor, geçtiğimiz günlerde hükümet yetkilileri ve bağımsız uzmanlar da eleştirilerini dile getirmeye başladılar. Avrupa Parlamentosu’nun Aşılama Stratejileri Takip Komitesi Başkanı Nicolas Casares konu ile ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:
“AB Komisyonu’nun gelecek ay çok zor bir sınavı var. Komisyon, bu yılın ikinci çeyreğinde aşı dağıtımını hızlandıramazsa siyasi bir durumun yanı sıra, vaka sayılarında ciddi artış ve hükümetleri bu felakette sorumluluk almaya itecek protestolarla yüzleşecek.”
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen cumartesi günü yaptığı bir açıklamada, AB imzalanan sözleşme kapsamında taahhüt edilen aşı miktarlarının teslim edilmemesi durumunda AstraZeneca aşılarının AB dışına ihracatına engel olmakla tehdit etti. AB Sağlık Güvenliği Komiseri Stella Kyriakides, anlaşılan miktardaki aşıların teslimatı için üretim kapasitesini artıran Pfizer’in aksine, başından beri sorunların bir türlü bitmediğini belirttiği AstraZeneca şirketinin davranışlarından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.
Bu gerilim, ortak aşılama stratejisindeki bir ayrılığa yansımaya başladı. Zira dün, aslında AstraZeneca aşısı için anlaşma yapmış bir grup ülke, Komisyon’un bu şirketten aldığı aşıların yeniden paylaştırılmasını istedi ancak bu talep diğer ülkeler tarafından reddedildi.  
Gözlemciler, bu anlaşmazlığın bu hafta düzenlenmesi planlanan Avrupa zirvesinin ortamını bulandıracağından ve AB’nin Türkiye ve Rusya ile ilişkileri başta olmak üzere stratejik ilişkilerini yeniden şekillendirmeye adanan zirvenin, aşı kampanyalarını kurtarma girişimi için bir kriz hücresine dönüşeceğinden endişe ediyorlar. AB Komisyonu’ndan kaynaklar, 160 milyon doz aşının yani üye ülkelerin yetişkin nüfusun yüzde 22’sinin aşılanması için yeterli sayıda aşı dozunun bu ayın sonuna kadar dağıtılacağı ve yılın ikinci yarısında ise 380 milyon doz alınmasını bununda aşı kapsamının önümüzdeki yaz başlarında yetişkin nüfusun yüzde 60’ına yükselmesini sağlayacağına yönelik beklentilerinde hala ısrar ediyorlar.
Komisyon, AB stratejisine dayanarak yaptığı tahminlerinde bu yılın ilk yarısının sonuna kadar yetişkin nüfusun yüzde 20’sini aşılayacağını belirmişti. Bu ilerleme yılın ikinci yarısında ekonomik kalkınmaya hazırlık olacaktı ancak mevcut koşullarda böyle bir durum artık mümkün değil. Zira AB ülkelerinde aşıların ortalama dağıtım oranı henüz nüfusun yüzde 4,2’sini bile aşmadı.
Komisyon’un AstraZeneca ile imzaladığı sözleşmenin bu yılın ilk yarısı sonuna kadar 270 milyon aşı dozu teslim edilmesini gerektirse de, şirket geçtiğimiz günlerde, Haziran ayı sonuna kadar AB’ye 100 milyondan fazla doz gönderemeyeceğini duyurdu.
Bununla birlikte AB’nin sorunları ve bu yılın ikinci yarısında ekonomik aktivitede kalkınma tahminlerinin düşeceğine dair endişeleri, sadece aşı dağıtımındaki gecikmelerden değil, AB ülkelerin çoğundaki ciddi vaka artışları ve Fransa ve İtalya gibi büyük ülkelerde karantina ve tamamen kapanma önlemlerine dönülmesinden de kaynaklanıyor.
Fransız hükümeti cumartesi günü itibariyle en az 4 hafta sürecek olan katı izolasyon önlemleri paketini uygulamaya başladı. Yarısından çoğu başkent Paris’te bulunan toplam 11 bin ticari kuruluş kapatıldı. İtalya’da ise, başkent Roma ve Milano şehri de dahil olmak üzere nüfusun yüzde 65’i, geçen haftadan başından 6 Nisan’a kadar kapsamlı kapatma önlemlerine tabi tutulacak.
Bunun yanı sıra, perşembe günü Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından AstraZeneca aşısının bazı yan etkilerinin oluşma ihtimali ile birlikte “güvenli ve etkili” olduğuna yönelik yapılan açıklamanın yanı sıra Almanya Başbakanı Angela Merkel ve İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin önümüzdeki günlerde aşıyı yaptıracaklarını duyurarak güvence vermelerine rağmen aşıya yönelik şüpheler ortadan kalkmadı.



Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.


Hamas rehineleri teslim etti ve Trump'tan övgü aldı

Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
TT

Hamas rehineleri teslim etti ve Trump'tan övgü aldı

Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Gazze Şeridi ile ilgili son açıklamalarında hem hayatta olan hem de ölen İsrailli esirlerin serbest bırakılmasında Hamas'ın oynadığı rolü defalarca övdü.

Trump'ın tekrarlanan açıklamaları, en iyimser Amerikalıların ve İsraillilerin bile, özellikle Gazze Şeridi'ni harap eden iki yıllık İsrail savaşı göz önüne alındığında, tüm esirlerin, hayatta olan ve ölenlerin, bu kadar kısa sürede geri döneceğini tahmin etmediklerini ortaya koyuyor.

Bu arada, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde Hamas'a karşı faaliyet gösteren beş Filistinli milis grubu kurmakla övünürken, iktidardaki sağ kanattaki çevreler, bu tür örgütlenmelerin en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiği ve daha fazla para ödeyecek birilerini bulmaları halinde muhtemelen kendilerine karşı döneceği ve İsrail'e düşman kesilebileceği gerekçesiyle, bu grupların rolüne ve onlara harcanan devasa miktardaki paraya karşı uyarıda bulunuyor.