El-Hol Kampı... Ağır bir yük ve ‘saatli bomba’

El-Hol kampındaki ‘uyuyan DEAŞ hücreleri’ suikastların arkasında olmakla suçlanıyor

18 Mart'ta Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında bulunan el-Hol kampını gözetleyen Kürt bir militan (AFP)
18 Mart'ta Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında bulunan el-Hol kampını gözetleyen Kürt bir militan (AFP)
TT

El-Hol Kampı... Ağır bir yük ve ‘saatli bomba’

18 Mart'ta Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında bulunan el-Hol kampını gözetleyen Kürt bir militan (AFP)
18 Mart'ta Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında bulunan el-Hol kampını gözetleyen Kürt bir militan (AFP)

Suriye'nin kuzeydoğusundaki El-Hol Kampı, Iraklı bir mülteciyi veya yerinden edilmiş bir Suriyeliyi etkileyen neredeyse her gün yaşanan yeni cinayet haberleri nedeniyle ağır bir yük haline geldi. Iraklıların işlerini yürüten yerel konseyde sivil memur olarak çalışan Iraklı bir mülteci, 17 Mart'ta birinci bölümdeki çadırında öldürülürken, İç Güvenlik Kuvvetleri 15 Mart'ta  kampın üçüncü bölümünde Iraklı mültecilere ait iki ceset buldu. Aynı zamanda Mart ayı ortasında 4 Iraklı mülteci ve Suriyeli bir sığınmacı kadının vurularak öldürülmüş cesetleri bulundu. 
Kürt Kızılayı tarafından yayınlanan rakamlara göre, bu ayın başından bu yana kampta her gün bir kişi öldürüldü ve kimliği belirsiz mermiler tarafından öldürülenlerin sayısı sadece Mart ayında 14 kişiye ulaştı. Böylece bölgede bu yılın başından itibaren en az 5’i kadın olmak üzere toplam 29 kişi öldürüldü. Geçen Ocak ayında 8 kişi öldürülürken, geçtiğimiz Şubat'ta ise 7 kişi hayatını kaybetti. Geçen yıl toplam 40 Iraklı mülteci ve yerlerinden edilmiş Suriyeli öldürüldü.
Kötüleşen güvenlik durumu ve güvenlik güçlerinin durumu kontrol edememesi hakkında değerlendirmelerde bulunan Özerk Yönetim'den kampın korunmasını ve idari işlerini yöneten önde gelen bir yetkili, kampın kontrolden çıktığını, kampın aşırılık yanlısı DEAŞ örgütü ile bağlantılı olan uyuyan hücrelere tabi olduğunu ve örgütün terörist operasyonlarını başlatmak için bir üs haline geldiğini ifade etti.
Çoğunlukla Iraklı mültecileri etkileyen devam eden cinayetler ve suikastlar nedeniye Iraklı yetkililer vatandaşlarını kamptan teslim almayı reddediyor. Yerinden edilmiş Suriyelilerin kamptan uzaklaştırılmasına ve tehlike altında bulunan diğer mültecilerin başka kamplara nakledilmesine rağmen Özerk Yönetim, kaçanların sayısının da artmasıyla birlikte durumun daha da kötüye gideceğinden endişe ediyor. Rojava Bilgi Merkezi’ne göre 2020 yılında kamptan sızmayı başaranların sayısı 200'e ulaştı. Yerel makamların tüm vakaları sayamaması nedeniyle sayıların çok daha yüksek olduğu düşünülüyor. Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Abdulkerim Ömer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yönetimin kampın bölünerek 7 ayrı bölüme ayrılmasını ve böylece güvenlik güçlerinin güvenliği daha iyi kontrol edebilmesini sağlayacak bir planı incelediğini belirtti.
Çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 60 binden fazla Suriyeli’den ve Iraklı’dan oluşan el-Hol kampı, DEAŞ örgütü üyesi ailelerinden yaklaşık 12 bin çocuk ve kadını barındırıyor. Kamptaki 50 farklı Batı ve Arap ülkelerinden gelen DEAŞ aileleri yönetim yetkilileri üzerinde büyük bir yük oluşturuyor. Kürt yetkililer ilgili ülkelere, tutukluları başta olmak üzere vatandaşlarını geri almaları veya ülkelerinin rızası ile yargılanmaları için uluslararası bir mahkeme kurmaları çağrısında bulunuyor. Ancak çoğu hükümet, özellikle Avrupa ülkeleri vatandaşlarını geri almayı reddediyor. Ömer açıklamasında, ABD ve Uluslararası Koalisyon ülkelerine, örgütün propagandasının kurbanı olan, özellikle de savaş suçlarına karıştığı veya saflarda savaştığı kanıtlanmamış kadınların çocuklarıyla birlikte mevcut olduklarına dair bilgi verdiklerini belirtti. Ayrıca Ömer açıklamasında şunları kaydetti:
"En iyi ihtimalle çocukları anneleri olmadan almayı kabul ediyorlar. Ancak bazı çok özel insani vakalar dışında bir çocuk ile annesi arasında hiçbir ayrılık süreci gerçekleşmedi. Haklı olmayan gözaltı operasyonları olduğuna dair söylenenleri reddediyoruz. Sahip olduğumuz doğru bilgiler dahilinde hareket ediyor, çocukların iadesi ve kadınların sorununun çözülmesi konusunda işbirliğini memnuniyetle karşılıyoruz.”
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu ve Batı hükümetleri kampta psikoloji ve rehabilitasyon merkezleri inşa etmek için projeler uygulamaya başladı. Bölgeden Kürt bir kaynak, yabancı ve Arap ülke vatandaşlarının ülkelerine iade edilmeden önce testlere tabi tutulması için ruhsal hastalıkların tedavisi ve yeniden entegrasyon konusunda uzmanlaşmış 15 şube ve merkezin açılması projesine başlandığını bildirdi.
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Yardımcısı David Brownstein, ABD Başkanı Joe Biden'ın görevi devralmasından bu yana Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi ile 5 toplantı gerçekleştirdi. Tüm görüşmelerde özellikle el-Hol kampı, gözaltı merkezleri ve hapishanelerdeki durum olmak üzere güvenlik konularını ele aldıklarını belirten Ömer, “ABD Temsilcisi Yardımcısı Brownstein, ülkesinin ilgili ülkelerle tüm ilişkilerde ülkelere özellikle çocuklar ve kadınlar olmak üzere vatandaşlarını kamptan almaları ve uluslararası koalisyonun tüm periyodik toplantılarında bu dosyayı tartışmaları çağrısında bulunduğunu açıkladı” dedi.
Haseke’nin 45 kilometre doğusundaki kamptan kaçış olayları tekrar gündeme geldi. İç Güvenlik Güçleri geçtiğimiz yıldan bu yıl Mart ayına kadar 700 sızma girişimi kaydetti. Özerk Yönetim İç Güvenlik Güçleri Sözcüsü Ali el-Hasan, “kaçış girişimlerinin Türkiye’nin saldırılarından sonra arttığını, ancak bu girişimlerin çoğunda aşırılık yanlısı DEAŞ örgütüne ait olduğundan şüphelenilen unsurların eşleri ve çocuklarının kaçmalarını önlemede başarısız olduklarını" belirtti. Ayrıca tüm soruşturmalarda söz konusu kadınların Türkiye’ye kaçma arzusunda olduklarının kaydedildiğini ifade etti.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.