AstraZeneca aşısına talebin azalmasından endişe ediliyor

Dozların teslimatlarındaki gecikmeler ve tutarsız açıklamalar aşı kampanyalarını olumsuz etkiliyor.

Madrid’deki bir aşı merkezi. (DPA)
Madrid’deki bir aşı merkezi. (DPA)
TT

AstraZeneca aşısına talebin azalmasından endişe ediliyor

Madrid’deki bir aşı merkezi. (DPA)
Madrid’deki bir aşı merkezi. (DPA)

AstraZeneca aşısının yeni sonuçlarının bildirilmesindeki gecikmenin ve nadir de olsa kan pıhtıları ile ilgili yan etkilerin neden olduğu aksaklıkların, yeni tip koronavirüs pandemisiyle mücadele için küresel stratejilerin temel dayanağı olan aşının güvenilirliğine kalıcı olarak zarar verebileceği belirtiliyor. AP’nin haberine göre uzmanlar, aşılara olan güvenin azalabileceği uyarısında bulundular.
AstaZeneca aşısına yönelik son sorun salı günü ortaya çıktı. ABD’li yetkililer alışılmadık bir açıklamada bulunarak cesaret verici sonuçları bir önceki gün yayınlanan AstraZeneca aşısına ilişkin verilerin eski olabileceğine yönelik endişelerini dile getirdiler. Açıklamada bu durumun aşının “etkinliğine ilişkin eksik bir görüş” verdiği vurgulandı.
AstraZeneca şirketi ise deneyin sonuçlarının 17 Şubat’tan önceki verileri içerdiğini ve yüzde 79 oranında etkili olduğunu gösterdiğini belirtti. 48 saat içinde güncel verileri sunacağına yönelik taahhüt verdi.
Yönetimden üst düzey bir yetkiliye göre çalışmayı denetleyen bağımsız bir komite pazartesi günü şirkete gönderdiği bir mektupta, seçilmiş veriler yayınlanmış olmasını kınadı. Konunun hassasiyeti nedeniyle ismini paylaşmak istemeyen yetkiliye göre Komite, AstraZeneca ve ABD’deki sağlık görevlilerine, şirketin güncel veriler yerine eski ve muhtemelen yanıltıcı veriler kullandığına yönelik endişelerini dile getirdi.
İngiltere'deki East Anglia Üniversitesi'nden Profesör Paul Hunter, bu durumun “Aşı konusunda daha fazla tereddüt yaratmasının muhtemel olduğunu” söyledi. Hunter sözlerine şöyle devam etti:
“Bu zarar, AstraZeneca aşısının kendisi ile sınırlı olsa bile geniş kapsamlı etkileri olacaktır. Çünkü rakiplerinin çoğundan daha ucuz ve daha kolay depolanıyor ve bu nedenle aşının gelişmekte olan ülkelerde geniş çapta kullanılması beklenmesi sebebiyle etkilerinin de geniş çaplı olması bekleniyor. Uluslararası sağlık kuruluşları birçok kez, aşının güvenli ve etkili olduğunu, şirketin halkın güveniyle ilgili sorunlarla ilk kez karşılaşmadığını söylediler.”
Üretimdeki hatalar, İngiltere’nin aşının onaylanması için kullandığı ilk temel denemenin kısmi sonuçlarını gölgelemişti. Aşının yaşlı kesimi Kovid-19’a karşı ne kadar koruduğuna yönelik net sonuç sağlamayan bu veriler, bazı ülkelerde aşı kullanımında ilk aşamada daha genç nüfusla sınırlı kalmasına neden oldu. ABDl’i yetkililer, İngiltere’de bildirilen sorunlar hakkında araştırma yaparken, vakalarda aşının etkin olmadığı yönünde karar vermeden önce AstraZeneca çalışmasını altı hafta süreyle askıya aldı. Avrupa Birliği ise AstraZeneca’nın aşı teslimatının geciktirdiğine yönelik şikayetlerini dile getirdi.
Geçen hafta 12’den fazla ülke, bazı kişilerde kan pıhtısı görüldüğüne yönelik raporlarının ardından geçici olarak AsraZeneca aşısının kullanımını askıya aldı. Avrupa İlaç Ajansı (EMA), aşının genel kan pıhtısı oluşma oranını artırmadığı sonucuna vardı. Ancak bu olayın ardından, şüphelerde aşırıya kaçılmasının insanların aşıya olan güveni üzerinde açık bir etkisi olduğunu görüldü.
Norveç’ten üst düzey bir yetkili pazartesi günü, birçok insan tarafından reddedildiği için aşının tekrar kullanımının mümkün olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu. Norveçli Doktorlar Derneği’nden Marte Kvittum Tangen, televizyon kanalı ARK’a yaptığı açıklamada, “İnsanlar AstraZeneca aşısını istemediklerini açıkça söylüyorlar” dedi.
Geçen hafta Romanya’nın başkentinde, Aşılama Koordinatörü Valerio Georgita 24 saat içerisinde 33 bin doz aşılamanın iptal edildiğini ve aşı olması planlanan 100 bin kişiden üçte birinin aşı merkezine gelmediğini duyurdu. Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da da aynı aşının dozlarını uygulamak için tahsis edilmiş olan geniş bir salon neredeyse boştu.
İngiltere’deki Exeter Üniversitesi’nden bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. Bharat Pankhania yaptığı açıklamada “Bu maalesef bilimden çok algıyla ilgili. Çeşitli kriterlere bakarak, AstraZeneca aşısının koruma sağladığını ve güvenli olduğunu gördük. Ancak bu halka net bir şekilde açıklanmadı” dedi.
Söz konusu kafa karışıklığının en görünür örneği Fransa oldu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron önce aşının yaşlı kesimde etkili olmadığını öne sürdü, daha sonra ise bu açıklamasını geri çekti. Buna rağmen Fransa aşının yalnızca 65 yaş ve altı yetişkinlerde kullanımına izin verdi. Bu kararın sebebinin veri eksikliği oldu bildirildi. Hükümet daha sonra yeni verilere dayanarak tutumunu değiştirdi ve aşının tüm yetişkinler için faydalı olduğunu duyurdu. Ancak bazı kişilerde nadiren kan pıhtısı oluştuğuna dair raporlar ortaya çıktığında aşının kullanımını askıya aldı. AstraZeneca aşısı tekrar kullanılmaya başlandığında ise 55 yaşın altındakilere yasaklandı.
Aşının yan etkilerine işaret eden açıklamalar, birçok Avrupa ülkesi gibi Fransa’nın da aşılama kampanyasını hızlandırma mücadelesi verdiği, sağlık sistemlerinin zorlandığı ve genel kapanma uygulanmasına neden olan vaka sayılarındaki artışın yaşandığı bir zamanda geldi.
Avrupa Komisyonu’nun Komisyonu Sağlık İşleri Direktörü Sandra Gallina salı günü Brüksel’de bir araya gelen bir Avrupa Parlamentosu komitesinde yaptığı konuşmada AstraZeneca aşısına ilişkin durumu “utanç verici” olarak nitelendirdi. Gallina, Avrupa genelinde aksaklıklara uğrayan aşılama kampanyalarının “AstraZeneca’nın kötü performansıyla çok daha zor bir hale geldiğini” söyledi. Şirket teslimattaki gecikmeler ve üretim sorunları ile suçlandı. Associated Press’e göre ilaç şirketi son zamanlardaki yanlış anlaşılmanın üstesinden gelmeyi başarsa bile bunun kalıcı bir etkisi olabilir.
Leicester Üniversitesi’nden virolog Julian Tang, kızamık aşısı konusunda onlarca yıldır süren tartışmanın şu an yaşananlara yönelik bir uyarı olduğunu söyledi. Tang “Aşıların (kızamık, kabakulak ve kızamıkçık) otizme neden olduğunu kanıtlayacak hiçbir kanıt yok” dedi. Ancak bu iddiayı ortaya atan makalenin geri çekilmesine rağmen bazı insanların halen aşı konusunda endişeleri olduğuna dikkat çekti.
Avrupa’daki AstraZeneca aşısına ılımlı destek verilirken söz konusu aşılara çaresizce ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülkelerin hükümetlerinin önünde de konuya dair zorluklar bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) üst düzey danışmanlarından Dr. Bruce Aylward, Birleşmiş Milletler’in (BM) mümkün olan en kısa sürede aşıları almak için istekli olan ülkelerin bulunduğu uzun bir listeye sahip olduğunu söyledi. Aylward “Aşıdan yeterli miktarda alamıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bazı uzmanlar, Avrupa’daki şüphenin dünya genelinde aşıya gölge düşüreceğinden endişe ediyorlar. ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin (FDA) AstraZeneca aşısına yeşil ışık yakmasının insanların endişelerini yatıştırabileceğini belirtiyorlar.
London School of Hygiene and Tropical Medicine’dan halk sağlığı Profesörü Jimmy Whitworth, “ABD’deki düzenleyici kurum bu verilere bakması ve AstraZeneca aşısını onaylaması büyük önem taşıyor” dedi.
AstraZeneca verilerini haftalar içinde FDA’ya sunacağını duyurdu. Aşının halen söz konusu şüphelerin üstesinden gelmesi mümkün. Lizbon’daki bir aşılama merkezinde açıklamalarda bulunan 68 yaşındaki Rui Manuel Martins milyonlarca kişinin aşılandığını ancak çok az sayıda yan etkinin görülüğünü belirterek endişeleri yersiz olarak nitelendirdi. Martins aşının ilk dozunu olmadan önce verdiği demeçte “Her zaman ilaçlara karşı olan insanlar vardır. Aşı aşı olunması daha iyidir” dedi.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.