Tunus’ta şiddet ve siyasi kriz, yasama sürecini felç edebilir

Tunus parlamento ofisi, Milletvekili Abir Musa’nın art arda 3 oturumda konuşma yapma hakkını iptal etti (AFP)
Tunus parlamento ofisi, Milletvekili Abir Musa’nın art arda 3 oturumda konuşma yapma hakkını iptal etti (AFP)
TT

Tunus’ta şiddet ve siyasi kriz, yasama sürecini felç edebilir

Tunus parlamento ofisi, Milletvekili Abir Musa’nın art arda 3 oturumda konuşma yapma hakkını iptal etti (AFP)
Tunus parlamento ofisi, Milletvekili Abir Musa’nın art arda 3 oturumda konuşma yapma hakkını iptal etti (AFP)

Hamadi Muammeri
Tunus’taki yasama kurumu, parlamento çatısı altında devam eden tıkanıklık, gerginlik ve şiddet durumu nedeniyle daha fazla bozulmaya doğru gidiyor.
Parlamento başkanının bilgi ve iletişimden sorumlu yardımcısı Mahir Mazyub, yaptığı bir basın açıklamasında “23 Mart 2021 Salı günü düzenlenen bir genel oturumda Meclis Başkanı Raşid el-Gannuşi, başsavcılığa bilgi verdi ve Özgür Anayasa Partisi’nin ‘soytarılık, kargaşa ve ihlal’ olarak nitelendirdiği koşulların incelemesi için bir uygulayıcı (kararların uygulanmasından sorumlu bir hukuk adamı) çağrısı yaptı” dedi.
Meclis ofisi de acil bir oturumda Özgür Anayasa Partisi Başkanı Abir Musa’nın tüzüğün 131. maddesinin uygulanması olarak, art arda 3 oturumda konuşma yapmasını engelleme kararı aldı.

Abir Musa’ya karşı şiddetli saldırı
Özgür Anayasa Partisi Başkanı Abir Musa, ‘Nahda Hareketi Milletvekili Musa bin Ahmed tarafından genel kurulun kapısının önünde saldırıya uğradığını ve parti üyelerinin salona girişinin engellendiğini’ belirtmesi sonrasında parlamento genel kurulu, bir kaos ve kargaşaya tanık oldu.
Genel Kurulun çalışmaları kesintiye uğradı. Parlamento Birinci Başkan Yardımcısı Semire eş-Şavasi, partilerin talebi üzerinde oturumu iki kez erteledi.
Oturum Başkanı Şavaşi, Milletvekili Faysal et-Tebini (bağımsız) ve Abir Musa’nın konuşma yapma haklarının iptal edildiğini söyledi. Tebini’ye göre Nahda Milletvekili Ahmed Belkasım’a da mecliste düzeni sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alması için uyarı yapıldı.
Parlamento Başkanı sorumlu tutuldu
‘Bawsala’ kuruluşu (bağımsız bir izleme örgütü), bu kurumun düzgün işleyişinden sorumlu olması nedeniyle parlamento başkanını, Temsilciler Meclisi’ndeki durumdan sorumlu tuttu.
Bawsala’nın icra direktörü Nesrin Celayli, “Halk Temsilcileri Meclisi, artan ve tehlikeli bir şekilde bir süredir şiddet ve kutuplaşma ikliminin gerginliklerine, çekişmelerine ve zorbalığına tanık oluyor. Bu da zorlu aşamaya rağmen parlamento çalışmalarının verimliliğinde bir düşüşe yol açıyor” dedi.
Konsey’deki şiddete örnekler gösteren Celayli, meclis çalışanlarına ahlaki taciz yapıldığını ve rızaları olmadan fotoğrafları aracılığıyla özgürlüklerine saldırılar gerçekleştirildiğini vurguladı.

14 yasa taslağının onaylanması
Celayli, Bawsala kuruluşunun, bir önceki oturumdan bu yana, meclis organları içerisinde şiddet söylemlerinden ve ihanet suçlamalarından doğan ‘sözlü ve siyasi hiddetin ilk göstergelerine karşı’ uyarı yaptığını belirti.
Parlamento çatısı altında bu davranışların sürdürülmesinin, çalışmaların aksamasına yol açacağını belirten Nesrin Celayli, bunların parlamentonun normal çalışmalarını da tehdit ettiğini vurguladı.
Kuruluşun bir sözcüsü, felaketle tehdit eden toplumsal ve ekonomik koşullar ışığında Halk Temsilcileri Meclisi’nin durumundan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi. Meclisin kamuoyuna çok kötü bir imaj yansıttığını söyleyen sözcü, bazı milletvekillerinin parlamentodaki şiddet nedeniyle meclise gelmeyi reddettiklerini vurguladı.
Sözcü, 14 yasa taslağının onaylandığını belirterek, bunlar arasında kredi anlaşmaları ve kararnamelerin de olduğunu dile getirdi. Aynı şekilde 37 genel kurul toplantısı yapıldığını söyleyen Sözcü, parlamentoyu, özellikle de yaklaşan seçimler hususundaki yasal cephanelikle ilgili büyük işlerin beklediğini kaydederek, “Bunlar, seçim yasası, anayasa mahkemesi, görsel-işitsel yasa ve fikir yasasına benziyor” dedi.
Sözcü, milletvekilleri ve parlamentoya yasaların hayata geçirilmesi için bağlayıcı bir takvim çağrısında bulundu.
Nesrin Celayli ise, demokrasinin siyasi çeşitlilik gerektirdiğini ve dışlamayı reddettiğini vurgulayarak, milletvekillerine Tunus için bir ateşkes üzerinde uzlaşı sağlama çağrısında bulundu.

Kurumsal dağılma ve devletin parçalanması
Öte yandan Mağrip (Kuzey Afrika) Bölgesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Adnan Mansar, ‘bileşenleri arasındaki siyasi çekişmeler ve çatışmalar ortasında yasama rolünü oynayamadığı için’ Tunus’taki parlamentonun, krizin bir parçası olduğunu belirtti. Mansar, “Bu çatışmalar, rolünü yerine getirememesine ve koronavirüs için aşılamanın gecikmesi gibi ihtiyaç duyulan devlet projelerinin aksamasına neden oluyor” dedi.
Adnan Mansar, yasanın uygulanmasında kararlı ve disiplinli olunamamasının yanı sıra kurumların dağılmasını ve devletin parçalanmasını kınadı. Özellikle de çok sayıda milletvekilinin karşılıklı şiddet noktasına ulaşan ihlallerine dikkati çeken Mansar, meclisin son dönemde aldığı tedbirlerin geciktiğine de dikkati çekti.

Meclis, aksaklığa rağmen rolünü oynuyor
Nahda Hareketi Milletvekili Nureddin el-Buhayri, yaptığı basın açıklamasında Temsilciler Meclisi’nin birçok partinin engelleme girişimlerine rağmen görevini sürdürdüğünü söyledi. Buhayri, parlamentonun gözetim rolü çerçevesinde birçok sektörde birçok yolsuzluk faaliyetini ortaya çıkardığını vurgulayarak, Dayanışma Sosyal Ekonomi Yasası da dahil olmak üzere yasaların onaylanmasında yasal görevini yerine getirdiğini belirtti. Milletvekili, meclisin yasaları onaylama yoluyla hükümeti desteklemedeki rolünü yerine getirdiğine de dikkati çekti.
“Meclis, koronavirüs gölgesindeki kritik bir sağlık döneminde görevlerini yerine getirdi” diyen Nureddin el-Buhayri, meclisin ayrıca eski parlamentoyu (2014- 2019) aşan birkaç yasayı onayladığını söyleyerek, Özgür Anayasa Partisi’ni de meclisin faaliyetlerini engellemekle suçladı.
Öte yandan parlamentodaki Nahda Hareketi Başkanı İmad el-Humeyri, parlamento ofisinin, yasanın uygulanması yoluyla kamu hizmeti olarak parlamento çalışmalarının devamlılığını sağlayacağını vurguladı. Humeyri, tüm Tunusluları da devlet kurumlarını, özellikle seçilmiş kurumları savunmaya çağırdı.
Parlamentoda halka açık bir oturumun kesintiye uğratılması, Tunus devletine ve vergi mükelleflerine, maddi maliyetlerin yanı sıra 121 bin dinara (40,3 bin dolar) mal oldu. Bu bağlamda Demokratik Blok Milletvekili Salim el-Ebyad, “Parlamento, şu anki haliyle, siyasi ahlaksızlık uygulayan ve kanlı bir mücadele içinde yaşayan ölü bir kurum haline geldi” dedi. Ebyad, “Bu kurum şimdiki haliyle ne kadar devam edecek?” ifadelerini kullandı.
Henüz Nahda Hareketi tarafından Musa’ya yapılan sözlü saldırılara ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
TT

Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Dün şafak vakti Bağdat'ta yaşanan “Füze ve İHA Savaşları Gecesi”, Irak'ın başkentini sarsan bir dizi saldırı ve karşılıklı hava saldırısının ardından, ABD ile İran yanlısı silahlı gruplar arasındaki çatışmada yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Polis kaynaklarına göre gerginlik, Karrada Mahallesi’nde Hizbullah milislerinin alternatif karargahı olarak kullanılan bir evin hedef alınmasıyla başladı. Saldırı sonucunda ev yıkıldı, üç milis öldü, bir kişi de yaralandı.

Yaklaşık iki saat sonra, Bağdat'ın doğusundaki el-Belediyyat bölgesinde silahlı kişileri taşıyan bir araç hedef alındı. Saldırı sonucunda araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Bu olayın üstünden henüz bir saat geçmeden, Yeşil Bölge içindeki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradı. Saldırılardan birinde kompleks içindeki bir iletişim sistemi hedef alındı.

Bir güvenlik kaynağı, kompleks içindeki ABD hava savunma sistemi ‘C-RAM’ın, hedefini isabetli bir şekilde vuran İHA’yı durduramadığını belirtti; güvenlik yetkilileri bu gelişmeyi dikkat çekici buldu. Basında yer alan haberlere göre saldırının ardından diplomatik kompleksin içinde yangın çıktı, ayrıca füzelerden biri elçilik içindeki helikopter pistini vurarak maddi hasara yol açtı. Yeşil Bölge çevresinde yaşayanlar, büyükelçiliğin son yıllarda maruz kaldığı bu en şiddetli saldırıda, birkaç güçlü patlamanın sesinin yakındaki konut binalarını sarstığını söyledi. Gözlemciler, saldırıların art arda gelmesinin Irak'ta güvenlik durumunun daha da tehlikeli bir aşamaya girdiğinin işareti olduğunu düşünüyor.


Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.