MODON Başkanı: Kadınların sanayi sektörüne yatırımlarının yüzde 20'ye çıkarılması için çalışmalar devam ediyor

Şarku’l Avsat’a konuşan MODON Başkanı Halid es-Salim, çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren fabrikalar için 98 milyar dolar değerinde 4 bin sözleşme imzaladıklarını açıkladı

MODON Başkanı Halid es-Salim, Suudi Arabistan’ın, kadınların sanayi sektörüne yönelik yatırımlarını artırma çalışmalarından bahsetti (Şarku’l Avsat)
MODON Başkanı Halid es-Salim, Suudi Arabistan’ın, kadınların sanayi sektörüne yönelik yatırımlarını artırma çalışmalarından bahsetti (Şarku’l Avsat)
TT

MODON Başkanı: Kadınların sanayi sektörüne yatırımlarının yüzde 20'ye çıkarılması için çalışmalar devam ediyor

MODON Başkanı Halid es-Salim, Suudi Arabistan’ın, kadınların sanayi sektörüne yönelik yatırımlarını artırma çalışmalarından bahsetti (Şarku’l Avsat)
MODON Başkanı Halid es-Salim, Suudi Arabistan’ın, kadınların sanayi sektörüne yönelik yatırımlarını artırma çalışmalarından bahsetti (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Sanayi Kentleri ve Teknoloji Bölgeleri Otoritesi (MODON) Başkanı Mühendis Halid Muhammed es-Salim, yerli ve yabancı sanayi yatırımcılarının ihtiyaçlarını karşılayan akıllı sanayi şehirleri geliştirmeye çalıştıklarını söyledi. Gelişmiş sanayi bölgelerinin toplam 198,8 milyon metrekareyi aştığını belirten Salim, aynı zamanda en iyi çalışma kalitesi standartlarına uygun olarak sanayi şehirlerinin yönetimi ve işletilmesi ile ilgili teknolojik gelişmelere ayak uydurmak için çalışmalara devam ettiklerini kaydetti.
Salim, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, toplam 367 milyar riyali (98 milyar dolar) aşan yatırım hacmiyle çeşitli sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren fabrikalar dahil olmak üzere 4 binden fazla sözleşme imzalamayı başardıklarını açıklayan Salim ayrıca Çin'in üst düzey sanayi yatırımlarını çekmek için Çin merkezli TEDA şirketi ile bir anlaşma imzalandıklarına belirtti.
MODON Başkanı, kadınların sanayi sektöründeki yatırımlarıyla ilgili olarak Suudi Arabistanlı 7 bin 860 kadının çeşitli alanlarda çalışma hayatına atılmalarının ardından, bu sayının 2020'nin ilk çeyreğinin sonunda yaklaşık 17 bin çalışana ulaşmasıyla sanayi şehirlerinde çalışan kadın sayısının yüzde 120 arttığını ve artık bu alanda kadın çalışanların üstlendiği rolün hayati öneme sahip olduğunu belirtti.
Sanayi sektöründe kadınların yatırım hacmine ilişkin değerlendirmesinde Salim, kadınların sanayi sektöründeki yatırım oranının henüz yüzde 1’lik bir dilimi karşıladığını ve bu oranın yüzde 20’ye çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Kavramların güncellenmesi
MODON yapısında, sanayi şehirleri ve teknoloji bölgeleri kavramlarını güncellemek ve bunları gerek devlet sektörü gerekse özel sektör için bir kamu kurumu olarak düzenlemek, yatırımcı kavramını gerçek veya tüzel kişi olarak yeniden tanımlamak ve yatırımcılara ilgili makamlarla koordineli olarak sanayi şehirleri ve teknoloji bölgelerindeki çeşitli faaliyetler için ruhsatlar vererek çalışmalarına göre düzenlemeler yapmak dahil olmak üzere birkaç maddede değişikliğe gidildiğini açıkladı.

Bölgesel kalkınma
Salim bu bağlamda MODON’un çalışmalarının başlamasının ardından üç sanayi şehri kurarak Suudi Arabistan’ın çeşitli bölgeleri için bölgesel kalkınma ve ekonomi fırsatları yaratma konusunda erken çalışmalarda bulunduğunu kaydetti. MODON’un ülkenin çeşitli bölgelerinde kurduğu sanayi şehri sayısının şuan 35’e ulaştığının da altını çizen  Salim, “Akıllı ve teknik bir sanayi ortamı geliştirme, endüstriye olanak sağlama ve ülke ekonomisinin gelişimine katkıda bulunma vizyonunu gerçeğe dönüştürmemize zemin hazırlayan yeni bir strateji başlatmaya çalıştık. Bu strateji, Suudi Arabistan’ı ulusal bir sanayi üssüne ve küresel bir lojistik platforma dönüştürmeyi hedefleyen 2030 Vizyonu ve Ulusal Endüstriyel Gelişim ve Lojistik Programı’nın (NIDLP) 2018-2025 uygulama planıyla da uyumludur” ifadelerini kullandı.

Yeni fırsatların yaratılması
Suudi Arabistan’ın G20 dahil olmak üzere birçok uluslararası platforma üye olmasının, kendisine büyük küresel ekonomileri etkilemek ve katkıda bulunmak için imkanlar ve araçlar sağladığına işaret eden Salim, Suudi Arabistan’ın bu nedenle, ülkenin lider bir endüstriyel güç merkezine ve lojistik hizmetlerine yönelik küresel bir platforma dönüştürmek, Dördüncü Sanayi Devrimi'nin (Endüstri 4.0) uygulamalarına odaklanarak gelecek vaat eden birçok sektörü geliştirmek, ticaret dengesini güçlendirmek ve hayati endüstriyel faaliyetlerde yerli malzeme kullanımını artırmak için NIDLP'yi başlattığını ifade etti.
NIDLP’in endüstri, madencilik, enerji ve lojistiğe odaklandığına işaret eden MODON Başkanı, NIDLP’nin aynı zamanda altyapının ve sanayi bölgelerinin geliştirilmesini ve daha fazla dijitalleşmenin artırılması, araştırma, yenilik ve eğitimin teşvik edilmesi, milli kadroların verimliliğinin yükseltilmesi, finansman hizmetleri verilmesi ve ardından kendi kendine yeter hala gelerek dünya ülkelerine ihracat yapılması gibi bir dizi temel kolaylaştırıcı unsuru düzenleme ve sağlama konusundaki çalışmaları kapsadığını söyledi.

Altyapı
MODON'un kurulduğu 2001 yılından bu yana ülkede sanayi sektörünü güçlendirmek ve yerelleştirmek için entegre bir ortam yaratmaya çalıştığını söyleyen Salim, yenilikçi endüstriyel ürünler ve kaliteli hizmet olanakları sağlayarak ülke ekonomisine değer katan bir yatırım sistemi ve hem yerel hem bölgesel hem de küresel pazarlardan her türlü yatırımın ihtiyaçlarını karşılamak için en iyi standartlarda bir lojistik ağ oluşturmak için modern teknolojiden faydalanıldığını ve teknolojinin güçlü yönlerinin kullanıldığını belirtti.
Salim sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sanayi ortaklarının faaliyet ve üretim kapasitesini artıran lojistik hizmetlerle birlikte su tedariki ve arıtılmış su tesisleri, yağmur suyu drenaj ağları, elektrik hatları ve 5G teknolojisi dahil olmak üzere gelişmiş telekomünikasyon gibi temel hizmet ve tesislerin modernizasyonu ve geliştirilmesi için çalışmalar devam ediyor.”

367 milyar dolar
En iyi çalışma kalitesi standartlarına uygun olarak sanayi şehirlerinin yönetimi ve işletilmesi ile ilgili teknolojik gelişmelere ayak uydurmak için çalışmalarına devam ettiklerini vurgulayan Salim, gelişmiş sanayi bölgelerinin toplam 198,8 milyon metrekareyi aştığını açıkladı.
Kalkınma faaliyetlerinin, gelecek vaat eden tüm şehirlere ve bölgelere yayılmasını sağlamak için sanayi şehirlerinin bilimsel çalışmalara dayalı olarak planlandığına ve sanayi faaliyetlerinin yatırım avantajlarına göre dağıtıldığına dikkati çeken MODON Başkanı, böylece toplam 367 milyar riyali (98 milyar dolar) aşan yatırım hacmiyle çeşitli sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren fabrikalar dahil olmak üzere 4 binden fazla sözleşme imzalamayı başardıklarını ifade etti.

Akıllı şehirler
MODON’un ulusal ve küresel düzeyde sanayi yatırımcılarının ihtiyaçlarını karşılayan akıllı sanayi şehirleri geliştirmek istediğini dile getiren Salim, MODON’un aynı zamanda prosedürleri kolaylaştırmak, süreyi kısaltmak ve mali yükleri azaltmak amacıyla kamu ve özel sektör ile ortaklıkları güçlendirirken ve devlet kurumlarıyla koordinasyon sağlarken endüstriyel kalkınmadaki en iyi uluslararası uygulamaları dikkate aldığının altını çizdi. Salim MODON’un tüm bunlarla birlikte üst düzey yatırımları çekmenin ve geliştirmenin yanı sıra ileri düzey sanayi teknolojisini Suudi Arabistan pazarına aktarmak için yenilikçi finansman çözümler sunduğunu da sözlerine ekledi.
MODON Başkanı, “Bu yıl, girişimciliği mümkün kılmak ve kadınların sanayi sektöründeki yatırımlarını teşvik etmek için 200 metrekarelik küçük prefabrik fabrikalar oluşturmayı planlıyoruz” dedi.

Fabrika ve kredi
MODON'un yatırımcıların yaşadığı finansman zorluklarının üstesinden gelmelerine katkıda bulunmak için bazı çalışmalar yaptığını açıklayan Salim, Suudi Arabistan Endüstriyel Kalkınma Fonu (SIDF) ile iş birliği içinde ‘fabrika ve kredi’ ve ‘kredi ve arazi’ finansmanlarının yanı sıra Sosyal Kalkınma Bankası (SDB) ile iş birliği içinde yerel içeriğin geliştirilmesine katkıda bulunan çeşitli sektörlerde ve teknik ve ekonomik fizibilite alanlarında ticari projeler oluşturmayı ve bunları nitelendirmeyi amaçlamayan ‘kuruluş’ finansmanı sağlandığını kaydetti.
MODON’un prosedürleri kolaylaştıracak teknolojik gelişmelere ayak uydurmak için hiçbir çabadan kaçınmadığını vurgulayan Salim, MODON’un çalışma kolaylığı sağlamak ve ülke ekonomisini güçlendirmek için ortaklarının ihtiyaçlarını ve gereksinimlerini dikkate alan bir yatırım ortamı geliştirmek amacıyla hizmetleri otomatikleştirmeyi başardığını söyledi.

Sanayi Devrimi
Dördüncü Sanayi Devrimi ve dijitalleşmenin, küresel ekonominin yapılarındaki kapsamlı bir değişiklik olduğuna işaret eden MODON Başkanı, “2019 yılı başlarında, NIDLP’nin resmi tanıtımının oturum aralarında, SIDF ve Kral Abdulaziz Bilim ve Teknoloji Şehri (KACST) ile ortaklaşa Ulusal Verimlilik Programı’nı başlattık. Program, fabrikalara dijital dönüşüm konusunda yardımcı olmayı, çalışma kalitesi standartlarını uygulamayı, en yüksek verimlilik oranlarını elde etmeyi ve mevcut 100 fabrikada Dördüncü Sanayi Devrimi tekniklerini benimseyerek, diğer üreticilerin izleyeceği bir yol gösterici ve örnek olacak planlar hazırlamayı öngörüyor” şeklinde konuştu.

Dijital çözümler
Salim ayrıca MODON’un İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile iş birliği içinde, endüstriyel kalkınmayı sağlamak, küresel gelişmelere ayak uydurmak, yerel ürünlerin bölgesel ve küresel pazarlarda rekabetçi standartlara ulaştırılması amacıyla, sanayi firmalarının dijitalleştirilmesi için temel dijital çözümleri teşvik eden bir girişim başlattığını açıkladı.
Çalışmalar arasında 5 sanayi şehrinde fiber internet hizmetleri verilmeye başlandığını belirten Salim, ayrıca 2020 yılında, Dammam'daki İkinci Sanayi Şehri ve Riyad'daki İkinci Sanayi Şehri'nde 5G telekomünikasyon hizmetleri sunmak için işletme şirketleri ile iş birliği içinde yüksek hızlı internet hizmetleri sağlama çalışmalarının başladığını söyledi.

Projeler teşvik ediliyor
Öte yandan gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) katkısı yüzde 21 olan küçük ve orta ölçekli işletmelerin ülke ekonomisindeki rolünü artırmak için ilgili makamlarla iş birliği yapıldığına işaret eden Salim, en büyük küresel ekonomilerde bu oranın yaklaşık yüzde 46 olduğunun altını çizdi.

Küçük işletme finansmanı
MODON’un, küçük ve orta ölçekli işletmeleri için hazır 600'den fazla bina hazırladığını ve tamamlanan bölümlerin yüzde 85'inden fazlasının kullanıma hazır hale geldiğini söyleyen Salim, yatırımcılar için SIDF ile iş birliği içinde ‘arazi ve kredi’ ve ‘fabrika ve kredi’ finansmanlarının yanı sıra SDB ile iş birliği içinde ‘kuruluş’ finansmanı ile 4 milyon riyale kadar finansman desteği ve hazır fabrika desteği verildiğini belirtti.
MODON’un küçük ve orta ölçekli işletmelerin toplu mülkiyetini finanse etmek ve üst düzey şirketlere teşvik paketi sunmak için Manafa Capital ile stratejik bir anlaşma imzaladığını söyleyen Salim ayrıca petrol devi Saudi Aramco'nun girişim fonu Wa'ed ve petrokimya şirketi SABIC'in Nusaned Merkezi ile birlikte sanayicilere ve pilot projelere hizmet etmek için destek ve teşvik paketleri sağlandığının altını çizdi.

Lojistik sistemler
MODON'un lojistik sistemleri birbirine bağlamak sevkiyatları takip etmek ve 2020 yılında tamamlanan kargo taşımacılığı faaliyetlerini düzenlemek ve takip etmek için Toplu Taşıma Kurumu ile bir iş birliği anlaşması imzaladığını belirten Salim, ayrıca Suudi Arabistan-Irak sınırındaki sanayi şehri Arar'da 30 bin metrekarelik bir alanda lojistik alanda projeler kurmak için Naqel Şirketi ile sözleşme imzalayarak sınır bölgelerinin sanayi şehirleriyle arasında bir takım imkanlar yarattığını, bunlar arasında yatırımlar için cazip bir ortam sunan bir lojistik alan, çeşitli depolar ve kullanım alanlarının yer aldığını ifade etti.

Bilimsel araştırma
Suudi Arabistan’ın bilgiye dayalı bir ekonomiye ve sanayi teknolojisi transferine ve yerlileştirilmesine yönelik eğilimini önemli bulan ve bu yüzden destekleyen Salim, “Bu yüzden MODON’un çözüm ortaklarıyla iş birliği yaparak milli sanayi sektörünü desteklemek için araştırma ve uygulama programları tasarlamak ve uygulamak için inisiyatif aldı ve bu doğrultuda akademik, bilimsel ve uygulamalı alanlarda stratejik ortaklık oluşturmak için Kral Abdulaziz Üniversitesi ile bir iş birliği protokolü imzaladı” ifadelerini kullandı.
Salim’e göre MODON, bilimsel araştırmalarla bilgiye dayalı bir ekonomi yaratmaya yardımcı olan araştırma projelerini desteklemek ve uygulamak için KAUST ile de bir iş birliği protokolü imzaladı. Ayrıca Kral Abdulaziz Bilim ve Teknoloji Şehri ile de enerji üretim teknolojileriyle ilgili araştırmalar yapılması ve saha projelerinin uygulanması için iş birliği protokolü imzalandığını söyleyen MODON Başkanı, yakın bir tarihte sanayi sektörünü bilim ve araştırma kurumlarıyla ilişkilendirmek için sanayiciler ve araştırma merkezleri arasındaki boşluğu kapatmak amacıyla bir girişim başlatıldığını kaydetti. Bu girişim çerçevesinde MODON ile Kral Abdullah Uluslararası Tıbbi Araştırma Merkezi (KAIMRC) arasında bir iş birliği protokolü imzalandığını söyleyen Salim, böylece sanayicilere KAIMRC’in modern ekipmanlarından yararlanma imkanı bulacaklarını ifade etti.

Sanayi ve kadınlar
MODON’un kadınların endüstriyel kalkınmaya katılımını teşvik etmeye çalıştığını açıklayan Salim, sanayi şehirlerine çalışan kadın sayısının yüzde 120 artmasına olumlu yansıyan yatırımlarının gelişmesi için uygun ortamın yaratılmaya çalışıldığını belirtti. Salim, 7 bin 860 kadının çeşitli alanlarda çalışma hayatına atılmalarının ardından, bu sayının 2020'nin ilk çeyreğinin sonunda yaklaşık 17 bin çalışana ulaşmasıyla sanayi şehirlerinde çalışan kadın sayısının yüzde 120 artmasıyla artık bu alanda kadın çalışanların üstlendiği rolün hayati öneme sahip olduğunu belirtti.
Sanayi alanında kadın yatırımcıların oranının yüzde 1 olduğuna işaret eden Salim, kadınların bu zengin sektöre girmesi ve işadamlarının sahip olduğu deneyimleri kazanması için gerekli her türlü malzeme ve desteğin sağlandığını söyledi. Salim, “Kadınların sanayi sektöründeki rolünü ve ülke ekonomisinin ilerlemesini artırmak için bu yüzdeyi kamu ve özel sektör ortaklığıyla yüzde 20'ye çıkarmak için çalışıyoruz. ‘2020 Kadın Sanayiciler’ konferansı, kadın yatırımcıların sanayi sektöründe güçlendirilmesine yönelik destek adımlarından biriydi. Bu konferansı, yatırım fırsatlarını ve sanayi sektöründe kadınların rolünün artmasını engelleyen zorlukları ele almayı amaçlayan yıllık bir etkinliğe dönüştürmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

İş kadınları
MODON’un, kadın yatırımcılar için çok çeşitli hizmetler, ürünler, tesisler ve finansman çözümleri sunduğunu söyleyen Salim, temiz üretim alanlarında uygun finansmanların sunularak yatırımlarının geliştirilmesiyle birlikte kadınlar girişimcilere bin 500 metrekarelik ve 700 metrekarelik küçük ve orta ölçekli işletmeleri destekleyen hazır fabrikalardan yararlanma imkanı sunulduğunu kaydetti.  Salim, Dammam'ın Birinci Sanayi Şehri'nde ilk kez kadın yatırımcılara sunulacak 200 metrekarelik küçük prefabrik fabrikalar için hazırlıkların sürdüğünü de sözlerine ekledi.

Koronavirüs (Kovid-19) salgını
Salim’in açıklamalarına göre MODON, 2020 yılı sonuna kadar yıllık kirayı yüzde 25 oranında azaltılması, ödemelerin 90 gün ertelenmesi, sözleşme yenilemeleri için mühendislik planlarının ve ücretlerinin onaylanması, fabrika kurma süresinin 24 ay yerine 36 aya çıkarılması ve işletme ruhsatlarının süresinin 2020 yılı sonuna kadar uzatılması ücretlerinden muafiyet sağlanması gibi çeşitli girişimler başlatarak ve bir dizi teşvik paketi sunarak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının neden olduğu krizi yönetmeyi ve etkilerini sınırlamayı başardı. Sahada 70'den fazla gözlemcinin katılımıyla sanayi tesislerinde ihtiyati tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığının teyit edildiğini belirten Salim, önleyici tedbirlerin uygulanması ve sanayi şehirlerinin sürekli olarak sterilize edilmesi için bin 557 denetim gerçekleştirdiklerini söyledi.

Sektörlerin yerelleştirilmesi
MODON’un ekonomiye katkısı olan kaliteli sanayi sektörlerini çekmeyi başardığını belirten Salim bu endüstrilerin, gıda, medikal ve ilaç, makine ve teçhizat, otomobil, askeri sanayi, yenilenebilir enerji kaynakları ve petrol ve gazla ilgili endüstriler olduğunu kaydetti. MODON’un Suudi Arabistan’ın gıda ve tıbbi sanayi sektörlerindeki güvenilirliğini artırmak için gıda ve tıbbi endüstrileri çekmeye elverişli bir ortam yaratmada rol oynadığını söyleyen Salim, MODON’un bugün çeşitli sanayi şehirlerinde yaklaşık 150 tıbbi ve ilaç fabrikasına ev sahipliği yaptığını belirtti. Salim ayrıca askeri sanayinin yerelleştirilmesi amacıyla Askeri Sanayiler Genel Otoritesi (GAMI) ile MODON arasında bir iş birliği protokolü imzaladığını ekledi.



ABD Merkez Bankası'nın para politikasını sıkılaştırmasıyla altın, 2008 sonundan bu yana en büyük aylık düşüşünü yaşama yolunda ilerliyor

Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen mücevherler (AFP)
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen mücevherler (AFP)
TT

ABD Merkez Bankası'nın para politikasını sıkılaştırmasıyla altın, 2008 sonundan bu yana en büyük aylık düşüşünü yaşama yolunda ilerliyor

Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen mücevherler (AFP)
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen mücevherler (AFP)

Altın fiyatları, Ortadoğu'daki gerilimlere bağlı endişelerin azalması ve yüksek enflasyonu dizginlemek amacıyla ABD faiz oranlarının artırılacağına dair beklentilerin güçlenmesiyle bugün yüzde 1'den fazla değer kaybetti. Altın böylece, Ekim 2008'den bu yana en büyük aylık kaybını kaydetmeye hazırlanıyor.

Spot altının ons fiyatı, TSİ 05:21 itibarıyla yüzde 1,5 düşüşle 3956,92 dolara geriledi. Bu seyir devam ederse, üst üste dördüncü aylık kaybını yaşayacak olan altın, ay başından bu yana yaklaşık yüzde 12,7 değer kaybetmiş olacak. ABD altın vadeli işlemleri (Ağustos teslimatlı) ise yüzde 1,7 düşüşle 3969,30 dolara geriledi.

Değerli metal, İran ile yaşanan savaşın enerji fiyatlarında keskin bir artışa yol açmasıyla tetiklenen enflasyon endişeleri ve sıkı para politikası beklentilerinin ardından, 2024 yılından bu yana ilk, Haziran 2013'te sona eren çeyrekten bu yana ise en büyük çeyreklik kaybını kaydetmeye doğru gidiyor.

Marex analisti Edward Meir, durumu şu sözlerle değerlendirdi: "Yüksek enflasyon, yüksek faiz beklentileri ve güçlü dolar; altın fiyatlarını normalde yukarı taşıyan tüm pozitif etkenleri gölgede bırakıyor."

Altın geleneksel olarak enflasyona karşı korunma aracı olarak görülse de faiz oranlarının yüksek olduğu ortamlarda getiri sağlamayan bir varlık olması nedeniyle cazibesini yitiriyor. Yatırımcılar, ABD Merkez Bankası'nın (FED) bu yıl üç faiz artırımına daha gitmesini bekliyor. CME FedWatch aracına göre piyasalar, eylül ayı toplantısında faiz artırımı ihtimalini yüzde 64 civarında fiyatlıyor.

Piyasalar, FED'in faiz politikasına dair yeni ipuçları için bu hafta açıklanacak ADP özel sektör istihdam raporu ve tarım dışı istihdam verilerini bekliyor. Bu arada ABD dolarının üst üste ikinci ayda da değer kazanması, altını diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha pahalı hale getiriyor.

Enerji piyasalarında ise Tahran tarafından herhangi bir görüşme planlanmadığı teyit edilmesine rağmen, ABD ile İran arasında Doha'da yapılabilecek olası görüşmelerin sonuçları beklenirken, petrol fiyatları 2020'den bu yana en büyük çeyreklik kaybını kaydetmeye hazırlanıyor.

Analist Meir, altın fiyatlarının yılın ikinci yarısında 3500 ile 4400 dolar aralığında hareket etmesini beklediğini ifade etti. Diğer değerli metallere bakıldığında; gümüş yüzde 2 düşüşle 57,13 dolara, platin yüzde 1,1 düşüşle 1557,21 dolara, paladyum ise yüzde 0,4 düşüşle 1208,17 dolara geriledi. Her üç metal de hem aylık hem de çeyreklik bazda kayıplarla karşı karşıya.


Bütçe anlaşmazlığı, Erbil ile Bağdat arasındaki petrol anlaşmalarını tehdit ediyor

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki bir petrol sahası (Reuters)
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki bir petrol sahası (Reuters)
TT

Bütçe anlaşmazlığı, Erbil ile Bağdat arasındaki petrol anlaşmalarını tehdit ediyor

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki bir petrol sahası (Reuters)
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki bir petrol sahası (Reuters)

Bağdat ile Erbil arasında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki petrol sahalarının yönetimine ilişkin olumlu uzlaşı sinyalleri ortaya çıkarken, kriz bu kez federal bütçe ve karşılıklı mali yükümlülükler başlığında yeniden alevlendi. Gerilim, IKBY Başbakanı Mesrur Barzani’nin, Bağdat’ın Erbil’den her ay 120 milyar Irak dinarı (91 milyon dolar) tutarında sabit bir ödeme talep etmesinin meşruiyetini ve hukuki dayanağını sert ifadelerle sorgulamasının ardından tırmandı. Bu gelişmeye eş zamanlı olarak IKBY Maliye Bakanlığı, federal hükümetin son yedi yılda IKBY’nin bütçe payından yaklaşık 48 trilyon Irak dinarı (36,6 milyar dolar) kesinti yaptığını açıkladı.

Söz konusu gelişmeler, ABD’nin son dönemde yürüttüğü yoğun diplomatik temasların ardından yaşandı. Kürt siyasetçiler, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın haziran ayı ortasında Erbil’e gerçekleştirdiği ziyarette, IKBY ile Ali ez-Zeydi başkanlığındaki yeni federal hükümet arasında uzun süredir devam eden petrol anlaşmazlığının çözüm ihtimalini ele aldığını belirtti. Kaynaklar, uluslararası çevrelerde Bağdat’taki yeni yönetimin kronik sorunları aşabileceğine yönelik temkinli bir iyimserlik bulunduğunu, ancak doğal kaynakların yönetimini düzenleyecek kalıcı bir federal yasanın yakın vadede çıkarılmasının beklenmediğini ifade etti.

‘Sabit kesinti’ tartışması

120 milyar Irak dinarı tutarındaki ödemeye ilişkin hukuki ihtilafın ayrıntılarını değerlendiren IKBY Maliye Bakanlığı Hukuk Müşaviri Havari Kemal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Bağdat’ın son uygulamalarının taraflar arasındaki anlaşmazlığı daha da derinleştirdiğini ve hem IKBY hem de Irak genelinde çifte ekonomik krize yol açtığını söyledi. Kemal, Ali ez-Zeydi hükümetine, “Taraflar arasındaki çözümsüz dosyaları yeniden ele alması ve anlaşmazlıkların çözümünde anayasayı temel referans olarak esas alması” çağrısında bulundu.

SGBFG
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani, 16 Haziran 2026 tarihinde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı ağırladı. (Hükümet Basın Bürosu)

Mesrur Barzani de yerel basına yaptığı açıklamada, “120 milyar Irak dinarının federal hükümete iade edilmesinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını” belirterek, “Yasada yer alan hüküm, petrol dışı gelirlerin yarısının federal hükümete devredilmesini öngörüyor. Söz konusu 120 milyar dinar ise önceki Irak hükümetinin kabinesi tarafından alınmış bir kararla belirlenmişti” dedi. Konunun şu anda yeniden değerlendirildiğini ifade eden Barzani, “Irak genelinde, özellikle de IKBY’de yerel gelirlerin artmasını umuyorum. Gelirler arttıkça IKBY’nin katkısı da artacak” diye konuştu.

Kemal ise 2019 tarihli 6 sayılı Federal Mali Yönetim Kanunu’nun 29. maddesinin bu konuda açık olduğunu vurgulayarak, petrol dışı federal gelirlerin (gümrükler, sınır kapıları ve limanlardan elde edilen gelirler gibi) yarısının, fiilen tahsil edilen tutara göre değişken bir oran üzerinden federal hükümete aktarılacağını, bunun sabit ve önceden belirlenmiş 120 milyar Irak dinarı tutarında bir ödeme anlamına gelmediğini söyledi. IKBY’de iki tür gelir bulunduğunu belirten Kemal, “Yerel gelirler tamamen bölge yönetimine aittir. Federal nitelikteki petrol dışı gelirlerin ise bölgede tahsil edilen kısmının yarısı federal hükümete aktarılır” ifadelerini kullandı.

Petrol dışı federal gelirler, gümrükler, limanlar, sınır kapıları ve benzeri, federal yönetimin yetki alanına giren egemenlik gelirlerini kapsarken; gelir vergileri ve belediye gelirleri ise yerel gelirler arasında değerlendiriliyor.

VBFRBGFRT
Mesud Barzani ve Mazlum Abdi, Erbil’de ABD’nin Suriye Özel Temsilci Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Arşiv – Kürdistan Demokrat Partisi)

Kürt petrol uzmanı Dr. Govend Şirvani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu 120 milyar dinar rakamının kaynağına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şirvani, bu tutarın iki yıl önce iki tarafın maliye bakanlıkları arasındaki ön tahminler ve mutabakatlar doğrultusunda belirlendiğini, o dönemde fiilen elde edilen gelirlerin yarısını temsil ettiğini söyledi. Ancak son dönemdeki jeopolitik gerilimlerin bölgedeki ticaret akışını azalttığını ve IKBY ile Irak genelinde gümrük gelirlerinde ciddi düşüş yaşandığını belirten Şirvani, bu nedenle Erbil’in fiilen gerçekleşen gelirlerin yarısını gönderdiğini ifade etti. Buna karşın Bağdat’ın, gerçek gelirlerdeki düşüşü dikkate almadan eski sabit tutarın kesilmesinde ısrar ettiğini aktardı.

Ekonomist Helovan Hasni ise Bağdat’ın sabit mali yükümlülükte ısrar etmesinin son dönemde varılan petrol mutabakatlarını zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Mevcut koşullar altında IKBY’nin bu tutarı aylık olarak karşılamasının mümkün olmadığını belirten Hasni, bunun ancak memur maaşları, kamu çalışanlarının gelirleri ve temel hizmetler pahasına sağlanabileceğini ifade etti.

Hasni, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Bağdat’ın bu sabit kesinti ısrarı ikili ilişkileri ciddi şekilde zedeleyecek ve son petrol anlaşmalarını tehlikeye atacak” dedi. Ekonomik bir soru yönelten Hasni, “Eğer bölgesel koşullar düzelir ve IKBY’deki petrol dışı federal gelirler aylık 400 milyar dinar seviyesini aşarsa, Bağdat yine sadece 120 milyar dinarla mı yetinecek, yoksa gelir artışına paralel olarak daha fazlasını mı talep edecek?” ifadelerini kullandı.

Hasni ayrıca, bütçe yasasında yer alan ve fiilen gerçekleşen gelirlerin yarısının devredilmesini öngören düzenlemeye tam uyulmasının her iki taraf için de en adil ve mantıklı çözüm olduğunu vurguladı. Mevcut koşullarda sabit bir rakamın sürdürülmesinin Erbil için sürdürülemez olduğunu belirten Hasni, bunun ancak vatandaşların yaşam giderleri ve temel kamu hizmetlerinden fedakârlık edilerek karşılanabileceği uyarısında bulundu.

‘Gerçek harcama’ tuzağı

Bu bağlamda IKBY Maliye Bakanlığı, net rakamlarla tabloyu ortaya koyarak federal hükümetin son yedi yılda IKBY’nin toplam mali payının yalnızca yüzde 42’sini gönderdiğini açıkladı.

Bakanlığın resmi verilerine göre, egemenlik ve zorunlu harcamalar düşüldükten sonra IKBY’nin hak ettiği bütçe payı 79 trilyon Irak dinarını (yaklaşık 60,3 milyar dolar) aştı. Ancak Bağdat’ın bu tutardan yalnızca 33 trilyon dinarını (yaklaşık 25,2 milyar dolar) gönderdiği ve bu miktarın da yalnızca kamu çalışanlarının maaşları için kullanıldığı belirtildi. Buna karşılık federal hükümetin, IKBY’nin anayasal haklarından 48 trilyon dinardan (36,6 milyar dolar) fazlasını alıkoyduğu ifade edildi. Bakanlık, söz konusu dönemde herhangi bir işletme ya da yatırım harcamasının finanse edilmediğini, ayrıca 2019-2023 yılları arasında gönderilen ödemelerin büyük bölümünün Bağdat tarafından Erbil’in borcu olarak kayda geçirildiğini bildirdi.

SDFBFB
Irak Petrol Bakanlığı (Bakanlığın internet sitesi)

IKBY Maliye Bakanlığı Hukuk Müşaviri Havari Kemal ise bu rakamlara ilişkin Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Biz bu kesintilerin anayasal güvence altındaki hakkımız olduğunu talep ediyoruz. Şu anda konu federal hükümetin gündeminde ve anayasal yükümlülüklere ne ölçüde uyacağına bağlı” ifadelerini kullandı.

Yapısal bozukluk

Krizin mali kökenlerine ilişkin olarak, IKBY Basın Enformasyon Dairesi tarafından Şarku’l Avsat’a sağlanan analiz raporunda, son yirmi yılın bütçe kalemleri incelenerek hem IKBY hem de ülke genelindeki mali istikrarı tehdit eden ciddi bir yapısal bozukluğa dikkat çekildi. Raporda, söz konusu sorunun temelinde “egemenlik harcamaları” kalemindeki olağanüstü genişleme ve sabit bütçe tahsisleri yerine ‘fiili harcama’ mekanizmasının getirilmesi olduğu ifade edildi.

‘Fiili harcama’ mekanizmasının, IKBY’nin yasal olarak bütçede belirlenmiş payını doğrudan alamaması anlamına geldiği belirtilen raporda, Erbil’e aktarılan tutarın Bağdat’ın sahada gerçekleştirdiği harcamalara göre değiştiği kaydedildi. Buna göre, Basra’da bir yatırım projesinin durması ya da federal hükümetin idari gerekçelerle harcamalarını azaltması halinde IKBY’nin payının da otomatik olarak düştüğü, bunun da bölgenin anayasal haklarını kağıt üzerinde kalan ve fiilen eriyen rakamlara dönüştürdüğü ifade edildi. Bu durumun özellikle kamu çalışanlarının maaşlarını, Erbil’in kontrolü dışında kalan değişkenlere bağımlı hale getirdiği vurgulandı.

Hükümet raporuna göre, egemenlik harcamalarının şişmesi nedeniyle IKBY yılda 8,7 trilyon Irak dinarı (6,59 milyar dolar) tutarında katkı sağlamak zorunda kalıyor. Ayrıca Irak’ın egemen borçlarının ödenmesinde yüzde 12,67’lik payı gereği yıllık 1,6 trilyon dinar (1,21 milyar dolar) daha ödemekle yükümlü tutuluyor. Buna karşılık IKBY’nin dış kredilerden aldığı payın yalnızca 62,4 milyar dinar (47,2 milyon dolar) olduğu belirtilen raporda, ‘çarpıcı bir mali paradoks’ olarak, bölgenin aldığı her 1 dolarlık krediye karşılık federal hükümetin başka bölgelerde yürüttüğü projelerden kaynaklanan borçlar için 26 dolar ödediği ifade edildi.

Siyasi baskının perde arkası

Kürt siyaset ve ekonomi analisti Dr. Saman Şali ise söz konusu karmaşık dosyanın ‘geçici uzlaşmalarla değil, Erbil ile Bağdat arasında kalıcı ve sağlam mutabakatlarla’ çözülmesi gerektiğini vurguladı. Şali, mevcut anlaşmazlıkların, geçmiş federal hükümetlerin bütçe ve maaş dosyalarını IKBY üzerinde siyasi ve ekonomik baskı aracı olarak kullanmasının bir sonucu olarak biriktiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şali, Erbil’in geçmişte çalışan maaşları ve operasyonel giderlerini karşılamak için bağımsız petrol ihracatına yöneldiğini hatırlatarak, “Ancak 2023’ten itibaren bölge petrolü ve gelirlerini Bağdat’a teslim etme konusunda tam bir uyum gösterdi; buna rağmen federal hükümet karşı yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmedi” dedi.

Yeni Başbakan Ali ez-Zeydi liderliğinde kurulan hükümetle birlikte IKBY bütçe kalemlerine dokunulmayacağı ve maaş kesintilerine gidilmeyeceğine dair olumlu işaretler ve açıklamalar bulunduğunu belirten Şali, buna rağmen 120 milyar dinarlık sabit kesinti kararının derhal gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Şali ayrıca, bu dosyanın karşılıklı inceleme ve denetim mekanizmalarına tabi tutulması gerektiğini, federal gelirlerin gerçek miktarının ve yasal olarak aktarılması gereken yarısının net şekilde belirlenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Federal hükümete, her yıl sonunda denetlenmiş kesin hesaplarını açıklama çağrısı yapan Şali, böylece gelir ve giderlerde şeffaflığın sağlanabileceğini söyledi. Ayrıca, IKBY’ye yönelik biriken mali kesintilerin yapılandırılarak ödenmesini önererek, iki taraf arasında yirmi yılı aşkın süredir devam eden kaynak krizinin sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı.


Apple kara listedeki firmadan çip alma peşinde

Apple'ın zam kararının ardından şirketin hisseleri bir günde yüzde 6'dan fazla değer kaybetmişti (Reuters)
Apple'ın zam kararının ardından şirketin hisseleri bir günde yüzde 6'dan fazla değer kaybetmişti (Reuters)
TT

Apple kara listedeki firmadan çip alma peşinde

Apple'ın zam kararının ardından şirketin hisseleri bir günde yüzde 6'dan fazla değer kaybetmişti (Reuters)
Apple'ın zam kararının ardından şirketin hisseleri bir günde yüzde 6'dan fazla değer kaybetmişti (Reuters)

Apple, ABD'nin kara listesindeki Çinli firma CXMT'den çip satın almaya çalışıyor.

Financial Times'ın aktardığına göre teknoloji devi, CXMT'den bellek yongası satın alabilmek için Donald Trump yönetimiyle irtibat halinde.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar, Apple yetkililerinin yaklaşık bir ay önce ABD Ticaret Bakanlığı'yla temasa geçtiğini, Washington'da lobicilik faaliyetlerine devam ettiğini söylüyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Çinli çip üreticileri CXMT ve YMTC'yi Çin Halk Kurtuluş Ordusu'yla bağlantılı oldukları gerekçesiyle kara listeye almıştı.

ABD ulusal güvenliğini tehdit edebilecek şirketlerin yer aldığı "1260H" diye bilinen bu listenin herhangi bir hukuki bağlayıcılığı yok. Dolayısıyla Apple'ın bu şirketlerden çip almasının önünde yasal bir engel bulunmuyor.

Diğer yandan ABD Ticaret Bakanlığı da geçen yıl CXMT'yi yaptırım listesine almayı planlamış ancak Washington ve Pekin arasındaki ticaret görüşmelerinin etkilenmemesi için karar ertelenmişti. Kaynaklara göre bakanlığın böyle bir adım atıp atmayacağı belli değil. Trump yönetiminin de şirketin listeye alınmayacağına dair Apple'a güvence sunmaya yanaşmayabileceği aktarılıyor.

Kongre'nin de Apple'ın CXMT'yle iş yapmasına tepki gösterebileceğine dikkat çekiliyor.

Temsilciler Meclisi Çin Komitesi'nin Cumhuriyetçi başkanı John Moolenaar, şunları söylüyor:

Apple'ın Çinli bir askeri şirketle ortaklık kurmayı tercih etmesi ciddi bir hata olur.

Yapay zeka veri merkezlerinin yaygınlaşmasıyla artan olağanüstü talep nedeniyle çip fiyatları son dönemde yükselişte. Apple bu hafta iMac, MacBook, iPad, Vision Pro gibi ürünlerin fiyatının yükseltileceğini açıklamıştı.

Apple CEO'su Tim Cook da 17 Haziran'da Wall Street Journal'da yayımlanan röportajında, bellek ve depolama çipi maliyetlerindeki büyük artışa karşı çözüm arayışında olduklarını söylemişti.

Şirket, CXMT'yi bellek tedarikçisi haline getirerek bu yükü hafifletmek istiyor.

Apple'ın Çin'de satılan iPhone'lar için YMTC'den 2022'de çip alma çabaları da tepki çekmişti. Dönemin Senato İstihbarat Komitesi'ndeki en üst düzey Cumhuriyetçi olan Marco Rubio, "Apple ateşle oynuyor" demişti. Çin'e karşı şahin tutumuyla tanınan Rubio, Trump yönetiminde Dışişleri Bakanı. 

Independent Türkçe, Financial Times, Wall Street Journal