Husiler, Suudi Arabistan’ın barış girişimine nasıl yaklaşıyor?

Suudi Arabistan’ın Yemen girişimine yönelik uluslararası ilgi atrarken Husilerden de olumlu işaretler geliyor.

Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, Şarku’l Avsat ile verdiği röportajda, ülkesinin Yemen'in istikrarına ve güvenliğine olan bağlılığını vurguladı. (Fotoğraf: Ali ez-Zahiri)
Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, Şarku’l Avsat ile verdiği röportajda, ülkesinin Yemen'in istikrarına ve güvenliğine olan bağlılığını vurguladı. (Fotoğraf: Ali ez-Zahiri)
TT

Husiler, Suudi Arabistan’ın barış girişimine nasıl yaklaşıyor?

Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, Şarku’l Avsat ile verdiği röportajda, ülkesinin Yemen'in istikrarına ve güvenliğine olan bağlılığını vurguladı. (Fotoğraf: Ali ez-Zahiri)
Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, Şarku’l Avsat ile verdiği röportajda, ülkesinin Yemen'in istikrarına ve güvenliğine olan bağlılığını vurguladı. (Fotoğraf: Ali ez-Zahiri)

Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, geçen Pazartesi günü ilan edilen Suudi girişimini “Yemen'de barışı sağlamak ve inşa etmek için cesur bir stratejik girişim" olarak nitelendirdi. Ayrıca girişimin, Suudi Arabistan Krallığı'nın 2011 yılından bu yana Yemen’de sürdürdüğü cesur ve stratejik girişimlerinin bir devamı niteliğinde olduğunu ve Yemen'de güvenlik ve istikrarı sağlamayı hedeflediğini ifade etti.
Şarku’l Avsat Suudi Büyükelçi’ye Suudi Arabistan’ın girişimine dair beklenen tepkilerle ilgili olası senaryoları sordu. Öte yandan, girişime yönelik uluslararası ivme ve Yemen hükümeti ile Yemen'e dost ülkeler ve hatta Husilerden gelen destekleyici olumlu işaretler dikkati çekti. Büyükelçi Cabir, “Husilerden girişime yönelik olumlu işaretler alıyoruz” dedi. Ayrıca,  Husilerin Sözcüsü Muhammed Abdusselam’ın ‘Girişim yeni bir şey getirmiyor’ sözleriyle girişimi veya ana bileşenlerini kesin bir şekilde reddetmediğine işaret ettiğini belirtti. 
Şarku’l Avsat’ın Suudi Büyükelçi ile yaptığı görüşmede Büyükelçi, ülkesinin Yemen'de güvenlik istikrarının sağlanması ve Yemen halkının çektiği acılardan kurtulması ve Arap ve Körfez çevrelerinde aktif ve olumlu bir şekilde var olmaları için her türlü çabayı göstermeye devam ettiğini vurguladı.
Riyad'ın Yemenli taraflara açıklığıyla ilgili sorulara cevaben Suudi Arabistan ve Yemen’in onlarca yıldır stratejik ilişkilere sahip olduğunu vurgulayan Büyükelçi şu ifadeleri kullandı:
“Yemen’i siyasi tarafların bağlılıklarına ve yönelimlerine bakılmaksızın milyarlarca dolarla destekledik. Ancak aynı zamanda Yemenliler arasında devletin güvenliğini ve istikrarını sağlamak için bir fikir birliği yaratmaya çalışıyoruz ve böylece ülkelerinde barışı sağlamak için tüm Yemenlilerle iletişim kuruyoruz. Siyasi diyaloga başvuruyoruz ve sorunlarını siyasi eylemle iyileştirmeye çalışıyoruz.”

Girişim hakkında
Büyükelçiye göre girişimin ilan edilmesinden önce Suudi Arabistan, Yemen hükümeti, Umman, koalisyon ülkeleri ve Yemen'de barışa ilgi duyan ülkelerin etrafını sardı ve ardından bu ülkeler girişimi memnuniyetle karşıladılar. Büyülelçi, girişimin uygulama mekanizmasının BM Yemen Temsilcisi Martin Griffiths ve ekibi tarafından geliştirileceğini belirtti.
Büyükelçi ayrıca, Husilerin İran'a bağlı olmadıklarını ve İran'ın menfaatlerinden ziyade Yemen halkının menfaatini ön planda tuttuklarını tüm dünyaya ispat etme fırsatı olduğunu vurguladı.
Cabir, "Husilerin herhangi bir geçiş dönemi veya sonraki hükümete katılımını kabul etmek bir kazanç için kabul edilebilir mi?" sorusuna cevaben şu açıklamayı yaptı:
“Yemenliler neye karar verirlerse versinler herkes onları bu konuda destekleyecektir. Yemenliler bu konuda netler. Ortaklıktan, siyasi çalışmalardan ve herkesin siyasi çalışmaya katılımından bahsediyorlar. Yemen hükümeti ve siyasi taraflarla barış hakkında konuştuğumuzda, Husilerin çatışmayı sona erdirme ve devlete dahil olmaları talebiyle karşılaştık. Bu doğal bir talep.”

Suudi Arabistan'ın Yemen'deki hedefleri

-Suudi Arabistan, çeşitli taraflar arasındaki kapsamlı Yemen müzakerelerine öncülük etmeye hazır mı?
 Hiç şüphesiz. Krallık bu adımları destekliyor ve müzakerelerin gerçekleşeceği yer de dahil olmak üzere Yemenliler neye razı olacaklarsa onu destekliyoruz. Yemenlilerin halklarının yararına, güvenlikleri uğruna, devletlerinin yeniden restorasyonu ve inşası ve mahallelerinin ve bölgelerinin güvenliği için buluşması, konuşması, tartışması ve çözüm üretmesi için çabalıyoruz.”

-Suudi Arabistan'ın Yemen'deki en önemli siyasi hedefleri neler? 
"Yemen'in güvenliği ve istikrarı, topraklarını kontrol eden bir hükümetin varlığı, Yemen topraklarının Suudi Arabistan'a saldırmak için kullanılmaması ve Bab el-Mendeb ve genel olarak bölgenin tehdit edilmesinin önlenmesi.”

-Ancak bunun için sihirli bir formül olduğunu düşünüyor musunuz?
"Sihirli bir formül yok. Yemen, son on yılın ve savaşın zorluklarına ek olarak, siyasi partilerin ilişkileriyle ilgili ve bir dizi uzun tarihsel ve ekonomik karmaşaya tanık olan bir ülke. Bu karışıklık yeni değil. Ancak Yemen'deki istikrar sürecini tüm taraflarla birlikte ilerletmek için yorulmadan çalışıyoruz ve bu büyük bir zaman ve çaba gerektiriyor.”
Suudi Büyükelçi, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki yardımları hakkında sorulan soruya cevaben yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın Kral Selman İnsani Yardım Merkezi aracılığıyla ve kalkınma projeleri ve havalimanları ve limanların iyileştirilmesi yoluyla Yemen'deki insani yardım çalışmalarının lideri olduğunu belirtti. Suudi Arabistan’ın Yemen’in Kalkınması ve Yeniden Yapılanması Programı aracılığıyla daha fazla mal, emtia ve gıda taşıma kapasitesini artırmaya çalıştığını belirten Büyükelçi, Suudi Arabistan’ın Yemen Merkez Bankası'na verdiği büyük destek sayesinde temel malzemelerin satın alımını kolaylaştırdığını ve böylece döviz kurları veya mallar olsun fiyatlarda düşüşe gidildiğini kaydetti.

Hudeyde Limanı
Hudeyde Anlaşması'nın veya Stockholm Anlaşması’nın gerektiği gibi uygulanmamasına dikkat çekilen girişimde, Yemen’in batısındaki Kızıldeniz sahilinde yer alan valilikteki Yemen Merkez Bankası hesabındaki gelirlerin durumunun onaylanması gerektiği kaydedildi.
Büyükelçi Cabir, Hudeyde ile ilgili soruya şu ifadelerle cevap verdi:
"Hudeyde Limanı’nda olanlar Husiler tarafından anlaşmanın ihlalidir. BM'nin Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, Stockholm Anlaşması'na dayanarak bir anlaşma imzaladı. Buna göre Yemen hükümeti ve Husiler, Husilerin kontrolündeki Hudeyde Merkez Bankası hesabına petrol türevleri üzerindeki vergi ve gümrüklerin yatırılması şartıyla  istisnasız tüm gemilerin geçişine Yemen'de Araştırma ve Doğrulama Mekanizması (UNVIM) öncülüğünde ve takibi altında izin vermelidir. Yemen kanunlarına göre vergi ve gümrük uygulayabilecek tek yetkili Husiler.”
“Nitekim gemiler limana girdi ve para Husilerin kontrolündeki Merkez Bankası'na yatırıldı. Bu Yemen hükümetinin ülkedeki insani durumu iyileştirme çerçevesinde büyük bir ödün vermesidir. Ancak sadece 2 ay 10 gün sonra Husiler Yemenli sivillerin maaşlarını ödemek yerine parayı çekip savaş çabası için harcadı.”
Suudi Büyükelçi, Husilerin parayı bu şekilde elden çıkarmasını tehlikeli ve insani yardım çalışmaları için zararlı" olarak nitelendirdi. Ayrıca ülkesinin uluslararası toplumla uluslararası anlaşmaları uygulamaya koymaya çalıştığını vurgulayarak, “Aynı zamanda bu gemilerin Hudeyde Limanına girmesini ve vergilerden gelen paranın sivillerin maaşı için ödenmesini sağlamak istiyoruz” dedi.

Savaşın tarafı

-Girişime yönelik bazı eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Basında bizler krizin Yemen-Yemen şeklinde gerçekleştiğini biliyoruz. Ancak Suudi Arabistan'ın savaşa taraf olduğunu düşünen ya da söylemek isteyen taraflar var. Buna nasıl cevap verirsiniz? 
“Krallık meşru hükümeti destekliyor ve devleti yeniden kurmaya çalışıyor. Gerçek şu ki, askeri destek haricinde, Krallığın yaptığı tüm ülkeler tarafından Yemen hükümetini desteklemek için yapılıyor. Ancak İran hariç. Uluslararası toplum, Yemen hükümetini ve meşru hükümetle bağlantılı büyükelçilerini tam olarak tanıyor. Ayrıca çeşitli Yemenli taraflarla görüşüyor ve Husilere siyasi olarak ve medya yoluyla baskı yaparak onları siyasi sürece dahil olmaya çağırıyor. Uluslararası toplum 2011'den beri Yemen'e çok fazla yatırım yaptı. Körfez girişiminin ardından Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve uluslararası toplum Yemen'de bir güvenlik, barış ve istikrar durumu yaratmak için çok çalıştı.

Riyad Anlaşması
Aden'deki göstericiler 16 Mart 2021 Salı günü Yemen’in geçici başkenti Aden'deki Meaşık Başkanlık Sarayı'na baskın düzenledi. Olayın ardından 24 saat geçmeden Suudi Arabistan açıklama yaparak baskını kınadı ve Riyad Anlaşması taraflarını acil yanıt ve anlaşmada kalan noktaların uygulanmasının tamamlanması için Riyad'da toplantıya çağırdı. Her iki taraf da bu daveti memnuniyetle karşıladı.
Büyükelçi, Özellikle Aden'deki olaylardan sonra Riyad anlaşmasının geri kalan kısımlarını uygulamak için yapılan toplantılarla ilgili şunları kaydetti:
“Anlaşmanın taraflarına Riyad'a gelmeleri için resmi davette bulunduk ve ayrıca temaslarımız aracılığıyla onları davet ettik. Riyad'a vardıklarında toplantılar ve tartışmalar olacak.”

-Anlaşmada belirtilen maddeler hakkında detay verebilir misiniz? Hangi kısımlar kaldı? 
“Aslında çok fazla madde var. Ancak karmaşık değiller ve üzerinde çalışılabilir. Bu konu zorunlu olarak tarafların birbirine cevap vermesini gerektiriyor. BAE’deki ve koalisyon ülkelerindeki kardeşlerimizin katılımıyla bu krizi ele almak için bir arabulucu ve koalisyon lideri olarak rolümüzü gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Herkes bunu başarmak için samimiyetle çalışıyor. Ancak Riyad Anlaşması'nın uygulanmasını sağlamak için taraflardan yanıt almaya ihtiyacımız var.”



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.