Netanyahu’nun kampı İslami Hareket ile ittifaka karşı mücadele ediyor

Netanyahu ve Kahol Lavan partisi lideri Gantz'ın Tel Aviv'deki seçim afişi. (AP)
Netanyahu ve Kahol Lavan partisi lideri Gantz'ın Tel Aviv'deki seçim afişi. (AP)
TT

Netanyahu’nun kampı İslami Hareket ile ittifaka karşı mücadele ediyor

Netanyahu ve Kahol Lavan partisi lideri Gantz'ın Tel Aviv'deki seçim afişi. (AP)
Netanyahu ve Kahol Lavan partisi lideri Gantz'ın Tel Aviv'deki seçim afişi. (AP)

İsrail’de parlamento seçimlerinin sonuçlarının netleşmesiyle Mansur Abbas başkanlığındaki İslami Hareket Birleşik Arap Listesi’nin başbakanı belirlemede karar verici konumda olabileceği ortaya çıktı. Ardından Başbakan Binyamin Netanyahu'ya yakın isimler liste ile ittifaka yönelik  açıklamalarda bulunmaya başladılar. Nitekim sağcı kampta sert bir tartışma yaşanıyor.  Netanyahu'ya savaş ilan etmekle tehdit eden parti liderleri, sağcı rakiplerinin kendisiyle ittifaka girmesini sağlama talebinde bulundular.
Salı günü düzenlenen seçimlere dair n sonuçlar, Netanyahu ve müttefikleri liderliğindeki muhafazakar Likud partisinin 120 sandalyeli Knesset'te çoğunluğu elde edemediğini ortaya koydu. Bu durum, kıdemli liderin Birleşik Arap Listesi ile bir tür ittifak arayışına girme olasılığını artırdı.
Aralarında liderliğe yakın olanlar da dahil olmak üzere bir dizi Likud yetkilisi, Netanyahu'ya karşı isyan bayrağı açmaya yönelik işaretler gösterdi. Yetkililer, Netanyahu'nun iki kamp arasındaki eşitliğe boyun eğmemesi gerektiği yönündeki mesajlarını sosyal medyadaki destekçileri aracılığıyla yaymaya devam etti. Nitekim Likud’dan ayrılan sağcı milletvekillerini yeni partilerinden ayrılmaya ve üslerine geri dönmeye ikna etme ve bu yönde zor kullanma mesajları verildi. Bu yöndeki gönderilerden birinde “Evlerinin bahçelerini binlerce göstericiyle doldurabiliriz. Böylece Netanyahu'nun kampına katılmadıkça ve bir hükümet kurmak için gereken çoğunluğu ona sağlamadıkça rahat olarak uyumalarına izin vermemiş oluruz” ifadeleri kullanıldı.
Resmi olarak sonuçların cuma günü yayınlanması beklenen seçimde sayım oranı yüzde 99’a ulaştı. Gayri resmi seçim sonuçlarına göre siyasi kamplarda durumun değişmeyeceği kaydedildi. Nitekim şu an Netanyahu'nun kampında 52 sandalye, karşı kampta 57 sandalye yer bulunuyor. Merkezde ise 4 sandalye elde eden İslami Hareket Birleşik Arap Listesi ve 7 sandalye ile Naftali Bennett başkanlığındaki Sağ İttifakı (Yemina) bulunuyor. Bennett baskılara boyun eğerek Netanyahu'ya katılsa bile bu 61 sandalyeye ihtiyaç duyulduğu için hükümetin kurulması sağlanamayacak.
Netanyahu’nun önündeki bir diğer olasılık da diğer kamptaki milletvekillerini kendi tarafına çekmek. Ancak Gideon Saar liderliğindeki Tikva Hadasha (Yeni Umut) Partisi ve Avigdor Liberman başkanlığındaki Evimiz İsrail (Yisrael Beiteinu) Partisi gibi kamplardaki muhalif sağcı milletvekilleri, Netanyahu’nun görevden alınması yönündeki ısrarlarını sürdürüyorlar. Nitekim siyasi kaynaklar, Netanyahu'ya yakın olanların, iki taraf arasındaki temasları zorlamak amacıyla Saar'a yakın kişilerle görüştüğünü ancak taleplerinin reddedildiğini ve Saar'ın muhalefette kalma pahasına onlara katılma niyetinde olmadığını bildirdi. Kendisine açık kapı bırakılmayan Netanyahu’nun önünde, iki tarafla da müzakere edeceğini ve her kim taleplerine cevap verirse onunla ittifak kuracağını bildiren İslami Hareket seçeneği bulunuyor.
Netanyahu'ya yakınlığı ile bilinen İsrail Yerleşim Birimleri Bakanı Tzachi Hanegbi, Abbas’ın bu yöndeki açıklamalarını memnuniyetle karşılayarak Arap vatandaşları temsil edenlerle ittifak kurmada olusuz bir durum görmediğini belirtti. Netanyahu’nun sağ kolu olan parlamentodaki Koalisyon Bloğu Başkanı ise siyasetin, İslami Hareket’i koalisyona dahil etmek gibi cesur kararlar gerektirdiğini öne sürdü. Likud'dan ayrılıp Zehut (Kimlik) Partisi'ni kuran aşırı sağcı Moşe Feiglin bile Mansur Abbas ile kurulacak sağ ittifakı memnuniyetle karşılayacağını belirtti. Feiglin, Facebook hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bence Mansur Abbas, İşçi Partisi lideri Merav Michaeli veya Liberman'dan çok daha fazlasını hak ediyor. Abbas daha iyidir. Bir Yahudi değil, İsrail devleti istediniz ve aldınız. Devam et Mansur!”
Diğer yandan Dini Siyonizm Listesi partisi Bezalel Smotrich ise İslami Hareket ile yapılacak herhangi bir ittifaka şiddetle karşı çıktı. İslami bir hareket ile ittifakın Siyonist harekete son vereceğini öne süren Smotrich “Bu hareket ile ortak olan bir koalisyon hükümetine katılmayı kabul etmemiz mümkün değil. Netanyahu’nun kısıtlanması aleyhinde oy kullanmaktan kaçınma konusunda anlaşılsa bile” dedi. Ortağı Itamar Ben-Gvir da konuya dair şunları söyledi:
“Müslüman Kardeşler, Yahudilere karşı ırkçı bir harekettir. Bu nedenle ona karşı savaşır, mücadele ederiz. Bu hareketin Gazze’deki kolu Hamas, İsrail’deki kolu ise Mansur Abbas liderliğindeki İslami Hareket’tir. Öyleyse onun da içerisinde olduğu bir hükümet kurmayı hayal etmeyin.”
Söz konusu engeller göz önüne alındığında Netanyahu liderliğinde bir hükümet kurmak giderek zorlaşıyor. Karşı kamp ise Netanyahu’nun içinde olmadığı tüm partileri içeren bir koalisyon kurmaya çalışırken bu çatışmalardan yararlanıyor. Aynı zamanda Mansur Abbas ile bir hükümet kurmayı da teklif ediyor.



ABD’yle ticaret anlaşması Hindistan lideri Modi’nin başını ağrıtabilir

Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
TT

ABD’yle ticaret anlaşması Hindistan lideri Modi’nin başını ağrıtabilir

Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)

Washington ve Yeni Delhi arasındaki ticaret anlaşması, Hindistan Başbakanı Narendra Modi için yeni sorunlar yaratabilir. 

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Şubat'taki açıklamasında Hindistan'la yaptıkları anlaşma kapsamında Asya ülkesine uygulanan gümrük tarifesini yüzde 50'den 18'e indireceğini duyurmuştu. 

Trump, buna karşılık Hindistan'ın ABD'ye uyguladığı gümrük vergilerini sıfıra indireceğini ve Rusya'dan petrol alımını durduracağını savunmuştu. Yeni Delhi yönetimi henüz Rus petrolünün alımına ilişkin bir açıklama yapmadı.

Geçen hafta cuma günü, ABD'li ve Hintli müzakerecilerin yayımladığı ortak bildiride, Rusya'dan petrol alımının durdurulmasına yönelik herhangi bir taahhütte bulunulmadı. 

Ancak Beyaz Saray'ın pazartesi günü yayımladığı bilgilendirme metninde, tarifelerin "Hindistan'ın Rusya Federasyonu'ndan petrol sevkıyatını durdurma taahhüdü dikkate alınarak" kaldırıldığı belirtildi. 

Tarifelerde sağlanan indirim, ABD pazarına ihracat yapan Hint şirketlerinde büyük rahatlama yarattı. 

Ancak Hindistan'ın 5 yıl içinde 500 milyar dolarlık Amerikan malı satın alma taahhüdü soru işaretleri doğurdu. Bu, fiilen ülkenin ithalatını ikiye katlamak anlamına geliyor. 

New York Times'ın analizinde, ABD'den gelecek tarım ürünlerinin geçim kaynaklarını zora sokacağından endişelenen Hintli çiftçiler başta olmak üzere birçok sendikanın bugün greve gideceği hatırlatılıyor. 

Yeni Delhi ve Washington arasındaki anlaşmanın martta son halini alması bekleniyor. Muhalefet ise anlaşmayı "ulusal çıkarların toptan teslimi" diye niteleyerek, bunun kritik pazarları haksız rekabete açacağını ve yerli üreticileri korumasız bırakacağını söylüyor. 

Analizde, Beyaz Saray'ın bilgilendirme metninde yer alan "bakliyat" maddesine de dikkat çekiliyor. 

Hindistan Tarım Bakanı Shivraj Singh Chouhan, bu hafta yaptığı açıklamada ülkenin bakliyatta kendine yeterlilik politikasını duyurmuş, Yurtdışından bakliyat ithal etmek utançtır" demişti. ABD'yle ticaret anlaşmasının çiftçileri koruyacağını da savunmuştu.

Haberde, bu maddenin daha sonra kaldırıldığı ancak son hali verilene dek anlaşma metninde gidilecek diğer değişikliklerin Modi yönetimini daha da zora sokabileceği yazılıyor. 

Reuters'ın analizinde de iki ülke arasındaki toplam mal ticaretinin geçen yıl 132 milyar doları bulduğu, Hindistan lehine 41 milyar dolarlık ticaret fazlası çıktığı anımsatılıyor. 

Dolayısıyla uzmanlar, Hindistan'ın anlaşma kapsamında 5 sene boyunca yılda 100 milyar dolarlık ABD malı ithal etmesinin gerçekçi olup olmadığını sorguluyor. Analistlere göre bu ancak Yeni Delhi'nin özel olarak ABD'den alımı teşvik eden politikalar uygulamasıyla mümkün olabilir. 

Emkay Global'den ekonomist Madhavi Arora, "Hesaplar tutmuyor. Hedef gerçekçi olmaktan ziyade iddialı" diyor. 

Independent Türkçe, New York Times, Reuters


Amerikan paralı asker şirketi, Gazze’ye dönüyor: Ellerinde Filistinlilerin kanı var

Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
TT

Amerikan paralı asker şirketi, Gazze’ye dönüyor: Ellerinde Filistinlilerin kanı var

Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)

Gazze'deki tartışmalı yardım kuruluşu Gazze İnsani Yardım Vakfı'nın (GHF) güvenliğini sağlayan Amerikan paralı asker şirketi, bölgede yeni rol üstlenmek için ABD Başkanı Donald Trump'ın Barış Kurulu'yla iletişime geçti. 

Amerikan paralı asker şirketi UG Solutions'dan çarşamba günü yapılan açıklamada, Gazze'de yeni görevlerde yer almak için "ABD liderliğindeki Barış Kurulu'na bilgi ve öneriler sunulduğu" belirtildi. 

Detayları paylaşılmayan önerilerin "olumlu karşılandığı" savunulurken, Barış Kurulu'nun güvenlikle ilgili önceliklerini netleştirmesinin bekleneceği ifade edildi. 

Şirketin açıklaması, Reuters'ın dünkü haberinin ardından geldi. Birleşik Krallık merkezli haber ajansı, UG Solutions'ın "savaş deneyimine sahip, Arapça bilen sözleşmeli savaşçıları işle almak için ilan açtığını" yazmıştı. 

ABD ve İsrail destekli GHF'nin Gazze'deki yardım faaliyetleri kaosa yol açmış, erzak dağıtım noktalarında yüzlerce Filistinli öldürülmüştü. UG Solutions da vakfın yardım kamyonlarını ve dağıtım tesislerini korumak için Gazze'ye paralı asker konuşlandırmıştı.

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu (STK), GHF'nin yardım dağıtım noktalarının Filistinliler için ölüm tuzağına dönüştüğünü söylemişti. Vakıf, ABD arabuluculuğunda İsrail ve Hamas arasında 10 Ekim'de ateşkes sağlanmasının ardından faaliyetlerini sonlandırmıştı. 

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Direktörü Amjad Şava, UG Solutions'ın Gazze'nin yeniden inşasında rol oynamasına yönelik planları eleştirerek şunları söylüyor: 

GHF ve onun arkasında duranların elinde Filistinlilerin kanı var; Gazze'ye dönmelerine izin verilemez.

UG Solutions'tan Reuters'a gönderilen açıklamada, şirkete bağlı paralı askerlerin yardım alanlarını ve bunların çevresini korumakla görevli olduğu, İsrail ordusunun veya Filistinli militanların eylemleriyle bağlantısı bulunmadığı savunuldu. 

Şirketin sitesindeki iş ilanında, "altyapının güvenliğini sağlamak, insani yardım çalışmalarını kolaylaştırmak ve dinamik bir ortamda istikrarı sağlamak" gibi görevleri içeren "Uluslararası İnsani Güvenlik Görevlisi" pozisyonu dikkat çekiyor. Adaylarda tercihen "küçük ve hafif silahlarla" ilgili deneyim de aranıyor.

UG Solutions'ın sözcüsü, ilanların Gazze'de olası sözleşmeler için açıldığını söylüyor. Ayrıca firmanın operasyonlarını genişletip Suriye'deki petrol ve doğalgaz sektöründe hizmet vermek amacıyla ekip kurmayı planladığı aktarılıyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Reuters


Trump'ın ticari hamleleri sürüyor: Dev anlaşmadan çekilebilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın ticari hamleleri sürüyor: Dev anlaşmadan çekilebilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump'ın, ilk döneminde müzakere ettiği kapsamlı Kuzey Amerika ticaret anlaşmasında ABD'nin taraflardan biri olarak kalmasının sebeplerini danışmanlarına sorduğu bildiriliyor. Bu durum, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nın bu yaz yapılacak zorunlu incelemesinden önce gündeme geldi.

Adları açıklanmayan yetkililer Bloomberg'e, başkanın Amerikan halkı için her zaman daha iyi bir anlaşma aradığını ve yönetimin 2020'nin başlarında yasalaşan ilk anlaşmayı hemen onaylamayı hedeflemediğini söyledi.

ABD Ticaret Temsilciliği ofisinden bir yetkili, olası değişikliklerin ulusal menşe kuralları, kritik mineraller, işçi korumaları ve damping gibi konularda güncellenmiş şartları içerebileceğini belirtti.

Beyaz Saray, Trump'ın Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın yerini alan anlaşma hakkında tereddütleri olduğunu kamuoyuna doğrulamadı.

Yönetimden bir yetkili Reuters'a, "Başkanın kendisi tarafından açıklanmadığı sürece, olası başkanlık eylemi hakkındaki tartışmalar temelsiz spekülasyonlardır" diye konuştu.

sdcvds
Başkan Trump'ın ilk döneminde müzakerelerine katıldığı ABD-Meksika-Kanada anlaşmasından ABD'nin çekilip çekilmeyeceğini değerlendirdiği bildiriliyor (AP)

Trump'ın anlaşmadaki muhatapları, ABD'nin yakın zamanda anlaşmadan çekileceğinden bahsetmedi.

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum basın toplantısında, "Buna inanmıyoruz ve görüşmelerde de hiç dile getirilmedi çünkü bu onlar için çok önemli" dedi.

Öte yandan Kanada Başbakanı Mark Carney salı günü Trump'la "olumlu bir görüşme" yaptığını söyledi. Görüşmede ticaret anlaşmasının yanı sıra Trump'ın Michigan ve Ontario'yu birbirine bağlayan, uzun zamandır planlanan köprünün açılışını engelleme tehdidi de ele alındı.

Tahmini 2 trilyon dolarlık malla hizmeti kapsayan ve birçok ürünü ABD'nin gümrük vergilerinden muaf tutan serbest ticaret anlaşmasının iptali, Kuzey Amerika ekonomisi için büyük sonuçlar doğuracak ve otomotiv üretimi gibi yurtdışına hayli entegre haldeki endüstrileri etkileyecektir.

Anlaşmanın temmuzdan itibaren zorunlu olarak gözden geçirilmesi planlanıyor. Yenilenirse, gelecek 16 yıl boyunca yürürlükte kalacak. Yenilenmezse, taraflar anlaşmayı 2036'da sona erene kadar her yıl gözden geçirebilecek.

Anlaşmadan geri çekilmek, Donald Trump'ın uzun süredir ABD'nin ortaklarına karşı sergilediği sık sık çatışmacı yeni ticaret ve diplomatik tutumunun en son evresine işaret edecektir.

Başkan, Çin'le artan bağları nedeniyle Kanada'yı yüzde 100 gümrük vergisiyle tehdit etti ve Meksika da dahil Küba'ya petrol sağlayan ülkelere vergi uygulama tehdidinde bulundu.

Kuzey Amerika'da süregelen gerilimlerin bir işareti olarak, Carney geçen ay Davos'ta yaptığı tarihi konuşmada, ABD'nin 1900'lerin ortalarından beri liderliğini yaptığı temel kurallara dayalı uluslararası düzenin "geri gelmeyecek bir kurgu" olduğunu söylemişti.

Carney, kendisini ayakta alkışlayan kalabalığa, "Büyük güçler, güç ve çıkarlarının engelsiz takibi için kural ve değerlere uyuyormuş gibi yapmayı bile bırakırsa, işlemselcilikten elde edilen kazanımların tekrarlanması daha zor hale gelecektir" demişti.

Independent Türkçe