Suudi Arabistan’da günlük vaka sayısı Ekim ayından bu yana ilk kez 500’ü aştı

Sağlık Bakanlığı Sehhaty uygulaması üzerinden kayıt olma çağrısını tekrarladı (SPA)
Sağlık Bakanlığı Sehhaty uygulaması üzerinden kayıt olma çağrısını tekrarladı (SPA)
TT

Suudi Arabistan’da günlük vaka sayısı Ekim ayından bu yana ilk kez 500’ü aştı

Sağlık Bakanlığı Sehhaty uygulaması üzerinden kayıt olma çağrısını tekrarladı (SPA)
Sağlık Bakanlığı Sehhaty uygulaması üzerinden kayıt olma çağrısını tekrarladı (SPA)

Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, günlük yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayısının Ekim ayından bu yana ilk kez 500’ün üzerine çıktığını bildirdi.
Sağlık Bakanlığı tarafından bugün yapılan açıklamada, son 24 saatte 510 kişide daha koronavirüs tespit edildiği ve ülkedeki toplam vaka sayısının 387 bin 297’ye çıktığı bildirildi.
Bakanlık, 630’u ağır hasta olmak üzere ülkedeki aktif vaka sayısının 4 bin 452 olduğunu belirtti.
Açıklamada, 372’si son bir günde olmak üzere şu ana kadar 376 bin 203 kişinin iyileştiği de ifade edildi.
Bakanlık, son 24 saatte 7 kişinin hayatını kaybetmesiyle toplam can kaybının 6 bin 637’ye yükseldiği bilgisini de verdi.
Sağlık Bakanlığı, aşı olmak için herkese Sehhaty uygulaması üzerinden kayıt yaptırma çağrısını bir kez daha yineledi.
Sağlık Bakanlığı ayrıca, sağlık hizmetleri hakkında bilgi almak isteyenlerin 7/24 hizmet veren 937 numaralı çağrı hattını aramasını da önerdi.
4 bölgede 9 cami geçici olarak kapatıldı
Suudi Arabistan İslami İşler, Davet ve Rehberlik Bakanlığı, cemaat arasında koronavirüse yakalanan kişilerin olmasının ardından bugün 4 bölgede yer alan 9 camiyi geçici olarak kapattı.
Toplamda 47 günde geçici olarak kapatılan cami sayısı 373’e ulaştı. Sterilizasyon işlemlerinin ardından bunlardan 357’si ise açıldı.
Bakanlık, herkesi ihtiyati tedbirlerle ilgili tüm talimatlara uymaya ve camilere gelenlerin güvenliği ve sağlığı için bu konuda işbirliği yapmaya çağırdı.



ABD’den Rus petrolüne muafiyeti uzatma sinyali

Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
TT

ABD’den Rus petrolüne muafiyeti uzatma sinyali

Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)

ABD, İran savaşının yarattığı enerji krizini önlemek için Rus petrolüne getirdiği muafiyeti uzatabilir.

ABD Hazine Bakanlığı, mart ortasında yayımladığı açıklamada, halihazırda denizde taşınma aşamasındaki Rus petrolüne uyguladığı yaptırımı 11 Nisan'a kadar kaldırmıştı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan kaynaklar, bugün sona eren muafiyetin büyük ihtimalle uzatılacağını söylüyor.

Yetkililere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, muafiyet süresinin uzatılmasını görüşmek için perşembe günü Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump'la bir araya geldi. Kaynaklardan biri, Bessent ve Trump'ın "bunun iyi bir fikir olduğunda mutabık kaldığını" belirtiyor.

Ancak henüz Washington'dan bu yönde bir resmi karar açıklanmadı.  

Beyaz Saray ve Hazine Bakanlığı yetkilileri de Reuters'ın yorum talebini reddetti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in özel temsilcisi Kiril Dmitriyev, yaptırımların geçici olarak askıya alınmasıyla 100 milyon varil Rus ham petrolünün piyasaya sürüleceğini bildirmişti.

Semafor'un aktardığına göre, Rusya bazı işlemlerde petrol satışlarından günde 150 milyon dolar gelir elde etmiş.

Trump yönetimi, İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini durma noktasına getirmesi nedeniyle fırlayan petrol fiyatlarını kontrol altında tutmak için İran petrolüne yaptırımları da geçici olarak askıya almıştı.

Bessent, 20 Mart'taki açıklamasında denizde bekleyen İran petrolünün satışına izin veren, dar kapsamlı bir lisans yayımladıklarını, bu hamleyle yaklaşık 140 milyon varil petrolü hızla küresel piyasaya sunarak arz üzerindeki baskıyı hafifletmek istediklerini belirtmişti. Beyaz Saray'ın muafiyet kararı 30 günlüğüne geçerli.

Öte yandan Trump yönetiminin Rusya ve İran petrolüne yaptırımları askıya alma kararı hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçilerin tepkisini çekmişti.

Avrupa Birliği de Beyaz Saray'ın hamlesini eleştirmişti.

Semafor'un görüş aldığı analistlere göre Washington, Rus petrolüne uygulanan muafiyetin uzatılması halinde benzer bir adımın İran petrolü için de atılabileceğini savunuyor.  

Barack Obama döneminde Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı'nda yaptırımlarla ilgili çalışmış Edward Fishman, "En azından ara seçimlere kadar, Trump yönetiminin Rus petrolüne yeniden sert önlemler alacağı bir senaryo hayal etmekte zorlanıyorum" diyor.

Analist, Rusya ve İran'ın, "Amerika'nın politika taleplerine boyun eğmek ya da yaptırım baskısıyla karşı karşıya kalmak seçenekleriyle sınırlı olmadıklarını gösterdiğini" vurguluyor.

Independent Türkçe, Reuters, Semafor


Kaynaklar: İran’ın yeni Dini Lideri ağır yaralarla mücadele ediyor

Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
TT

Kaynaklar: İran’ın yeni Dini Lideri ağır yaralarla mücadele ediyor

Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)

Reuters, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in yakın çevresinden olduğu belirtilen üç kaynağa dayandırdığı haberinde, Hamaney’in savaşın başlarında babasının hayatını kaybettiği hava saldırısında yüz ve bacaklarından ağır yara aldıktan sonra hâlâ iyileşme sürecinde olduğunu bildirdi.

Kaynaklara göre, İran’ın başkenti Tahran’ın merkezindeki Bastur bölgesinde bulunan komuta kompleksine yönelik saldırıda Hamaney’in yüzünde ciddi deformasyon oluştu ve her iki bacağında ağır yaralanmalar meydana geldi.

İsimlerinin gizli kalmasını isteyen kaynaklar, 56 yaşındaki Mücteba Hamaney’in iyileşme sürecinin devam ettiğini, ancak zihinsel kapasitesini koruduğunu ifade etti.

Kaynaklar ayrıca, Hamaney’in üst düzey yetkililerle sesli konferanslar aracılığıyla toplantılara katıldığını ve ABD ile yürütülen müzakereler dahil olmak üzere kritik karar süreçlerine katkı sunduğunu aktardı.

Bu iddialar, İran’ın son yıllardaki en ciddi krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğu ve aynı zamanda İslamabad’da bugün başlaması beklenen barış görüşmeleri öncesinde yönetim kapasitesine ilişkin tartışmaların arttığı bir dönemde geldi.

Reuters, söz konusu bilgileri bağımsız olarak doğrulayamadığını da not düştü.

19 Mart 2026’da Tahran’da, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in resminin yer aldığı bir afişin yanından geçen insanlar (Reuters)19 Mart 2026’da Tahran’da, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in resminin yer aldığı bir afişin yanından geçen insanlar (Reuters)

Belirsizlik

Mücteba Hamaney’in nerede olduğu ve sağlık durumuna ilişkin belirsizlik sürerken, ülke yönetimini ne ölçüde yürütebildiğine dair soru işaretleri de devam ediyor. Saldırının ardından kendisine ait hiçbir fotoğraf, video ya da ses kaydının yayımlanmadığı belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Mücteba Hamaney, 28 Şubat’ta, savaşın ilk gününde gerçekleştirilen ve eski Dini Lider Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği saldırıda ağır yaralandı.

İran makamları, yaralanmaların niteliğine ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, devlet televizyonunda görev yapan bir sunucunun onu göreve getirildikten sonra ‘canbaz’ (savaşta ağır yaralanan kişi) olarak tanımladığı aktarıldı.

Söz konusu iddialar, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in 13 Mart’ta yaptığı ve Mücteba Hamaney’in yaralandığını ve muhtemelen yüzünün zarar gördüğünü söylediği açıklamayla da örtüşüyor.

ABD istihbarat kaynaklarına dayandırılan bir değerlendirmede ise Hamaney’in bir bacağını kaybetmiş olabileceği ileri sürüldü.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve İsrail makamları konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.

Ortadoğu Enstitüsü’nden analist Alex Vatanka, durumun ciddiyetinden bağımsız olarak, tecrübesiz bir yeni liderin babasının sahip olduğu mutlak otoriteyi kısa sürede kurmasının zor olduğunu belirtti. Vatanka, Mücteba Hamaney’in zamanla etkisini artırabileceğini ancak bunun yıllar alabileceğini ifade etti.

Kaynaklardan biri ise önümüzdeki bir iki ay içinde Dini Lider’in görüntülerinin kamuoyuna sunulabileceğini, ancak bunun yalnızca sağlık durumu ve güvenlik koşulları uygun olduğunda gerçekleşeceğini aktardı.

Mücteba’nın rolü

İran’ın siyasi sistemi uyarınca, Dini Lider geniş yetkilere sahiptir. Dini Lider, 88 din adamından oluşan bir kurul tarafından seçilirken, doğrudan seçilmiş cumhurbaşkanını denetler ve İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) başta olmak üzere kendisine paralel çalışan kurumları da yönlendirir. Bu yapı, DMO’ya önemli bir siyasi ve askerî nüfuz alanı sağlar.

İran’ın ilk Dini Lideri Ruhullah Humeyni, devrimin lideri olarak neredeyse mutlak bir otoriteye sahipti ve döneminin en etkili din adamı kabul ediliyordu. Onun halefi Ali Hamaney ise dini açıdan daha düşük bir otoriteye sahip olmasına rağmen, 1989’da liderliğe getirilmeden önce cumhurbaşkanlığı görevini yürütmüş ve ardından on yıllar boyunca özellikle DMO’nun güçlenmesinden de yararlanarak siyasi etkisini pekiştirmiştir.

grafik

Reuters’a konuşan üst düzey İranlı kaynaklar, Mücteba Hamaney’in babasıyla aynı mutlak yetki düzeyine sahip olmadığını ve savaş sürecinde stratejik kararlarda en baskın aktörün DMO olduğunu ifade etti. Kaynaklara göre DMO, Hamaney’in bu göreve gelmesine katkı sağlayan ana güçlerden biri oldu.

Reuters, İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) misyonundan Hamaney’in yaralanmalarının boyutu ve kamuoyu önüne neden çıkmadığına dair sorularına yanıt alamadığını belirtti.

Yetkililer ve süreci yakından takip eden kaynaklar, Mücteba Hamaney’in uzun yıllardır babasının ofisinde en etkili isimlerden biri olduğunu, devletin en üst kademelerinde güç kullanımı konusunda deneyim kazandığını ve DMO içindeki üst düzey isimlerle yakın ilişkiler geliştirdiğini belirtti.

Alex Vatanka ise Mücteba Hamaney’in sert çizgiyi sürdürme ihtimalinin yüksek olduğunu, ancak dünya görüşüne dair belirsizliklerin devam ettiğini ifade etti.

Habere göre Mücteba Hamaney’in kamuoyuna yönelik ilk açıklaması 12 Mart’ta yayımlandı. Bu açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması gerektiği ve bölge ülkelerinin ABD üslerini kapatması çağrısı yer aldı.

O tarihten bu yana ofisinden kısa yazılı açıklamalar yayımlanırken, Nevruz dolayısıyla 20 Mart’ta yapılan açıklamada yeni yılı ‘direniş yılı’ olarak tanımladığı aktarıldı.

Bu süreçte İran’ın dış politika, savaş, diplomasi ve iç güvenlik konularına ilişkin pozisyonlarını ise üst düzey diğer yetkililer kamuoyuna aktarmaya devam etti.

Mizahi paylaşımlar... “Mücteba nerede?”

İran içinde Mücteba Hamaney’in ortadan kaybolması ya da kamuoyuna görünmemesi, sosyal medyada ve mesajlaşma uygulamalarındaki gruplarda geniş tartışmalara yol açtı. İnternet erişiminin zaman zaman kesintili olması nedeniyle bu tartışmaların ancak sınırlı ölçüde yayılabildiği, buna rağmen Dini Lider’in sağlık durumu ve ülkeyi kimin yönettiğine dair çok sayıda soru ve teori ortaya atıldığı bildirildi.

Sosyal medyada dolaşan içerikler arasında, boş bir koltuğun bir ışık altında gösterildiği ve “Mücteba Hamaney nerede?” ifadesinin yer aldığı mizahi paylaşımlar da bulunuyor.

Buna karşılık, hükümete destek veren bazı isimler ise liderin gözlerden uzak kalmasının güvenlik açısından zorunlu olduğunu savunuyor. Bu görüşe göre, ABD ve İsrail saldırılarının üst düzey isimleri hedef aldığı bir ortamda, kamuya açık görünürlük ciddi bir risk oluşturuyor.

Besic mensubu bir kişi de benzer bir görüşü dile getirerek, “Neden açıkça ortaya çıksın? Onu bu suçluların hedefi haline getirmek için mi?” ifadelerini kullandı.


Epstein mağdurları, Melania Trump’a öfkeli: “Sorumluluktan kaçıyor”

Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)
Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)
TT

Epstein mağdurları, Melania Trump’a öfkeli: “Sorumluluktan kaçıyor”

Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)
Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın eşi Melania Trump'ın Jeffrey Epstein'le ilgili açıklamaları, milyarder iş insanının fuhuş ağındaki istismarlara maruz kalanların tepkisini çekti.

ABD First Lady'si, Beyaz Saray'da perşembe günü yaptığı açıklamada, Epstein'le herhangi bir bağlantısı bulunmadığını ve onun suçlarından haberi olmadığını savundu.

55 yaşındaki Melania Trump, açıklamasında şunları söyledi:

Beni utanç verici Jeffrey Epstein'le ilişkilendiren yalanların bugün sona ermesi gerekiyor. Hakkımda yalan söyleyen kişiler etik standartlardan, alçakgönüllülükten ve saygıdan yoksundur. Onların cehaletine itiraz etmiyorum ancak itibarımı lekelemeye yönelik kötü niyetli girişimlerini reddediyorum.

First Lady, Epstein'in suç ortağı Ghislaine Maxwell'le de hiçbir bağlantısı olmadığını öne sürdü.

Melania Trump, Epstein'in fuhuş ağının bir parçası olmadığını ve pedofil iş insanının kendisini Donald Trump'la tanıştırmadığını iddia etti.

First Lady'nin hangi suçlamalar üzerine bu açıklamaları yaptığı bilinmiyor. Baş danışmanı Marc Beckman, "'Artık yeter' dediği için sesini yükseltti. Yalanlar sona ermelidir" ifadelerini kullandı.

Donald Trump da cuma günü New York Times'da yayımlanan söyleşisinde, First Lady'nin açıklaması hakkında önceden bilgi sahibi olmadığını savunurken, "konuyla ilgili konuşma hakkının olduğunu" belirtti.

Melania Trump'ın, ABD Kongresi'ni Epstein'in suçlarının mağdurlarını merkeze alan kamuya açık bir duruşma düzenlemeye çağırması da dikkat çekti.

Ancak First Lady'nin açıklamaları, fuhuş ağındaki istismarlara maruz kalanları öfkelendirdi.

Aralarında Epstein'e karşı mücadelenin önde gelen isimlerinden Virginia Giuffre'nin erkek ve kız kardeşinin de yer aldığı 13 kişilik bir grup, yayımladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Jeffrey Epstein'in mağdurları ortaya çıkarak, şikayette bulunarak ve ifade vererek şimdiden olağanüstü bir cesaret sergiledi. Onlardan daha fazlasını istemek adalet değil, sorumluluktan kaçmaktır.

Grubun perşembe akşamı yaptığı açıklamada, First Lady'nin "iktidarı koruyup yükü mağdurların omzuna yüklediği" de belirtildi.

Ayrıca Trump'ın "Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'na" hâlâ tam olarak uymadığı vurgulandı. Sözkonusu yasa, Epstein davasıyla ilgili belgelerin eksiksiz şekilde açıklanmasını öngörüyor.

Açıklamada Trump'ın bu ay başında görevden aldığı Adalet Bakanı Pam Bondi'ye de dikkat çekildi. Bondi, Epstein dosyalarının yayımlanması sürecinin gecikmesi nedeniyle hem Cumhuriyetçi hem de Demokratlardan eleştiri almıştı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Bu durum dikkatleri, gizlenen dosyalar ve mağdurların kimliklerinin ifşa edilmesi hakkında hesap vermesi gereken Pam Bondi'den de uzaklaştırıyor. Bu ihmaller, suç ortaklarını korurken hayatları tehlikeye atmaya devam ediyor.

Adalet Bakanlığı, Epstein davasına ait yaklaşık 6 milyon belgenin sadece 3,5 milyonunu kamuoyuyla paylaştı.

Independent Türkçe, Guardian, BBC, New York Times