Cezayir halk hareketi, seçimleri reddetmeye devam ediyor

26 Mart’ta başkent Cezayir’deki halk hareketine katılanlar (AFP)
26 Mart’ta başkent Cezayir’deki halk hareketine katılanlar (AFP)
TT

Cezayir halk hareketi, seçimleri reddetmeye devam ediyor

26 Mart’ta başkent Cezayir’deki halk hareketine katılanlar (AFP)
26 Mart’ta başkent Cezayir’deki halk hareketine katılanlar (AFP)

Cezayirli güvenlik yetkilileri, 26 Mart’ta haftalık düzenlenen gösteriler hakkında yayınlanan video ve fotoğrafların dolaşımını önlemek için Cuma namazı öncesinde sosyal medya organlarına erişimi engelledi.
Yüzlerce eylemci, 2019 sonlarında gerçekleşen değişikliklere inanmadıklarını dile getirmek için Cuma namazı sonrasında Diduş Murad, Asle Hüseyin, Zigud Yusuf, Hasibe bin Bouali caddelerine, Maurice Audin ve Merkez Postane meydanlarına akın etti. Aralık 2019’da, Abdulmecid Tebbun aynı yılın Nisan ayında sokak baskısı altında istifa eden Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın yerine iktidara geçti.
Protestoların 110. haftasında eylemciler, gelecek 12 Haziran’da yapılması planlanan erken parlamento seçimlerini, ‘rejimin ömrünü uzatmayı amaçlayan yol haritası çerçevesine girdiği gerekçesiyle’ reddettiler. Muhalefet partisi Kültür ve Demokrasi için Birlik’ten (RCD) 20 yaşındaki bir eylemci, ellerinde “Çetelerle seçim yapılmaz” yazılı bir pankart taşıdı. 2 Nisan 2019 sabahı Buteflika liderliğindeki eski iktidar ekibi hakkında, eski Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Kayed Salih tarafından ilk kez ‘çete’ terimi kullanılmış ve Buteflika’ya hastalık nedeniyle iktidarda kalamayacağı gerekçesiyle istifa çağrısı yapılmıştı. Bu kelime, özellikle Cumhurbaşkanı Tebbun olmak üzere yetkililerin dillerinde kullanılmaya devam etti. Onlara göre söz konusu kelime, devlet organlarında yaygın olan eski dönemden miras alınmış yolsuzluğu yönetenlere işaret ediyordu. Bu noktada Tebbun’un, Buteflika döneminde uzun yıllar boyunca iktidarda kalmış olması dikkat çekici bir durum.
Merkez Postane meydanındaki eylemciler, ellerinde eski Cumhurbaşkanı Buteflika ve dönemin yetkililerine karşı sokaklarda yürüttüğü gösteriler nedeniyle iki yıldan fazla bir süredir hapiste olan Abdullah bin Naum da dahil olmak üzere, birçok vicdan mahkumunun fotoğraflarını taşıdı. Başbakanlar Ahmed Uyahya ve Abdulmelik Sellal gibi Buteflika döneminden olan çok sayıda isim, yolsuzluk suçlamasıyla hapiste.
Ülkenin batısındaki en büyük şehir olan Vahran’dan gazeteciler, polisin şehir merkezlerinde bir gösteri başlatmak üzere olan eylemcileri dağıttığını açıkladı. Ancak bu durum, ‘ordunun egemenliğini’ kınayıcı sloganlar atan eylemcilerin, Vahran’ın ortasından geçen tramvay yolundaki yürüyüşlerini engelleyemedi. Eylemciler, Tebbun’un da ‘ordunun düzenlediği hileli seçimlerin sonucunda iktidara geldiğini’ savundu.
Doğuda kabile şehirleri Tizi Vuzu, Becaye ve Buyra’da binlerce kişi, Tebbun ve genelkurmay başkanına karşı sert sloganlar atarak gösteri düzenledi. Eylemciler, 1 Kasım’daki anayasa referandumunda ve daha önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi ‘sonucun sıfır olacağını’ belirttikleri yasama seçimlerini boykot etti. Kabail bölgesindeki seçim sonuçlarında herhangi bir sonuca ulaşılamamıştı.

Arşivi araştırmacılara kapatma krizi yıllardır gündemde
Tarih araştırmacıları, Cumhurbaşkanı Tebbun’a yazdıkları bir mektupta, Ulusal Arşivler Kuruluşu Müdürü Abdulmecid Şeyhi’nin ‘ulusal hareketin’ (sömürgecilik döneminde Cezayirli partilerin faaliyeti) tarihi ve kurtuluş devrimi ile ilgili belgelere erişebilmeleri için emir vermesini istediler. Arşivi araştırmacılara kapatma krizi yıllardır gündemde. Suçlama parmakları ise uzun bir süredir arşivlere başkanlık eden Şeyhi’ye yöneltilmiş durumda. Kendisi bir süredir Cumhurbaşkanının ‘hafızadan sorumlu’ danışmanı olarak görev yapıyor.
Araştırmacıların tezlerinde yer alan önemli isimler arasında Fransa’da yaşayan Daho Gerbal, Muhammed el-Gursu ve Amer Muhanned Ammar da bulunuyor. Mektupta şu ifadelere yer veriliyor;
“Genel olarak ulusal tarihe ve özel olarak da ulusal hareketin ve özgürlük devriminin tarihine gösterdiğimiz özene rağmen, 8 Mayıs 1945 (Ulusal Hafıza Günü) kararnamesine ve ulusal tarihle ilgilenen ‘el-Hafıza’ kanalının açılmasına rağmen, sizin için arşivlerden ve ulusal hafızadan sorumlu bir danışman pozisyonu oluşturmuş olmazına rağmen, ulusal hafıza konusuna artan ilgiye ve ulusal medyadan tekrar tekrar yaptığımız çağrı ve protestolarımıza rağmen arşiv dokümantasyon kaynaklarına erişemedik.”
Aynı şekilde mektupta, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, özellikle de Cezayir kurtuluş savaşıyla ilgili olarak, 50 yıldan daha eski olan gizli arşive erişimi kolaylaştırma kararına dikkat çekildi. Macron’un kararı, Cezayir’de memnuniyetle karşılanmıştı.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.