Netanyahu, muhalefet partilerini ikna edemiyor

Bir hafta süren Pesah Bayramı öncesindeki ayinlerinin bir parçası olarak dün Kudüs'te dua edip mayalı ekmek yakan Dindar Yahudiler (EPA)
Bir hafta süren Pesah Bayramı öncesindeki ayinlerinin bir parçası olarak dün Kudüs'te dua edip mayalı ekmek yakan Dindar Yahudiler (EPA)
TT

Netanyahu, muhalefet partilerini ikna edemiyor

Bir hafta süren Pesah Bayramı öncesindeki ayinlerinin bir parçası olarak dün Kudüs'te dua edip mayalı ekmek yakan Dindar Yahudiler (EPA)
Bir hafta süren Pesah Bayramı öncesindeki ayinlerinin bir parçası olarak dün Kudüs'te dua edip mayalı ekmek yakan Dindar Yahudiler (EPA)

İsrail merkezli medya kuruluşları İsrail parlamentosu Knesset’te yedi sandalyesi bulunan Aşırı Sağ Partiler Birliği (Yemina) Başkanı Naftali Bennett’in Likud, Yeş Atid (Gelecek Var), Şas, Dini Siyonizm, Mavi-Beyaz İttifakı, Birleşik Tevrat Yahudiliği, İşçi, İsrail Evimiz, Yeni Umut ve Meretz partilerindeki üst düzey yetkililerle “İsrail'i kaostan kurtarmak ve devleti geri kazanıp görevlerini normal bir şekilde yerine getirmesini sağlamak için” toplantılar yaptığını bildirdi.
Kaynaklara göre Bennett, geçtiğimiz salı günü yapılan son seçimlerde hükümeti kurabilecek belli bir galip çıkmadığı için oluşan krizden siyasi partiler için net bir çıkış yolu olmaması ışığında, İsrail’i iki yıl içinde beşinci kez seçimlere gitmekten kurtarmanın en iyi yolunu arıyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mavi-Beyaz İttifakı lideri Benny Gantz ve Yeni Umut Partisi Başkanı Gideon Saar gibi diğer partilerdeki eski müttefiklerini çekmeye çalışırken, bu liderler ve çoğu partinin başkanı Netanyahu'yu sahneden çıkarmaya çalışıyor. Netanyahu, Gantz ve Saar’a dönüşümlü başbakanlık teklifinde bulunmuştu ve bu teklifte daha sonra istifa etmeye hazır olduğu da yer alıyordu.
İsrail merkezli Kanal 12 Netanyahu’nun Saar’ı hükümetin kurulup güçlendirilmesinin ardından istifa etmek şartıyla, kendi başkanlığındaki hükümete katılmaya çağırdığını söyledi. Netanyahu, hükümeti kurduktan bir yıl sonra istifa edeceğini vurguladı ancak Saar bu teklifi alaya aldı. Aynı şekilde Gantz da buna benzer bir teklifi reddetti ve Netanyahu’ya atıfta bulunarak “Cezai dosyalarla suçlanan bir kişinin yargılanması ile değil, devlet ile meşgul olan dürüst bir hükümet kurmak için çalışacağım” dedi. Gantz “Durumu değiştirmeyi taahhüt eden herkesle görüşmeler ve toplantılar yapılıyor” dedi.
Mavi-Beyaz İttifakı Başkanı, Yahudilerin yaklaşan Pesah Bayramı’nın “gerekenden daha fazla süren siyasi kölelikten çıkışın bir sembolü” olmasını umduğunu dile getirdi.
Saar ise Netanyahu’ya “İsrail Devleti, iktidar koltuğuna yapışmaya devam etmesinden daha önemliyse” siyasi hayattan çekilmesi için çağrıda bulundu.
Bu sırada muhalefet partisi lideri Yair Lapid, Knesset’in çalışmaları için “Organizasyon Komitesi” başkanlığını devralmasına izin verecek kadar referans toplamaya çalışıyor. Bunun amacı komitenin mevcut başkanını görevden alıp yeni bir başkan seçmek ve ardından da Netanyahu'nun başbakanlığa aday olmasını engelleyecek bir yasa çıkarmak. İsrail Evimiz Partisi Başkanı Avigdor Lieberman da bunun gerçekleşmesi için çaba harcadığını duyurdu.
Yeş Atid Partisi lideri Lapid, Liberman ile sabah bir toplantı yaptı. İkili “hükümeti kurma olasılıklarını inceledi” ve “yakın bir zamanda tekrar toplantı yapma konusunda anlaştı”.
Dördüncü seçimler daha karmaşık bir sahne oluşturduktan sonra, beşinci kez seçimlere gitmenin nasıl önleneceği hala bilinmiyor.
Netanyahu'yu destekleyen sağ blok 52 sandalye kazanırken, başbakana muhalif partiler, 7 sandalyeli Yemina Partisi ve 4 sandalyeli Birleşik Arap Listesi hariç 57 sandalye kazandı.
Netanyahu'nun düşük bir çoğunluk elde etmek için iki partiye ihtiyacı var. Ancak aşırı sağ ile Birleşik Arap Listesi arasında iş birliği yapılması imkansız gibi görünüyor ve muhalifler katılmadığı sürece Yemina tek başına yeterli olmayacak.
The Times of Israel'in kurucu editörü David Horovitz seçim ile ilgili şu yazısını paylaştı:
“Netanyahu’yu destekleyen blok Knesset’teki 120 sandalyeden 52’sini aldı. Netanyahu’ya muhalif olan bloğun ise 57 sandalyesi bulunuyor. Daha çok Netanyahu’ya kayabilecek Naftali Bennett başkanlığındaki Yemina Partisi’nin yedi sandalyesi var. Seçimlerde en dikkat çeken şey ise -üç İsrail kanalında son derece titiz bir şekilde yapılan seçim örneğinde Knesset’e girmesi beklenmeyen- 1948 İslami Hareket Birleşik Arap Listesi’nin 4 sandalye kazanması oldu. Bu, Netanyahu’yu destekleyen veya karşı çıkan iki bloğun da çoğunluğu elde etmek için net bir yolu olmadığı anlamına geliyor. Bizi şu andan itibaren aylar sonra beşinci seçim turundan kurtarabilecek tek şey, birbirlerinden uzak ideolojilere siyasi partiler arasında mantıksız bir birleşme olması.”
Horovitz “Her ikisi de eşcinselliğe karşı olan bir Arap partisi ile Arap karşıtı bir partiyi kapsayan sürrealist bir koalisyon mu? Böyle sürrealist bir ittifak fikri çoktan ortaya atıldı ve reddedildi. Ancak tekrar ortaya atılabilir” dedi.
Horovitz “Bu satırları yazıncaya dek Netanyahu, seçimlerden önce fikri reddetmesine rağmen Birleşik Liste’ye dayanma olasılığı hakkında karar vermiş veya reddetmiş değildi. Ancak Dini Siyonizm Partisi Başkanı Bezalel Smotrich ve Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) Partisi Başkanı Itamar Ben Gafir sert bir şekilde müdahale ettiler ve Smotrich ‘Benim sıramda olmayacak’ dedi. Böylece, Netanyahu’nun yeniden seçilmesine giden bu yolun kapandığı anlaşılıyor. Tabi bu yol tekrar canlandırılmazsa…” dedi.
Horovitz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gantz, Netanyahu'yu tekrar kurtaracak mı? (...) Geçen yılın aksine, şu an Netanyahu’yu kurtarmak yerine devrilmesi konusunda ısrarcı. Yemina Partisi lideri Bennett, Netanyahu’ya görevinde kalması için yardım edecek mi? Bennett de açık bir şekilde Netanyahu’ya güvenilemeyeceğini söyledi. Netanyahu, Likud Partisi’nden eski bakan Gideon Saar liderliğindeki Yeni Umut Partisi saflarından Knesset üyelerini kendi tarafına çekmeyi başarabilecek mi? Netanyahu’nun yardımcılarının kendileriyle iletişime geçmeye başladığını söyleyen Saar ve partisindeki meslektaşları, böyle bir şeyin olmayacağı konusunda ısrar ediyor. Netanyahu karşıtı blokun içerisinde, Lapid liderliğinde ya da Lapid’in Saar veya Bennett ile dönüşümlü olacak şekilde çok farklı koalisyonlar oluşturma çabaları devam ediyor. Tüm farklı varyasyonlar, zıt ideolojilerin resmi yükümlülüklerden geri çekilmesini gerektirecek. Bütün ihtimaller belirsiz ve hiçbiri net bir siyasi istikrar olasılığı sunmuyor.”
Horovitz “Devlet bütçesi olmadan işlemeyen bir parlamentoyla iki yıldan daha kısa bir süre içerisinde kesin bir sonucun olmadığı dört seçim. Tüm bunlar seçim sisteminin bozuk olduğunu gösteriyor. En azından şimdilik demokrasinin direkleri hala sağlam” dedi.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.